@Tanhaskol Yaşanan ağır kriz, toplumun emekçi kesiminin sırtına yıkılamaz. Emekçilerin çalışma ve üretme şevkinin ateşlenmesi için, insanca yaşama koşullarını sağlayacağız. Zorluklar toplumun bütün kesimleri arasında paylaştırılacaktır. Herkes geliri ve serveti oranında fedakârlık yapacak.
İzmir Belediyesine yolsuzluk operasyonu⤵️
— İzmir Menderes Belediyesine yolsuzluk ve rüşvet operasyonu düzenlendi
— Belediye Başkanı İlkay Çiçek dahil 21 kişi gözaltına alındı
ATATÜRKÇÜYÜM DİYENLER BİR DAHA DÜŞÜNÜN !
YENİ PARTİYE BAĞIŞ YAPANLAR NEYİ FİNANSE EDİYORSUNUZ ?
"YENİ Parti niçin Lozan'ın yıldönümünde kuruldu" diye soran Kürtlere YENİ Parti Diyarbakır mv Sezgin Tanrıkulu yanıt verdi:
"Alınganlık etmeyin!
Parti programımızda eşit yurttaşlık, ana dil ve yerel yönetimler meselesi var."
❗İzledim, okudum, biraz da bekledim.. İlk kez YENİ Parti hakkında açıkça yazmaya ve eleştirilerimi dile getirmeye karar verdim..
Önce Kuva-yi Milliye diyeceksiniz, Atatürk diyeceksiniz, milliyetçileri ve Atatürkçüleri yeni bir başlangıca davet edeceksiniz ve ardından 41 sayfalık parti programınıza Kürt sorunu, ana dil haktır, eşit yurttaşlık, yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliği ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın tam uygulanması ifadelerini yerleştireceksiniz..
Sonra Space odalarında Yerel yönetimlerin özerkliği nedir, bunu anlatalım diye kavramın teorik ve idari tanımını uzun uzun aktaracak, Türkiye'nin içinde bulunduğu toplumsal ve siyasi şartları yok sayacaksınız..
Türkçe yazılmış parti programını tekrar Türkçeye çevirir gibi, özerkliğin yalnızca belediyelerin kendi görev alanlarında daha rahat karar vermesinden ibaret olduğunu anlatıp insanların aklıyla dalga geçmeyin.. Metin ortada, kavramlar ortada, Türkiye'de bu kavramların yıllardır hangi siyasi taleplerle birlikte kullanıldığı da ortada..
Sorun bizim kavramın teorik tanımını bilmememiz değil,sizin teorik tanımı öne çıkarıp kavramın Türkiye’deki siyasi kullanımını ve doğurabileceği sonuçları görünmez kılmaya çalışmanızdır..
Elbette idari özerklik ile bağımsızlık aynı şey değildir.. Zaten itirazımız da özerklik eşittir bağımsızlık gibi basit bir denklem değildir.. Mesele, bu kavramın hangi ülkede, hangi tarihsel tecrübe içerisinde, kimler tarafından ve hangi siyasi taleplerle birlikte kullanıldığıdır..
Türkiye, yerel yönetim tartışmasını boş bir zeminde yapmıyor.. Etnik ve bölgesel siyaset yürüten partiler, belediyeler üzerinden yaşanan ağır tartışmalar, terör ve ayrılıkçılık tecrübesi ortadayken belediye özerkliğini yalnızca tarafsız bir idare hukuku meselesiymiş gibi anlatamazsınız..
Ülkede bunların hiçbiri yokmuş, kavramın üzerine hiçbir siyasi anlam yüklenmemiş gibi davranıp özerklik üniter devlete aykırı değildir demek, gerçek soruya cevap vermek değildir..
Çünkü tartışılan şey, bir hukuk kitabında özerkliğin nasıl tanımlandığı değil, Türkiye'nin somut şartlarında idari ve mali özerkliğin hangi yetkileri, hangi kurumlara ve nasıl bir siyasi ortam içerisinde devredeceğidir..
Türkiye'de vatandaşların hukuk, ekonomi, eğitim ve kamu hizmetleri alanında yaşadığı gerçek sorunları çözmek başka şeydir, milyonlarca Kürt kökenli yurttaşı tek ve homojen bir siyasi toplulukmuş gibi Kürt sorunu başlığı altında yeniden tanımlamak başka şeydir..
Kürt vatandaşların tamamının ortak bir etnik statü, özerklik veya farklı vatandaşlık tanımı talebi de yok.. Türkiye'de milyonlarca Kürt kökenli yurttaş kendisini Türk milletinin eşit bir parçası olarak görerek, hayatını ayrı bir etnik siyasi statü talebi üzerinden de kurmamaktadır..
Buna rağmen siyasal dilde Kürt sorunu, Kürt oyları ve eşit yurttaşlık ifadeleri öylesine yerleştirildi ki, belli siyasi çevrelerin talepleri bütün Kürtlerin ortak iradesiymiş gibi sunulmaya başlandı.. Kürt vatandaşları tek bir siyasi kimliğe mahkûm eden ve onları Türk milleti tanımının dışına iten de tam olarak bu dildir..!
Bireylerin kültürünü ve dilini yaşatma hakkını savunmak başka şeydir, ana dil, eşit yurttaşlık, Kürt sorunu ve yerel özerklik kavramlarını aynı siyasi paket içerisinde sunmak başka şeydir..
Üstelik mesele yalnızca bunlarla da sınırlı değil.. Anayasa'nın 66. maddesi, "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür" diyerek vatandaşlık tanımını açıkça ortaya koyarken, parti programında bunun yerine "Cumhuriyetimize yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşittir. Türk milleti bu anlayışla tanımlanır" denilmiş..
Madem aynı şeyi söylüyorsunuz, Anayasa'daki açık tanımı neden olduğu gibi kullanmıyorsunuz? Türktür demek yerine neden yalnızca eşittir deyip Türk milletini ayrıca ve muğlak bir biçimde yeniden tanımlama ihtiyacı duyuyorsunuz?
Bu kelime tercihi, programdaki eşit yurttaşlık, Kürt sorunu, ana dil ve yerel özerklik başlıklarıyla birlikte okunduğunda elbette sorgulanacaktır..!
+
@selmanogut Herkes, Vargas'ın smaça kalkarken vücudunun yay gibi gerilip, ok gibi smacı vurmasındaki estetiği, takımın bloklardaki zamanlamasını, savunmadaki azim ve direncini seyrderken sizin gibiler neyi seyrediyor acaba?
Almanya/Stuttgart Devlet Operası'nın 10 Nisan 2027'de sahnelemeyi planladığı "Atatürk – Mustafa Kemal Efsanesi" operası sıradan bir sanat etkinliği değil.
Bunu bizzat operanın resmî tanıtım metni ortaya koyuyor. Tanıtımda Atatürk'ün "otoriter güç iddiası", milliyetçilik, sürgün, şiddet ve tarihsel suçlar ekseninde ele alınacağı, Almanca, Türkçe, Ermenice, Kürtçe, Fransızca, Yunanca ve İngilizce bir anlatı kurulacağı açıkça belirtiliyor.
Almanya'nın böyle bir operayı sahneye koyması iyi niyetli değildir.
İki ayrı dünya savaşına ve milyonlarca masum insanın ölümüne neden olmuş; 1945'ten sonra ABD tarafından işgal edilmiş, bugün dahi dış politikada tam bağımsız hareket etmekte zorlanan, Kuzey Akım sabotajının hesabını bile soramayan Almanya'nın sözde sanatçıları çökmüş bir imparatorluğun enkazından emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vererek bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, kulu vatandaş, ümmeti millet yapan uçurumun kenarında Orta Asya'ya sürülmeyi bekleyen ülkeyi laik ve çağdaş bir devlete dönüştüren Mustafa Kemal Atatürk'ü hangi tarihî ve ahlaki üstünlükle bir operada yargılamaya kalkmaktadır?
Üstelik bu girişim tesadüf değildir. Son yirmi yılda Atatürk, Türkiye'de özellikle genç kuşaklar tarafından yeniden keşfedilmiş, milletin Atasına bağlılığı her ortamda görünürlüğünü artırmış ve aynı ilgi Avrupa'daki Türk gençliği arasında da hızla güçlenmiştir.
Tam da bu dönemde Atatürk'ün tarihsel mirasını "otoriterlik" ve benzeri kavramlarla yeniden tanımlamaya çalışan bir opera sahneye konulmak istenmektedir.
Almanya'nın uzun yıllardır Türkiye'yi etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden değerlendiren, PKK'ya yönelik yaklaşımı ve geçmişte "Anadolu Federal İslam Cumhuriyeti" gibi Türkiye'nin bütünlüğünü tartışmaya açan projelerin dolaşıma girdiği siyasi atmosfer de hatırlandığında, bu opera yalnızca sanatsal bir çalışma olarak görülmemelidir.
Aşağıda gösterilen tanıtım afişi bile operanın librettosunun ip uçlarını şimdiden veriyor. Mustafa Kemal Atatürk'ü temsil etmek yerine, tarihî gerçeklikle hiçbir bağı olmayan anonim ve kimliksiz bir figür tercih edilmiş. Bu bir estetik seçimden öte, tarihî şahsiyeti bilinçli biçimde sembolleştirip yeniden kurgulama girişimidir. Aynı anlayış, tanıtım metninde Atatürk'ü "otoriter güç iddiası" üzerinden okumaya çalışan sakat yaklaşımın görsel yansımasıdır. Kısacası eser sahnelenmeden verilen mesaj belli. Amaç tarih anlatmak değil, tarihi yeniden yorumlamaktır.
Türk kamuoyu bugüne kadar Ermeni, Pontus ve benzeri iddialar üzerinden üretilen film, belgesel ve kültürel kampanyalara tepki göstermiştir.
Bu konuda da sosyal medyada ve Almanya'da yaşayan vatandaşlarımız tarafından gereken tepki süreci başlatılmıştır. Ancak bu devam ettirilmelidir.
Sosyal medyada güçlü ve demokratik bir kamuoyu oluşturulmalı, Stuttgart Operasının bu eseri sahnelememesi için meşru ve hukuki zeminde her vatandaş sorumluluk almalıdır.
@OguzhanUgur Toplumun takip ettiği, itibar ettiği insanlar, herkes gibi "yaşayarak öğreniyorsa" ne anladım ben bu işten. Sosyal medyada milyonlarca takipçisi var ama bilinç düzeyi onlarla aynı...Bu olay, cilalı imaj tiplerine değil, bilge kişilere değer verilmesinin önemini gösteriyor!
@gusholderhaber Kiracının altın dolu valizi var...Ev sahibi gaspçının teki...Bu haberdeki mağdur kişiler onlar değil, haberi okuyarak zaman kaybeden biz garibanlar🤣
"suların sesini dinle şimdi
ormanın fısıldayışlarını
yarılıyor dağların göğsü
bir aşkı dinlendirmek için
ve gözlerin uzak yamaçlarda
aranıp dururken bir şeyleri
sessiz ve sakin beklemekte
bekledikçe bileylenen yürek "