Mevcut eğitim sistemi büyük ölçüde çocuklarımızı etkileyen ve İslam'dan, ahlaktan uzaklaştıran bir yapıdadır.
Karma eğitim gençlerin ahlaken bozulmasının önemli sebeplerinden biridir. Herkes, her aile karma eğitim yerine ayrı erkek veya kız okullarında evlatlarını okutma hakkına ve fırsatına sahip olmalıdır.
Din ve ahlak dersleri ilkokul 1. sınıftan itibaren konulmalı ve zorunlu olmalıdır.
Okullarda ve üniversitelerde nerdeyse üryan vaziyette dolaşmaya izin verilmemelidir.
Eğitimin içeriği gözden geçirilmeli, milletimizin dini, ahlakı, örfü, adeti, tarihi, kültürüyle uyumlu bir eğitim ve müfredat ortaya konulmalıdır.
Müslüman bir ailede yetişen çocuğun eğitim sisteminin etkisiyle kafir olmasına gönlümüz razı değildir ve gerek hükumet, gerek millet olarak evlatlarımızın din ve ahlakını korumaktan sorumluyuz.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın gıda güvenliği için market, kafe ve restoranlara evcil hayvan girişini yasaklamayı öngören yasa değişikliği çalışması halkta büyük destek gördü.
Haram kapılarının ardına kadar açık olduğu şu zamanda
Tesettüre riayet edenden Allah razı olsun
Gözünü haramdan sakınandan Allah razı olsun
Elini, dilini, belini haramdan sakınandan Allah razı olsun
Rabbim nefsiyle cihad edenden, Allah'ın sözünü yüceltmek için uğraşandan razı olsun
Yargıtay, oğlunu ısıran köpeği itlaf eden adamın alt mahkemedeki beraat kararını bozmuş, adamın eyleminde orantısızlık tespit edilmiş.
Yani şunu anlıyoruz, köpek çocuğu öldürmedi ama sen köpeği öldürdün o halde ceza almalısın diyor yüksek yargı.
Yahu adam o anda o panik ve dehşet durumunda köpeğin çocuğa verdiği zararı nasıl ölçecek, sonra çocuk köpekten kuduz kapıp acı içinde ölseydi ne diyecekti mahkeme.
Köpeğin kuduz taşıdığı veya taşımadığı anlında mı yazıyor!
Bu nas��l saçmalık, köpeğin yaşam hakkıyla insanın yaşam hakkını kıyaslamak nasıl bir hukuk anlayışıdır!
Artık bu emsal karar üzerine köpek mağdurlarının yapacağı tek savunma ��� lütfen bana saldırma patili dost” demek olacak!
Tam bir akıl tutulması!
Algida 'nın Bazı Alt Markaları Maalesef Bilinmeden Tüketiliyor.
Özellikle Bu Yıl Piyasaya Giren
OANDO ve Açık Satılan La Galateria Gibi Markalar Paylaşalım ki Herkes Dikkat Etsin ⚠️
Eskiden emekli maaşıyla rahatlıkla ev geçindiriyorduk diye saçmalayanlar geldi aklıma. Dışarı çıkmak yok, yemek yok, tiyatro yok, sinema yok, kafelerde 200-300 TL’lik kahveler yok, telefon yok, evde çamaşır makinası bulaşık makinası yok, şehir dışı tatil yok, yurt dışı tatil hiç yok, fazlaca ekmek yemekten başka bir şey yok... Ama ev geçindiriyor ve çok mutlulardı.
Konuşan arkadaş, “Ahkam Kestim” adlı bir influencer. Son zamanlarda izlediğim en güzel video desem yeri var.
Türkiye’de kredi kartı harcamalarının %34’ü gıda ve hazır gıda/restoran sektöründe harcanmış. Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kartlarla yapılan toplam harcama, nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre %44 artarak 2,6 trilyon TL’ye yükselmiş. Yani yaklaşık 800 milyar TL gıdaya harcanmış.
Biz ne ara bu kadar israf eden bir topluma dönüştük? Yaklaşık %25 olan gıda israf oranıyla, bunun 200 milyar TL’si çöpe gidiyor.
Murat Ülker aradan geçen 5 yılın ardından kaybettiği 40 dava ve suç duyurusuna rağmen Gıda Dedektifi yayınlarıyla uğraşmayı bırakmıyor. Türkiye’nin en zengin işadamı unvanıyla şeker, glikoz şurubu ve palm yağı ile çeşitli katkı maddeleri ve aroma vericilerle ürettikleri abur cubur ve yüksek doymuş yağ oranına sahip margarin üretiminde lider konumda olan Ülker grubu, milyonları bilinçlendiren ve Türkiye’de etiket okuma farkındalığını yaygınlaştıran hesabımızı susturmak için elinden geleni ardına koymuyor.
Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında yetki alanı dışında olmasına rağmen Çağlayan’daki Spor ve Basın Savcılığı’na sundukları dilekçede yer alan uydurma ithamlar ve suçlamalarla hesaplarımızı 9 ay kapatmışlardı! Ardından geçtiğimiz aylarda adalet yerini geç de olsa bulmuş ve hesaplarımız savcılığın yetkisizlik kararı sonrasında açılmıştı.
Fakat gözünü karartan zengin işadamı bir kez daha Gıda Dedektifi hesaplarını kapatmak üzere benzer iftiralar ve seviyesiz ithamlarla harekete geçti. Murat Ülker tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen uydurma suç ve ithamlarla dolu dilekçe saatler önce Fikri ve Sinai Haklar Soruşturma Bürosu tarafından kabul edildi ve hesaplarımızın tamamının Türkiye’ye kapatılması istemiyle İstanbul Anadolu Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
Hesabımıza yönelik yapılan suçlamalar arasında “halk arasında korku ve panik yaratmak”, “devletin kurum ve organlarını aşağılamak”, “milli ve yerli markalara karşı halkı örgütlemek” ve “marka ve ürünlere saldırarak para ve itibar kazanmaya çalışmak” gibi uydurma ithamlar yer alıyor.
Takdiri değerli takipçilerimize, yüce Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti adaletine bırakıyoruz.
@adalet_bakanlik@tcbestepe
İlk 2-3 milyon dolarını kazandıktan, evini aldıktan ve bir araban olduktan sonra, senin ve dünyanın en zengin insanları arasındaki yaşam kalitesi farkı kalmıyor.
İkinizin de Dünya'da sınırlı bir zamanı var. Ultra zenginlerden iki kat, hatta daha fazla vaktin var, yani teknik olarak ondan daha zenginsin.
Bir milyarderin yediği pizza da senin yediğin pizza da pizzadır.
Tat aynı.
Para, ekrandaki dijital rakamlardan ibaret.
Asıl hayat,
Ailenle oturup sohbet etmek,
arkadaşlarınla gülmek,
rahat bir gün geçirmekten ibaret…
Paranı kazan, özgürlüğünü al,
sonra yaşa.
İyi yemek ye, spor yap, sevdiklerinle vakit geçir.
Çünkü hırsın bir sonu yok.
Ama hayatın var.
Hayatın özeti bu kadar.
Bunu ne kadar erken anlarsan, o kadar mutlu olursun.
İlla ki 2-3 milyon dolar olmasına da gerek yok.
Ev ve araba olduktan sonra ne kadarlık bir birikimin hayatını idame ettireceğini düşünüyorsan, o para yeterli.
Bu 250 bin dolar da olur, 1 milyon dolar da.
Tamamen beklentilere bağlı.
Via:@JakeGagain
Rusya’da yaklaşık 60 milyon ki��inin hobi bahçesi (daça) var Genelde 600 m² içinde ev de var
Bu sistem tarımı engellemiyor, tam tersine üretim kültürünü destekliyor Ve Rusya bugün dünyanın en büyük buğday ihracatçılarından biri
Benim yeterli büyüklükte arazilerim var, hobi bahçesine şahsen ihtiyacım yok.
Ancak mesele ben değilim; mesele halkın toprakla bağının koparılmasıdır.
Biz kırsala dönüşü, insanın toprağı tanımasını, çocukların bilgisayar başından kalkıp doğaya dokunmasını savunuyoruz.
Kırsala dönüş yapacaklara ücretsiz eğitimi veriyor, rehberlik yapıyorum.
Hobi bahçeciliği aslında bir Tarım Okulu'dur. Tarım, kitapla değil toprakla temas ederek öğrenilir.
İstismar edenler varsa devlet denetlemeli, 'ekme ve meyve yetiştirme' şartı getirmelidir.
Almanya’da 5 milyona yakın hobi bahçesi var ve devlet bunu destekliyor. Bizde ise 'talan' denilerek yok ediliyor. Çözüm yıkmak değil, düzenlemek ve teşvik etmektir
Çim ekmemek, çam dikmemek ve avluya beton dökmemek kaydıyla herkes 500 metrekareden az olmayacak bahçeli evlerde oturmalı
Ev oturumu 75 metrekareyi ve iki katı geçmemeli
Bahçelerde sebze ekimi şart koşulmalı soğanını patatesini yetiştirmeli
Üç beş tavuk illaki olmalı
arzu eden keçi koyun inek besleyebilmeli
Korkmayın tarımsal alanlar kaybolmaz
25 milyon hane var bu ülkede
Bazıları apartmanlarda yaşamak isteyebilir zorlama yok
10 milyon aile bahçeli evde otursa mutluluk katsayısı artar
On milyon bahçeli evin kaplayacağı alan Konya’nın beşte biri yapmaz
Kötü haber şu ki, hayatının ne kadar iyi olduğuna inanamayacağın kadar çabuk alışıyorsun.
“Hayatımın neresi iyi ki?” diyorsan…
Mesela sıcak bir duşa giriyorsun.
Ve zamanla bunu sıradan zannediyorsun.
Oysa 100 yıl önce hayranlık duyduğun insanların hiçbiri böyle bir konfora sahip değildi.
Krallar bile değil.
Tarihte yaşamış yaklaşık 100 milyar insan var.
Ve sen, insanlık tarihinin en güvenli, en konforlu, en sağlıklı döneminde doğdun.
Yemeğini kalori hesabı yapmadan bulabiliyorsun.
Çocuğun ilk yıl hayatta kalacak mı diye korkuyla yaşamıyorsun.
Basit bir enfeksiyon yüzünden ölme ihtimalin yok denecek kadar az.
Dünyanın bilgisi, eğlencesi, bağlantısı cebinde.
Objektif olarak bakarsan, krallar gibi yaşıyoruz.
Ama işte paradoks burada başlıyor.
Hayat hiç bu kadar iyi olmamıştı ama insanlar da hiç bu kadar mutsuz olmamıştı.
Çünkü mesele şartlar değil.
Kıyas.
İnsanın arzuları bulaşıcıdır.
Başkasının standardı senin ihtiyacına dönüşür.
Arabanı komşuna göre ölçersin.
Başarını arkadaşına göre tartarsın.
Mutluluğunu sosyal medyaya göre değerlendirirsin.
Ve fark etmeden şu denklemi kurarsın:
Mutluluk = Hayat kalitesi – Kıyas
Kaliten yükselir.
Ama kıyas daha hızlı yükselirse, yine yetersiz hissedersin.
Sorun sahip olmadıkların değil.
Sahip olduklarını artık görmemendir.
Bir saniye dur.
Sıcak su omzundan akarken fark et.
Sevdiklerin yanındayken fark et.
Yemeğini yerken fark et.
Çünkü çoğu insanın hayal bile edemeyeceği bir hayatın içindesin.
Ama onu başkasının hayatıyla ölçtüğün sürece,
kendi hayatını kaçırırsın.
Gerçek soru şu:
Gerçekten eksik misin,
yoksa sadece fazlasıyla kıyas mı ediyorsun?