AKP devletin kasasını nasıl hortumluyor?
5 yandaş şirkete ait termik santrallere, üretmedikleri elektrik için astronomik tutarda teşvik ödendiğini tespit ettik.
2018-2025 yılları arasında;
Ödenen teşvik tutarı 559 Milyon Dolar!
AKP marifetiyle⬇️
Kapasite mekanizması adı altında verilen bu teşvik, Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin;
Santrallere ait elektrik kapasitelerini güya emre amade olarak hazırda tutmaları için veriliyor.
Yani üretilmemiş elektrik için AKP’nin yandaş şirketlere ödeme garantisi
verdiği bir teşvik!
Bugüne kadar ödenen teşvik tutarlarının
dolar karşılığı (2018-2025 arasında);
🔴 IC İçtaş-Limak’a ait Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine: 192 Milyon Dolar
🔴Kolin Holding’e ait Soma Kolin termik santraline: 125 Milyon Dolar
🔴Konya Şeker A.Ş.’ye ait Soma B termik santraline: 100 Milyon Dolar
🔴Aydem Holding’e ait Yatağan termik santraline: 82 Milyon Dolar
🔴Kazancı Holding’e ait Bolu Goynük termik santraline: 60 Milyon Dolar
Yani 5 yandaş şirkete ödenen toplam teşvik tutarı: 559 Milyon Dolar❗️
Güncel kurla 26 Milyar Lira!
Bunun adı soygundur!
Kaynak: Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) Resmi İnternet Sitesi
Yaparsa AKP yapar!
Ankara-İstanbul demiryolu hattında yer alan, altyapı işleri 20 yıl süren T-26 tünelindeki 262 milyon dolarlık dev vurgunu ortaya çıkardık!
Adaletin, hukukun, hakkaniyetin bittiği; geleceğe dair ümidin tükendiği toplumlarda var olma şevki çöküşe geçer. İnsanlar geleceğe güvenmediği için aile kurmaktan çekinir, doğurganlık düşer, nesiller eksilir ve millet içten içe bir yok oluşa, erimeye sürüklenir.
Liyakatsizliğin pençesinde umudunu da yitiren gençler, devletinden kaçar ve en büyük risklerden biri, beyin göçü başlar. Akıl sürgün edildiğinde devletin nizamı çöker, meydan bir avuç kifayetsiz muhterisle, dalkavuğa kalır.
Güzel ülkemizde bugün olanlar tam da budur.
Sevgili gençler,
Bu yürüyüş; adaletin, liyakatin, özgürlüğün, geleceğin yürüyüşüdür.
Bereketin, refahın, huzurun, sevginin, 86 milyon insanın yürüyüşüdür.
Hep birlikte, Genel Başkanımız @eczozgurozel ile birlikte yürüyelim arkadaşlar.
@altansancar21 Sevgili Altan. Beyefendinin burada söylediklerini yapmasını kimse beklemiyor. Sadece kendisinin seçim bölgesine gidip, bu söylediğini orada yapması. İnsanlar onu bekliyorlar.
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
Saray’ın yargısının hukuksuz kararını tanımıyoruz, kabul etmiyoruz.
Demokrasiye yönelik bu müdahaleye karşı tüm üyelerimizi babaocağımıza, 81 ilde il ve ilçe başkanlıklarımıza ve Genel Merkezimize çağırıyoruz.
Geri adım yok, mücadeleye devam.
Kötülük düzen kurduğunda, ona uyum sağlayan herkes suç ortağıdır. Kemal Kılıçdaroğlu bilsin ki, bazen bir ülkeye en büyük zararı açık düşmanlar değil, değişim vaadiyle gelip hayal kırıklığı bırakanlar verir. Sadece seçimler kaybetmedi, bir neslin değişim inancını da mezara gömdü.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde, omuz omuza verdiğimiz on milyonlarla birlikte iktidara yürüyoruz.
Hiçbir güç bu yürüyüşün tamamlanmasına engel olamayacak.
Genel Başkanımız Özgür Özel:
"Türkiye’de siyaset çok yaşlı, benim için 'Genç lider' diyorlar, ben dahi çok yaşlıyım. Gençlerin önünü açıp Gazi'nin dediği gibi 'Cumhuriyet’i gençlere emanet edecek' bir süreç yaşayacağız.
Gençlere güveniyoruz, onlarla birlikte yürüyoruz."
Siyasi eleştiri sınırlarını aşan,
doğrudan Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel mücadelesini,
milyonlarca yurttaşın iradesini
ve toplumsal umutlarını tartışmalı hale getiren açıklamalar mücadelemize zarar vermektedir.
Kongrede aday olmayacaksınız,
aylarca susacaksınız,
parti içindeki tartışmaları kamuoyu önünde büyütecek açıklamaları tam da iktidarın CHP’ye yöneldiği bir dönemde yapacaksınız…
Sonra da buna “partiyi korumak” denilecek…
Hayır.
Siyasette zamanlama da sorumluluktur.
Konuşmanın zamanı kadar,
kimin işine yaradığı da önemlidir.
Bugün Türkiye’de;
hukuk devleti krizi vardır,
yoksulluk vardır,
çiftçi borç altında ezilmektedir,
gençler gelecek kaygısıyla yaşamaktadır,
emekliler açlık sınırının altında hayata tutunmaya çalışmaktadır,
muhalefet belediyeleri baskı altındadır,
demokrasi ağır bir sınavdan geçmektedir.
Böyle bir dönemde,
Cumhuriyet Halk Partisi’ni kamuoyu önünde tartışmalı hale getirecek açıklamalar yapmak;
Saray siyasetinin değirmenine su taşır.
Cumhuriyet Halk Partisi;
kişilerin değil,
milletin partisidir.
CHP;
kişisel kırgınlıkların,
hesaplaşmaların
ve siyasi küskünlüklerin kürsüsü değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi;
Kuva-yı Milliye’nin devamıdır,
Cumhuriyet’in kurucu iradesidir,
halkın vicdanıdır.
Kimsenin,
kendi siyasi pozisyonu adına
partiyi toplum önünde yıpratmaya hakkı yoktur.
İmalarla,genel suçlamalarla,
muğlak ifadelerle,
partiyi toplum önünde zan altında bırakmak;
ne siyasi etikle,
ne parti hukukuyla,
ne de toplumsal sorumlulukla bağdaşır.
Cumhuriyet Halk Partisi,
iktidar yürüyüşünü kişisel hesaplara teslim etmez.
Çünkü bugün mesele kişiler değil,
Türkiye’nin geleceğidir.
Bu halk;
iktidarın baskısına karşı birleşmiş,
kararlı
ve umut veren bir muhalefet görmek istemektedir.
Tarih boyunca CHP’yi dışarıdan yıkamayanlar,
hep içeriden tartışmaları büyüterek zayıflatmaya çalıştı.
Ama herkes şunu bilsin:
Cumhuriyet Halk Partisi,
makamlarla değil,
mücadeleyle ayakta kalmıştır.
Ve hiçbir kişisel hesap,
bu büyük halk yürüyüşünün önüne geçemeyecektir.
Fotoğrafta gördüğünüz kişi Tayfun Kahraman. Durum acil, bir dakika ayırıp paylaşalım.
Kendisi SMS hastası. Dün ciddi bir atak geçirmiş, kendisine ilacı verilmemiş, daha sonra kutu gibi bir aracın içerisinde hastaneye götürülmüş, gece sabaha kadar acılar içerisinde kıvranmış, eşi duyurdu ve sesi olmamızı istedi!
Vicdanı olan herkes bu hukuksuzluğa ses çıkarmalı! Hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı derhal uygulanmalı ve Tayfun Kahraman serbest bırakılmalı!