@selinsonmezz_ Can yeleğini belinden kendine bağlaman için iki elininde boş olması lazım çünkü suya düşersen ipini bağlamazsan seni tutmaz başından sıyrılır.eğer kadın çocugunu kucağında tutarak düştüyse bu yeleği kendine sabitleyemedi.Çünkü çocuğunu tutuyordu ama yeleği ona bağlayabilir.!
Yine halk bir kumar masasında kaybetti.bir kumar oynandı ,halkın önüne bir balık atıldı,ipi kendisinde olan.Sonra ipi usulca çekerek , nevaleyi topladıktan sonra , İpin ucunu kesip denize attılar.çünkü ipin ucunu da kendisini de iyi tanıyorlardı.Zaaf/$
15 temmuz halk günüdür :)
Eskiden zenginler tatillerini yurt dışında yapardı. Bugün ise tatillerini Türkiye'de geçirmeyi tercih ediyorlar. Buna karşılık, orta gelirli kesim ve diğer tatilciler yurt dışına yöneliyor.
Sinsiliği, aptallığı, geri zekalılığı, şark kurnazlığını görebilen, gözlemleyebilen keskin bakışlara sahipseniz, çok az insanla gerçek bi ilişki kurabilirsiniz.
İnsan ilişkilerinde aklınızda tutmanız gereken en önemli bilgeliklerden biri: bir kişi bir şeyi başkasına yapıyorsa, zamanı gelince size de yapar. Bu yasanın hiçbir acabası, hiçbir istisnası yoktur.
Deniz Göktaş...
Kendisini bilmezdim, hiç de izlemedim.
Ancak Şamil Tayyar başta olmak üzere “karşı mahalle” bu kadar promosyonunu yapınca merak edip izledim...
Eski bir karikatürcü, mizahçı abiniz olarak şöyle diyeyim...
Bu çocuk artık 24 senedir unutmuş olduğumuz bir şeyi yapıyor... Gerçek anlamda mizah yapıyor. Ve bence çok da yetenekli.
Çizgisi Cem Yılmaz’ın toplumu patlatasıya güldürüp lümpenleştirici çizgisinden çok farklı... Güldürürken “uyandırıyor”.... Uyutmuyor!
Ben çok ama çok sevdim.
Yalakalığa alışmış kalabalıkların beğenmemesini de anlayabiliyorum.
İkili İlişkilerin üzerine çöken bu
“taktik” ve “strateji” dili, aslında
bağ kurma kapasitemizin çoktan iflas ettiğinin ilanıdır.
İlişkileri emekle inşa edilen bir ortaklık ve ömürlük bir yol arkadaşlığı olmaktan çıkarıp, kazananı ve kaybedeni olan bir satranç tahtasına çeviren bu zihniyet;
en başta insanın kendi otantik benliğini çürütüyor. Bir ilişkide “hamle yapmayı” kutsayan her öğreti, o ilişkiyi bağ olmaktan çıkarıp birbirini ölçmeye, test etmeye ve manipüle etmeye dayalı bir tüketim performansına hapsediyor.
Narsistler yalanlar söyleyip, sizi neden diğer insanlara kötüler?
Kendilerini masum göstermek için
Kendi üzüntülerinin acısını sizden çıkarmak için
Mutlu olmanızı istemedikleri için
Sizi cezalandırmak için
İnsanların üzüntülerinden keyif aldıkları için
Yaptıklarının ortaya çıkmasını istemedikleri için
Saygınlığınızı ve güvenilirliğinizi yok etmek için
İnsanlarla aranızın bozulmasını istedikleri için
İntikam almak için
Dikkati kendi yaptıkları kötülüklerden uzaklaştırmak için
İnsanların size kızması için
Kurbanı oynamaktan utanmadıkları için
Sizi diğer insanlardan uzaklaştırıp, yalnız bırakmak için
Gerçekleri anlatmanızdan korktukları için
İnsanların size inanma ihtimalini azaltmak için
Sizi kıskandıkları için
Hatalarını kabul etmek yerine yalan söylemek daha kolay geldiği için
Diğer insanların kendilerine destek olması için
İnsanlara zarar vermekten zevk aldıkları için
Kontrolü sağlamak için
Amaçlarına ulaşmak için
Sizi kötüleyerek saygınlık kazanacaklarını zannettikleri için
İnsanları etkileyip, kontrol edebildiklerini görüp kendilerini güçlü hissetmek için
Üzerinizde sosyal baskı yaratmak için
Öz saygıları ve karakterleri zayıf olduğu için
Yaptıklarının sonucunu yaşayacaklarını düşünmedikleri için
Yalanlarının ortaya çıkacağına ihtimal vermedikleri için
Yalan söyleyip insanları kandırdıklarını gördüklerinde kendilerini zeki hissedecekleri için
Olayları çok boyutlu düşünemedikleri için
Karmaya, ilahi adalete inanmadıkları için
Kurbanı ve mağduru oynamayı alışkanlık edindikleri için
Düşük bilinç seviyesinde oldukları için
Usta oyuncu Haluk Bilginer'in "Babam öldü ama sahneye çıktım" diyenlere yerin dibine soktuğu o sarsıcı tespiti:
🔷 "The show must go on" yani "Şov devam etmeli" lafı kadar aptalca bir laf yoktur.
🔷 Bu, Anglo-Sakson kapitalizminin uydurduğu, "Sen çalışmaya devam et, paralar gelsin" diyen acımasız bir yalandır.
🔷 Efendim neymiş, "Babam öldü ama acımı içime gömüp yine de sahneye çıktım..."
🔷 Halt etmişsin sen!
🔷 Çıkmamalıydın!
🔷 Senin baban ölmüş yahu, bir insanın yaşayabileceği en büyük acı.
🔷 Daha ötesi var mı?
🔷 Benim babam ölecek ve ben o gece sahnede insanları güldürüp soytarılık edeceğim?
🔷 Yok öyle bir dünya.
🔷 O tiyatro perdesi o gün kapanmalı!
🔷 Biz dünyanın en önemli, en kutsal işini falan yapmıyoruz.
🔷 Alt tarafı oyunculuk bu.
🔷 Hiçbir tiyatro oyunu, hiçbir şov insan hayatından ve insan acısından daha değerli olamaz.
Din tüccarları yenildi
Sahte milliyetçiler yenildi
Ak partililer yenildi
Tek bir gol dahi atamadan 24 sene sonra katıldıkları dünya kupasında 48 takım arasından 47. olarak elendiler
Lokmalar dökülsün şerbetler dağıtılsın bugün bizim bayramımız ❤️
allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, vatan millet sakarya edebiyatı, hamaset, goygoy, yaygara, şamata, şımarıklık ve sonuç: 48 takım içerisinde gol atmadan elenen ilk takım.