Karar benim kararım. Ama o karara çıkan hiçbir şey benim kararım değil. Yani karar, benim kararım değil. Çünkü seçenekler benim seçmek istediğim seçenekler değil.
Bazen ne yaparsak yapalım bazı vedalar tamamlanmış hissettirmiyor. Bu aralar yarım kalan şeylerin peşinden gitmek yerine, onun eksik kalmasına izin vermeyi öğreniyorum. Sanırım insanların bize veda ediş biçimi, bizim onları içimizde nasıl uğurladığımızdan daha önemli değil.
Henüz; bilmediğimiz şehirlerde keşfeceğimiz sokaklar, en mutlu günümdü diye ifade edeceğimiz anlar, tanıştığında ruhuna ayna olacak o insanlar, yeni başlangıçlara aralanacak kapılar bitmedi ve tüm bu henüzleri bilerek yaşamak çok kıymetli
Çocuklar, bir hafta sonra 23 Nisan’ı kutlayacakları okulun camlarından canlarını kurtarmak için atladılar; dans edecekleri bahçede ise ceset torbaları var.
Okul ve ölümün aynı cümlede ne işi var; okul kapılarında ceset torbalarının, sınıflarda silahların ne işi var?