Bir sorun varsa ; bu sorunu ortaya çıkarana kılıç çekmek savaş açmak yerine Erdemli ve onurlu bir tutumla özeleştiri yapabilmek, hem siyasetin hem de ülkenin geleceği için çok değerlidir. Umarım bu tarz sorunlarla karşılaşan siyasiler bu konuda bir irade ortaya koyabilirler.
Şimdi bu kadar ayrıntı, "uydurulmuştur" diyerek üstü örtülecek nitelikte mi ?
Anlatan kim ? Herkes Antalya'da ne olup bittiğini bilip konuşurken, ikinci kez aday yapılan belediye başkanı !
"Hain Kemal" afişleri hazırlatıp, sloganları atttırınca, bu ifadeler buharlaşıp uçacak mı ? Çırpındıkça batmak, battıkça çırpınmak, tüm düğmelere basmak yerine, daha fazla vakit kaybetmeden, yanlıştan dönmek erdemdir.
10 Muharrem matem gününde EHLİBEYT CAN larının siyasete konu edilmesini doğru bulmuyoruz. Toplumsal hassasiyetlerin gözetildiği, inançlara saygının esas alındığı ve birlik ile beraberliğimizi güçlendiren bir yaklaşımın hâkim olmasını temenni ediyoruz.@kilicdarogluk@ayhanbilgen
İnancı siyasetin zeminine döşemek hem inanca hem siyasete ihanettir.Sayın Kılıçdaroğlu'nun bugünkü tutumu programında yer almasına rağmen o atmosfere ortak olmayı reddetmesi Türkiye siyasetinde nadir rastlanan bir olgunluk örneğidir.
@kilicdarogluk@ayhanbilgen
Hiçbir inancı, hayatımın hiçbir döneminde siyasetin ve propagandanın malzemesi yapmayı doğru görmedim. İslam inancının en müstesna zamanlarından olan Muharrem ayının ve Aşura gününün de siyasi polemiklere, gerilimlere, kavgalara, propaganda hesaplarına ve istismara konu edilmesine müsaade etmeyecek; en azından bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız.
Bizim nazarımızda toplumsal ve manevi değerler; siyasi ikbal hesaplarından ve günlük siyasi kazanımlardan çok daha kıymetlidir. Bu değerlere karşı gösterilmesi gereken özen, her türlü siyasi hesap ve beklentinin üzerindedir.
Bu anlayışla, programımızda yer almasına rağmen, içinde oluşan atmosfer nedeniyle Aşura etkinliğine fiziken katılmamanın daha doğru, daha anlamlı ve daha isabetli olacağı kanaatine vardık. Çünkü bazı zamanlarda en doğru duruş, kalabalıkların içinde görünmek değil; inancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmamaktır.
Aşura etkinliğine yönelik mesajımı, gönül birlikteliğimizin ve muhabbetimizin bir nişanesi olarak sizlerle paylaşıyor; bizi en doğru anlayacağına inandığım bütün canlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyor, Muharrem ayının ve Aşura’nın birlik, kardeşlik ve hakikat ikliminin hepimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Partisi ne olursa olsun dokunulmazlık meselesi ilkesel bir sorundur.Ayhan Bilgen bunu o gün savundu bugün de savunuyor.Linç dalgasına kapılmayan tarihi hafızasıyla düşünen bir kitleye muhtacız..
@ayhanbilgen
Bunda hepimizin imzası vardı !
Doğru yaptık. Yine olsa yine yapmalıyız. İktidar muhalefet ayrımı yapmaksızın tüm parti milletvekilleri de böyle yapmalı.
Kürsü dokunulmazlığı dışında bir suç işleme ayrıcalığı kimse için olmamalı.
Şimdi faturayı Kılıçdaroğlu'na keserek linç operasyonuna kendimizi kaptırmak tarihi gerçeği değiştirmiyor.
İstinaf mahkemesi kararını açıklamış hukuki tedbiri koymuştur.Bunun üzerine "inisiyatif" tartışması açmak ya gerçekten bilgisiz olmaktır ya da kasıtlı bir cehalettir..
@gurseltekin34@barisyarkadas
"KURULTAY YAPMAK KILIÇDAROĞLU'NUN İNİSİYATİFİNDE DEĞİL"
Barış Yarkadaş:
Kurultay yapıp yapmamak Kemal Kılıçdaroğlu'nun kişisel inisiyatifinde değil. İstinaf mahkemesi, altı büyük kurultay delegesinin başvurusuyla bir karar verdi ve tedbir koydurttu.
Kararı aldıran bu delegeler, bugün noterden CHP'ye özel bir ihtar çekerek, 'Sakın kurultay yapmayın. Eğer yaparsanız tedbiri aşmış olursunuz, biz de hukuki yollara başvururuz' dediler.
@barisyarkadas
Hayata nereden baktığımı, siyasete nasıl yaklaştığımı yazdım. #21Haziran gündönümüdür. HDP'ne çevremin tüm tepkisine rağmen neden katıldığımı,yine aynı gerekçelerle ve kendi kararımla neden ayrıldığımı, kimlik siyaseti ve sermaye kuşatmasına nasıl yaklaştığımı, CHP üzerinden yürüyen tartışmalara hangi kaygıyla dahil olduğumu yazdım.
Bir yerlerde bazı çocuklar annesinin ve babasının onları tedavi etmesini beklerken , bulanamayan paradan dolayı hayatını yitirirken, bir yandan da birileri zevki sefa sürüyorsa
“Hakkın divanına varınca , hakkını alır Süleyman’dan karınca “
Her tarafı saran kirlenme ve liyakatsızlığa dair eleştirilerimi üzerine alınıp hala "niye iktidarı eleştirmiyorsun" diyen bir güruh türemiş !
Yozlaşmayı, partisine, etnik kökenine,inancına,kimliğine göre mi ele alacağız ?
Kimse kendi partisine toz kondurmazsa, nasıl özeleştiri ve eleştiri yapacağız !
Cinnet halinde ruhsal bunalım yaşayan fanatikler, hazlarının esiri olduğu için, sorgulamaz, empati yapmayı başaramazlar !
Ben arkadaş olarak gördüğüme satılık olarak bakmam ki satayım ! Hayatta her şeyin parayla alınıp satılabileceğini sananlar düşünsün onu :)
Yatılı okulda dar gelirli bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm. Hayatımın hiç bir döneminde güçten yana olmadım, haksızlığa uğrayan kim olursa olsun savundum, kamu malının çalınmasına karşı durdum.
Üzerinde tek mülk olmayan, inandığı gibi yaşayan, yaşamadığını laf olsun diye savunmayan bir insan olmaya çalışıyorum.
Bu besleme operasyonu başka kaynaklarla devam ettirilecek mi, göreceğiz. Ya da trollerin, anlamadan, tanımadan, iftira atma, küfretme işini "hayrına" ne kadar daha devam edeceklerini, bizzat maruz kalarak öğreneceğiz !
Munzur Üniversitesi Rektörü göreve geldiği günden beri bir çok iddia ve şikayetin konusu oluyor. Bu da doğal olarak halkın oylarıyla seçilmiş, yasama üyesi milletvekillerinin soru önergeleri ile ilgili bakanlık ve kurumlardan cevap talep etmelerini beraberinde getirmekte. Fakat görünen o ki söz konusu bakanlıklar da bu sorulara cevabı yine iddiaların merkezinde yer alan Rektöre bırakarak, sorumluluğu üzerinden atıyor. Bahse konu iddiaların doğruluğu-yanlışlığı bir yana, Rektörün bizzat kendisi hakkında Gazi Meclis'in üyesi milletvekilleri tarafından bugüne kadar verilen çoğu soru önergesine cevapları da ciddi bir "üslup sorununa" sahip olduğunu gösteriyor. Bu üslubun vahametini en son, DEM Parti Tunceli vekili Sayın Ayten Kordu'ya verdiği yazılı yanıtta görüyoruz: "KAMPÜSE GELENLER DAĞDAN İNEN EŞKIYALAR DEĞİLDİR." Bir rektörün milletvekiline yönelik bu üslubu asla kabul edilemez. Peker'in milletvekillerini azarlarcasına soru önergelerine verdiği bu ve bunun gibi ifadeleri bile başlı başına bir inceleme konusudur. Sonuç olarak tüm bu yaşananlar bizlere şunu bir kez daha göstermiştir: Munzur Üniversitesi, çatışmacı bir üslupta olmayan bölge kültürüne saygılı ve seçilmiş milletvekillerine nasıl hitap etmesi gerektiğini bilen bir rektörü hak etmiyor mu?
@tcbestepe@TBMMresmi@YuksekogretimK
İnceldiği yerden kopacak !
Kendi düşen ağlamayacak.
CHP'den ayrılana kadar her türlü gerilim ve mağduriyetten faydalanma hesabı, dokunulmazlığın kalkması ve yargılanma sürecini kaçınılmaz olarak hızlandıracak. Ortalığa dökülecek rezalet de işin cabası olacak ama kirli para temiz parayı kovamayacak.
Partiler; toplumun ,bireyin,ülkenin hak ve özgürlüklerini savunan ve yönetmesi halinde savunduğunu sistematize edecek olan sivil toplum kuruluşlarıdır. Bir bireyin kendi çıkar ve menfaati doğrultusunda bunu kullanıp kendini halkın iradesinin üstünde göstermesi delege ve pm üyelerine hatta genel başkana doğrudan etki edip himayesine alması Türkiye siyasetinde en tehlikeli ve zararlı tutumdur. Geri gelelim başkanlık mı parlementer sistem mi sorusuna sn.@ayhanbilgen çok güzel cevap vermiş işlemeyen bir sistemde ha başkanlık olmuş ha parlementer sistem bir önemi yok. Önemli olan halktan gelen güçlü bir iradeyle siyaset üstü bir düzlemde partilerden ve bireylerin kişisel çıkarlarından , içsel arzu ve isteklerinden veya temennilerinden bağımsız bir herkesi kapsayan kucaklayan ve herkese eşit mesafede olan bir yönetim modeli oluşturmaktır.
CHP olayında mevcut yönetimin paniklemesi hakeza mutlak butlan çıkması halinde direnme mesajı veya parti kurma çabaları vs vs gibi durumlarla çıkış yolu araması bile yapmış oldukları kurultayda hatalı olduklarını kabul etmeleri anlamına gelir. Geri gelelim Kemal kılıçtaroğlunu ötekileştirip düşman gibi gösterip butlan olarak gelmesinin önüne geçilmeye çalışma çabaları başlı başına partiyi bölme girişimidir. Zira kurultayın düşmesi halinde o dönemin son yönetimi kongreleri başlatıp partiyi tekrar kurultaya götürmek üzere görevlendirilir. Yani tekrar tamamen partinin başına geçmiş olmuyor geçici bir yönetim oluyor. Şimdi soruyorum özgür özel ve ekibine eğer bir suçunuz yoksa neden partiyi devretmeyeceğiz diyorsunuz veya yeni parti kurma çabasına giriyorsunuz veya suçunuz varsa da neden kaos ve kargaşa yaratacak yollar deniyorsunuz parti dışardan bir kayyuma değil bu partiye yıllarını vermiş ve nitekim genel başkanlık yapmış Kemal beye geçici süreliğine verilecek . Eğer gerçekten CHP nin geleceğini düşünüyorsanız yıkıcı parçalayıcı olmayı bırakın yapıcı olun.
@herkesicinCHP@kilicdarogluk@eczozgurozel