Hatay'da heykel sanatçısı Mervan Altınorak, 8 ayda 50 bin parça metal ve elektronik atık kullanarak Büyük İskender ve mitolojideki efsanevi atı Bukefalos'un heykelini yaptı.
@KaynakNews Çalıştığım bir yerde 300 tl veriyorlardı 330 tl fişi sisteme girdim diye arayıp 30 tl masrafı sistemden siliyoruz demişlerdi. Bunları savunanda zerre beyin yoktur. 700-800 tl yi geçtim 500 tl den hesaplasan ayda 10000 tl yemek bütçesi çıkaramıyorsan ya uzaktan çalıştırırsın
@nisanyan_index Bir videosunda sevrde toprak paylaşımı yoktu yalnızca işletme hakkı dağıtıldı diyordu. O zaman İngilizler topraklarımızda yatırım mı yapacaktı yoksa talan mı edeceklerdi ? Biz onları iyi mi anacaktık kötü mü ? Aynı ingiliz hindistana gidince yağmacı anadoluya gelince sir oluyor
@tirali Esnafımız hem insan olarak kalitesiz olabiliyor. Ama aşağı yukarı hepsi çok kalitesiz malzeme kullanıyor. Yerli turisti bırak yıllardır nitelikli yabancı turistin ülkemizi tercih etmeme sebeplerinden en önemlisi bu bence.
@tirali Bu sene hem çeşmede hem de midillide iki kısa tatil yaptım ikisinin de ayrı güzelliği var fiyattan ziyade en dikkat çekici konu çeşmede tatil boyu karnım ağrırken midillide yediklerimden herhangi bir rahatsızlık hissetmemdi. İnsanların asıl rahatsızlığı fiyat değil kalite.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
@IBBcozummerkezi bostancı prof dr kemal akgüder caddesinde logar kapağının bitişiğinde böyle bir çukur bulunmaktadır buraya farketmeden bastım ve az dahi sakatlanıyordum. Herhangi bir vatandaş buradan zarar görebilir. İvedilikle çözülmesi için bilginize...
ÇOK ACI KAYBIMIZ !
Yalova 18’nci Ana Üs Komutanlığında icra edilen intibak eğitiminde Hava Harp Okulu 1’nci Sınıf Öğrencisi Harbiyeli Veli Bilgin’i güneş çarpması nedeni ile kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Bu vesile ile şehit olan Hava Harp Okulu öğrencimize Allah'tan rahmet, ailesine ve TSK camiasına sabır diliyorum.
Ne yazık ki bu, tek olay değil !
Geçen yıl İskenderun Deniz Üssünde de benzer şekilde iki askerimiz sıcak çarpması/hipertermi sonucu şehit olmuştu. Aynı hatanın bir yıl sonra tekrarlanması kabul edilemez.
Meteorolojik verilere göre yüksek sıcaklık ve nem uyarısı verilen günlerde açık alan eğitimlerinin ertelenmesi, su/gölge molalarının artırılması ve sağlık ekiplerinin sahada hazır bulundurulması gibi önlemler standart hale getirilmelidir.
Bu çağda; risk yönetimi, planlama ve denetim imkânları bu kadar gelişmişken, geçmişte istisna olan ve çok daha zor coğrafi şartlarda harekat esnasında dahi görülmeyen benzer olayların peş peşe yaşanması ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olarak karşımızda durmaktadır.
Tedavileri devam eden askerî öğrencilerimizin sağlık durumuna ilişkin Millî Savunma Bakanlığının kamuoyunu düzenli, zamanında ve şeffaf bir şekilde bilgilendirmesini bekliyoruz.
Her ne kadar olayla ilgili yargı sürecinin başlatıldığı belirtilse de olayın tüm boyutlarıyla şeffaf biçimde incelenmesini, ihmali ve kusuru bulunan sorumluların tespit edilerek gerekli cezai ve idari işlemlerin uygulanması tüm halkımızın beklentisidir.
Özellikle askeri öğrencilerimiz ve Mehmetçiğimizin Türk milletinin en kıymetli emaneti olduğu tüm yetkililer tarafından unutulmamalıdır.
@bosunatiklama Eğitimde ter dökmeyen savaşta kan döker diye diye abilerimiz, kardeşlerimiz canından oluyor. Bu gerici düşünceye son vermemiz gerekmiyor mu artık? Uygun hava şartlarında ve genel sağlık kontrolüyle bu eğitimleri başlatmak daha doğru olur.