@Sorgu_Yolcusu@mahmutkass@61Geceyolcusu@reelfener Kişisel verileri oluyor çünkü faturada. Tc kimlik numarasından adresine kadar. Ha sansürleyip paylaşırdı derseniz evet. Muhtemelen uğraşmak istememiştir.
@IsraelGovNews You bombed a Syrian airbase 70 km from our border. Not us. We have a saying about people like you
"The rabbit rubbed his dick to a rock and said I fucked the mountain"
that rabbit is you i guess
Kahramanmaraş'taki saldırıda okulda bulunan öğrenci:
"Arkadaşım bana siper oldu, onun sayesinde kurtuldum. Kurşun ona isabet etti.
O okula gitmeye korkuyorum, rüyalarıma giriyor. Bir daha gelirler diye çok korkuyorum."
Açığa alınan Astsubay Mehmet Öztürk, adalet istediğine dair mektup yayınladı:
“26 Ekim 2025 tarihinde, arkadaşımın babasının vefatı nedeniyle Kuzey Irak’tan cenazeye katılmak için yıllık izne geldim. Akşam saatlerinde, ben ve kız arkadaşım birlikte şehirde geziyorduk.
Ardından evlerimize gitmek üzere bölgeden ayrıldık. Ben de biraz sonra eve geri döndüm.
Kısa bir süre sonra kız arkadaşım beni telefonla arayarak, bulunduğu yerde birkaç kişi tarafından tacize uğradığını ve yardım istediğini bildirdi.
Bunun üzerine arkadaşımla kız arkadaşımın yanına yardım etmek amacıyla döndüğümüzde tacizci ve maddeci 4 şahıs küfürler ve hakaretler ederek saldırıda bulundu.
Bu kişiler ellerinde tabure ve sopalarla ben, kız arkadaşım ve yanımda arkadaşımın vurmaya başladılar.
Ardından şahıslardan biri döner bıçağı (55 CM) ile göğsüme doğru saplamaya çalıştı.
Ben de o anda hayatım ve beden bütünlüğüm ciddi şekilde tehlikeye girdiği için meşru müdafaa (nefsi müdafaa) kapsamında profesyonel askerlik geçmişim nedeniyle ateşli silah kullanma yetkisine sahip olmama rağmen, yalnızca kendimi ve yanımda bulunanları korumak amacıyla, havaya 1 el, yere ise 2 el ateş ettim.
Bir şahıs ayağından, bir şahıs da mermi çekirdeği betonda parçalanması sonucu ağzından yaralandı.
Ardından şahıs jeepe binerek, olay yerinde bulunan abisi ise beni sıkıca tutarak aracın önüne atıp öldürmeye çalıştılar.
Ben de can güvenliğim nedeniyle beylik tabancam ile saldırgan şahsın üzerime sürdüğü aracın lastiklerine kontrollü 1 el ateş ettim.
Ardından gelen bu şahsın çağırdığı 5-6 kişilik grup da orada bana ve arkadaşlarıma saldırıp, yere yatarak darp etti.
Beylik tabancamı elimden alıp beni vurmaya çalıştılar.
Amacım kimseyi yaralayıp veya öldürmek olmayıp, yalnızca saldırıdan kurtulmaktı.
İsteseydim daha farklı sonuçlar doğurabilecek imkâna sahipken bunu bilinçli olarak yapmadım.
Ancak saldırı devam etti; bu sırada sağ kolum kırıldı. Kız arkadaşım da taciz ve fiziksel saldırıya uğradı.
Olayın ardından gözaltına alındı. 13 ay tutuklu kaldım ve mesleğimden uzaklaştırıldım.
Yüce Türk milletinin adaletine sığınıyorum ve adalet istiyorum.”
Dövülerek öldürülen polis memuru Melih Okan Keskin'in 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.
Eşi Emel Keskin: "Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar.
Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor.
'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar 'Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez' diyerek, eşimi gönderiyorlar.
Ama alay eder bir şekilde 'Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz' diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar.
Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar.
Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112'yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor.
Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor.
Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2'nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; 'Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı' dedi. Sonra hastaneye gittim.
Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi.
Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi.
Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı.
Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış.
Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım.
Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi.
Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar.
Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok.
Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar.
20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış."
@izzetai @fkadev Bir ürün aldığımızda 2 tane de devlete alıyoruz. Bunu sorgulayan yok. Kullanmadığım şeye “vergi” ödüyorum, bunu sorgulayan yok. Ama kendi işimi yapmaya çalışıp gelir elde edip, kendimi geçindirmeye çalıştığım yerde sorgu üstüne sorgu.
@izzetai @fkadev Ve bu yılın başında bu istisna hiçbir gerekçe gösterilmeden kaldırıldı. Bunları kimse konuşmuyor, giderleri kimse konuşmuyor, neden bu kadar vergi alındığını kimse konuşmuyor ama insanlar 1000₺ kâr elde edince göze batıyor. Çok yanlış maalesef.
@sarpsarp0@meenverkarahan Kargo, operasyon maliyetleri, pazaryeri komisyonları, reklam maliyetleri vs. derken, bunun bir de kargoda gidip gelirken hasar görmesi/kaybolması, kargo tazmin süreçleri, iade süreçleri diye diye buraya çok şey yazarım da anlamak istemeyen her türlü kulp bulur.
@sarpsarp0@meenverkarahan 400₺ ürüne KDV + gelir vergisi + gümrük vergisi uygulayınca zaten %100 artış oluyor, neyin %90’ından bahsediyorsunuz? Millet keyfine mi 4-5 kat fiyat koyuyor. 400’e getirdiği ürünü 500’e mi satsın ne olsun istiyorsunuz anlamıyorum.
@meenverkarahan Hocam hayatında vergi ödememiş adamlara ne dert anlatıyorsun sal geç. Az önceki Tweet’ini de okudum. Boşa açıklama yapıyorsun. Elinde telefon Tweet atmaktan başka hiçbir işe yaramamış, hayatında şirket kurmamış/ticaret yapmamış adamlara bu bilgiler çok fazla. Kolay gelsin.