Dünyanın en güzel aşk şarkılarından “Historia de un Amor,” Panamalı şair Carlos Elta tarafından 1955 yılında yazılmış. Pek çok ülkede pek çok şarkıcı tarafından yorumlanmış.
Kendine has uslûbuyla Hollandalı caz şarkıcısı Laura Fygi yorumunu dinleyelim.
🇹🇷 Avrupa’nın en büyüğü yine Türkiye! 🏆
2026 CEV Trendyol Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda şampiyonluğa ulaşan #FileninSultanları’nı yürekten kutluyoruz! ❤️
Sizinle gurur duyuyoruz!
🇹🇷 30 Ağustos, milletimizin bağımsızlık iradesinin ve vatan sevgisinin tarihe kazınmış büyük bir zaferidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan bu büyük zafer, milletimizin kendi kaderini kendi ellerine aldığının en güçlü göstergelerinden biridir.
Bugün bize düşen; bu büyük mirasa sahip çıkmak, milli iradeyi, bağımsızlığı ve Cumhuriyetimizi daha güçlü bir geleceğe taşımaktır.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak, Millî Mücadele'nin ruhuna ve bize emanet edilen değerlere sahip çıkmaya; Türkiye'yi her alanda güçlü, bağımsız ve müreffeh bir ülke haline getirme görevini üstlenmeye hazırız.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele'nin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
ATATÜRK’ÜN KIZLARI DÜNYANIN EN İYİLERİ! 🇹🇷🏆
FIVB Voleybol Milletler Ligi finalinde Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek bir kez daha şampiyonluğa ulaşan Atatürk’ün Kızları’nı yürekten kutluyoruz.
Azminiz, mücadeleniz ve Türk kadınının gücünü dünyaya bir kez daha gösteren büyük zaferinizle gurur duyuyoruz! 🇹🇷
İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden, tarihimizin “Üç Paşalar” olarak anılan kadrosunun önemli temsilcilerinden Bahriye Nazırı ve 4. Ordu Kumandanı Cemal Paşa’yı; Tiflis’te uğradığı suikast sonucu şehit edilişinin 104. yıl dönümünde saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Usulsüz kontratlarınız, karaborsa bilet ve illegal bahis reklamlarınızla Devletimizi ve Türkiye Futbol Federasyonu’nu,
Güdümlü medya mensuplarınız ve samimiyetsiz açıklamalarınızla kamuoyunu,
Yıllardır aldatmaya yönelik hareketler yapan futbolcularınızla, hakemleri ve futbolseverleri yanıltmaya devam edin!
Sayenizde ne güven ne adalet kaldı!
Ama en masum ve mağdur her zaman sizsiniz!
Tebrik ederiz, Türk futbolunu ne hale getirdiniz!
120 YILLIK MİRAS, MİLYONLARCA YÜREK, TEK ARMA!
Fenerbahçelilik; yalnızca bir takımı desteklemek değil, nesilden nesile aktarılan büyük bir aidiyettir. Tarihine sahip çıkmak, değerlerinden vazgeçmemek ve sarı lacivert renklerin yanında daima dimdik durmaktır.
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerinden aldığı güçle, 120 yıldır Türk sporuna öncülük eden Kulübümüzün çatısı altında aynı sevdayı paylaşmanın gururunu yaşıyoruz.
Bizler, bir gün daha Fenerbahçeli olarak yaşayabilmek için hayata bağlanır; gerektiğinde o tek gün uğruna bütün bir ömrü gözden çıkarırız.
19.07 Dünya Fenerbahçeliler Günümüz kutlu olsun!
Sonsuza kadar yaşa Fenerbahçe!