Mağlup olduğumu sandığım bütün savaşlardan omurgam dimdik çıkmış, dikenli yollardan yalın ayak geçmişim. Ayağım taşa takılsa gökteki yıldıza inanmışım. Yapamam sandığım, gidemem diye düşündüğüm her şeyi başarmışım. En çok kendimde kaybolup, en sonunda kendime kavuşmuşum.
Iyi ki
Bugün hayatını kaybeden Rıza Tamer, yaşadığı zorluklardan böyle bahsetmişti:
♦️ “Param yoktu… Aşk evliliği yaptım ama iki gün sonra pandemi başladı”
♦️ “Barlar kapandı, restoranlar kapandı… 500 lirayla geçinmeye çalıştık”
♦️ “Arabam yolda kaldı, yardım bile alamadım… Her şey daha da zorlaştı”
♦️ “Üç yıl sonra yollarımız ayrıldı… Bir daha kimseye dokunmadım”
♦️ “Aşk acısıyla sokaklara düştüm… İşim gücüm kalmadı”
♦️ “Betonlarda yattım… Böbreklerimi, midemi üşüttüm”
♦️ “Karaciğerim bitme noktasına geldi ama önemsemedim”
♦️ “Aşk acısının tedavisi yok… Bir yerin kanıyor ama neresi bilmiyorsun”
Tunceli’ye kadın bir başsavcı atandı ve 6 yıl sonra dosyayı tekrar açacağını söyledi. Tüm bunlar onun eseri. Gariban aile, kim peşine düşer, sıyrılır gideriz dosya da kapanır dersiniz sonra bi kadın gelir tüm dünyanızı başınıza yıkar.
Bir hocam şöyle söylemişti: “Sûreler bir insanın ihtiyaçlarına göre indirilen 114 ilahî müdahaledir” Yani insan hangi sıkıntıya düşmüşse, onun ilacı Kur’an’da vardır. Bu sözün ışığında, 114 sûrenin hangi hâlde, hangi ihtiyaçta okunması gerektiğini derledim. Umarım faydalı olur.
Abi sen nasıl bir günah işledin!Ekmek kırıntısının üstünde mi uyudun
Cami duvarına mı işedin,yetim hakkımı yedin!Baba bedduası mı aldın me yaptın sen…
Bu nasıl bir talihsizliktir
Git bi daha yıkan, kuru yermi kaldı ne oldu