Genel olarak begendim fakat beklentim Esmenin sesiyle yeni bir jenerik eksik hissetirdi,olaylar cok fazla ve duygusal diyologları yetersiz,türķüler cok geri planda kalmış
Maşallah bize.🧿 Taşacak Bu Deniz TOTAL’de zirvede. 💃
Bizi dün akşamın en çok izlenen dizisi yapan seyircilerimize. ❤️ Haftaya görüşmek üzere. 🌊
#TaşacakBuDeniz@trt1
"Eşimin fotoğraflarını da arada paylaşır mısınız kimse unutmasın. Fatiha okusun. Herkesin ki paylaşılıyor ama ben eşiminkini hiç görmedim. Daha 28 yaşındaydı ve o şehit düştüğünde kızım 15 aylıktı." Şehit Coşkun Özcan
🎙️ Zehra Güneş:
Spor bana büyük başarıların yalnızca büyük anlardan oluşmadığını öğretti. Dışarıdan görünmeyen çok fazla emek var. Her gün antrenmana gitmek, aynı hareketi tekrar tekrar yapmak, hata yaptıktan sonra yeniden denemek, kötü bir gününde arkadaşının yanında durmak…
Bunun ilk örneğini annemde gördüm. Annemin benim ve kardeşlerim için gösterdiği sabrı, verdiği emeği, hayattaki mücadelesini yıllardır izliyorum. Bizim için yaptığı her şeyi ilmek ilmek işledi. Hayran olduğum ilk kadın oydu. İlk ve en büyük örneğim de o.
Voleybola başladığım günden beri ailemin desteğini hep yanımda hissettim. Daha 12 yaşında, hayatımın nasıl değişeceğini bilmeden bu yola çıktım. Onlar bana inandılar ve beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar.
Bu yüzden bir şey başardığımda gözlerim hâlâ ilk günkü gibi annemi arıyor. O anı onunla kutlamak, ona sarılmak istiyorum. Finalin son sayısından sonra da aileme koştum. O kadar sesin, sevincin ve kalabalığın içinde ilk istediğim şey onlara sarılmaktı.
İnsan ne kadar büyürse büyüsün, ne kadar büyük salonlarda oynarsa oynasın, hayatının en önemli anlarından birinde başladığı yere dönüyor.
🗞️ Oksijen
🎙️ Zehra Güneş:
İtalya karşısında kolay bir final yaşamadık. Bazen oyunun içindeydik, bazen oyun bizden uzaklaşıyordu. Bir seti 25-12 kaybettiğinizde o skor yalnızca tabelada kalmıyor. İnsanın zihnine de girmeye çalışıyor. “Belki bu gece sizin geceniz değil” diyor. O sırada yapabileceğiniz tek şey, bir sonraki topu düşünmek. Sonra bir sonrakini.
Molaya girerken Mile, sizin aşina olduğunuz adıyla Vargas duygularını dışarı yansıttı. O anı anlatmak benim için kolay değil. Çünkü orada büyük bir konuşma yapılmadı. Söylenmiş çok etkileyici bir cümle de yoktu.
Bazı arkadaşlarımla göz göze geldik, sonra hepimiz Mile'ye sarıldık. Onu teselli etmek için ne söylememiz gerektiğini düşünmedik. Zaten konuşmamıza gerek de kalmamıştı. Aynı yorgunluğu, aynı baskıyı, aynı isteği taşıyorduk. Birbirimizin ne hissettiğini biliyorduk.
İşte o anda maçı kaybetmeyeceğimizi anladım.
İtalya birdenbire daha zayıf hale gelmemişti. Bizim yorgunluğumuz da geçmemişti. Tabelada bize verilmiş hiçbir güvence yoktu. Ama birbirimizi yalnız bırakmayacağımızı görmüştük. Benim o anda hissettiğim buydu.
Takım olmak, herkesin aynı anda en güçlü mental durumda olması değil. Böyle bir şey zaten mümkün değil. Birimiz yoruluyor, birimiz hata yapıyor, birimizin zihni karışıyor. Önemli olan, o anı görebilmek ve arkadaşını orada tek başına bırakmamak.
Aslında o molada birbirimize “Buraya kadar beraber geldik, buradan da beraber çıkacağız” demiş olduk. Bunu sesli söylemedik ama hepimiz anladık. Sonra sahaya döndük.
🗞️ Oksijen
🎙️ Zehra Güneş:
Zamanla birbirimizin dilini öğreniyoruz. Bazen de konuşmadan anlaşmayı. Eda Abla'nın kaptanlığı bana bunu öğretti. Kaptanlık her zaman en çok konuşan ya da herkese ne yapması gerektiğini söyleyen kişi olmak değil. Bazen takımın neye ihtiyacı olduğunu herkesten önce görmek, zor bir anda sakin kalmak, bir bakışla "devam ediyoruz" diyebilmek.
Cansu’yla, Elif’le, Derya’yla, Hande’yle… Tüm takımla aramızdaki ilişki de böyle. Bunun için birbirinizi uzun zamandır tanımanız, birbirinizin ritmini, tereddüdünü, cesaretini öğrenmeniz gerekir. Kurduğumuz bu şey yalnızca iyi bir oyun bağlantısı değil; birbirimizi okuyabilmek.
Belki takım olmanın en güzel tarafı da bu. Herkesin başka bir görevi, başka bir karakteri, başka bir gücü var. Ama bir süre sonra bütün bunlar birbirine bağlanıyor. Kimin ne zaman bir söze, kimin bir bakışa, kimin sadece yanında durulmasına ihtiyacı olduğunu öğreniyorsunuz.
Bizi izleyen küçük kızların yalnızca nasıl blok yaptığımızı ya da nasıl sayı aldığımızı görmesini istemem. Güçlü olmanın hiç ağlamamak olmadığını da görsünler. İnsan ağlayabilir, yorulabilir, bir an için ne yapacağını bilemeyebilir. Önemli olan yeniden ayağa kalkabilmek ve bir başkası düştüğünde onun yanında durabilmek.
Kupalar sonunda bir vitrinde duruyor. Madalyalar bir çekmeceye giriyor. Ama birlikte geçirdiğimiz yıllardan insanda başka bir şey kalıyor. Birbirimizin dilini öğreniyoruz. Konuşmadan birlikte yürümeye devam ediyoruz.
🗞️ Oksijen
Dün akşam Avrupa şampiyonu olan kızlarımızın başarısıyla heyecanlandık, sevindik, mutlu olduk, gururlandık, gòğsümüz kabardı, gözlerimiz yaşardı...
Peki ama, yıllardır bu takımı başarıdan başarıya taşıyan en önemli oyunculardan biri olan Ebrar Karakurt neredeydi?..
Evet, sakattı. Fakat bildiğim kadarıyla, oynamasa da, maçlara gelmesini engelleyecek bir durumu yok...
Neden hiç ortalıkta yoktu?..
Ve (örneğin Sırp takımı madalya törenine sakatlanan arkadaşlarının formasıyla çıktılar!) neden takımdan, teknik kadrodan, yöneticilerden ve yorumculardan biri bile onun adını bir kere bile ağzına almadı?..
İnsan merak ediyor gerçekten...
Hep beraber birleşip 47.olan futbol takımına hibe edilen villalardan alamıyorlar...
Bi de yalandan toplamm 70 milyon yazmissiniz kisi basina 5 milyon dusuyor onunla da belki esenyurtta bi ev alabilir Avrupa Sampiyonu olan sporcular!!!