Kayseri'ye İç Anadolu'nun en büyük Aqua parkı açıldı.
Park kadınlara yasak.
Yok haremlik selamlık ya da bazı günler kadınlara ve ailelere özel değil.
Sadece erkekler için yapıldı.
La bu kadınlar size ne etti @KayseriBSB ?
Tecavüzcü pedofil Ayhan Şengüler’i unuttuk sanmayın. Mescitte tecavüz ettiği kızla evlendi, kız çocuğu oldu, ona da tecavüz etti Karısı 2023ten beri adalet aradı, ama bulamadı. Şimdi anne ve kızı öldü. Ve bu tecavüzcü pedofil 13 Ekim mahkeme gününü evinde bekliyor. Türkiye, hukuk
Una mujer musulmana se acercó a una pareja francesa y les preguntó si considerarían convertirse al Islam.
Su respuesta: "Pareces un fantasma. Hay 49 países musulmanes, ¿por qué elegiste Francia? No te queremos aquí. No respetas nuestra cultura".
Hene Ebu Zeyneb 19 yaşında üniversite öğrencisiydi ve harçlığını çıkarmak için sigortasız çalıştığı kafede elleri bağlı şekilde ölü bulundu.
İntihar şüphesi denilerek olayın üstünü örtmeye çalışıyorlar. Hene’nin şüpheli ölüm araştırılsın, ölümden sorumlu kim varsa yargılansın!
Kabul edilemez, korkunç cümleler ile zehir saçan Rümeysa Eker’i “Hakaret, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik’’ suçu ile 5816 sayılı yasaya aykırılıktan savcılığa şikayet etmiştim.
Şahsi dosyamın, hakkındaki aynı suçlamalar ile şikayet eden pek çok kişinin dosyasıyla birleştirildiğini öğrendim.
Umarım çok sayıda şikayetçiye ulaşma zorluğuna takılıp dosya sürüncemeye girmez.
Adil yargılamaya uygun şekilde, makul sürede sonuçlanmasını dilediğim haklı şikayetimin sonuna kadar takipçisi olacağım.
Türkiye Cumhuriyeti’nde Türklere, Türklerin varlığına varlığını armağan eden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun izinden gidenlere saldıranlar hukuk yoluyla bedelini ödemeli.
“Cehalet ve ihanet” içinde olanlar, ülkemizin değerlerine hakaret etmeye cüret edenler hakkında emsal bir yargılama ve karar bekliyoruz.
@adalet_bakanlik
Konunun takipçisi olan değerli avukatım @ilknuradiller’e yürekten teşekkür ederim.
Müdürenin hangi üniversite mezunu olduğunu, ataması ne zaman yapıldı, formasyon aldı mı? Öğrenemedik. Bir şekilde konu hızla gündemden düştü.
Paylaşın dostlar lütfen
Seni unutmadık!
Bir okulun müdürü olduğu iddia edilen bu kişinin, mobbing ve baskı uyguladığı, hatta fiziksel şiddet sınırına varan davranışlarda bulunduğu yönündeki iddialar vahimdir.
Daha da ağır olanı ise, babasını kaybetmiş bir öğrenciye söylendiği ileri sürülen şu sözlerdir: “Kızınıza sahip çıksaydınız!”
Eğitim kurumları kimsenin ego alanı değildir. Bu iddialar derhal araştırılmalı, gerçek neyse tüm açıklığıyla ortaya konulmalıdır.
#IrmakÖğretmeniçinAdalet
Köln Katedrali’nin gölgesinde güzel bir Kul Ahmet türküsü: “dedim kaşın zülfikar mı?”
Âşık Kul Ahmet, 1932–1997 yılları arasında yaşamış, Alevi-Bektaşi halk ozanlığı geleneğinin 20. yüzyıldaki en önemli temsilcilerinden biridir.
Un gattino minuscolo viene portato a casa e la reazione del gatto residente è tenerissima.
L'anziano gatto scontroso ha provato con tutte le sue forze ad ignorare il cucciolo ma cede e quello che succede dopo è meraviglioso. 🥹❤️
'bağlantıları sayesinde mülakatsız olarak atandı'
Baskı ve şiddetle genç öğretmen Irmak Koparan’ı ölüme sürüklediği iddia edilen müdür, tenzili rütbe ile öğretmenliğe düşürüldü.
Destek veren milli eğitim müdürü açığa alındı.
Sabahat Akkiraz’ın iddiasına göre, Melahat İleri; müdür olarak görev yaptığı okula bağlantıları sayesinde mülakatsız olarak atandı.
🔴 Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü birincisinin mezuniyet konuşması sosyal medyada gündem oldu:
🗣️ "Okuluma, 4 senedir her sabah uyandığımda kapanmadan var olmaya devam ettiği için teşekkür eder; diplomamın da bir ömür benimle kalmasını temenni ederim."
KAAN ARTIK YOK!
Vasiyeti üzerine mektubunu herkese
iletelim. Kaan, bu mektubu yazmış,
sadece annesine vermiş.
(Neden sadece annesine olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız.)
“Bu mektup adresine ulaşmalı”
dedim kendi kendime..
Buyurun siz de okuyun.
Sağlık bürokrasisindeki herkes okusun. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı.
Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık. Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti
ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım. LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim. Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz. Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi. Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi
- Neden, diye sordum.
- Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel
5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum. En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum:
“Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı. Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle..
(Kaan Özelçam)