ZALİMLER;
onlara aldanmayın,
onlara boyun eğmeyin,
onlara yandaş olmayın,
onlarla işbirliği yapmayın,
onların yaptıkları zulümleri onaylamayın.
onlara eğilim,sempati,rıza, dostluk göstermeyin.
( Hud,113'e dair Taberi, Kurtubi, Bağavi,İbn Kesir tefsirinde verilen anlamlar bunlar)
İran neden Bahreyn'deki ABD Beşinci Filosunu yok etmeye odaklanmış durumda?
Bu sadece bir filo değil; kapsamlı bir veri tabanı (savaş, istihbarat, korsanlık, siyaset ve daha fazlası).
Bu filonun önemini açıklayayım. Onu yok etmek, ABD'nin Orta Doğu'daki gücünün yaklaşık %75'ini ortadan kaldırmak anlamına gelir.
Öncelikle, filo yaklaşık 6,5 milyon kilometrekarelik bir alanı kapsıyor ve bu alan Körfez, Kızıldeniz, Umman Körfezi, Arap Denizi ve Hint Okyanusu'nun bazı kısımlarını kapsayarak 21 ülkeyi içeriyor. Üç hayati stratejik geçiş noktasını da içeriyor: Hürmüz Boğazı, Süveyş Kanalı ve Bab el-Mandeb Boğazı.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %90'ı bu bölgelerden geçiyor ve ABD'nin bu bölgeler üzerindeki kontrolü, enerji tedarik zincirlerinin güvencesini sağlıyor.
İkinci olarak: Filo, aşağıdaki nedenlerden dolayı Orta Doğu'daki ABD deniz güvenliğinin omurgasını oluşturmaktadır:
1- Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra Orta Doğu ve Orta Asya'da ABD hegemonyasını kurmak amacıyla 1995 yılında (Irak, İran, Pakistan ve Afganistan'a karşı) kurulmuştur.
2- 2001'deki Afganistan işgaline, 2003'teki Irak işgaline ve 2005'teki İran saldırısına fiilen katıldı ve 2023-2025 yılları arasında Yemen'e yapılan saldırılarda kullanılan ana güçtü.
3- Şu anda, 2026'da İran'a yapılacak saldırının ana gücü bu kuruluştur ve tüm bilgiler, planlar, savaş emirleri ve konuşlandırmalar buradan kaynaklanmaktadır.
4- Filo, muhripler, denizaltılar ve seyyar uçak gemileri de dahil olmak üzere 30'dan fazla savaş gemisi, toplam 15.000 personel, uçak gemilerinde yüzlerce uçak ve binlerce gelişmiş füze içermektedir.
5- Arap yöneticilerle koordinasyon ve işbirliği içinde diplomatik ve siyasi faaliyetlerde bulunur.
Bunun önemini görüyor musunuz?
Bu, kapsamlı bir idari merkezdir.
İran bu konuya odaklanmış durumda ve radarlarını, bazı deniz ve lojistik teçhizatını imha etmeyi başardı. Ülke, füzeleri engelleyemeden veya onlara karşı manevra yapamadan her gün ağır bombardımana maruz kalıyor.
Bu, filonun pratikte zayıf bir nokta haline geldiği ve ABD Merkez Komutanlığı açıklamasında belirtildiği üzere, son kalan radar sistemlerinin imha edilmesinin bugün üç F-15 savaş uçağının yanlışlıkla düşürülmesinin nedeni olabileceği anlamına geliyor (bu şüphelidir, çünkü İran uçakları kendisinin düşürdüğünü iddia ediyor, Kuveyt'in hatası olduğunu değil).
Sonuç olarak: Bu filonun ve komuta merkezinin imha edilmesi, İsrail ve Amerika'nın savunma, saldırı ve istihbarat toplama yeteneklerini olumsuz etkiler. İranlılar bunu (tamamen) imha etmeyi başarırsa, bu, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana belki de eşi benzeri görülmemiş bir Amerikan askeri felaketi anlamına gelir.
@sameh_asker tarafından yazılmıştır
These are graves being dug for more than 160 innocent young girls who were killed in the US-Israeli bombing of a primary school. Their bodies were torn to shreds.
This is how "rescue" promised by Mr. Trump looks in reality.
From Gaza to Minab, innocents murdered in cold blood.
Iran, köklü bir devlet geleneğine sahiptir.
Dini Lideri Seyyid Ali Hamaney ve üst düzey yetkililerin şehit edilmesi, onları daha çok motive edecektir.
Bu siyonist ve emperyalist saldırıların hedefinde yalnızca İran değil, tedricen Türkiye de vardır.
Devletimizin gelişmeleri an be an takip ettiğinin farkındayız.
Artık halkımızın da aşikaren eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekiyor. Üçüncü dünya savaşı sathı mailine girmiş durumdayız.
Allah yar ve yardımcımız olsun. Şehitlere rahmet olsun.
📌 40 tane üniversite mezununu cebinden çıkarır❗️
🎈15 yaşındaki sanayi ustası:
📌 "Ustalığın temeli, küçük yaşta atılan cesur adamlardır."
📌 "5 yaşında başladım, 10 yıldır bu sektördeyim. Herkes okuyacak diye bir şart yok."
📌 "Bu ülkeye aşçı da lâzım, inşaatçı da lazım, usta da lâzım."
Ülkemizde araç muayene hizmetleri fiilen tekelleşmiş durumdadır.
Bu durum hem hukuki hem de ekonomik olarak yanlıştır.
Ülkemizde trafiğe çıkan her araç, belirli periyotlarla muayeneye girmek zorundadır.
Bu kamu hizmeti niteliğindeki faaliyet, 2007 yılından itibaren tek bir özel konsorsiyuma —TÜVTÜRK’e— devredilmiştir. Bu konsorsiyum da yabancı şirketlerden oluşmaktadır.
TÜVTÜRK, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yapılan imtiyaz sözleşmesiyle 20 yılı aşkın süredir bu hizmeti tekel konumunda yürütmektedir.
Bu uygulama gerek rekabet hukuku gerek anayasa ilkeleri gerek vatandaş memnuniyeti gerekse de kamu yararı açısından önemli soru işaretleri barındırmaktadır.
Anayasa’nın 167. maddesi,
devletin piyasada kartelleşme ve tekelleşmeyi önlemekle yükümlü olduğunu açıkça ifade etmektedir.
Araç muayene hizmetinin ülke genelinde yalnızca bir firmaya bırakılması, fiilen bir tekel doğurmaktadır. Bu durum hem rekabetin ortadan kalkmasına hem de fiyatların yukarıda sabitlenmesine neden olmaktadır.
Oysa aynı hizmetin mobil telefon, doğalgaz dağıtımı veya elektrik perakende satışında olduğu gibi çoklu firmalar arasında rekabetle yürütülmesi mümkündür ve örnekleri de vardır.
Mevcut sistemde, Türkiye'de yaklaşık 33 milyon aracın tamamı, sadece TÜVTÜRK tarafından hizmet almak zorundadır.
Bu durum,
vatandaşların hizmet kalitesi, fiyatlandırma, zamana karşı esneklik ve hizmet çeşitliliği açısından hiçbir tercih hakkına sahip olmaması anlamına gelir.
Ayrıca, bu büyüklükte bir pazarın yalnızca bir firma tarafından yönetilmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanımını da sorgulatmaktadır.
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı) ise piyasalarda hâkim durumun kötüye kullanılmasını açıkça yasaklamaktadır.
Araç muayenesi gibi teknik bir faaliyetin yalnızca bir işletmeye verilmesi, yeni oyuncuların piyasaya girişini engellemekte ve sektörde rekabetin doğmasına baştan mani olmaktadır.
Bu yapının vatandaşlar açısından en görünür sonucu, fiyat artışlarına karşı korumasızlık, randevu sıkışıklıkları ve hizmetin tek biçimli katı yapısıdır.
Alternatif firmaların bulunmaması, hizmetin geliştirilmesine yönelik hiçbir motivasyon bırakmamaktadır.
Mevcut durumun çözümü için, kamu otoriteleri şunları göz önünde bulundurabilir:
Hizmetin bölgesel lisanslama ile birden çok firmaya açılması,
Tavan fiyat uygulaması ile fiyat rekabetinin sağlıklı şekilde işletilmesi,
Hizmetin kamu kuruluşları tarafından verilmesi,
Bağımsız bir kalite denetim kurulu ile hizmet standartlarının korunması,
Sözleşme süresi bitiminde mevcut yapının kamu yararı ve rekabet ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi.
Sonuç olarak,
araç muayene hizmetinin kamu adına yürütülmesi gereken bir hizmet olduğu unutulmamalıdır.
Bu hizmetin kamu yararı, rekabetin tesisi ve anayasal ilkeler doğrultusunda yeniden yapıland��rılması gerekmektedir.
Tek bir şirkete dayalı hizmet modeli, uzun vadede verimsizlik ve memnuniyetsizlik doğurmaktadır.
Vatandaşın tercih hakkını ve piyasanın doğal denge mekanizmalarını ortadan kaldırmaktadır.
Not: Konunun sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için herkes tarafından sahiplenilip okunması ve okutulması elzemdir.
@tcbestepe
MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN
Azerbaycan'dan ülkemize dönmek üzere kalkan askeri kargo uçağımızın Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşmesi sonucu şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz.
Milletimizin başı sağ olsun.