Kadın beyanı ile evden atılan kocalardan sonra, çocuk beyanı ile cezaevini düşen anne-babaların ülkesine haline geliyoruz demektir.
Dün erkeklerin evden atılmasını alkışlayan kadınlar, bugün çocuğunun beyanıyla hapse düşebilir.
Zulüm hiç şaşmaz. Alkışlayanı da sessiz kalanı da döner dolaşır bulur.
#6284
#7593Kanun14
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
FURKANCILARA OPERASYON YAPILIRKEN
(TOPUK KANI DAHİL)
TEST VERMEYİ RET EDEN AİLELERE TAZYİK HAPSİ GETİREN (Türkiyedeki tüm insanların geleceğini ilgilendiren) KANUN (Sessiz sedasız) MECLİSTEN GEÇİRİLDİ:
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
Bu kanun değişikliği ile LOHUSA BİR KADIN TOPUK KANI (Vs.test) REDDİ YAPTIĞI İÇİN BEBEĞİ İLE BİRLİKTE 3-10 GÜN HAPSE ATILABİLECEK! Tedbire uyulmaz ise de tazyik hapsi tekrarlanabilecek.
BU KANUN DEĞİŞİKLİĞİ HAKİMLERİN SAĞLIKLI ÇOCUKLAR HAKKINDA "TALİMAT İLE" ve "GEREKÇESİZ" ZORUNLU TEST KARARI VERDİĞİ BİR ORTAMDA TOPLUM İÇİN BÜYÜK BİR TEHLİKEDİR!
Zorunlu test ise otomatik olarak zorunlu tedaviyi doğuruyor
Yani test ile çocuğunuz bir kere hasta ilan edilsin, sizde aile doktorumuza filan danışıp "tedaviyi ret ediyorum" derseniz, görürsünüz gününüzü, demek oluyor bu.
Ki test kesin tanı yöntemi değildir, ama sadece test sonucu ile tedavi uygulanması Türkiyede yerleşmiştir.
Topuk Kanı-Zorunlu test 2021 yılında ortaya atılmasından önce kaç aileye (sağlık koruma amaçlı) tedbir kararı verilmiştir? veya kaç aile tedbire direnmiştir acaba?
25 yıllık hukukçuyum (gerçekten devletin müdahalesini gerektiren durumlarda dahi) ben tedbir kararı verildiğini görmedim, sordum benden öncekiler de görmemişler.
Bunlar uygulaması çok çok nadir, sadece ders kitaplarında yazan şeylerdi, çünkü toplunun geleneklerine aykırı idi ve topluma rağmen kanun-kural olmaz idi!
AMA HER AİLEYE ZORLA TOPUK KANI BASKISI YAPILIRKEN VE BUNA CİDDİ BİR DİRENÇ-TEPKİ GÜNDEMDE İKEN BU KANUN ÇIKARTILDI!
O yüzden hükumet; Ben bunu topuk kanı-test baskısı için çıkarmamişem..." diyemez. Yemezler!
Ve Hitler rejiminden başka nerede böyle insan yavrusunu hayvan-kobay yerine koyan, velayet hakkını yok eden uygulamalar yapılmış ve böyle bir ZORBALIK YAŞANMIŞTIR.
Bu anne-babalık hakkımızın yok sayılması, sağlık sektörünün hata ve suistimallerine karşı çocuğumuzu koruma hakkımızın elimizden alınmasıdır.
Bu çocuklarımıza bir mal gibi el koyulmasıdır.👇👇👇
(Paylaşalım arkadaşlar)
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
"BİZ TOPUK KANI DAVALARINI DİLEKÇELERİMİZ İLE HALLEDERİZ,
(Falanca önder-lider...) BU İŞİ GARANTİ HALLEDİYOR..."
DİYEREK SİZDEN PARA ALMAYA, SİZİ ÇARPMAYA ÇALIŞANLARA ALDANMAYINIZ...
BENİM BEDAVA SUNDUĞUM DİLEKÇELERİ (Üst kısmına bilgilerinizi yazmaktan ve dilekçeyi özetlemekten başka birşey yapmayarak) SİZE SATANLARA KANMAYINIZ.
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
Hazırladığım ve aşağıda sunduğum (Baş kısmında nasıl kullanılacağınıda izah ettiğim) dilekçe örnekleri bedavadır, GIDA HAREKETİ WEB SİTESİNDE YER ALMAKTADIR, bu tür klasik dilekçeler için kimseye para kaptırmayınız.
Ancak hukuk sadece ESAS'DAN (Topuk kanı verilmesinin zorunlu olmadığı vs.) İBARET DEĞİLDİR, USUL HUKUKU BİLGİSİ BU DAVALARDA ASIL ÖNEMLİ YERE SAHİPTİR, bu da hukuk fakültesi mezunu ve mahkeme tecrübesi olan AVUKATLARIN BİLECEĞİ bir bilgidir.
Her hakim farklı usul hataları yapmakta, verilen kararlar da BAM'ların görüşüme göre değişmektedir, yani aslında standart bir dilekçe yoktur. Her karara göre ayrı dilekçe yazılmalıdır.
O yüzden mümkünse davanızı bir avukat vasıtası ile takip etmenizde fayda vardır. (Sizinle; "Bu avukattır diye tel ile görüştürülenlere de hemen itibar etmeyiniz, önce avukatın kayıtlı olduğu barodan bilgilerine ulaşıp, baronun verdiği telefon ile konuşunuz. Bu konuda sahtekarlık yapıldığı bilgisi kulağımıza geldi...)
Dosyada bir avukatın vekaletinin olması ise mahkemeyi ve kolluğu daha dikkatli olmaya sevk eder...
Özellikle kolluk ile ve ZOR KULLANARAK aşı-topuk kanı-test UYGULANMAK İSTENMESİ DURUMUNDA avukatın müdahalesi hayati öneme sahiptir, bu durumda bazılarının sihirli dilekçeleri sizi kurtaramaz!
Üstelik bu konuda (Zorunlu test aşı vs.) halkın lehine olan hukuki gelişmelerin çoğalması bu konuya daha çok avukatın eğilmesi ile mümkündür.
Çünkü uygulamada gördüğümüz şey; biz usuli-hukuki çözümler ürettikçe karşı tarafında yeni çözümler ürettiğidir ve karşı taraf PARA-BASIN VE BÜROKRASİ gücünü (ekseriyet ile) elinde tutan kesimdir, yani bu işten ciddi bir şekilde nemalanan kesimdir. Bu işin kuru dilekçe ile hallolmayacağı açıktır.
O yüzden daha fazla meslekdaşımı BU DAVALAR İLE İLGİLENMEYE ÇAĞIRIYORUM. (Bana mail ve tel ile ulaşılır ise meslekdaşlarıma elimdeki bilgileri paylaşıyorum)
Ancak bu davalar HUKUK VE ADALET GÖZETEREK DE YÜRÜTÜLMEMEKTEDİR. Elbette son noktaya kadar hukuki yolları kullanmak yararlıdır, ancak size kimse bu davaların sonucu hakkı da garanti veremez, BU DAVALAR KONUSUNDA SİZE GARANTİ VEREN YALAN SÖYLÜYORDUR, SİZİ KANDIRIYORDUR! Ben çok sayıda lehe karar almış olmama rağmen kimseye bunu vaat etmedim!
Ülkemizde yaşanan "28 Şubat" tecrübesinde de olduğu gibi bu davalarda "O GÜCÜN EMRİ İLE VE TALİMAT İLE..." yürütülmektedir. Bazı insaf sahibi hakimlerin ellerinden geleni yapması bu gerçeği değiştirmemektedir.
Çoğunluk hakim ya korkmakta, ya istinaf mahkemelerinin karararını bozması karşısında çaresiz kalmaktadır. Bazı yeni yetme hakimlerde "SİSTEME YARANMAK İÇİN" AİLELERE SUÇLU MUAMELESİ YAPMAKTADIR, zalimce ailelere işkence etmekte, kolluğu ailenin kapısına göndermeye kalkmaktadır!
Genelikle lehe bozulan kararlar; Bir defa topuk kanı verilmesi, çocuğun doğumundan itibaren 6 ay geçmesi gibi idarenin eski genelgelerine dayanan ve ailenin mahkemede dinlenmemiş olması vs. gibi usul hataları sebebi iledir. Elbette bu bozmalar da önemsiz değildir, çünkü zaman bizim lehimize işlemekte ve zaman kazanmak bizim için önem arz etmektedir.
Yine de bu işin bir çözümü olacak ise CESUR AİLELERİN BASIN VE SOSYAL MEDYADA YAŞADIKLARI MADURİYETLERİ ANLATMASI VE CESUR AVUKAT VE DOKTORLARIN AÇIKLAMALARIYLA LEHİMİZE KAMUOYU OLUŞMASI İLE MÜMKÜN OLACAKTIR...
Bu konuda desteğinizi bekliyorum.
👇
https://t.co/bz16iQKFAs
(Paylaşalım arkadaşlar)
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
İŞTE TOPUK KANI İÇİN MAHKEMEYE ÇIKANLARIN SAĞLIK BAKANLIĞINA (Mahkeme aracılığı ile) SORMASI GEREKEN SORULAR.
1-) Klinik bulgu (hastalık belirtisi) gösteren insanlarda dahi hastalıkların teşhisi; bir tahminden ve görüşten ibarettir, bu görüş de doktordan doktora göre farklılık arz edebilmektedir. Her insanın fizyolojisinin farklı olması sebebi ile doğruya en yakın teşhis yönteminin “klinik bulguların ortaya çıkmasından sonra testler ile teşhisin kuvvetlendirilmesi” olduğu bilinmektedir. Topuk kanı testleri hakkında ise;
“Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünce” yayınlanan; Yenidoğan Metabolik ve Endokrin Tarama Programı sf.15 de; “Kesin bir tanı yöntemi olmadığı, (Pozitif çıkmasının) sadece hastalık şüphesi verebileceği.” açıkça belirtilmektedir.
Yine Sağlık Bakanlığınca da otorite kabul edilen “National Institutes of Health” kuruluşunun (ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı olarak biyomedikal ve halk sağlığı alanlarında temel araştırmalar yapan kurum.) yayınladığı “Yenidogan Taraması” adlı makalesinde; “Bazen bu testler “Yanlış pozitif” üretirler, yani test sonucu pozitif olsa bile, bebekte aslında hastalık yoktur.” Demektedir.
Bu bilgi de bizi iki sonuca götürmektedir;
a-) Topuk kanı ile testi ile taranan hastalıklara ileride yakalanması ihtimali olan çocuk bu testler ile tespit edilemeyebilir, bu durumda testlerin sonucuna garanti veremeyen idare “İleride oluşacak hastalıkları, ölümleri, kamu zararını” engellediğini nasıl iddia edebilmektedir ve daha da önemlisi (zaten taranan hastalıklara yakalanma ihtimali çok zayıf olan) bu testlerin zorunlu olduğunu nasıl iddia edebilmektedir?
b-) Yanlış tanı ve tedavi uygulanmasından doğan zararlardan ve ölümlerden kim sorumlu olacaktır? Bu Türkiye de çok rastlanan bir durumdur ve basına yansıyan çok sayıda haber ve dava mevcuttur, Sağlık Sektörü ise bu gün “hayat kurtarır” dediği bir ilaç veya tedaviden, yarın “Bilim ilerledi, ilaç-tedavi yanlışmış” diyerek vazgeçebilmektedir. Pekiyi idare bu konudaki cezai ve hukuki sorumluluğu üzerine almakta mıdır?
2-) Yine yenidoğan Metabolik ve Endokrin Tarama Programına göre “Her 100 kişiden 4 tanesi FKÜ (Fenilketonüri) hastalık geni taşımaktadır” (Sf.7), FKÜ ise 10.000/1 çocukta görüldüğüne göre her 10.000 çocuktan 400 tanesi (Sağlık Bakanlığına göre) hastalık geni taşımaktadır! ancak testler ile sadece bir maddenin varlığı veya hatalı bir genin varlığının tespit edilmektedir, bilindiği üzere hastalık geni taşımak ise (Bozuk gen taşımak) ileride hasta olunacağı anlamına gelmemektedir.. (Doç.Dr.Cüneyt Konuralp-Bağışıklığın Arka Bahçesi Sf.89-120)
Bu da bize her 10.000 çocuktan 399 tanesine yanlış tanı ile tedavi-ilaç uygulanabileceği anlamına gelmektedir. (Taranan diğer 5 hastalıkta da durum benzerdir, örneğin Sağlık Bakanlığına göre SMA da bu oran 1/160) O halde idare yaptırdığı testler ile ileride hasta olacak çocuğu tespit edilebileceğini mortaliteyi vs. engelleyeceğini nasıl iddia edebilmektedir?
3-) Ülkemizde Anne-babalar evlenmeden önce SMA testi yapılamaktadır, anne ve babada taşıyıcı olmadığı hallerde dahi (Anne-babanın ikisi birden fozitif ise çocuğun SMA olma ihtimali ¼ olarak görülmektedir) Pekiyi neden SMA testi son yıllarda topuk kanı testlerine eklemiştir ve neden anne-baba SMA pozitif olamayan aile çocuklarını da SMA taraması yapmaktadır?
4-) Anayasa Mahkemesinin 29.06.2016 K. tarih, 2014/4077 (Muhammed Ali Bayram) Başvuru numaralı dosyasına sunulan ve kararın 3. Sayfasında da geçen, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 13.03.2009 tarih, 2009/17 sayılı genelgesinde; “…Topuk kanı alma işleminin ise çocuğun doğumundan hemen sonra ve bir hafta sonra olmak üzere yapıldığı, bir ayı geçmesi halinde ise koldan kan alınarak tahlil yapıldığı…” belirtilmektedir.👇
(Devamını okumak için haber sitesine gidiniz)👇 https://t.co/RHTqPmI1at
@ekonomibursa Emeğinize sağlık hocam kesinlikle sonuna kadar mücadele edeceğiz ve edelim evlatlarımızı bu kan emici sisteme kaptırmayalım #hastaneyiboykotet
@elifesendeva Siz ve emir aldığınız kişiler yada aşı yaptırdığınız sağlık personeli bakanlık kimse sorumluluk alıyor mu acaba bebek ölürse sakat kalırsa aşı içindeki zehirler için bir Garanti veriyor musunuz vekil hanım
@armanca_me Madem Ayrı bir ulus devlet talebiniz yoktu Türkiye İran Irak ve Suriye yi demokratikleştirecektiniz 50 yılda 10 binlerce gencin ölümüne neden sebeb oldunuz dağlara çağırdınız Allah belanızı versin sizin şuan isteğiniz talepleri CHP AKP hatta MHP bile istiyor silaha ne gerek vardi
@mirayhayat25 Yıllarca milleti namussuz gösterdiniz kendi menfaatiniz için reyting için sanki tüm Türkiye de bu namussuzluk oluyormuş gibi günlerce ahlaksız konular işlendi tüm namussuzlukları normalleştirdiniz Allah a nasıl hesap vereceksiniz Esra Erol ve diğerleri