İçimizdeki Şeytan kitabında " unuttum diyemem fakat üzerimde bir tesiri kalmamış" diye bir cümle geçiyor. Tam olarak bu. Bir zamanlar fırtınalar koparan herşeyin şimdi sadece uzak bir gürültüden ibaret olması. İnsan geçiyor, yara kabuk bağlıyor, izi bile hafifliyor.
İnsan, bağı onarmak istediğinde tartışır. Bazen kavga eder, bazen uzun uzun anlatmaya çalışır. Sonra bir gün tükenir ve susar. Susmak derin bir vedadır aslında. Anlayana.
Bazı şeylere çok fazla üzüldükten sonra bir nokta var, orada üzüntü bitiyor. Üzüntünün de bir son kullanma tarihi var gibi. O konuya daha fazla üzülemiyorsun. Sanki üzülmeye daha fazla yerin kalmamış gibi.
Bir duygu oluşuyor, bir hal. Ve uygun koşullar oluştuğunda onu anlamlı kılmak için bir insana bağlıyorsun. Sonra sanıyorsun ki o duygu, o insanla ilgili. Hayır, her şey seninle ilgili. Acın, sevincin, hüznün; hepsi seninle ilgili.
Zaman, kimseye düşkün olmaya, tutku ile bağlanmaya izin vermiyor. Selam sabah hal hatır nasılsın iyi misin hoşçakal. Çağ, gönülde ehlini barındırma değil, açık pencerelerden bakıp bakıp geçme çağı.
Düzelsin diye her şeyini ortaya koyarken senlik bir şey kalmadığını ve konunun aslında hiç sen olmadığını fark edince çabalamayı bırakıp temiz bir sayfa açıyorsun.