Fatih Altaylı'nın programında
Prof.DrAhmet Taşağıl:
"Türkler, Osmanlı sayesinde Araplaştı. Bu süreci, Halifeliğin Osmanlıya geçmesi ile Yavuz döneminde Mısırdan getirilen Arap Ebussuud Efendi başlattı. Bunun faturası çok ağır oldu; devlet Araplaşma ile Türklükten uzaklaştı ve gerilemeye başladı."
Dünyanın en tehlikeli emperyalizmi Arap kültür emperyalizmidir. Din adı altında kültürünü ihraç edip ülkeleri asimile ederek Araplaştırmıştır.
Yobazlar, Arapça ve Arap kültürünün kutsal olduğunu iddia ederek Atatürk'ün başta harf inkılabı olmak üzere devrimlerine saldırmaktadır. Amaç, Osmanlı döneminde olduğu gibi Türk'ü Araplaştırmaktır.
Atatürk, Araplaşan Türk Milletini tekrar Türk özüne geri döndürdü. İşte tam da bu yüzden Atatürk'e düşmanlar!
Araplaşmayacağız!
Ne mutlu Türk'üm diyene!
MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, okul saldırıları sonrası çözüm önerilerini sıraladı.
🔹 “Her okula güvenlik için en az bir resmî güvenlik personeli görevlendirmeye çalışmalıyız.”
🔹 “12 yıllık eğitimi yeniden gözden geçirmeliyiz.”
🔹 “Ders saatlerini ve müfredat yükünü azaltıp çocuklara sosyal ve sportif alan açmalıyız.”
🔹 “Çocukları okul dışında da futbol, basketbol, yüzme gibi sporlarla daha fazla buluşturmalıyız.”
🔹 “Sosyal medya ve oyunların şiddet eğilimini artırdığı çok açık.”
🔹 “Sosyal medya kullanım yaşına ilişkin düzenlemeyi vakit kaybetmeden çıkarmalıyız.”
🔹 “Okul müdürlerinin yetkilerini ve imkânlarını artırmalıyız.”
🔹 “Öğretmenler ve idare üzerindeki aşırı veli baskısını azaltmalıyız.”
🔹 “Ailelere ebeveyn eğitimi vermeliyiz.”
🔹 “Akran zorbalığını bütün yönleriyle ele almalıyız.”
🔹 “Okullarda hızlı psikolojik taramalar yapıp eski taramaları da yeniden değerlendirmeliyiz.”
🔹 “Eğitim alanındaki meselelerde psikoloji biliminden çok daha aktif yararlanmalıyız.”
İran'ın yeni animasyon filmi, sosyal medyada viral oldu.
-Kızılderililer, Hiroşima, Afganistan, Vietnam halkı için
-Rachel Corrie ve Malcolm X için
-Gazzeli ve Epstein adasındaki çocuklar için
-Minab okulundaki kız öğrenciler için
Amerikalı cesur gazeteci Abby Martin:
“İsrail toplumu tamamen faşist bir hale geldi. Sanki 1930'ların Berlin'i gibi
Çocukların açlıktan öldüğünü biliyorlar. Buna razı geliyorlar.
Her kesimden insanla konuşuyorum. Her biri soykırımcı söylemler benimsemiş”
ABD’li ekonomist Jeffrey David Sachs:
"Üçüncü Dünya Savaşı'na doğru gidiyoruz.
ABD ve İsrail, megalomanların yönettiği haydut devletler.
İsrail, dünyaya ve insanlığa diğer tüm hükümetlerden daha fazla zarar veriyor.
Bu, İsrail ve ABD tarafından sivillerin toplu katliamı."
Ankara Üniversitesi tarafından 2007 yılında yapılan ders kitaplarında yer alan sözcük sayısı araştırmasına göre ilköğretim ders kitaplarındaki toplam sözcük sayıları yaklaşık olarak şöyle veriliyor: ABD: 71.618 sözcük, Almanya: 70.400 sözcük, Japonya: 44.224 sözcük, İtalya: 31.762 sözcük, Fransa: 30.193 sözcük, Suudi Arabistan: 13.576 sözcük ve Türkiye: 7.260 sözcük. Öürenci ise karşılaştığı sözcüklerin sadece yüzde onunu hatırlıyor. Yani Türk öğrenci ilköğretimi bitirdiğinde yaklaşık 700 sözcük hatırlıyor.
Yine yapılan bir araştırmaya göre; bir kişinin dâhi olması için kendi lisanında bilmesi gerek sözcük sayısı 40.000 oluyor. Alman yazar Goethe bu nedenle meşhur eseri ‘’Faust’’unda bilerek 40.000 farklı Almanca sözcük kullanıyor. Bir kişinin yazar, politikacı olarak topluma yön verebilmesi için de bilmesi gereken sözcük sayısı 20.000 oluyor. Bir kişinin böyle bir iddiası yok da sadece çağını anlayan ve algılayan bir vatandaş olmak istiyorsa bilmesi gereken sözcük sayısı 10.000 oluyot. Yapılan bir diğer araştırmada ise Türk insanının günde 300 ila 500 sözcük kullandığını gösteriyor.-( O.Aydoğan’ın yazısından)-
Akademi tehdit altında❗️
Yoksulluk sınırının altındaki asistan maaşıyla, yoksulluk sınırının hemen üstündeki profesör maaş��yla nasıl bilim üretilecek❓
Başarılı öğrenciler nasıl tutulacak o akademide❓
Akademisyenler meslektaşlarından, YÖK Başkanı’ndan empati bekliyor❗️
Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ'ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar'a karşı savaşa çağırdı. “Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri'ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar'ın Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler'in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yokedildiler.
Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize geldi
LinkedIn’de Erkan Ayan yazmış:
📉 Türkiye’de Eğitime Dayalı Gelir Hiyerarşisi Çöküyor!
Türkiye’de sadece genel gelir dağılımı değil, eğitime dayalı gelir hiyerarşisi de hızla bozuluyor.
📌 2009 yılında üniversite mezunu bir çalışan,
– Okul bitirmeyen (okuma yazma bilmeyen) bir çalışandan 4,71 kat fazla gelir elde ediyordu.
– Lise altı eğitimli bir çalışandan ise 2,25 kat fazla kazanıyordu.
📌 2024 yılına gelindiğinde bu fark dramatik şekilde kapanmış durumda:
– Okul bitirmeyen ile fark 2,91 kata,
– Lise altı eğitimli ile fark 1,84 kata düştü.
✅ Yani eğitim artık gelir getirmiyor.
✅ Üniversite okumanın ekonomik karşılığı yıllar içinde silinmiş durumda.
✅ Bu tablo, ücret politikasının nitelikli iş gücünü cezalandırdığını çok açık gösteriyor.
⚠ Daha Büyük Tehlike: Ücretler Asgari Ücret Etrafında Sıkıştırılıyor.
Tablo çok net bir gerçeği gösteriyor:
🔸 Eğitimi olmayan gelir grupları asgari ücrete yaklaştırılıyor,
🔸 Eğitimli gelir grupları ise asgari ücrete doğru itiliyor.
Bu yaklaşımın ağır sonuçları:
• Nitelikli ve eğitimli çalışanlar mesleklerinden uzaklaşıyor.
• Ülkede kalma motivasyonu eriyor.
• Gençler ve uzmanlar yurt dışına yöneliyor.
• Türkiye kalıcı insan sermayesi kaybı yaşıyor.
• Sorumluluk – risk – gelir dengesi tamamen bozuluyor.
💬 Sonuç olarak eğitim – gelir – sorumluluk hiyerarşisi çöktükçe tüm sistem bozulur.
Kaynak: Veriler TÜİK’ten alınmıştır.
3/I/ATLAS" KUYRUKLUYILDIZINA İLİŞKİN ASILSIZ FANTAZİLER...
---
Son birkaç haftadır Yahudi bir Harvard astro-fizik hocasının tamamen spekülasyona dayalı ürkütücü konuşmaları nedeniyle endişeye kapılan insanlar var. Hem Türkiye'de, hem de dünyanın dört bir köşesinde...
Bu kişi, Dr. Avi Loeb...
Hayal gücü fazlaca gelişmiş olan Loeb, güneş sistemi dışından sistemimize girip bir süredir hızla ilerleyen, belirli bir noktadan sonra da sistemimizi terk edecek olan 3/I/Atlas adlı kuyrukluyıldızın aslında bir kuyrukluyıldız değil, üstün bir zekânın komutasında hareket eden dev bir uzay aracı ya da uzay araçları topluluğu olduğunu ileri sürüyor.
Şunu söyleyeyim. Ben, kendisinin yaptığı konuşmaları dinlediğim ve yazdığı yazıları okuduğumdan beri, Loeb'in akıl sağlığından ciddi ciddi endişe ediyorum. Çünkü, 3/I/ Atlas üzerinde yapılan ilk tur analizler, onun irice bir kuyrukluyıldız olduğu gerçeğini açıkça ortaya koydu. Bu konuda serinkanlı bilim adamlarının en ufak bir kuşkusu yok.
İkincisi, Harvard etiketli bir bilim insanının (sorumluluktan tamamen yoksun) bu magazinel yorumu nedeniyle, bazı magazin habercileri olaya mal bulmuş mağribi Araplar gibi atladı ve olayı daha da sulandırdı. Şu sıralarda intenet ortamında tamamen yapay zekâ ile üretilmiş bir "galaktik uzay gemileri filosu"nun görüntüsü "dünyaya yaklaşan 3/I/Atlas'ın en son görüntüleri" diye dolandırılıyor. Ki dünya üzerinde üretilmiş hiçbir dış uzay gözlem aracı, henüz bu denli uzaktaki bir cisimden, ister doğal bir yapı, isterse de akılı zekâ ürünü bir taşıt olsun, böylesine net, keskin bir görüntü alamaz. Ama o uyduruk videoya inanan kişiler de çıkabiliyor.
Paylaşımımıza eşlik eden fotoğraf ve onun alındığı kısa video tamamen sahtedir, bilginize sunulur.
Dış uzaydaki dünya yapımı gözlem araçlarının çektiği bütün karelerde 3/I/Atlas tipik bir kuyrukluyıldız formunda gözükmektedir.
Gazze’deki dram yerdekilerin ve göktekilerin tahammülünü aşmıştır. Açlık, kurşundan bile ağırdır. İsrail ve onları destekleyenler bilmelidir ki merhamet herkese lazım olur.
Türkiye'de bazı kesimler farklı etnik kökene sahip birisi kimliğini ifade edince 'özgürlük ve demokratik hak'' olarak görüyorlar. Türk'üm diyince 'ırkçılık, faşizm' olarak yorumluyorlar. İsteyen kendi kimliğini istediği gibi ifade eder. Hiçbir engel yoktur. Ancak bizim kimliğimizi sınırlamaya kalkmasınlar. Biz Türkiyeli değil Türk'üz.
Bilim insanı memur değildir. Maaş zam oranı ve özlük hakları başka bir platformda incelenmeli ve değerlendirilmelidir. Bilim insanlarının %10+6 gibi hayatın gerçeklerinden uzak bir teklifle muhatap edilmesi, utanç vericidir. @memetsimsek#akademikzam