ÖĞRETMENLERE YEŞİL PASAPORTTA YENİ DÖNEM!
· Başvurular artık sadece https://t.co/9RGVFJr5o3 adresi üzerinden doğrudan yapılacak.
· Okul veya İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri süreçte yer almayacak, kurumlar arası yazışma yapılmayacak.
· Başvurusu uygun görülen öğretmenlere doğrudan cep telefonu üzerinden mesajla bildirim gelecek.
@leventkuruoglu
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun ilke ve inkılapları, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini ve devletimizin temel yönetim anlayışını şekillendirmiştir. Bu nedenle, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen torba yasa teklifinde yer alan basın ve yayın faaliyetlerine ilişkin düzenlemeden “Atatürk ilke ve inkılapları” ifadesinin çıkarılmasını hayret ve üzüntüyle karşılıyoruz.
AK Parti’li komisyon üyelerinin önergesiyle gerçekleştirilen bu değişikliğin, bazı çevrelerin söz konusu ifadenin ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceği yönündeki itirazları gerekçe gösterilerek yapılmış olması ise ayrıca düşündürücüdür.
Acaba Cumhuriyetçilik ilkesini millet egemenliğine dayanan halkın kendi kendini yönetme anlayışı olarak mı sakıncalı buluyorsunuz? Laiklik ilkesini, devletin tüm inançlara eşit mesafede durmasını ve vicdan özgürlüğünün teminatı olmasını mı sorun olarak görüyorsunuz? Milliyetçilik ilkesini, ortak tarih ve kader etrafında kenetlenmiş bir millet olma bilinci olarak mı rahatsız edici buluyorsunuz? Halkçılık ilkesini fırsat eşitliği ve sosyal adalet anlayışı olarak mı kabul etmiyorsunuz? Devletçilik ilkesini milletin menfaatlerini esas alan kalkınma modeli olarak mı eleştiriyorsunuz? Yoksa İnkılapçılık ilkesini, çağın gereklerine uygun olarak yenilenme ve ilerleme iradesi olarak mı özgürlüklere aykırı görüyorsunuz?
Atatürk ilke ve inkılapları, herhangi bir siyasi görüşün değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş esaslarının, ortak milli değerlerinin ve anayasal düzeninin temel unsurlarındandır. Bu ilkeler, milletimizin bağımsızlık mücadelesinin mirası, çağdaşlaşma hedefinin rehberi ve Cumhuriyetimizin temel harcıdır.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında yapılması gereken; kurucu değerleri metinlerden çıkarmak değil, onları doğru anlamak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin ve kurucu iradesinin sembolü olan Atatürk ilke ve inkılapları, milletimizin ortak değeri olmaya devam edecek; tarihî ve toplumsal meşruiyetini hiçbir değişiklik ortadan kaldıramayacaktır.
@HurEgitimSen@TBMMGenelKurulu@TBMMresmi
#AtatürkİlkeVeİnkılapları
#Cumhuriyet
#TürkiyeCumhuriyeti
#MilliEgemenlik
Unutmadık, unutmayacağız...
9 yıl önce bugün, Müzik Öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın, Batman'ın Kozluk ilçesinde gerçekleştirilen terör örgütü PKK'nın saldırısında şehit edildi. Aybüke Öğretmenimizi rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz.
@leventkuruoglu
2026 yılı yaz tatili öğretmenlerin mazerete bağlı iller arası yer değiştirme işlemlerinde, önceki kılavuzda yer alan “talep edilen yerde” hükmünün uygulanmaması hususunda Bakanlıktan talepte bulunduk.
@leventkuruoglu
https://t.co/CCk6R6Opf3
Öğretmenler Makine Değil, İnsandır!
10-12 Haziran 2026 tarihleri arasında, İstanbul Çekmeköy Güç Kardeşler Anadolu Lisesi’nde, 16.00-22.00 saatleri arasında yapılacak “Açık Uçlu Madde Yazma ve Ölçme Değerlendirme Semineri” için öğretmenlerimizin son dakika görevlendirilmesi kabul edilemez.
Sayın @Yusuf__Tekin ;
Öğretmenlerin bir aile hayatı yok mu?
Evde bekleyen eşleri, çocukları, anne babaları yok mu?
İstanbul şartlarında saat 22.00’de bitecek bir seminerden sonra bu insanlar evlerine nasıl dönecek?
Öğretmenleri sadece emir verilen, her an hazır bekleyen kişiler olarak mı görüyorsunuz? Onların da bir insan olduğunu, özel hayatı, ailesi, planı ve yorgunluğu olduğunu unuttunuz mu?
Eğitim çalışanlarının hayatını yok sayan bu emrivaki anlayışı reddediyoruz. Hizmet içi eğitimler planlı, makul süre önce duyurulan ve öğretmenin yaşam hakkına saygılı şekilde yürütülmelidir.
Öğretmenlerin emeği kadar hayatı da değerlidir!
@HurEgitimSen@istanbulilmem@tcmeb
#ÖğretmenMakineDeğildir
#ÖğretmeninDeHayatıVar
İKRAMİYEYİ İNEK İÇTİ, EK DERS DAĞA KAÇTI, ZAM AĞACA ÇIKTI, EK DERSE VERGİYİ BALTA KESTİ, VERİLEN SÖZLER SUYA DÜŞTÜ, UMUTLAR YANDI BİTTİ KÜL OLDU.
Tam 20 yıldır ek derse bir kuruş zam yapılmadı...
İkramiyeyi İnek İçti, Ek Ders Dağa Kaçtı, Dizüstü Bilgisayar Ağaca Çıktı, Verilen Sözler Suya Düştü, Ek Ödemeyi Balta Kesti, Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu.
İkramiyeyi İnek İçti
1-5 Kasım 2010 tarihlerinde yapılan 18. Millî Eğitim Şurası Kararlarının "Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı Ve Mesleki Gelişimi" başlıklı bölümü 27. maddesi; "27. Öğretmen ve yöneticilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla her yıl kasım ayında bir maaş tutarında ikramiye verilmeli, ek ders ücretleri 12 TL'ye çıkarılmalı, görev aldığı projeler için ek ders ücreti tahakkuk ettirilmeli, yöneticilere ek ders ücreti yerine makam tazminatı ödenmeli ve ek ders ücretinin maaşlara yansıtılmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır." hükümlerinde her yıl Kasım ayında bir ikramiye ödenmesi ve ek derslerin 12 TL'ye çıkarılması kararı alınmasına rağmen enflasyon oranında artan ek ders dışında 2026 yılına kadar bir arpa boyu yol alınmadı.
Kısacası 18. Millî Eğitim Şurasında; ek ders 12 lira olacak kararı aldıydınız ne oldu, öğretmene bir ikramiye kararı aldıydınız ne oldu,
Cevap veriyorum; Ek Ders Dağa Kaçtı, Zam Ağaca Çıktı, Ek Derse Vergiyi Balta Kesti
Ek Ders Dağa Kaçtı
Devam edelim 28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler günü öncesinde gazetelerde; "Öğretmenlerin ek ders ücretleri 3 kat artacak" başlığıyla "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin 3,510 lira olan bir saatlik ek ders ücretlerinin 10 liraya çıkarılmasını öngören bir kanun taslağı hazırlayarak Başbakanlık'a gönderdi." şeklinde gündeme gelen ek derse zam hikâyesi bir türlü sonuçlanmamış, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in ek ders ücretlerini artırıyoruz açıklamasıyla beklentiye giren ve hükümetten gelen sinyaller doğrultusunda ümitleri sönen öğretmenler eylemlerde bulunmuşlardı.
24 Kasım 2005 Öğretmenler Günü'nde yapılacağı sözü verilen Öğretmen ek ders ücretini 3.510 TL'den 10 TL'ye yükseltme sözü veren Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile "Fatura 3 milyar YTL tutuyor" diyerek ek ders ücretlerini kırpma yoluna giden ve "Maliye Bakanı Kemal Unakıtan arasındaki anlaşmazlık ve gecikmeden dolayı aradan aylar geçmesine rağmen açıklanmamıştı.
Başbakanın da devreye girmesiyle “Maliye çalışmalarını sürdürüyor. Ben istiyorum, Bakan Unakıtan istemiyor, bütçeye ek yük getiriyor" şeklinde beyanatlarda bulunan bakanlık 2006 yılında ek ders ücretlerine yapılan zam oranlarını açıklamıştı.
Çelik, ek ders ücretlerinin saatinin 3.52 TL´den 5 TL´ye çıkarıldığını, bu konuda Maliye Bakanlığı ile mutabakata varıldığını söylemiş, yapılan zamla birlikte ek ders ücretlerinde yüzde 40 artışa gidildiğini, Ek ders ücretlerine yapılan zammın mevcut ek ders ücretinin 8 kat artışı anlamına geldiğini ifade eden Çelik'in bu açıklaması anlaşılamamıştı.
3,5 TL´yi 5 TL yapar iken zam yapılmış gibi gösterilmiş idarecilerin derse girmeleri, Yüksek lisans yapanların yüzde 25 ve Doktora yapanların yüzde 40 ek derslerinin kesilmesi, bazı öğretmenlerin ders dışı hazırlık ücretlerinin iptal edilmesi, ek ders hesabında haftalık hesaba geçilmesi nedenleriyle aslında toplamda zam yapılmamıştı.
28 Ekim 2005 tarihinde öğretmenler gününden önce ek dersler 10 TL olacak diyenler, 2006 yılında ancak 5 TL yapabilmişlerdir.
Zam Ağaca Çıktı
2010 yılı öğretmenler gününden önce ek dersler 15 TL olacak diyenler şimdi kaç TL yapabilecekler?
Her öğretmenler günü öncesinde verilen sözler tutulsaydı, 2005 yılında ek dersler 10 TL 2010 yılında ek dersler 15 TL olacaktı. Ek ders ücretleri aradan geçen 20 yıla rağmen ve enflasyon oranında zam alan 2026 yılında 160 TL civarındadır.
Kısacası 2025 yılında yapılan zam haricinde bugüne kadar ek derse sıfır zam yapılmış sadece enflasyon zammı eklenmiştir.
Ek Derse Vergiyi Balta Kesti
Yetkili sendikanın 2021 yılında MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik'e sunduğu öneriyle, öğretmenlere ödenen ek ders ücretlerinin vergiden muaf tutularak, vergi matrahına dâhil edilmemesi Bakanlıkça değerlendirmeye aldığı öneri uygun görülür ve ek ders vergiden muaf tutulursa, öğretmen maaşına yaklaşık 100 TL zam gelmesi söz konusu olacaktı.
Verilen Sözler Suya Düştü
2003 de dönemin başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan "Sayın Başbakan, Türkiye'nin kaynakları yeterli değil. Biraz, bekleyin, 3 yıl sonra rahata kavuşacaksınız" demişti.
Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu
Yukarıda hep verilen sözleri hatırlattık. 26 yıldır umutla yönetildik. Ama Umutlar Yandı Bitti Kül Oldu. 26 yıldır bekliyoruz.
Dolayısıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesindeki gösterge rakamları yükseltilerek, ek ders ücretleri günün şartlarına uygun hale getirilmeli ve ek ders gösterge rakamları iki katına çıkarılmalıdır.
Bu nedenle hafta içi saat 18.00’den önceki ek dersler için 140 olan gösterge rakamı 280; hafta sonu ve hafta içi saat 18.00’den sonraki ek dersler için 150 olan gösterge rakamı 300 olarak belirlenmeli ve ek ders ücretleri iki katına çıkarılmalıdır..
Eğitim Bir Sen ve Genel Başkanı Ali Yalçın’ın X (Twitter) hesabında son günlerde bu talebe ilişkin bir paylaşım göremedim. Gözümden kaçmış da olabilir.
Ancak taleplerinde gerçekten samimiyseler, sözle yetinmenin zamanı çoktan geçmiştir.
Tüm eğitim sendikaları derhal davet edilmeli, sahaya yansıyacak ortak ve kararlı bir eylemlilik süreci planlanmalıdır. Hürriyetçi Eğitim Sen olarak varız.
Eğitim çalışanlarının beklentisi açıklama değil, eylemdir.
Alın size terörsüz Türkiye...
Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez. Türk bayrağı onurumuzdur, şerefimizdir, haysiyetimizdir. Yaşananlar kabul edilemez bu bayraksızlara, soysuzlara, sopsuzlara
gereğinin yapılmasını devletimizden bekliyoruz.
#TerörProvokasyonu#Nusaybin
Bazı cümleler vardır; insanın yüzüne atılmış bir kapı gibi çarpar. “Twitter’da yazıp çizmeyi bırakın da sınava çalışın, bizi yordunuz” cümlesi de öyle. Bir sendika genel başkanının ağzından çıktığında ise yalnızca kaba bir serzeniş olmaz; emeğe, umuda, mesleğe karşı kurulmuş bir tahakküm cümlesine dönüşür. Çünkü bu söz, öğretmene şunu der: “Sus. Bekle. Boyun eğ.”
Oysa öğretmen susunca ülke konuşamaz. Öğretmen susturulunca, yalnızca bir kişi değil; bir sınıfın geleceği de susturulur. Sendika dediğin, sesi kısılmışların mikrofonu olmalıydı. Ama görüyoruz ki kimi zaman mikrofon, sahibini rahatsız eden ilk sese kapatılıyor.
Şunu baştan söyleyelim: Öğretmenlik, bir kadro kâğıdına sıkıştırılacak kadar küçük bir kimlik değildir. Eğitim fakültesinden mezun olan herkes öğretmendir; atanmış olsun ya da olmasın. Kadro devletin verdiği bir görevdir; öğretmenlik ise yılların emeğiyle, alın teriyle, fedakârlıkla kazanılmış bir haysiyettir. Bugün “atanmış” öğretmenin de canı yanıyor: tayin kilit, aileler ayrı, mobbing sıradan, angarya bir gelenek, baskı bir yönetim tarzı… Binlerce dava dosyası, bu düzenin öğretmeni nasıl öğüttüğünün arşividir. “50 bin lira maaş” diye vitrine konulan öğretmen, arka odada itibarsızlaştırılır, yalnızlaştırılır, yıpratılır. Demek ki mesele maaş değil; mesele insan yerine konulmak.
“Ataması yapılmamış” öğretmen ise sanki ömrü bir sıralamaya, bir kontenjana, bir tabloya sıkışmış gibi… “Sıralamaya giremediysen puanın ne olursa olsun olmaz” cümlesiyle hayata mühür vuruluyor. Bir de üstüne “akademi” adıyla belirsizlikten bir koridor yapılıyor: bekle, öde, dayan, sus… Sonra dönüp “çalışın” deniyor. Çalışmayan kim? Yıllarca sınavdan sınava koşan, hayatını erteleyen, ailesine yük olmamaya çalışan, günah keçisi gibi hedefe konulan genç öğretmen mi? Bu ülkede “çalış” demek en kolay; çalışanın hakkını vermek en zor oldu.
Ve şimdi bir sendika genel başkanı çıkıp “bizi yordunuz” diyor. Buradaki “biz” kim? Kim yoruldu? Öğretmenin yorgunluğu, memleketin yüküdür; onu “bizi yordunuz” diye geçiştirmek, toplumsal bir acıyı kişisel bir rahatsızlık gibi küçültmektir. Bu, sendikacılık değil; konfor savunusudur. Öğretmenin feryadına “yeter” diyen, aslında kendi düzenine “devam” demektedir.
Sendika kürsüsü, azarlama kürsüsü değildir. Hele öğretmeni çocuk gibi terbiye etmeye kalkmak; mesleğin onuruna saldırıdır. Hak aramak, kimsenin lütfuna bağlı bir “gürültü” değildir. Hak aramak, emekçinin nefesidir. Nefes almayı “yordunuz” diye suçlamak, bir insanın yaşamasından rahatsız olmaktır.
Hak verilmez, alınır. Evet. Ama sendika bu cümlenin neresinde duruyor? Hakkı alanların yanında mı, yoksa hakkı isteyenleri susturanların yanında mı? Öğretmen konuşuyorsa, bunun adı “tweet atmak” diye küçümsenecek bir şey değildir; bunun adı hayatta kalma refleksidir. Çünkü sessizlik, bu ülkede çoğu zaman rıza diye okunur. Öğretmen rıza göstermiyor; “Ben buradayım” diyor. “Ben öğretmenim” diyor. Atanmış ya da atanmamış fark etmez: “Ben emeğim” diyor.
O halde soralım: Bir sendika genel başkanı, öğretmene “sus” diyebilir mi? Diyemez. “Çalış” diye parmak sallayabilir mi? Sallayamaz. Çünkü sendikanın görevi, öğretmenin sesini kısmak değil; o sesi büyütmektir. Öğretmenin itirazı sizi yoruyorsa, sorun öğretmende değil; öğretmenin itirazından rahatsız olan düzendedir.
Kusura bakmayın: Öğretmenler sizi yormuyor. Öğretmenler, sizi rahatsız ediyor. Ve rahatsız olmak bazen iyidir; çünkü insanı kendine getirir. Öğretmenin hakkı, emeği, onuru; birinin keyfine göre susturulacak kadar ucuz değildir. Öğretmen konuşacak. Çünkü bu ülkede susanların değil, direnenlerin izi kalır.
📢Hürriyetçi Eğitim Sen'den Bir Sendikacılık Başarısı Daha 👇
Başvurularınız Çözüm Odaklı İse @Tcmeb Konu ile İlgili Önlemler Almayı Görev Biliyor.
@HurEgitimSen Luzumsuz ve İftira Boyutundaki CİMER Başvurularına Dikkati Çekmiş, Konuya Dair Önlemler Alınması İçin Cumhurbaşkanlığına Başvurmuştu.
Sendikamızın Başvurusu Karşılık Buldu. 29 Aralık Tarihli Resmi Yazıya Dair Sayın @tcmeb'e Teşekkür Ederiz.🙏
@leventkuruoglu@emrahgultekin25
Sayın @Yusuf__Tekin
Şanlıurfa’da okullara gönderilen yazıyla, okulların yıl sonuna kadar hafta sonları TÜGVA kursları için açılması talimatı verilmiştir.
TÜGVA’da görevli kurs öğretmenleri okulları gezerek, okul müdürlerine “Açacak mısınız? Şimdi açıyor musunuz?” şeklinde üslupsuz ifadeler kullanmış; “Hafta sonu okulu açacak personelim yok” diyen okul müdürlerine ise “O zaman okulun anahtarını bize verin, biz açarız” diyerek akıl dışı taleplerde bulunmuşlardır.
Soruyoruz:
• Hafta sonu okulları kim açacak?
• İdareciler hafta sonu okulu açmak zorunda mı?
• Hafta sonu okulları kim temizleyecek?
Hiçbir resmi sıfatı olmayan vakıf görevlilerinin, içerisinde milyonlarca liralık demirbaş bulunan okulların anahtarını talep etmesi kabul edilemez. Okul müdürlerine karşı bu cüretkâr tavır, yetki karmaşasının değil, himaye gören bir yapının göstergesidir.
Okullarımızda temizlik personeli, güvenlik görevlisi ve öğretmen açığı gibi çözülmeyi bekleyen onca sorun varken, eğitim kurumlarını vakıf ve cemaatlerin etkinlik alanına dönüştürmek nasıl bir akıl tutulmasıdır?
Sayın Bakan, okullar eğitim yuvasıdır.
Okullara vakıf ve cemaatleri sokmayın.
Zamanında bu yapılara teslim edilen alanların ülkeye nelere mal olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.
Okullarımızdan, öğretmenlerimizden ve öğrencilerimizden elinizi çekin!
İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler. Fakat bazı konular vardır ki onlar asla şakaya gelmez. Orada ciddî olmak insanlık borcudur. Bayrakla alay edemezsin. Millî tarihle eğlenemezsin. Kuran’ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsın. Bunlar millî mukaddesattandır. Millî mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür. H. Nihal ATSIZ
Leman dergisinin yayınladığı karikatür, açık bir provokasyon ve inanca yönelik ağır bir saygısızlıktır. Şidetle kınıyoruz.
Bu durumu fırsat bilip ülkemizin kurucusu Atatürk’e ve millî değerlere saldıranlar ise yeni bir provokasyonun tarafıdır.
Böylesi dönemlerde sağduyu, vakar ve toplumsal sorumluluk en çok ihtiyaç duyulan erdemlerdir.
Türk’ün Meclisi’nde, Türk milleti soykırımla suçlanamaz. Bu bir ihanettir. Susan da gaflet, dalâlet, hatta ihanet içindedir. Bu ihanete sessiz kalmayarak tepki gösteren Denizli Milletvekili Sayın Yasin Öztürk’ü tebrik ediyoruz. Kendisine verilen kınama cezasını da bir şeref madalyası olarak görmelidir.
Hangi siyasi partiye, hangi ideolojiye sahip olursanız olun, öncelikli görevimiz ecdadımıza ve tarihimize sahip çıkmaktır. Tarih göstermiştir ki, Türk milleti asildir, soykırım yapmaz. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle: “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
Kamu Çalışanı %11.54 Zam Aldın Maaşına ?
#13OcakErMeydanı Deyip Sendikalarımızın Gölgesinde Bizler İş Bırakacağız , Meydanlarda Olacağız
Sen Olamıyorsan Git Sor Bakalım Sendikana Neden Siz bu ER MEYDANI'nda Olamıyorsunuz