Bilsem ki beni Avrupa şampiyonu yapacak ilk telefonda beni ortada bırakıp gsye gidecek adamı babam olsa istemiyorum takımın başında Fatih tekke için ts neyse arda için gs o İstanbul'a meze olmayı mideniz kaldırıyorsa onu bilemem tek ihtimal ardaysa çimşirle devam ederim daha iyi
Bu kadar tepkinin sebebini de anlamadım. Getirmeye çalıştığınız Şenol 2 sene önceye kadar jkliydi. Avcı bizle şampiyon olduktan 6 ay sonra fenerin kapısında yatıp kalkıyordu. Bu adamlar bu işe profesyonel bakar. Beni şampiyon yapsın, sonra nereye gidiyorsa gitsin. fazla anlam yüklüyorsunuz bazı işlere.
🇹🇷 11 Ağustos 2017’de Maçka’da hain saldırı sonucu şehit düşen Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’i şehadetlerinin yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Ruhları şad olsun.
Türk futbolunda yıllardır değişmeyen tuhaf bir alışkanlık var!
Para İstanbul’da harcanınca adına “vizyon” deniyor. Gayrimenkul İstanbul’da geliştirilince “mali bağımsızlık projesi” oluyor. Dünya yıldızı İstanbul’a gelince “Türkiye’nin marka değerine katkı” diye alkışlanıyor. Aynı şey Trabzon’da yaşanınca birileri hemen hesap makinesini çıkarıyor:
“Bu para nereden geldi?”
Asıl konuşmamız gereken biraz da bu ikiyüzlü ölçü. Çünkü rakamlar ortada. Galatasaray, Victor Osimhen için Napoli’ye 75 milyon Euro bonservis açıkladı. Wilfried Singo için 30 milyon 769 bin Euro ödedi.
Fenerbahçe, Temmuz 2026’da Mason Greenwood için 39 milyon Euro bonservis açıkladı. Bir önceki dönemde Youssef En-Nesyri’ye 19,5 milyon Euro bonservis ödemişti. N’Golo Kanté anlaşmasında 14,4 milyon Euro imza parası ardından milyonlarca Euro’luk sezonluk ücretler KAP’a bildirildi. Ederson’un yıllık garanti ücreti ise 11 milyon Euro.
Beşiktaş, Orkun Kökçü için şartların gerçekleşmesi halinde 25 milyon Euro bonservis ve beş sezon boyunca toplam 25 milyon Euro garanti ücret içeren bir sözleşme yaptı.
Bunları eleştirmek için yazmıyorum. Parayı üretebilen kulüp harcar. Gelirini büyüten yatırım yapar. Markasını genişleten dünya yıldızını getirir. Futbol ekonomisinin doğası budur. Fakat aynı ekonomik mantığı Trabzonspor uyguladığında ortaya çıkan şu kuşku dili artık sorgulanmalı! İstanbul’un parası ticaret de Trabzon’un parası neden siyaset?
Spor kulüpleri artık haftada bir maç oynayıp bilet parası toplayarak yaşayamaz. Gayrimenkul geliştirir, mağazacılık yapar, sponsorluk üretir, marka haklarını pazarlar, dijital gelir yaratır ve tesislerini ekonomik değere dönüştürür.
Galatasaray yapınca gayrimenkul yönetimi… Fenerbahçe yapınca finansal bağımsızlık… Trabzonspor yapınca “devlet desteği”.
Bu hesabın matematiğinde bir sorun var. Aynı devletin kurumları, aynı mevzuat, aynı ekonomik modeller, aynı futbol endüstrisi…Kulübün adı değişince kavramların anlamı da değişmemeli!
Trabzonspor son yıllarda ciddi bir ekonomik dönüşüm geçirdi. Bankalar Birliği olarak bilinen yapılandırmadaki kredi anapara ve faizlerinin tamamı kapatıldı. 2025’te gerçekleştirilen sermaye artırımı sürecinde 6,4 milyar TL’nin üzerinde fon girişi sağlandı. Kulübün finansal raporlarında mali disiplin, gelir artırıcı projeler, sponsorluk faaliyetleri ve futbolcu transferlerinden kazanılan bonservis bedelleri açık biçimde yer alıyor.
Bu yapının başında da Ertuğrul Doğan var.
Fakat ortaya çıkan ekonomik dönüşümü görmezden gelerek Mohamed Salah transferini birkaç telefon görüşmesine, birkaç siyasi isme veya Ankara’dan geldiği varsayılan görünmez bir paraya bağlayarak salya sümük ağlayan gazetecilik tiplemesiyle sözüm ona ekonomik analiz sayılmaz.
Mohamed Salah satın alınan bir futbolcudan daha büyük ekonomik ölçeğe sahip bir marka. Onu Trabzon’a getirdiğiniz anda forma satarsınız. TS Club’ın müşteri kitlesini büyütürsünüz. Kombine talebini yükseltirsiniz. Locaların değerini artırırsınız. Yeni sponsorların kapısını açarsınız.
Trabzonspor armasını Kahire’den Londra’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar milyonlarca insanın ekranına taşırsınız. Saha içinde sağ kanattan içeri kat eden Mohamed Salah’ı alırsınız saha dışında küresel bir dağıtım ağı kazanırsınız.
Asıl mesele şu! İstanbul’un üç kulübüne tanınan ekonomik aklı Trabzonspor’a çok görmek!. Onlar arazi geliştirince proje, Trabzonspor geliştirince iltimas demeyin. Onlar 30, 40, 75 milyon Euro’luk transferler yapınca vizyon yazıp, Trabzonspor Salah’ı getirince Ankara’da para aramayın.
Galatasaray’a sormadığınız soruyu Trabzonspor’a soruyorsanız. Fenerbahçe’de alkışladığınız ekonomik modeli Trabzon’da kriminal bir şüpheye dönüştürüyorsanız. Beşiktaş’ın tahsis edilmiş arazisini tarihsel hak sayıp Trabzonspor’un tahsisini siyasi imtiyaz diye sunuyorsanız… Orada ekonomi tartışmıyorsunuz.
Orada Trabzonspor’a biçtiğiniz sınırı tartışıyorsunuz. Aslında hepinizi iyi tanıyoruz. Sizi gidi maskeli süvariler sizi :)
BÜYÜK TRABZONSPOR TARAFTARINA DUYURU
Transfer görüşmelerine başladığımız profesyonel futbolcu Mohamed Salah, 5 Ağustos Çarşamba (yarın) saat 12.00’de İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’nde olacaktır.
Oyuncunun aynı gün akşam saatlerinde Trabzon’a ulaşması planlanmaktadır.
Trabzon’daki karşılama programına ilişkin saat ve diğer detaylar, gün içerisinde kulübümüzün resmi iletişim kanalları aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Süper Lig tarihinin en büyük futbolcusu, yeni transferimiz MOHAMED SALAH için yarın saat 11.00’den itibaren Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminalinde toplanıyoruz!
GGeliyoruz! ♥️💙
#YolumuzTrabzonspor
Hocanın açıklamaları, hazırlık maçlarındaki rakiplerin gücü vs totale bakıldığında Trabzonspor'un ciddi bir plan içerisinde olduğunu söylemek mümkün.
Eksikleri var mı? Elbette. Ancak genel manada ciddi bir plan olduğunu vurgulamak gerekir.
Avrupa maçları öncesinde ciddi bir test olması için Alman ve İtalyan takımları ile maç oynandığını ve Trabzonspor'un yeni sezonda Süper Lig'de ve Avrupa'da farklı 2 oyun benimseyeceğini söylemek mümkün.
Ligdeki oyun anlayışının aynısını Avrupa'da uygulaması halinde farklı yenilgiler ortaya çıkabilir. Hoca da bunun farkında olacak ki Avrupa maçlarında daha çok topun arkasına geçen ve iyi savunan bir takım yaratmayı hedefliyor.
Bu da hocanın esnek ve yeniliklere açık bir teknik adam olduğunu gösteriyor.
Kim ne derse desin...
Eren Mert’in Trabzonspor’dan ayrılması elbette can sıkıcı. Eren Mert’in istifa metnindeki “uygun çalışma ortamı” ifadesi bu konunun özeti değil.
Evet, Fatih Tekke ile zaman zaman sorunlar yaşandığını biliyorduk. Ama futbolun içinde bunlar var arkadaşlar. Teknik direktörle scout ekibi, sportif direktörle yönetim hatta başkanla hoca fikir ayrılığı yaşayabilir.
Ancak kulüpleri başkan yönetir. Son karar verici de odur. Başkan Ertuğrul Doğan bu konuda çok net bir duruş sergilemiş Aspor yayınında da “Ben olduğum sürece Eren Mert bu kulüpte olacak” demişti.
O halde soru şu! Ne değişti?
Yeni sezon başlamadan scout departmanı yeniden yapılandırılırken hangi noktada ipler koptu? Başkan Ertuğrul Doğan bu kadar arkasında durduğu bir isimden neden vazgeçti?
Eren Mert yeni sezon öncesinde scout biriminin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili taleplerini yazılı olarak Sayın Başkana iletti. Bu taleplerin en önemli başlığı ise Eren Mert’in yıllık ücret beklentisiydi. Başkan Doğan çok yüksek bulduğu bu rakamı kabul etmedi. Eren Mert de ayrılık kararını verdi.
Burada şuna da dikkat çekmek gerekiyor. Bu yapıyı kuran Başkan Ertuğrul Doğan. 18-20 yaşındaki oyunculara 5-6 milyon Euro ödeyen de o! Bu oyuncuları oynatıp geliştiren Teknik Direktör Fatih Tekke. Bulan da scout ve teknik ekip. Yani herkesin risk aldığı ama başarılı olduğu bir organizasyondan bahsediyoruz.
Eren Mert’e emekleri için teşekkür etmek boynumuzun borcudur. Sonuçta ayrılık can sıksa da bu tür organizasyonlar kişilere bağlı olmamalı. Kulüplerde kişilerden ziyade sistem işlemeli.
tarihin en büyük şikesini yapıp şampiyonluğumuzu çalanları ve bunu cezasız bırakanları,
şampiyonlar ligi maçımızın olduğu güne gs-fb maçını koyanları,
16 sene önce çalanoğlu’nun paramıza konmasını,
haksız şekilde 7 kişi kaldığımız maçta gslilerin oley çekmesini,
aslında kaptanlıkla hiç alakası olmayan ince sesli jöleli bir kişinin Trabzonspor kaptanlık makamını istanbul’a senelerce meze etmesini,
biz unutmuyoruz. bir değil bin ömür de geçse unutmayız. unutturmayız.
Kadro derinliği, bütçe ve yıldız oyuncu havuzu bakımından ligin zirvesini paylaşan iki takımın hemen arkasında, çok daha sınırlı imkanlarla 48 puana ulaşmış bir Trabzonspor var. İşte tam bu noktada yapılan işin adı tesadüf değil, akıl ve emek oluyor.
Zaman zaman Fatih Tekke için hiç hak etmediği, hatta emeğini gölgeleyen editler ve yazılar görüyorum. Oysa mevcut kadroya değer katan, oyuncuların performansını yukarı çeken, bireysel gelişimi sahaya yansıtan isim kendisi değil mi? Trabzonspor’un bugün yarışın içinde kalabilmesinin temel nedeni; eldeki malzemeden maksimum verimi alabilen bir teknik adam dokunuşu.
Trabzonspor bütçesini aşan hayaller kurmuyor; fakat elindeki oyuncuları geliştirerek bu bütçenin sınırlarını genişletiyorsa, bu doğrudan hocaya yazar. Büyük laflar etmeden, polemik üretmeden, sahada karşılığını bulan bir emek… Benim gördüğüm tablo tam olarak budur.
Yaş ortalaması 24-25 olan takımla şunu yapmak her babayiğitin harcı değil hem de Trabzonspor gibi bir takımla bu ligde bu taraftar kafasıyla çok büyük iş