Ankara'da öğretmenlerin yapmak istediği eyleme polis müdahale etti.
Bir öğretmenin ters kelepçeyle gözaltına alındığı sırada yanında bulunan annesi gözyaşı döktü. (Cumhuriyet)
Bacım dua ederken bence nokta atışı dualarda bulunmalısın 🙏🏻 nacizane bi tavsiye sadece. İlk 100e girsen de bölüme 90 kontenjan verilirse o ilk 100e girmek de kurtarmıyor
Bolu Grand Kartal Otel yangınında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay:
"Danıştay 1. Dairesi, Turizm Bakanlığı kamu görevlileriyle ilgili olarak soruşturma izni vermiş ve 'Bunları yargılayayın' diye Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermiş olmasına karşın 10 ay geçti hala bir iddianame hazırlanmış değil"
"GENÇLER İŞ BEĞENMİYOR" teorisi çöktü!
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, 2 CV hazırlayarak yüzlerce ilana başvurdu:
🔴 1. Aday:
• Marmara Makine Mühendisliği mezunu
• 2 kere yaz stajı
• B1 İngilizce
• Bilgisayar programları sertifikaları
🔴 2. Aday:
• Ankara İşletme mezunu
• 2 kere yaz stajı
• B1 İngilizce
• bilgisayar programları sertifikaları
3 ayda 1. Aday için 162, 2. aday için 147 ayrı işe başvuruldu ve hiçbirine geri dönüş olmadı!
İnanılır gibi değil! Bir bakan düşünün ki MİLLİ Eğitim bakanı olmasına rağmen kurtuluş savaşını bilmiyor.
Bu savaşın Osmanlı Devletine karşı değil; Bu topraklar üzerinde emelleri olan Yunanistan, Ermenistan, Fransa, Birleşik Krallık ve İtalya’ya karşı yapılan bir savaş olduğunu idrak edememiş. Ve biz programları, eğitimi, çocuklarımızı bu insana mı emanet ediyoruz şimdi?
Peki bu Milli değerlere saygısızlık, toplumu ganyana getirecek bir açıklama değil mi?
Hani Silivri ?
#YusufTekinİSTİFA
Irmak öğretmenim,
Seni o kadar iyi anlıyorum ki…
Mesleğin ilk yıllarında “sözleşmeli” olmanın omza yüklediği o baskıyı, susmak zorunda bırakılmayı…
Ben de ilk görev yerimde benzer şeyler yaşadım. Şanlıurfa’da merkeze 90 km uzaklıktaki bir köy okuluna atanmıştım. Her gün 180 km yol gitmem sağlık olarak mümkün değildi, lojmanda kalmak istedim. Müdür, lojmanın 1+1 olduğunu ve kalırsam 8 kişi aynı odada yaşayacağımızı söyledi.
Mecburen merkezden ev tuttum. Sonra öğrendim ki lojmanlar aslında 2+1’miş. Müdür de sevgilisi de ayrı lojmanlarda tek başına kalıyormuş.
Okul servisini kullanmaya başladım. Eylül ayında sadece 1 gün kullandığım servis için benden 1 aylık ücret istendi. “Bu haksızlık” dediğimde ise “O zaman bundan sonra taksiyle gelirsin” cevabını aldım.
Bugünkü aklım olsa elbette susmazdım. Hakkımı aramayı da bilirdim, ortalığı ayağa kaldırmayı da… Ama o gün sustum.
Çünkü mesele hakları bilmemek değildi.
Mesele, insanın arkasında kimsenin durmayacağını düşünmesiydi.
Servis şoförüne karşı çıksam okula gitmem zorlaşacaktı. Müdürü şikâyet etsem, yıl sonunda “adaylık” adı altında yine onun değerlendirmesine mahkûmdum.
İlçeye gidip derdimi anlatsam, ben köye dönmeden “Bu öğretmen seni şikâyet etti” diye müdürü arayacaklarını biliyordum.
İşte insanı susturan şey bazen korku değil; yalnız bırakılacağını bilmektir.
Irmak öğretmeni yalnız bırakanlar bu yaşananların sorumlusudur.
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
Eski Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk:
"Diyecekler ki hemen bitirmemiz gereken, yetiştirmemiz gereken bir müfredat var.
Ben de onlara diyeceğim ki yetiştirmeniz gereken müfredat yok, çocuk var, müfredat yok.
Bu çocuğun ihtiyacı nedir, bu çocuğun alakası nedir, yeteneği nedir, becerileri nerede gelişebilir; bunun farkına varayım ve çocuğun içindeki müfredatı çıkartayım, asıl amaç bu.
Hayır, onun yerine tüm çocuklar için tek bir hedef koyup herkes buraya koşacak... Yaradılışa muhalefettir."
Kamu işçileri bundan birkaç yıl önce Asgari Ücret taseronda çalışıyorken bugün hastanedeki Güvenlik akşama kadar elinde telefon gezip Polisten fazla kazanıyor, elinde paspas temizlik personeli yogun bakımda kaç hasta ile uğraşan Yüksek Lisans Hemşireden fazla kazanıyor #Memur
Daha önce dediğim gibi, işçinin aldığında kimsenin gözü yok.
Fakat memurlara neden verilmiyor!
Bu durumun düzeltilmesi gerek. Memur da hak ettiğini almalı.
Milli Eğitim Akademilerinde ağırlanan konuşmacılara (yazar, şair, müzik dinletileri vb.) akademinin resmi sayfasında bakınca kamu israfını yine net görebiliyoruz.
Allah aşkına bu eğitimlerden hangisi sahada öğretmenin gerçekten işine yarayacak? “Fakülteler yetersiz, biz sahaya daha iyi hazırlayacağız” diyenler, bu eğitimleri sahanın neresine yerleştiriyor? Hangi öğretim kademesinin hangi somut sorununu çözmede öğretmene rehberlik ediyor bu sözde ‘sanatsal’ faaliyetler?
Katılımcılara saygım var. Bu katılımcılardan kaç tanesi bizzat öğretmenlik yaptı veya fakültede görevliyse fakültede vermeyip de orada verdiği nedir?Hangisi köy okulunda görev yaptı, müdürlük sorumluluğu üstlendi, taşımalı eğitimle yüzleşti? Kaçı veli baskısını, CİMER şikâyetlerini yaşadı? Geceleri WhatsApp’tan veliler tarafından rahatsız edildi? Kaçı sınıfta disiplinsizlikle mücadele etti, kırsalda veya kalabalık okullarda görev yaptı?
Kaç tanesi zümre toplantısı yürüttü, rutin bir etkinlik organize etti, müfettiş denetimi gördü? Kaçı iş sağlığı ve güvenliği dosyalarına boğuldu ve karne dağıttı?Kaçı okullarda nöbet tuttu? Neyi yaşadılar ki neyin eğitimini verecekler? Sahayı görmeyen sahaya nasıl hazırlayacak? Bunlar yapıldı diye fakültelerden daha mı iyi olduk?
Bu bir vebaldir, kamu malının israfıdır. Dört yılını başarıyla tamamlamış öğretmenleri salonlara doldurup; kimi zaman slaytlarla, kimi zaman fakültede zaten alınmış derslerin tekrarlarıyla, üstelik aynı hocalarla ve sahada karşılığı olmayan etkinliklerle oyalamak….
Matematik öğretmenlerinden Maarif Modeli’ne yönelik eleştiriler :
“Konu sıralaması yanlış, süre yetmiyor, derinlik yok. Aceleci geçişin faturası şimdi sahada çıkıyor.”
Temel atılmadan üst kat çıkmaya çalışıyoruz. Sonuç: ne sağlam bina ne de mutlu öğrenci.
#Eğitim#Matematik
Yazık hem de çok yazık!
Aylardır Millî Eğitim Akademisi’nin çok ciddi mağduriyetler yaratacağını söyledim, söylemeye de devam ediyorum.
Barınma sorun, yemek sorun, ulaşım sorun, aile birliği sorun… Verilen ücretlerden öğretmenlerimizin elinde çoğu zaman 1000-2000 lira kalıyor. Birçoğu, yıllar sonra yeniden öğrenci gibi ailesinden para istemek zorunda bırakılıyor. Lisansta alınan dersleri yeniden alıyorlar. Ama akademilere methiyeler düzenler bu tabloyu nedense hiç dillendirmiyor.
Gaziantep’te öğretmenlerimizin ilk günlerde yaşadığı yemek sorunlarıyla ilgili mesajlar aldım. Binlerce kişiyi aynı salona doldurup buna “eğitim” demek ise başlı başına ayrı bir sorun. Üstelik bu sıkıntıları bana yazanlar arasında yetkililer de var. Evet, yanlış okumadınız. Denetim yok, her şeyi bize yıkmışlar diyorlar. Öğretmenlere sürekli rapor tutturuluyor. Neden? Öğretmenler grup halinde sınıfa girip gözlem yapıyorlar neden? Bu lisansta zaten yapılmadı mı? Ama bunları dillendirmiyorlar.
Son olarak şunu da açıkça söylemek gerekir: Burada etiketlenmesi gereken kişi Sayın Fatma Şahin değildir. Öğretmenleri mağdur eden de Fatma Şahin değildir.
Öğretmenler, akademi getirildiğinden beri mağdur, sıradan ve kuyruktan dolayı değil.