UYARI/YORUM
Ailenin temeline dinamik döşeyen,
basiretin, irfanın ve yardımseverliğin timsali
Anadolu insanını “hödük”, “mal”, “sığır”, “sapık”
vesaire olarak resmederek aşağılayan,
sabah ve öğlen kadın kuşağı
programları kaldırılmalı.
Derhal!
Bu yıl aile yılı mıydı?!
O zaman bu toplumun insanını, değerlerini aşağılayan, toplumun altını oyan, toplumu ruhsuzlaştıran, mankurtlaştıran bu programlar neden yayınlanır ki!?
Reyting kaygısıyla ve toplumun dinamiklerini dinamitlemek için belli mahfiller tarafından hazırlattırılan, toplumun ruh ve zihin sağlığını bozan kadın kuşağı programları derhal kaldırılmalı!
Yeter artık!
YE-TER!
Bu millet sahipsiz mi arkadaş?
Her biri özel şükür gerektiren 6 nimet:
1. Solunum cihazı olmadan nefes alıp vermek.
2. Diyalize girmeden kanın temizlenmesi.
3. Sakinleştirici almadan uyuyabilmek.
4. Serum olmadan normal beslenmek.
5. Ayakların üzerinde yürüyebilmek.
6. Tuvaletini normal yapabilmek.
Ürdün Kralı ile oğlu tatbikat yapıyor!
Hem İngiliz'in hem de Yahudi'nin uşakları!
Korkunun ecele faydası yok!
İslâm dünyasını İsrail'e ve Batılılara peşkeş çeken potkolonyal dönemin kuklaları ve rejimleri sona ermediği sürece İslâm dünyası ayağa kalkamaz!
Bursa’da 4 camiden dönüşümlü okunan ezan: Payitaht ezanı: Asaletin zirvesi, hakikatin güçlü sesi.
Tek kelimeyle: Büyüleyici.
4 cami: Ulu Cami, Yeşil Camii, Emir Sultan Camii ve Yıldırım Bayezid Camii.
Son zamanlarda sinema ve dizi dünyasında tartışılan oyuncu menajeri kişi zincirin sadece bir halkasıdır.
Bu isme odaklanmak asıl görülmesi gerekenleri karartıyor.
Sektör ve sektör zincirini oluşturan parçalar (yapımcı, senarist, yönetmen, sanat grubu, kamera, ışık, ses, makyaj, kostüm, set işçiliği, hatta catering gibi teknik hizmetler) Siyasal Alevicilerin, PKK'lı terörist ve sempatizanlarının, DHKP/C militanları gibi Sol terör örgütlerinin, LGBT'cilerin ve de elbette her dönemde ecnebilerin tekelindedir.
Asıl hadise budur.
Bir de gözden kaçan salon tekeli var.
Eğer bu ülkeye ve değerlerine düşman değilseniz, ezkaza bir de film çekmişseniz sinema salonlarında yer bulamazsınız. Bulsanız da sizin filminizi en alakasız saatlerde gösterime sokup daha baştan batmanızı sağlarlar.
Sonra da "muhafazakârlar ne anlar sinemadan" diye kıs kıs güler, filmi çekenin bile kendinden, kalitesinden şüphe etmesini sağlayıp, "tövbe bir daha film çekmek mi?" dedirtirler.
Aynı yöntem dizi dünyasında da geçerlidir. Bu network'ün istemediği hiç bir dizi tutunamaz, istediği hiç bir dizi de batmaz
( Bkz; Türker İnanoğlu'nun 'Arka Sokaklar'ı 696 hafta.)
Reyting kuruluşları nasıl ki 'Fetö'nün güçlü olduğu dönemde Samanyolu TV' nin ucube dizilerini gün birincisi yaptıysa bugün de bir dolu ucube diziyi zirve(!)ye taşıyorlar.
Asıl çomak reyting kuruluşlarına sokulursa seyreyleyin gümbürtüyü.
Bir oyuncu menajerine takılıp kalmamak gerekir.
Ha, bu arada reytingcilerin TRT'nin bazı dizilerine tolerans göstermeleri, reytingcilerin temiz olduğu anlamına gelmez. (TRT dizilerinin haksız reyting aldığını söylemiyorum. Elbette güçlü diziler var.) Ben adamların istediği gibi at koşturduğunu söylüyorum.
Fazla uzattım.
Bu manzaraya baktığımda gördüğüm şudur; Muhafazakarların sanat üretemediği çıkarımı üzerine kurulmuş, muhafazakarların da sorgulamadan, afiyetle yuttuğu bir dolma var.
"Kültürel İktidar muhafazakarların elinde değil. "
Asıl tesbit şu olmalı;
"Kültürel İktidarı belirleyen PARAMETRELER muhafazakarların elinde değil."
Kalpteki;
Kararsızlığı ancak Allah'a yönelmek giderir.
Dağınıklığı ancak Allah'a itaat etmek toparlar.
Yalnızlığı ancak Allah ile ünsiyete geçmek bitirir.
Hüznü ancak Allah'a sığınıp dua ve tevekkül etmek dağıtır.
İhtiyacı ancak Allah'ı sevmek karşılar.
İbnü'l-Kayyim