Dünya tarihinin en büyük (65 milar dolar) fon ve Ponzi finansman dolandırıcılığı olan ABD'deki Bernie Madoff davasında, mahkeme tarafından atanan tasfiye memuru sistem patlamadan önce kazananlardan da tahsilat yapmıştı.
Net Kazananlar yan sisteme yatırdığı ana paradan +
Sen bankamısın ki böyle açıklama yapıyorsun?
Tera Portföy KAP'ta diyor ki:
"300 milyar TL çıkış talebi geldi.
Hiçbir finans kuruluşu için kolay olmaz."
Bu cümle banka savunması.
Banka mevduatı krediye verir, herkes gelirse kasa yetmez.
Fon banka değil.
Senin payın kadar varlık fonun içinde durmak zorunda. Sat, öde.
Ödeyemiyorsan sorun talebin büyüklüğü değil.
Fonun içine ne koyduğun.
İnsanlarla dalga geçmeyi bırakın artık.
“A joint call from more than 1,250 academics, including Judith Butler, Noura Erakat, Slavoj Žižek, Susan Stryker, Jasbir Puar, Elizabeth Anderson, Etienne Balibar and Peter Hallward.”
Please share widely to support queer and trans lives in Turkey
https://t.co/ZjhrJSuyrS
"Les réseaux sociaux ont donné le droit de parole à des légions d'imbéciles qui, avant, ne parlaient qu'au bar, après un verre de vin et ne causaient aucun tort à la collectivité. On les faisait taire tout de suite alors qu'aujourd'hui ils ont le même droit de parole qu'un prix Nobel. C'est l'invasion des imbéciles."
Umberto Eco
Bugün yaşanan deniz faciası ile ilgili olarak tecrübeli eski bir denizci olan CEM AYKUT'un verdiği aşağıdaki bilgiler, geminin dalgalı denizde sefere çıkarılmaması gerektiğini gösteriyor. Bu durumda sefer iznini veren Liman müdürü ile bağlı olduğu Ulaştırma Bakanı sorumlu görülüyor. Okuyunuz:
***
" Okyanusta uzakyol vardiya zabitliği yapmış eski bir denizci olarak, Girne açıklarında Filo Jet katamaranının alabora olmasını büyük bir üzüntü ve öfkeyle takip ediyorum…
Çünkü bu facia, denizcilik kurallarının çiğnendiği, göz göre göre gelen bir felakettir.
"High Speed Craft" (Yüksek Hızlı Gemi) sınıfı tekneler, klasik tek gövdeli ağır gemilerden çok farklı çalışır; Suyu kolayca yaran iki ince paralel gövde sayesinde sürtünmeyi minimuma indirip 35-40 knot gibi yüksek süratlere ulaşırlar. Su Jeti (Waterjet) Sistemi ile çalıştığından Pervane veya dümenleri yoktur. Suyu dipten emip arkadan yüksek basınçla püskürterek ilerlerler.
Bu teknoloji sakin denizde avantajlı olsa da fırtınalı denizde zaafiyeti büyüktür. Klasik bir gemi yalpalasa da omurgası sayesinde kendini doğrultabilir. Katamaranlar ise geniş yapıları nedeniyle kritik bir yatma açısını geçtiler mi alabora olurlar ve bir daha asla düzelemezler.
Dalgalı denizde kıç taraf havaya kalktığında su jetleri hava emer (ventilasyon), itme gücü aniden biter ve gemi dalgaların kucağında kontrolsüz kalır. Bu günde bu olmuştur. Denize açılma kararı köprü üstü mantığıyla tamamen hatalıdır…
KKTC de bir gün önce fırtına vardı, fırtınanın bitmesi demek denizin düzeldiği anlamına gelmez; fırtınadan kalan o sinsi ve yüksek enerjili "ölü dalgalar" (swell) devam eder, 3-3.5 metrelik bu dalgalarda hızlı bir katamaranı seyre kaldırmak felakete davetiyedir ve böyle de olmuştur, baş taraftaki kapaklar patlamış içeri su dolmuş, gemi hızla alabora olmuştur.
Ancak buradaki en büyük skandal sadece kaptanın kararı değildir. Bu kaza, KKTC'deki liman denetimlerinin, gemilerin tam kontrolünün ve denize elverişlilik (seaworthiness) süreçlerinin neredeyse sıfır, yani tamamen işlevsiz olduğunu açıkça gözler önüne sermiştir. Uluslararası standartlarda titizlikle yapılması gereken sörveyler ve hava muhalefeti kontrolleri KKTC'de layığıyla uygulanmamıştır.
Eğer uygulansaydı 26 yaşındaki bu yorgun jet gemisinin limandan çıkışına asla izin verilmezdi.
Suçluların bir an önce adalete hesap vermesi en büyük arzumdur ama sadece gemi personelinin değil, kimin hatası varsa…
Son olarak;
Yüksek Denizcilik Fakültesinde öğretilen ilk şey şudur:
“Deniz şakaya gelmez; kuralları hiçe sayan sisteme bedelini er ya da geç canla ödetir.
Bilin istedim…"
Ruj Etkisi
Yasemin Dildar yazdı: https://t.co/gbjYcYGNXK
Ekonomi kötüyse kafeler neden dolu? Gençler ev alamazken neden dışarıda kahve içiyor, son model telefon kullanıyor, kozmetiğe para harcıyor? Bu yazı, ekonomik kriz dönemlerinde küçük lükslere yönelme davranışını ruj etkisi üzerinden tartışıyor.
BU YALNIZCA BİR ÇEVRE MESELESİ DEĞİL, VATAN MESELESİDİR!
Plastik atık ithalatı ve Akdeniz’de giderek büyüyen mikroplastik kirliliği, toplumun bütün kesimlerinin birlikte hareket etmesi gereken bir meseledir. Belediye başkanları, bakanlıklar, milletvekilleri, siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, ticaret ve sanayi odaları, borsalar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları daha neyi bekliyor?
Cüzi bir ekonomik kazanç uğruna Avrupa’nın plastik atıkları Türkiye’ye geliyor. Bu atıkların neden gönderildiğini, Türkiye’ye hangi ekonomik düzen içinde ulaştığını ve çevresel maliyetinin kime bırakıldığını defalarca ortaya koyduk. Buna rağmen kirlilik devam ediyor; toprağımıza, tarım alanlarımıza, havamıza, denizlerimize, balıklara ve halk sağlığına zarar veriyor. Fakat plastik atık ithalatını durduracak ya da ciddi biçimde sınırlandıracak somut bir adım hâlâ atılmıyor.
Bu, artık “yeter” denilmesi gereken bir noktadır. Ne yazık ki toplumsal tepki hâlâ dağınık; kurumlar arasında birlik, kararlılık ve ortak hareket iradesi yok.
Oysa bu meselenin partisi olmaz. A, B veya C partisi yoktur. Çünkü kirlenen deniz hepimizin, zehirlenen toprak hepimizin, soluduğumuz hava hepimizin; tehdit altında olan gelecek ise çocuklarımızındır.
Plastik atık ithalatına karşı mücadele yalnızca bir çevre mücadelesi değildir. Bu; doğamızı, toprağımızı, suyumuzu, sağlığımızı ve ülkemizin geleceğini koruma mücadelesidir. Başka ülkelerin çöplerine karşı kendi ülkemizi savunmak açıkça bir vatan meselesidir.
Artık susmanın, seyretmenin ve sorumluluğu birbirine atmanın değil; birlikte ve kararlılıkla harekete geçmenin zamanıdır: Plastik atık ithalatı derhâl durdurulmalıdır.
Geri dönüşüm tesislerindeki plastik atık kütle dengesi, ton başına kayıp 100 ila 300 kg arasında değişir.
Plastik atık geri dönüşüm tesislerinde mikroplastiklerin çoğu, mekanik boyut küçültme, yıkama ve kurutma sırasında istem dışı olarak oluşur. Proses atıksularındaki konsantrasyonları çok yüksek olabilir (işlem öncesinde yüzlerce ila binlerce mg/L veya on binlerce parçacık/L). Birçok plastik parçacığı, arıtma işlemi yapıldığında nihai atıksu yerine çamurda kalır. Küresel tahminler, hacimler arttıkça mekanik geri dönüşümden kaynaklanan deşarjların artacağını öngörüyor, ancak iyileştirilmiş atıksu arıtma yöntemleri büyük bir kısmı filtre edilebilir.
Geri dönüşüm tesis aşamasına, plastik atık türüne, etiket, kapak ve içeriği gibi kirlilik seviyelerine ve teknolojiye bağlı olarak, genellikle ton başına yaklaşık 100-300 kg işlem kaybı oluşur; bu da genellikle %70-90 aralığında geri kazanım/verim oranlarına karşılık gelir.
Araştırmalardan ve sektör raporlarından elde edilen temel veriler:
•Temizleme/geri dönüşüm sırasında meydana gelen ağırlık kaybı: Bir ambalaj plastik geri dönüşüm tesisinde yapılan bir saha çalışmasında, yaklaşık %9,7'lik bir ağırlık kaybı raporlanmış ve ton başına yaklaşık 903 kg plastik granül (yani ton başına yaklaşık 97 kg artık) geri kazanıldığı belirtilmiştir.
•Toplanan/balyalanan plastikten (esas olarak geri kazanım tesislerinde) elde edilen verim oranları: Tek akışlı malzeme geri kazanım tesisi (MRF) malzemesi genellikle %68-70 oranında verim sağlanır; çift akışlı sistemler %75-78 oranında; depozito-iade sistemi (DRS) PET balyaları ise %85 oranında verim sağlanır. Bu, yaklaşık %15-32 oranında işlem kaybı anlamına gelir.
•Tesislerdeki gerçek geri dönüşüm oranları: Atık plastik geri dönüşüm tesislerinde yapılan araştırmalar, ortalama gerçek oranların %84-87,5 civarında olduğunu (bakiyeler (kalıntılar) yaklaşık %12,5-16) ve bu oranların gelen malzemenin kalitesine (kapak, etiket ve içerik), işlem türüne ve nihai ürünlere göre değiştiğini (gözlemlenen oranlar %70 ile %95 arasında) göstermiştir.
Journal of Hazardous Materials Advances dergisinde yayınlanan bir araştırma, mekanik geri dönüşüm süreçlerinin gelen plastik atıkların yaklaşık %6 ila %13’ünün mikroplastiğe dönüştüğünü, geri dönüştürülen her ton plastik başına yaklaşık 60 kg ila 130 kg mikroplastik ve her metreküp yıkama suyu başına 75 milyar adede kadar plastik parçacığının salınmasına neden olduğu tespit edilmiştir.
Plastik Atık Geri Dönüşüm Tesislerinde Atıksuda Mikroplastik Deşarjları
Filtreleme yapılmadığında: Filtrelenmemiş veya temel yıkama işlemleri, işlenen malzeme ağırlığının %13’üne kadarını atıksu akışlarında deşarj edilen minik mikro parçacıklar olarak kaybedebilir (~ton başına 130 kg).
Gelişmiş filtreleme yapıldığında: Modern, son teknoloji tesisler daha büyük parçacıkları yakalayarak, kayıp oranını gelen plastik hacminin yaklaşık %6’sına (~ton başına 60 kg) kadar düşürür.
Türkiye'deki plastik atık geri dönüşüm tesislerinde yapılan bir çalışmada, geri dönüştürülen plastik başına ton başına yaklaşık 4,6 kg mikroplastik alıcı ortama deşarj edilebildiği (işlem atıksularından geri kazanılabilir) bildirilmiştir. Yıkama/atık sularında konsantrasyonlar litre başına on binlerce parçacığa ulaşmaktadır.
İngiltere’de bulunan ve yılda yaklaşık 22.680 ton plastik işleyen bir karışık plastik geri dönüşüm tesisinde, etkili bir filtreleme olmadan, giriş plastik kütlesinin %6-13'üne eşdeğer miktarda mikroplastik içeren(en kötü senaryoda ton başına yaklaşık 60-130 kg) atıksu salabileceği tahmin edilmektedir. Filtreleme ile bu miktar önemli ölçüde mikroplastik miktarı azalmıştır (bildirilenlere göre yaklaşık yarısı veya daha azı), ancak çok küçük parçacıklar (<5-10 µm) yeterince uzaklaştırılmamıştır. Tesis ölçeğinde yapılan bir tahmine göre, yıllık olarak milyonlarca gram mikroplastik salınımı gerçekleşmektedir.
Parçacık sayısı: Atıksu konsantrasyonları metreküp başına 75 milyar plastik parçacığına ulaşabilir; filtreler daha büyük parçacıkların çoğunu (>10 μm) yakalasa da bu parçacıklar ağırlıklı olarak 10 mikrondan daha küçük mikroskobik polietilen ve polipropilen parçacıklarından oluşur. 10 mikronun altındaki (1,6 μm’ye kadar) ultra küçük parçacıkları genellikle tutamazlar.
Diğer yandan İngiltere’deki yukarıdaki geri dönüşüm tesisinde ham yıkama suyunda ~6 × 10⁶ ila 1,1 × 10⁸ partikül/m³; filtrelemeye rağmen, özellikle uzaklaştırılması zor olan daha küçük partiküllerin (<5–10 μm) önemli miktarda deşarjı gerçekleşmekte olup, yıllık olarak on tondan 1.000 tona kadar (aralıkların üst sınırı) potansiyel olarak salınan miktar tahmin edilmektedir.
Hava ve Çevresel Emisyonlar
Hava yoluyla yayılma: Parçalama ve mekanik sürtünme, geri dönüşüm tesislerinin içinde ve çevresinde havaya yüksek miktarda mikroplastik parçacıklarının salınmasına da neden olur.
Hava koşullarının etkisi: Plastik atıkların UV ışınlarına ve hava koşullarına maruz kalacak şekilde açık havada depolanması, malzemenin kırılganlaşmasına yol açar ve bu da parçalama aşamasında mikroplastik oluşumunu neredeyse iki katına çıkarır.
Eskimiş plastikler ise önemli ölçüde daha fazla plastik parçacığı üretir.
✨🇨🇳Xi Jinping:Our goal is both inspiring and simple. Ultimately, it is about delivering a better life for the people. Our children should be well taken care of and receive good education. Our young people should have the opportunities to pursue their careers and succeed. And our elderly people should have adequate access to medical services and elderly care. These issues matter to every family, and they are also a top priority of the government. We must work together to deliver on these issues.