Çorlu, Hendek, Aladağ ve Soma katliamı gibi birçok davanın avukatlığını üstlenen, mağdur ailelerin sesini çığlık olup duyuran, bir karıncanın yaşam hakkı için bile yeri göğü inleten avukatımız Can Atalay, tam 318 gündür tutuklu.. #GeziyiSavunuyoruz
Can tüm hayatını mağdurların hakkını savunmakla geçirdi ve yaklaşık 4,5 senedir de kendi hakkı için mücadele ediyor çünkü maalesef ne muhalefet ne de vekili olduğu partisi onun için dişe dokunur hiçbir şey yapmıyor.. #CanAtalayaÖzgürlük
Can tüm hayatını mağdurların hakkını savunmakla geçirdi ve yaklaşık 4,5 senedir de kendi hakkı için mücadele ediyor çünkü maalesef ne muhalefet ne de vekili olduğu partisi onun için dişe dokunur hiçbir şey yapmıyor.. #CanAtalayaÖzgürlük
Sevgili yurttaşlar,
Aralarında benim de olduğum yüzlerce seçilmiş, siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar sadece siyasi tutumları nedeniyle, haksız hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutuluyor.
Bizden tüm yaşananlara razı olmamız, olan biteni talihsizlik sayıp susmamız bekleniyor.
Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim.
Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
Meclis’in açıldığı bugün, Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve emekçilerin, yoksulların, bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak için 24 saatlik açlık grevine başlıyorum.
Bu aynı zamanda, Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için bir çağrıdır.
Ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesi sesini yükseltmeye çağırıyorum. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız.
Ş. Can Atalay -Seçilmiş Hatay Milletvekili-
Belgesel'e emeği geçen herkese; Can Atalay'ın arkadaşlarına, onların adına yapımcılığı üstlenen ve
yurtiçinde ve yurtdışıda 48 gösterime belgeseli bizzat ulaştıran Av.Kemal Aytaç abime, yönetmen Zeynep Erpamir ve Volkan Evcim'e, belgesele sesini katan sevgili yoldaşım Barış Atay'a, gösterimi için emek harcayan, zaman ayırıp izleyen,
destek veren katkı sunan tüm dostlara teşekkür ederim.
Filmi aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
https://t.co/Plu5kwz41V
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Deniz Göktaş'ın Kur'an'ı kastederek söylediği sözler üzerine...
1- En favori kitap...
2- Benim de favorim diyor.
3- Çevirisi başarısız diyor. Her çeviren başka türlü çeviriyor ve herkes başka seyler anlıyor diyor...
4- Son kitap denilmesi çok iddialı zira o dönemde kitaplar daha yeni yeni yazılıyor diyor. (Kur'an'a inanmadığını belirtiyor aslında)
5- 1200'lü yıllarda yine böyle bir kitap yazılmalıydı diyor. (Zira insan yaşamı çok değişti demek istiyor.)
6- Ama kitabın yazarı (İslam'ın Allah'ı) Kur'an'a son kitap dediği için yenisini göndermiyor, diyor.
7- Domuz da yeneyiversinler derken de yeni kitap gelseydi bu yasağı kaldırırdı ve başka pek çok yeni düzenleme yapılırdı iddiasında bulunuyor.
Bir inançsız olarak Deniz Göktaş'ın bunları söylemesi doğal degil mi?
Biz de inananlar olarak, yanılıyorsun Deniz, bu sözlerine kesinlikle katılmıyoruz, demeliyiz. Konu işte bu denli basit. Bunda soruşturma açılacak ne var?
Bir de kimileri çıkıp dinî konularda şaka yapılmaz diyor.
İyi de Anadolu halk kültüründeki dinî konularla ilgili yüzlerce fıkrayı nereye koyacaksınız? O fıkralar hâlâ anlatılmaya devam ediyor.
Buluttan nem kapar gibi her şakadan inanç krizi çıkarmak pek sağlıklı bir tutum değil. Zira bu, inanç zayıflığına delalet eder.
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
İyi ki doğdun Can Atalay..
50. yaşını özgür günlerde, sevdiklerinle kutlamanı temenni ederdim ama biraz daha sabır..biz zaten hep burada, seni bekliyor olacağız..senin de dediğin gibi; umudu dürtüp umutsuzluğu yatıştırmaya hiç durmadan devam edeceğiz..
Seni çok seviyoruz..
Bir annenin evladına son bakışı..hem de daha 17 yaşında, ihmaller yüzünden kaybettiği evladına..umarım bu sefer gerçek sorumluların yargılanması bir temenni olarak kalmaz ve imza yetkisi bulunan en alt kademedeki yetkili bile gereken cezayı alır.. #kartalkayafacia
Ayşenur’un o haliyle bile ağlamamak için kendini tutuşu ve evladına son bakışları,
Savaş’ın her şeye rağmen ortamı şenlendirme, olayın ciddiyetini unutturma çabası,
ve Ela’nın “seni çok seviyorum, iyi ki benim annemsin” demesi..
Ahh be #aysenurparlak ahh.
Çorlu, Hendek, Aladağ ve Soma katliamı gibi birçok davanın avukatlığını üstlenen, mağdur ailelerin sesini çığlık olup duyuran, bir karıncanın yaşam hakkı için bile yeri göğü inleten avukatımız Can Atalay, tam 324 gündür tutuklu.. #GeziyiSavunuyoruz
Çorlu, Hendek, Aladağ ve Soma katliamı gibi birçok davanın avukatlığını üstlenen, mağdur ailelerin sesini çığlık olup duyuran, bir karıncanın yaşam hakkı için bile yeri göğü inleten avukatımız Can Atalay, tam 310 gündür tutuklu.. #GeziyiSavunuyoruz
Çorlu, Hendek, Aladağ ve Soma katliamı gibi birçok davanın avukatlığını üstlenen, mağdur ailelerin sesini çığlık olup duyuran, bir karıncanın yaşam hakkı için bile yeri göğü inleten avukatımız Can Atalay, tam 300 gündür tutuklu.. #GeziyiSavunuyoruz
Taha Duymaz abisiyle konuşmuş, hala hayatta..abisi daha fazla dayanamaz demiş..lütfen artık yardım gönderin, gencecik bir kardeşimiz daha göz göre göre ölmesin..
Hatay antakya akevler mahallesi 432.sokak no:2/2 bedi sabuncu ortaokulu yanı sarı bina
TahaDuymaz YardımBekliyor
Çorlu tren kazasının 12. duruşması da tutuksuz bitti..dava sonrası konuşan @misra_oz ;
“Gereği düşünüldü ve gereği yine yapılmadı..nerden bulduklarını bilmediğim bir cüretle bize ve heyete kafa tutuyorlar..ukalalar ve insanların acısına saygı duymayacak kadar ahlaksızlar”..