Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Bu gece CHP İstanbul İl Binasının abluka altına alınarak giriş çıkışlara kapatılmasına ilişkin en net ve açıklayıcı ifade Özgür Özel'den geldi:
"Asla ve asla bizi bir başkaları gibi, bu rejimin rahatsızlık duymayacağı bir muhalefet partisine çeviremeyecekler."
Ana muhalefetin, son seçimin birinci partisinin polis ablukasındaki görüntüsü unutulmayacak. Siyasetin de seçme hakkının da yasaklandığı bir dönemdeyiz. Ne hukuk var ne demokratik haklar. İktidar yapabileceklerinin sınırı olmadığını gösteriyor. Artık mesele; halkın demokratik haklarına sahip çıkıp çıkmayacağı.
Bir annenin sessiz çığlığı…
Yasemin Mingüzi’nin haykırışı sadece kendi oğlu için değil.
Sokaktaki şiddet yüzünden evladını kaybeden binlerce annenin ortak çığlığı bu.
Adalet arayan annelerin sesi artık duyulsun!
Arkadaşlar olan bitene eleştirinizi “barışı ben de isterim ama” cümlesini ekleyerek yapmanıza gerek yok. Her birinizin hayatına bakılınca barışçıl ve düzgün insanlar olduğunuz ortada. Kurgu zaten böyle düzgün insanları tam tersi yönde yaftalamak/damgalamak üzerine. Bunu vurgularsanız manipülasyon alanına girmiş olursunuz. Ne münasebet deyip geçeceksiniz. Eleştirinize odaklanacaksınız. Hayatında silah görmemiş, tüm kimliklerle iç içe yaşayan insanları faşist diye yaftalıyorlar. Bu deliliğe “ama ama ben öyle değilim ama” diyerek dahil olmayın. Elbette öyle değilsiniz.
Diplomasını yırtan Boğaziçi Üniversiteli genç,
- “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”
- “Türk milletini, cumhuriyeti, devletin kurum ve kuruluşlarını aşağılama” ile gözaltına alınıp, suçlandı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna “1923 kanlı darbesi” diyen şeye şimdiye kadar en ufak bir hukuki süreç başlamadı.
Hukuk devleti ya!!!
Melih Gökçek,
Hakkınızda iki kitap yazdım.
İlki ihalelerle dolu; diğeri ise en yakın çalışma arkadaşınızın bizzat itiraflarıyla…
Hepsi belgeli. Ve biliyorsunuz, yazdıklarım yargı huzurunda da tescillendi.
Şimdi çıkmış, olmayan tabutlardan, olmayan torbalardan söz ediyorsunuz.
Ama küçük bir ayrıntı var:
Bu iddialarla ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesi savcılığa suç duyurusunda bulundu ve sizi de şahit gösterdi.
Evet evet, bu sefer siz anlatacaksınız.
Belediyenin arabasını zorla verdiniz, şimdi sıra evde…
Ama belediye kasasından alınan o şatafatlı mobilyaları da unutmayın lütfen.
Ne de olsa kamu malı kutsaldır(!)
Merak etmeyin, ben takipteyim.
Çünkü hırsızın dini, imanı, partisi, sağcısı solcusu olmaz.
Hırsız, hırsızdır.
Ve hırsıza, hırsız olduğunu unutturursanız…
Bir bakarsınız ahlak bekçiliğine soyunmuş.
Halkımızın seçme ve seçilme hakkına göz koyan, seçtiği belediye başkanlarını ve geleceğin Cumhurbaşkanı’nı tutuklayanlara karşı yılmayacağız!
Sandığı hangi ellerle kurduysak aynı ellerle kurtarırız!
O eller Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet Paşa’nın elleridir.
Genel Başkanımız Özgür Özel’in öncülüğünde, halkımızın elinden sandığı almaya çalışanlara karşı mücadelimize durmadan devam edeceğiz.
2 Kasım’da yüreği yeteni seçime bekliyoruz!
19 Mart Darbesi’nin 3’üncü ayında bu da oldu!
Ekrem Başkanımızın avukatı Mehmet Pehlivan’ı, müvekkilini savunduğu için tutukladılar.
Türkiye’yi orta çağ karanlığına götürüp, savunma hakkına saldırdılar.
Algıları çökmesin diye avukatın gırtlağına çöken anlayışı milletimize şikayet ediyorum.
Yazıklar olsun!
İBB’yi kazıdılar, altından liyakat çıktı.
Cezaevine attığınız yol arkadaşlarımın özgeçmişlerini okuyunca herkes ne kadar liyakatli kadrolar kurduğumuzu gördü.
Bu ülkenin iyi yetişmiş insanları var, binbir zorluğa rağmen kendini geliştirmiş evlatları var. Dürüst, çalışkan, aklı hür vicdanı hür milyonlarca genci var.
Bursu, işi ve fırsatı daima hak edene sunduk. Şimdi sıra tüm Türkiye sathına bunu yaymakta.
Ülkemizde yıllardır kamuda yaşanan her türlü çalışan adaletsizliğini, kamuda işe giriş hukuksuzluğunu, torpili, adam kayırmacılığı biz sonlandıracağız.
Partizanlıktan, ayrımcılıktan sağa sola savrulmuş, kamuda hak ettiği yeri ve konumu elde edememiş tüm kamu çalışanlarına sesleniyorum:
Sizler bizim inşa edeceğimiz şeffaf, katılımcı, akıldan, bilimden, doğrudan, adaletten yana sistemimizle ve liyakate, performansa dayalı düzenlemelerle huzura kavuşacaksınız.
İktidarımızda; etkili, verimli, hakkını veren insan kaynakları yönetim modelimizle mutlu, huzurlu bir ortamda, güvenceli bir biçimde milletimize büyük bir onurla hizmet edeceksiniz.
Kime yakın olduğuna, ideolojisine, inançlarına, dinine, diline, ırkına vs bakmadan herkese eşit fırsat sunacak, işini dürüstçe yapan hiç kimseye rövanşist bir duyguyla yaklaşmayacağız.
Hep birlikte çok güzel işler başaracağız. Birlikte çocuklarımıza ve gençlerimize çok güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti devleti emanet edeceğiz.
Bizim kadromuz bu ülkenin 86 milyon vatansever insanıdır.