Gülmek de, güldürmek de ancak Türkiye’de soruşturma konusu yapılabilirdi. Derhal yapıldı! Savcılar boş durmuyor, halka iyi gelen şeyleri suç dosyalarına dönüştürüyorlar anında!
Deniz Göktaş hakkında
“dini değerleri aşağılama” iddiasıyla soruşturma başlatılması, ifade özgürlüğü ve sanatın dili açısından son derece kaygı vericidir.
Deniz Göktaş’ı; zekâsı, cesareti ve hiciv geleneğini yaşatan performansı için kutluyorum. Bize, içinde yaşadığımız ağır gündemin ve derin yıkımın ortasında olsak da birkaç anlığına nefes aldırdığı, düşündürürken güldürdüğü için teşekkür ediyorum.
Buradan hukukçulara da sesleniyorum: Mizahın, hicvin, eleştirinin cezası hangi yasada yazıyor? Demokratik bir hukuk devletinde bir komedyenin sahnedeki sözü, şakası, hicvi nasıl suç sayılabilir?
Deniz Göktaş, başına gelebilecekleri bilmesine rağmen doğruları söylemekten geri durmadı. İşte tam da bu cesaret, toplumun nefes aldığı alanı genişletir.
Var ol Deniz Göktaş!
Herkesin senin kadar korkmadan söz söyleyebildiği, sanatın ve mizahın soruşturulmadığı, insanların özgürce konuşabildiği bir ülkeye kavuştuğumuz gün, gerçek anlamda özgürleşeceğiz.
Manifest grubuna açılan soruşturma, sahne sanatlarına ve kadının özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır.
Bu ülkede binlerce çocuk gelin varken, daha geçen gün Boğaziçi Üniversitesi’nde 15 yaşında bir ‘işçi’ kız çocuğu katledilmişken,
kadınların yaşam güvencesi olan 6284 sayılı yasa hakkında mücadeleye çoğunluk kulaklarını tıkamışken,
Narin’den Rojin’e yüzlerce cinayet karanlıkta kalmışken,
tek kelime etmeyenler;
Sahneye çıkan kadınların kıyafetleri hakkında milyonlarca paylaşım yapıyor! Rezalet! Utanç duyuyorum!
İşte tam da bu yüzden vah halimize!
Kadın şarkı söyler, dans eder, istediğini giyer, sahnede özgürce var olur. Bu özgürlüğü hedef alan her saldırı, toplumun tümüne yönelmiş bir tehdittir.
Manifest’i cezalandırırsanız ne olacak?
K pop gruplarını, dünyada yüzlerce örneği olan kız gruplarını takip etmeyecek mi evdeki çocuklarınız? Ahlak bekçiliği yaparak koruyamazsınız çocuklarınızı. Onlara güvenerek,
sevgiyle sarmalayarak, eğiterek, örnek olarak korursunuz.
Bu memlekette her dakika ‘namus’ cinayeti işleniyor. Sizin bu linçlerinizi asıl hak eden o namussuzlardır!
Siz önce suça süreklenmiş çocukları, çeteleri gündem edin! Bu güzel genç kadınları değil!
#KadınınBedeniKendiKararıdır #Manifest
#benimbedenimbenimkararım #6284
Sırrı Süreyya Önder kelimeleriyle halkların kalbinde yol bulmuş, vicdan sahibi, yürekli, barışı savunmaktan ve hakikati söylemekten hiç vazgeçmemiş bir mücadele insanıydı. Ardında düşünmeye değer cümleler, gülümseten anılar ve onurlu bir direniş bıraktı. Gittiğine inanmak zor. Işıklar içinde uyu abi, yattığın yer güzel yüreğini incitmesin.
Ömür boyu durmadan saysak, sövsek, küfretsek içimiz soğumaz. Topladığınız deprem vergileri ortada yok, 6 Şubat depreminden sonra topladığınız sözüm ona yardım paraları ortada yok, siz yine ortada yoksunuz. Deprem olur yardıma gelmezsiniz, enkazda kalsak yardıma gelmezsiniz. Bina dikmediğiniz toplanma alanı kalmadı, telefon operatörleri çalışmıyor, internet kesiliyor, ulaşım felç… Siz ne yüzsüz, utanmaz, kepaze insanlarsınız yahu!
Sırrı Süreyya Önder bu ülkenin vicdanı, sesi, kalbi. Sadece Kürtler için değil, bu topraklarda yaşayan tüm halklar için barış gelsin, kardeşlik türküleri söylensin diye ömrünü adadı. Her zamankinden daha çok ihtiyacımız var sana.
Geçmiş gitmiş olsun ABİ…
Doğal olan sizin konuşmamanız!
Erkek futbolcuların haddine midir kadının nasıl doğum yapacağı!?
Erkeklerin haddine midir, bedenimiz üzerine laf konuşmak!
Onlara bu haddi verenlerin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek kadın yaşamını hiçe sayanların politikalarını, direncimizle durduracağız!