Olup biten, gelip giden onca şeyden sarsılmış, fakat bunca girizgâha rağmen hep dik durmaya çalışmış. Kendinden ve benlik savaşından ziyadesiyle yorgun ve bıkkın olmasına rağmen, varlığının imzasına layık olmakta kararlı ve sabırlı bir yolun, sonunu bekliyor.
Yarından emin olmak isteyen geçmişine bir kibrit vurmalı, şu anını ise nefsinin kibirinden arındırıp sahibine bir adımla taçlandırmalıdır. Bırakın, gaybı bilen biliyor. Siz Allah’ın işini üstlenmeyin. Biz yapmamız gerekeni yapalım, O yapması gerekeni zaten yapacaktır.
İnsan yarınını düşündüğü kadar şu anını düşünse kaygı ne bilmez olur. Şu anda kim olduğuna ve ne yaptığına baksa, niyesini görse, belki yarınının tabelasını aramaktan vazgeçer. Bilir ki şuan neyse ve nerdeyse bundan çokta uzak olmayacaktır.
Geçmişi gözden geçirip-esiri olmadan- yarına dua etmeli sadece. Sonra şu anı için sığınmalı sadece. Ve bunu yaptıkça görecek ki şu anından mesul. Geçmiş bir tövbe, gelecek bir dua, an ise bir sığınmadan ibarettir.
Kime neye meyli olsa, ordan alır yarasını. Kime neye gitse, ordan kapanır kapısı. İnsan neyden umsa ordan eksilir muhakkak. Sınavın en zor ve en can yakan kısmı bu sanırım. O yüzden kimle ne paylaştığına, kimle nasıl yürüdüğüne dikkat etmeli.
Gönlü güzele denk gele insan. Yüzü vallahi yalan, billahi heba. Sözü güzele denk gele… Sesi vallahi yalan, billahi boşa. Ve aklı güzele denk gele insan… Kurnazı vallahi fena, billahi civa.
İnsan gaflete hep meyletmiştir. Bulmak sandığı kaybetmek, sevmek sandığı zulmetmek, hatta gelmek sandığı terketmek olmuştur. Kalbinden dökülen her cümlenin üzerinde dur. Çünkü gönül az söyler. Aklından geçen her cümlenin ise üzerinde çok durma, çünkü aklın vesvesesi çok olur.
Olmadığın biri gibi davranmak kolay olandır. Zayıflıklarını gizlemek, eksiklerini kapatmak pahada ucuzdur. Asıl zor olan kendin olmaktır. Her şeye rağmen, herkese rağmen kendin olmak, kendine rağmen kendini bulmak zor olandır.
Birinin seni nasıl gördüğü onun, nasıl gösteriğin ise senin sınavındır. Başkalarının sana olan bakışları veya düşünceleri seni düşündürmesin yahut değiştirmesin. Seni, senin sana olan düşüncelerin ve davranışların değiştirdikçe doğruyu bulursun. Aksi halde olduğun şey başkasıdır.
Memlekete dair konuşacak olursak dönüp yine insanoğlunu buluruz. Çünkü problemler hep nefsani, hep bencilce. Nasıl bir şeydir bu? İnsanı insan olmaktan eder bir hale getirir. Bakalım topluma, toplumumuza. Kaç değerimiz kaldı? Kaç elle tutulur, gözle görünür iyiliğimiz kaldı?
Kaç yüreklerdeki sesi haykıran, yanlışa dur diyen, davayı şahsında değil yolunda güden, namusu ve şerefi koruyan, namussuza geçit vermeyen babayiğidi kaldı memleketin. Allah için kaç böylesi yiğidimiz var? Var elbet, ama eskisi gibi değil, hiç değil. İnşallah sayıları artar.