Biri çıkar AKP’ye geçecek der, biri çıkar Genel Başkanımızla olan fotoğrafıma laf eder.
Ben şu mecrada olduğum süre boyunca kimleri tek başıma nasıl kudurttuğumu iyi biliyorum.
İnadına da hem mücadeleye hem de verdiğim rahatsızlıktan gurur duymaya devam edicem.☺️✌️
Hadi ya .. Aynı hassasiyeti sizden olmayanlara da gösteriyor musunuz? Mesela olmayan delillerle 18 ay tutuklu kalan mühendislere, çalışmadığı projeden tutuklu İBB çalışanına. Eyleme katılan Boğaziçi öğrencisine ..
Esenyurt’ta seçilmiş Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer’i görevinden uzaklaştırıp yerine kayyum atadınız. Kayyumun yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın evinde 450 bin dolar bulunduğu, kız kardeşi üzerinden 212 milyon liralık para transferi yaptığı iddiaları ortaya çıktı.
Ahmet Özer’e “denetleme sorumluluğun vardı” diyenler, kayyum Can Aksoy’un denetleme sorumluluğunu neden sorgulamıyor?
Esenyurt halkının iradesine müdahale edenler, atadıkları yönetimde yaşananların hesabını vermelidir!
Cafer Parlak, #Eyüpsultan Belediye Başkan vekili seçildi.
Cafer Parlak, Eyüpsultan Belediyesi önünde konuştu:
"Çok kıymetli Eyüp halkı, saatlerce bizi burada bekleyen değerli örgütümüz, bizleri ekranları başında izleyen bu ülkenin onurlu insanları, hepinizi 31 Mart 2024 tarihinde 116.200 oy alan ve şerefiyle, namusuyla işi gücü Eyüpsultan olan, şu an zindanda tutsak olan Doktor
Mithat Bülent Özmen’in kalbi duygularıyla selamlıyorum.
Biz, biz emanetçiyiz.
Biliyoruz ki şu an hukukolmasa da Doktor Mithat Bülent Özmen en kısa zamanda aramızda olacaktır. O gelene kadar bizler mevcut grubu olarak bu emanete sahip çıkacağız.
Herkes bunu böyle bilsin.
Başkanımız gözaltına alındığı süreden bu yana bütün meclis üyesi arkadaşlarımız gerek finansal gerek kişisel tehditlerle sürecin dışına itilmeye çalışıldı.
Bugün de gördünüz, beş tane arkadaşımız tehditle o tarafa oy vermek zorunda kaldı.
Doktor Mithat Bülent Özmen'in onuruna yakışır bir şekilde bu meclis kararını aldık.
Bütün Eyüp halkıns hayırlı olsun."
Mansur Yavaş’ın başka partiye katılacak iddialarına itibar etmemeliymişiz.
Niye etmeyelim ki?
En son biri, “annem beni evlatlıktan reddeder, eşim beni boşar, karakterime ters” vs diyordu…
Neredeyse “Çocuklarımın üzerine yemin ederim!” diyecekti.
Sonra ne oldu?
Bir baktık, annesi de razı, eşi de razı, karakteri de ikna olmuş!
Ne dönüştü ama👏👏
Hanginize güvenelim?
Muharrem İnce, otobüsün üstünden inmiyor, Ekrem de Ekrem diyordu, sonra “yiğidim aslanım burada yatıyor” çalıyor…
Ardından ışıkları görelim…
Elleri sallayalım…
Hazır mıyız?
Nazım Hikmet’ten şiirler…
Bir ara otobüssüz kalan Özgür Özel ve arkadaşlarına otobüsünü verdiği söyleniyordu İnce’nin…
Mitinge, Özgür Özel sürpriz yapıp, İnce’nin kıymetli annesini getiriyor…
Duygusallık, şakalaşmalar…
Sonra bir baktık “Gel bakalım Muharrem” diyenin, beni seçimde yalnız bıraktılar diyenlerin yanına koşmuş Muharrem İnce…
Sen de Mansur Başkan…
İyisin, hoşsun da…
Sen de otobüsün üstündeydin…
Ekrem diyordun, yol arkadaşım diyordun…
Sonra yine arada “yiğidim aslanım burada yatıyor” çalıyordu…
Elleri görelim, ışıkları açalım…
Kırlangıçları indirelim…
Derken…
Daha birkaç ay önce Özgür Özel ve arkadaşlarıyla Anıtkabir’e yürüyordun parti binasında olanlara tepki için…
Ardından hiçbiri olmamış, yaşanmamış gibi tarafsızlık vurguları…
Sanki dün hiç yokmuş gibi…
Sanki o meydanlara hiç seslenilmemiş...
O otobüslere hiç çıkılmamış.
O sözler hiç söylenmemiş…
Yiğidim aslanım burada yatıyor çalmamış gibi…
Şimdi bize deniyor ki…
“Başka partiye geçeceği iddialarına itibar etmeyin.”
İyi de biz zaten iddialardan çok, geçmişte verilen sözlerle sonrasında yaşananlar arasındaki farktan yorulduk!
Bir gün yan yana duruyorsunuz, ertesi gün birbirinize mesafe koyuyorsunuz…
Dün alkışladığınızı bugün eleştiriyor, dün eleştirdiğinizle bugün aynı safta buluşabiliyorsunuz…
Sonra da bizden her yeni açıklamanızı, daha önce hiçbir şey söylememişsiniz gibi kabul etmemizi bekliyorsunuz…
Sahi…
Biz hanginize, hangi birinizin sözüne, hangi gününüze güvenelim?
Dünü, bugünü, yarını birbiriyle çelişmeyen, çelişmeyecek olan biri var mı?
İmdat!
Cemil Tugay'ın AKP'ye geçmesi nedeniyle AKİT TV'de canlı yayında "İzmir fethedilmelidir. Yani, yunanlılardan sonra ikinci kez fethediliyor. Bunu bütün kalbimle söylüyorum" diyen Hüseyin Şeyhanlıoğlu hakkında İstanbul Anadolu Cum. Başsavcılığı'na suç duyurusu yaptım.
@AnadoluCBS
Kılıçdaroğlu'na dair beni en çok şaşırtan noktalardan biri, bu derece fütursuzca ve sıklıkla yalan söyleyebilmesi ve bu yalanları büyük bir pişkinlikle geçiştirebilmesi. @kilicdarogluk, CB seçimlerinin ikinci turunda %48,5 değil, %47,8 oy aldı. Bir Cumhurbaşkanı adayı aldığı oyu yanlış hatırlayamayacağına göre KK, neredeyse iki senedir bu konuda alenen yalan söylüyor ve 2017 referandumundaki Hayır oranını (onu da kaybetti!) kendi CB seçim oyu gibi lanse ediyor.
KK, genel başkan olduğu dönemde yüzlerce milyon liralık ihale verdiği iş insanının kurultay sonrasında tüm ofis masraflarını karşıladığı iddiasına cevap bile veremedi. Deniz Göktaş'ın kendisine “CHP'yi sal artık” dediği iddiasını KK'nin hem kendisi, hem avukatı defalarca yalanladı. Göktaş ilk fırsatta bu iddiayı doğruladıktan sonra KK'den ses çıkmadı. Genel başkan olduğu dönemde grup başkanvekili olan Burcu Köksal başta olmak üzere aday yaptığı birçok vekil ve belediye başkanı AKP'ye geçmişken bu konuda ağzını bile açmadı. 2024 seçimleri sonrası tebrik ziyaretine gittiği Cemil Tugay'ı “aday yapmayın” dediğini söyledi ve bu iddiası da anında yalanlandı.
Bir insan canlı yayında, doğru olmadığı bu kadar kolay ortaya çıkan yalanları nasıl arka arkaya söyleyebilir anlamıyorum. Ama bu seviyedeki yalan söyleme alışkanlığını sadece Kılıçdaroğlu'nun karakter sorunu olarak geçiştirmek mümkün değil. 13 yıl CHP genel başkanı olarak partinin üst düzey kadrolarını, ardından Altılı Masa sürecini bu tarz yalanlar, arkadan iş çevirmeler ve seçmenleri kandırma yöntemleriyle şekillendirdi. Kılıçdaroğlu'nun yarattığı bu sorunlu siyaset kültürü muhalif siyaseti kirletmeye devam ediyor.
Derdimi dinleyen olur mu?
Gazetecilik mesleğini yapılamaz hâle getirdiler. Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı’nın tutuklanması, Murat Ağırel ile İsmail Saymaz’a ev hapsi verilmesi; Ali Tarakçı’yı istifa haberinden, Fatih Ergin’i maddi hatadan dolayı tutuklamak izahı olmayan işlerdir.
Fatma Betül 2,2 milyar TL ile huzurlu, gazeteciler tutuklu öyle mi? Meslea, Hayati Yazıcı’nın oğlunun varlığına koyulan tedbir 1 saat nasıl kalkar? Ortağı neden intihar etti? İstediğiniz herkesi mi tutuklayacaksınız? Enflasyonla böyle mi mücadele ediyorsunuz? Yabancı yatırımcıyı bu yollarla mı davet edeceksiniz? Uyuşturucuyla veya yeni nesil çetelerle böyle mi mücadele edeceksiniz?
Ülkeyi çiftlik gibi yöneterek 86 milyona gelecek sunacağınızı mı sanıyorsunuz, yoksa umrunuzda değil mi?
Her neyse, Fatma Betül 2 milyar TL’yi iade edince hukuktan yırttı mı yani? :)
Ama olsun, siz bugün Ataşehir’i, belki yakında Eyüp’ü, üç vakte kadar da İBB’yi alacaksınız, öyle değil mi?
Sanal bir dünyadasınız. Elinizdeki mührü tarihe vurduğunuzu sanıyorsunuz. Vurduğunuz tek şey mahkeme müzekkereleri, Cemil Tugay’ın transfer evrakı vesaire…
Halk korkudan konuşamıyor. İki lokma geçim derdi milyonlara yetiyor. Denizi görmeden İstanbul’da yaşayan, çeltik parası için traktörüyle isyan eden köylüler, sandık geldiğinde nasıl olsa AKP diyor.
12 milyon üyeniz var. Acaba bizden daha mı mutlu yaşıyorlar?
Mutlular mı bilmiyorum ama daha rahat iş bulabildikleri, tacirlerse daha rahat iş aldıkları kesin.
Mesela, 2. Barodaki bir avukatın kamu bankası dosyası alması mı daha olası, yoksa 1. Barodaki avukatın mı?
Ya da Eğitim-İş sendikasına üye bir öğretmen mi müdür olabilir, yoksa Eğitim-Bir-Sen üyesi mi?
Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi bir genç mi hâkimlik mülakatını geçebilir, TÜRGEV mensubu bir genç mi?
Bizleri eziyorsunuz. Her ne iş yapıyorsak orada eziyorsunuz.
İktidarınıza gücümüz yetmiyor. Haykırmak ve Yaradan’a sığınmak dışında yol bırakmadınız.
Yaradan, sizi ve bizi aynı planda yaratmadı mı yoksa?
Murat Ağırel her zaman doğruları söyleyen cesur bir gazetecidir.
Murat Ağırel yalnız değildir!
Murat Ağırel'e büyük bir destek ve moral alkışı rica ediyorum.
İlk alkış benden 👏👏👏👏👏👏👏
Herkese merhaba.
Çok fazla arayan, soran ve mesaj gönderen olmuş. Herkese tek tek yanıt vermek yerine tembellik edip buradan toplu teşekkür etmek istedim.
Öncelikle arayan, soran, mesaj gönderen ve merak eden tanıdık tanımadık herkese teşekkür ederim.
Dün akşam hastaneden taburcu oldum. Şimdilik her şey yolunda.
By-pass ameliyatı sonrasında da kaldığımız yerden devam edeceğimizi umuyorum.
Daha yapacak çok iş, peşine düşülecek çok fazla hırsız ve suçlu var.
Bir gazeteci daha gözaltına alındığını duyurdu. Sözcü muhabiri Mustafa Balcı kısa süre önce savcılığa ifadeye çağırıldığını yazdı sonra da gözaltına alındı. Anayasa’da “Basın hürdür sansür edilemez” yazıyorsa gereğini yapın. Gazetecileri gözaltına almaktan vazgeçin