Acıbadem konusunda haklı olduğunu 45 yıllık bir Acıbademli olarak rahatlıkla söyleyebilirim. 45 yılda bizim burda da nüfus çok arttı, demografi çok değişti, özellikle de Üsküdara bağlı Yukarı Acıbademe son 15-20 yıl içinde ciddi miktarda bir varlıklı neo-muhafazakar kitle de yerleşti. Yine aynı muhitte işe gidiş ve eve dönüş trafiği şoför için ciddi bir sınav ama Acıbadem hala İstanbulun açık ara en nezih ve asayiş bakımından en güvenli semtlerinden biridir (Böyle dedim diye nüfusu katlamaya kalkmayın hoş kalksanız da geçti Bor’un pazarı zira buradaki emlak ve kira fiyatları aynı zamanda İstanbul’daki en yükseklerden).
Gerçek İstanbul gurmeleri bilir ki;
İstanbul Anadolu yakasının en yaşanılabilir yeri Acıbadem, Avrupa yakasının ise Etilerdir.
Paran az ise Acıbadem hukukçular sitesi, paran çoksa Etiler Alkent.
Çok zenginsen iki muhitte de güzel villalar var, ikisi de nezih ve merkezi.
Hikâyenin konusu Art Deco mimari tarzıyla dikkat çeken, mimarisinin dışında içinde pek çok hikâyeyi barındıran Mahmut Ata Bey Apartmanı… Ünlü jinekolog Dr. Mahmut Ata Bayata’dan, Lev Troçki’ye kadar bir çok tanıdık simanın meskeni olan, bir dönem Moda Koleji olarak eğitim verilen Mahmut Atabey Apartmanı’nın hikâyesini mimar ve yazar Levent Civelekoğlu’nun blog yazısından, Hicran Göze’nin “Kadıköy’lü Yıllarım” ve Müfid Ekdal’ın “Kapalı Hayat Kutusu / Kadıköy Konakları” kitabından derlediğimiz bilgilerle anlatacağız.
Eğer, günümüzden 80 yıl kadar önce, 1930’larda girmiş ve Şifa Çıkmazı’nın sonuna kadar yürümüş olsaydınız Jinekolog Dr. Mahmut Ata Bayata’nın o yıllarda o civarda hangi kapının önünde görseniz, o evde bir doğum olduğunun habercisi olan o ufacık kırmızı sandık gibi otomobilini görecektiniz... Şifa Sokağı ve Şifa Çıkmazı’nın köşesinden girilen ve denize kadar uzanan büyük bir bahçe içerisindeki gösterişli Art Deco apartmanı da Jinekolog Dr. Mahmut Ata Bayata yaptırmıştı. Dr. Mahmut Ata Bayata, apartmanın çatı katındaki kule odaya bazı gözlem aletleri koyarak, burayı küçük çapta bir rasathane olarak kullanır, yıldızları gözlemlermiş. Doktor Mahmut Ata Bayata’nın hem evi hem de bir katında altı yataklı bir hastanesi olan bu yüksek tavanlı ve geniş koridorları olan apartmanın içerisinde zamanında bir ameliyathane de mevcutmuş.
Art Deco özellikler taşıyan apartmanın setler oluşturarak denize kadar inen 1356 metre karelik bahçesinde çardaklar, kanepeler, son derece zevkli işlenmiş demir döküm iskemleler, mermer masalar yer alırmış. Apartmanın büyük bahçesinde tavus kuşları dolaşır, bahçedeki havuzun içerisinde cins balıklar yaşar, nadide çiçekler ve ağaçlarıyla apartman denizden bakıldığında çok güzel bir manzara oluştururmuş. Özellikle de bazı yaz gecelerinde bahçenin bütün ışıkları yakılır, İstanbul sosyetesine mensup özel davetliler, memleketin ileri gelenleri, diplomatlar ve devlet erkânının katıldığı geç saatlere kadar süren ziyafetler, partiler, müzik ve ışık cümbüşü içerisinde dolaşan, dans eden, kadınlı erkekli şık seçkin davetliler, o sırada Kalamış Koyu’nda sandalları ile dolaşan Modalılar için keyif ve merakla izlenen bir şölene dönüşürmüş.
Bahçenin en alt setinden bir köprü aracılığı ile geçilen kapalı kayıkhanede denize meraklı olan doktorun çeşitli kayıkları ve tekneleri bir vinç marifetiyle denizden alınır ve kapalı kayıkhaneye çekilirmiş. O dönemde çok nadir olarak görülebilen bir Chris Craft sürat motoruna da sahip olan Dr. Mahmut Ata Bayata, Kalamış Koyu’nda çılgınca bir süratle kullandığı bu motoruyla da çok gözde ve meşhur bir erkekmiş. Dr. Mahmut Ata Bayata, bazı sabahlar apartmanın sütunlar üzerinde oluşturulmuş ikinci kat balkonunda doyumsuz Kalamış Koyu manzarası eşliğinde kahvaltısını eder ve çayını yudumlarken, bir yandan da kendisine eşlik eden iki beyaz Rus köpeğine üzerine tereyağı sürülmüş ekmekleri elleriyle yedirirmiş. Hızlı yaşamayı ve sefahati seven Dr. Mahmut Ata Bayata’nın birçok aşk dedikodusuna da malzeme olduğu söylenmiş olmakla birlikte, Bayata, Nefise Samiye Hanım ile evli ve Sevim adında bir kızı varmış.
Gazete Kadıköy / 8 Kasım 2018
Artık fıkra değil anı diyebileceğimiz bu konuşmanın kaynağı Mahmut Ata Bayata, bir dönem Moda’da, Moda’nın en güzel evlerinden birinin sahibiydi ve burası aynı zamanda muayenehanesiydi.
Ekrem İmamoğlu:
"Ne CHP’nin iç meselesi? Bu saray darbesidir!
Seçim yapıyorsun tanımıyor. Kurultay yapıyorsun tanımıyor. İstinaf Mahkemesi kararıyla bizim partimizin başına o kayyımı atıyor. YSK ise kendini inkâr ediyor. Bakınız YSK’nın bu tutumu çok büyük bir tehdittir. Tümüyle demokrasiyi yok edenlerin hazırladığı tabuta son çiviyi çakma girişimidir.
Bu çok ağır bir kırılmadır. 2017’de mühürsüz oylarla başlayan süreç, 2019’da İstanbul seçimlerinin iptaliyle devam etti. Bugün ise artık muhalefetin doğrudan devlet gücüyle yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı bir aşamaya geçildi. Her darbe daha ağır uygulamaları önümüze koymaktadır.
O yüzden ben bunun CHP içi bir tartışma olduğu fikrini reddediyorum. Bu mesele, Türkiye’de milletin sandık yoluyla iktidarı değiştirme hakkının korunup korunamayacağı meselesidir.
CHP içi tartışma yoktur. Saray darbesi ve sarayın kuklaları vardır."
@kutanural Aksanlı konuşabilmek bir yetenektir. Eğer öyle olmasaydı dil üzerine çok çalışan herkes otantik aksan sahibi olurdu. Bu yeteneğe sahip olmayanları aşağılamak ise aptallıktır. Enstrüman çalabilme yeteneği olmayanları aşağılamak aklımıza geliyor mu?
Dünyanın her yerinde iptal yemiş değil. Yahudi lobilerinin çok güçlü olduğu ülkelerde evet iptal. Ama Hollanda, İspanya, Portekiz’de konserleri var. Bu yılın başında WSJ a tam sayfa ilan verip önceki söylemlerinden dolayı özür dilemiş, beyin rahatsızlığı gerekçesiyle ( muhtemelen salladı ama özür mü özür). Yani kısacası Avrupa’nın da belli ki bu adam hakkında kafası karışık.
Demokrasi fatihimiz Özgür Özel’in mitinglerinde anlı şanlı tiyatrocularımız, sinemacılarımız, edebiyatçılarımız, müzisyenlerimiz, ressamlarımız neden hiç yoklar? ABD seçimlerinde, kitleleri etkileme gücü olan kanaat önderi sanatçılar meydanlara çıkar, siyasetçilere açık destek verir, etkisi de görülür mutlaka. Ama kimse kusura bakmasın, bizdeki anlı şanlılar “aman mütedeyyinler, aman akepeye oy verenler konserime gelmez, filmimi izlemez, kitabıma para vermez, AKP belediyeleri beni davet etmez” korkusuyla Özgür Özel ve mücadelesinin yanında sadece fikren değil bedenen de gözükmekten tırsarlar. Anca sosyal medyada sallarlar, edebiyat fışkırtırlar. Yazıklar olsun bu konformizme. Biz buyuz işte kusura bakılmasın. Bu “militanlığı” en son yapan benim görebildiğim kadarıyla pandemiden önce CHP mitinglerine fiilen katılan, sunuculuk yapan Altan Erkekli’ydi. Önünde saygıyla eğiliyorum. O da sonradan bıraktı bu işleri :( Lakin arkadaşlar söyler misiniz “sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkılır aydınlığa?” Kitabını birkaç yüz kişi almaz, filmini birkaç yüz kişi izlemez vs diye korka çekine, aydın olmanın sorumluluklarından kaça kaça, bu ülkeyi karanlığa, demokrasi dışı güçlere teslim etmemize az kaldı (Sosyal medyadan silahşörlük yapmakla yetinmeyip sahneye de çıkan anlı şanlılarımızdan unuttuklarım olduysa affola). Ben onlar kadar anlı şanlı olsaydım, katılabildiğim her mitinge katılır, daha fazla görünürlük sağlamak ve sürükleyici olmak adına elimden ne geliyorsa yapardım.
“Kültür”ü salt cemaat-tarikat olarak anlamakla ya da anlamakta inat etmekle siz zaten en büyük hatayı yaptınız :) Yeni nesillerin kültür adına sadece bunları istediğini vehmettiniz. Halbuki onların sizden belki de en az istediği şey buydu ama siz inat ettiniz. Şimdi biçin bakalım ektiğinizi…
Mevzu finalize edebilmek.
Mevzuya yine buz gibi objektif bakalım.
Misal Mustafa Kemal Atatürk finale erdirebildi. Özellikle kültürel devrimlerini kendisi yaşarken yaptı. Öyle ya da böyle sonuç elde etti. Eleştir, eleştirme, ne yaparsan yap Selanik'te doğmuş o Türk finalize etti.
Peki biz?
Dindar nesil dedik. Asım'ın nesli dedik. Kültürel hegemonyanızı yıkacağız dedik. Onlarca cemaat onlarca tarikat...
Bunların ilim, irfan öğreten evlerini teşvik ettik.
24 sene iktidarda kaldık. Yetiştirmek, dönüştürmek için Allah'ın lütfu gibi uzun yıllar.
Peki sonuç?
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in özel ricasıdır:
— Otobüslerimiz yok.
— Sosyal medya hesaplarımız alındı.
— SMS sistemi kayyumun kontrolünde.
Güvenebileceğimiz, sesimizi duyurabileceğimiz bir tek sizler varsınız!
Duyuralım:
📅 30 Mayıs Cumartesi
⏰ Saat 14.00 - Güvenpark
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!
Sayın Kılıçdaroğlu’na güvenim tamdır. SSK’yı batırdı, CHP’yi batırdı, seçimleri batırdı ve Allah’ın izniyle cumhur ittifakını da batıracaktır. Rabbim bu kutlu mücadelesinde onun yâr ve yardımcısı olsun.