Bu yıl açıklanan öğretmen ataması rakamları, umutla bekleyen binlerce öğretmen adayı için bir hayal kırıklığına dönüştü. Gerek alım sayısının düşüklüğü gerekse kontenjanların dengesiz dağılımı, eğitimde bir “kıyım” yaşandığını gözler önüne seriyor.
Yıllarca dershaneye, özel derse, kitaplara emek veren öğretmen adayları; artık sadece susmamak, görünmek ve duyulmak istiyor. Çünkü bu kıyım sessizlikle geçiştirilemez.
Eğer bu sistem gerçekten çocuklarımıza iyi bir gelecek sunmak istiyorsa; önce öğretmenine sahip çıkmalı. Çünkü öğretmen yoksa, eğitim sadece bir tabeladan ibarettir.
#Kpss2024AtamasındaKıyımVar
Madem öğretmen ataması bu kadar düşük sayılarda yapılacaksa, neden hâlâ eğitim fakültelerinden her yıl binlerce öğretmen mezun ediliyor?
Tarih, edebiyat, biyoloji, coğrafya… Kontenjanlar 20’li, 30’lu sayılara düşmüş durumda. Oysa her yıl bu bölümlerden yüzlerce genç mezun oluyor. Hayalleri olan, yıllarını eğitimine vermiş, KPSS’ye çalışan binlerce genç…
Peki madem atama yapılamıyor, o zaman neden formasyon verilmeyen binlerce kişi bu sınava girebiliyor? Neye göre, kimin için planlama yapılıyor?
Bu sistemde bir yanlışlık yok mu? Öğretmen ihtiyacını belirleyemeyen, kontenjanları adil dağıtamayan, on binlerce genci hayal kırıklığına uğratan bir yapıdan söz ediyoruz. Planlama yok, liyakat yok, istihdam yaratma kaygısı yok…
Bu sadece bir sınav meselesi değil. Bu, gençliğin geleceğini gasp etme meselesi. Umudu erteleme değil, umutla birlikte hayalleri yok etme meselesi.
Eğer bu tablo değişmeyecekse, kimse kalkıp da “öğretmen olun, ülkeyi aydınlatın” demesin. Önce o öğretmene hakkıyla yer açın, sonra konuşalım.
#MEBöğretmenAtamıyor