RİZE’NİN GOLÜ NET OFSAYT!
Galatasaray’ın sözde şampiyonluklarının payandası kirli düzen yine muazzam bir sezon başlangıcı yaptırdı haramzadelere. Dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş şekilde gövdelerini koyuyorlar, asla vazgeçmiyorlar.
80’li yılların ortalarından bu yana ilmek ilmek işleyerek kurdular bu düzeni. Mehmet Ağar’ın Güldal Mumcu’ya “bir tuğla çekersek duvar yıkılır” dediği türden bir duvar inşa ettiler. “Himmetler” bazen Malatya’ya giden Şahinler/Doğanlara döndü, bazen Zalad’ın cebine doldu. Bazen Florya Metin Oktay tesislerini arazisini fahiş fiyattan satıp sonra kelepir düşürdü bu duvarı inşa edenler.
Rigobert Song’a makbuzsuz verilen 1.5 Milyon Amerikan Dolarını bir Mayıs akşamı Denizli Atatürk Stadında gördük. Aynı akşam Denizli taraftarının ağzında dile geldi, “Cimbombom”. Duvarın bir tuğlasıydı sadece bu 1.5 Milyon Amerikan Doları.
Duvarın mimarları TSK’ya kumpas kuranlarla birlikte, futbolda “Balyozu” Fenerbahçe’ye indirdiler 3 Temmuz 2011 günü. Fırsat bu ya UEFA savcısı Cornu ile Kumkapı’da rakı sofrasına meze ettiler Fenerbahçe’yi. Sonra bir avukatın, asbaşkan sıfatlı, tetikçi hakimlerle görüşmeleri 14 yıl sonra gün yüzüne çıktı da cambaza bak cambaza dediler sana yine.
Ölmedim dedin, çoluk çocuk demeden taarruz ettiler Saraçaoğlu’nda 2012 Mayıs’ında. Yine ölmedin, takım otobüsünü şarampole yuvarlamak suretiyle katletmek için kurşun sıktılar. Faili meçhul, yersen! Failler bir tişörtle ifşa ettiler kendilerini.
Karaborsa bilet satıp 75’e topçu alıp akladılar. Yasa dışı bahis reklamından paraları cukkaladılar. Sözleşmeye imza atan başkanına yalandan da olsa soruşturma dahi açılmadı. Maydonoz bile bunlara döndü.
Saha içinde değişen bir şey yok. Arif Erdem’in İstanbulspor’la oynanan şampiyonluk maçında aldığı penaltı düzeni devam ediyor hem de güçlenerek. Futbol literatürüne “ofsaytımsı” eklediler, vay be! Çok da kullanışlı. Çizgiyi milimetre geri çek ofsayt, lazımsa biraz öne “onsayt”.
Albert Camus, “Sisifos Söyleni” isimli eserinde, hilekarlığı nedeniyle tanrılar tarafından büyük bir kayayı dik bir tepenin doruğuna yuvarlamaya mahkum edilen Sisifos’u anlatır. Ancak Camus tanrıtanımazdır. Kabaca Tanrıların kötü olduğunu buna rağmen asıl anlamın Sisifos’un çabasında yatttığını savunur.
Türk futbolunun “tanrıları” Fenerbahçe’nin cezasını vermiş. “Sisifosun kayası” gibi yuvarlıyoruz yukarıya. Sonra her seferinde pattadanak aşağıya. Ancak hatırlatmak gerekir ki; Sisifos’un altında kalıp öleceği düşünülen kayanın dağın tepesinden aşağıya yuvarlandığı ve sonra geri dönerek yeniden çabalamaya hazırlandığı an bilinç olarak en güçlü olduğu andır. Sisifos kayadan daha güçlüdür. Unutmayın Fenerbahçe de yükünden daha büyüktür! Hal böyleyken kayayı dağın doruğuna itmeye çalışmak, ne kadar ceza gibi görünse de, boynumuzun borcudur.
Rize maçı on yıllar içinde yaşanan yüzlerce örnekten sadece bir tanesi. Rize’nin attığı golün iptaline sebep olan ofsaytımsıdaki “ayak kokusu”, Sivas ofsaytımsısı gibi burnumuzun direklerini sızlattı yine. 105 kiloluk (!) “aşkın olayım”a sezonun ikinci golünü attırdılar da öncesindeki faule gözlerini kapattılar yine. Tersi anormal olurdu.
Biz yine dağın doruğuna kaya yuvarlamaya devam…
Her sene yalnızca Gazi Koşusu günü otorite, duayen kesilen tipler Halis Karataş’ın yaşına atfen gençlere bıraksın gibi yorumlar yapmışlar. Atçılık, jokeylik öyle bir şey değil.
Kral inşallah 20 sene daha at biner, doyamadık.
"neriman'ın şalından kutan'ın nalına bu eşsiz mazi, yüzüncü şampiyon tayını bekliyor gazi"
nefis anlatım. önüne kamera kurup kendini çeken, gol diye böğürmeyi iyi sunuculuk zanneden dalayaraklara izletin.
48 takımlı Dünya Kupasının açık ara en kötü iki kalecisi Uğurcan Çakır ve Fernando Muslera’yı bünyesinden çıkaran Galatasaray’ı canı gönülden tebrik ediyorum. Bunu başarmanın zorluğunu bilemezsiniz.
Bizim Barış MALper’in 15 dk’da 30 orta açtığı Avustralya’ya defansını 10 dk’da avladı ABD. Önce üstüne çekip arkayı boşalttılar, sıfıra inip yerden dışarı çıkararak golü buldular. ABD’nin oynadığı oyun takdire şayan.