küçükken bizimkiler okuma hırsı oluşsun diye bahçedeki otları yoldururdu okumazsan büyüdüğünde böyle ot yolarsın derlerdi şu an peyzaj mimarlığı okuyorum ve hala ot yoluyorum evrenin bana yaşattığı en trajikomik olay
“Düşer kalkarım. Bazen dizlerim izin vermez, oracıkta kalırım. Düşmeden büyümek mümkün değilmiş. Kimi düşüş, uzun bir koşudan daha çok yol aldırırmış. Bazı yaralar taze taze ışıldar, bazı yara bantları daha çok yakarmış. Buna yaşamak denirmiş, akıl şaşar ama kalp yanılmazmış.”
bir şeylerden kaçar gibisin. soluk soluğa ama hiçbir şey anlatmayacağına yemin etmiş gibi sakinsin. gitmek istediğin belli bir yer yok ama kalmak istemediğinden artık eminsin. sadece biraz olsun herkesin ve her şeyin susmasını istemişsin. kendini duyabilmek için.
•oğuz atay
demin yolda yürürken 1 kız 2 erkek çocuğu abla çiçek satıyoruz alır mısın dediler cebimde de nakit 1 onluk 2 5lik vardı 10luğu kıza 5liği erkeklere verdim kız ben arkamı dönüp giderken daha yeni fark etmiş olsaki OHAAA BANA 10 LİRA VERMİŞŞ diye bağırdı girls support girlss honeyy
ruh daralmasi da bi yerden sonra nimet. allah'in kendisinden baska hic bir seyin bizi mutlu edemeyecegini farketmemizi bu sekilde sagladigini dusunuyorum. dunya tum genisligine ragmen dar geldiginde, siginilacak tek limanimizin sen oldugunu anlama nimetinden dolayi, hamdolsun
Kahveye neden bu kadar bağlıyım bilmiyorum ama onsuz olmuyor. Sabah uyanınca ilk onu düşünüyorum, gün içinde yorulunca yine ona dönüyorum. Sanki sadece kahve içmiyorum da biraz kafa dağıtıyorum, biraz sakinleşiyorum. Kokusu bile yetiyor bazen. İnsanların iyi gelmediği yerde bir fincan kahve iyi geliyor insana. Sessizce oturup kahveni içtiğin o an var ya, kimseye ihtiyaç duymuyorsun. Belki alışkanlık, belki huzur… Ama bildiğim tek şey şu; kahve benim için sadece bir içecek değil. Günün içinde kendime ayırdığım küçük bir mola gibi. Her yudumunda biraz düşünce, biraz geçmiş, biraz da huzur var. Bu yüzden doyamıyorum ona. Çünkü bazı şeyler içilmez, hissedilir…
Tüm hislerimi bir kalıba sığdırmaya çalışıyormuşum gibi hissediyorum ,hissettiğimiz şeylerin illa bi adı mı olmalı mesela, olmayan bir şeyi hissedemez mi insan, tüm o duyguların dışında adı konulmayan bir his olamaz mı?
isterdim ki, insanlarla kurduğumuz bağlar bir akşamüstü rüzgarı gibi hafif olsun. tereddütsüz, hesapsız ve berrak. birbirimize güvendiğimizde içimizde kırgınlıklar değil, yeşil bir bahçenin ferahlığı filizlensin ve geriye sadece güzel bir tebessüm kalsın.