Ne buldum ...
Sene 1922. İngiliz The Illustrated London News gazetesi, Vahdettin'in kaçışını manşete taşımış
"Sultan İngiliz himayesinde"
"İngiliz Malaya savaş gemisiyle İstanbul'dan kaçışı sonrası..."
Padişah Vahdettin'in İstanbul'un anahtarını işgal komutanına verirken kaydedilen görüntüleri ‼️
8. sınıf ders kitaplarından, son Osmanlı padişahı Vahdettin’in İngiliz gemisiyle ülkeyi terk ettiği bilgisi çıkarıldı.
Yuva ilanı❗️
1.5 yaşında, kısır, erkek bir blue merle border collie(enerjisi çok yüksek bir o kadar da zeki bir tür). Kendisini barınaktan kurtardık, dolayısıyla geçmişi hakkında bir bilgimiz yok. Ama insanlarla ve diğer köpeklerle arası çok iyi.+
Bu fotoğraf beni çok etkiledi.
Bu köpeği arkadaşım aylardır sahiplendirmeye çalışıyordu. Bir kez başka bir şehre sahiplendirildi, kaçtı. Arkadaşım şehir değiştirerek o kaçan köpeği buldu, geri getirdi.
Günlerce belediyeden araçlar gelip onu alacaklar diye ağlayarak yatağa girdi. Çünkü artık belediye aracının gelip onu alma zamanı çok yaklaşmıştı.
En sonunda bir yer bulundu.
Ve bu fotoğraf, o köpeğin yeni yuvasına giderken çekildi.
Bu fotoğrafı görünce bir anlığına hayata onun gözlerinden bakıp camdan dışarı bakarken neler düşünebileceğini hayal ettim.
“Nereye götürülüyorum?”
“Daha mı güvenli olacağım?”
“Bana zarar verirler mi?”
O çok ürkek bir köpekti ve konuşamasa da duyguları gözlerinden apaçık okunuyordu.
Köpekler sandığımızdan çok daha zeki ve duygusal varlıklar.
Bugün onun gibi binlerce hikâye var.
7527 sayılı toplama yasasıyla birlikte, sokaklarında yaşayan hayvanlarla bağ kurmuş, doğdukları günden beri yaşamlarına tanıklık eden, onların düşünebilen ve hissedebilen canlılar olduğunu fark etmiş insanlar için son iki yıl adeta bir kâbusa dönüştü.
Çünkü yasa çıkarılırken biliyorduk ki binlerce köpeğin mevcut şartlarda barınaklarda refah içinde yaşaması bir yana, sadece yaşatılabilmesi bile mümkün değildi.
Bu çok öngörülebilir bir durumdu.
Ve ne yazık ki sayısız olaya tanık olduk.
Kimi bir sabah uyandığında kapısında yaşayan yavru köpeklerin annesiz kaldığını gördü.
Kimi anne köpeğin yavrularının ortadan kaybolduğuna tanık oldu.
Kimi kaybettiği köpeğini bir barınakta buldu. Önündeki plakayı kemirerek ölmüştü. Boğazından geçen son lokma o olmuştu.
Kimi açlıktan boş mama kabına patisiyle vura vura can verdiğine tanık oldu.
Uzmanlar uyardı. Köpekler yaban hayat ile yerleşim yerleri arasında bariyerdir. Yok ederseniz farklı türlerle karşılaşırsınız.
Sokakta yaşayan hayvanlarla bağ kuran kişilerin, veteriner hekimlerin ve uzmanların öngördüğü başka bir şey daha gerçek olmuştu.
Toplama ekipleri geldiğinde aslında mahalledeki en sosyal köpekleri alıp götürüyorlardı. İnsanlara alışkın olanlar yakalanıyor, daha ürkek olanlar ise kaçabiliyordu.
Kaçıp hayatta kalanlar daha stresli hâle geliyordu. Stresle birlikte üreme artışı gündeme geliyor ve yeni bir döngü başlıyordu.
Bu arada toplama süreciyle birlikte kısırlaştırmalar da yavaşladı. Çünkü zaten toplanacakları düşünülerek kısırlaştırıp yerine bırakma uygulamaları geri planda kaldı.
Mahallelerinde hayvanlarla ilgilenen gönüllüler ise başka bir acıyla yaşamaya başladı.
Çünkü artık sadece kaybettikleri hayvanları değil, onların akıbetini de düşünmek zorundaydılar.
Acaba açlıktan mı öldü?
Acaba işkence gördü mü?
Acaba boş mama kabına vura vura yardım beklerken mi can verdi?
Bunu hiçbir zaman bilemeyecekler.
Bu fotoğrafa baktığımda sadece bir köpek görmüyorum.
Nereye götürüldüğünü bilmeden camdan dışarı bakan bir canlı görüyorum.
Ve tek “suçu”, onların da duyguları olan canlılar olduğunu fark edebilmiş olmak olan; gecelerce uyuyamayan, ağlayan, çırpınan insanları görüyorum.
Bu öyle bir fark ediş ki, bir kez gördünüz mü geri dönüşü yoktur.
Bir anne köpeğin yavrusunu ararken çıkardığı sesi duyduğunuzda…
Bir yavrunun günlerce annesini beklediğini gördüğünüzde…
Bir canlının korkusunu, özlemini, yasını fark ettiğinizde…
Artık eski hayatınıza geri dönemezsiniz.
Belki daha az huzurlu olursunuz.
Ama biraz daha insan, biraz daha vicdan sahibi olursunuz.
Ve biraz daha yalnız…
Ama tüm bunlar olurken mücadele ettiğiniz şey yalnızca onların acılarıyla empati kurmak olmaz.
Ayrıca en yakınlarınız tarafından da, sırf bu acıyı hissedebildiğiniz için, sırf bir anne köpeğin de evlat acısı çekebileceğini görebildiğiniz için; “deli”, “takıntılı”, “abartıyor”, “kafayı bozmuş” gibi etiketlerle damgalanırsınız.
Sanki tüm bu acınız yetmiyormuş gibi, bu kez benliğiniz hedef alınır.
Oysa aslında...⬇️
#7527İptalEdilsin
Mochi, terk edildiğinden beri yani yaklaşık 8 gündür benimle.
Ve her geçen gün biraz daha bağlanıyor…
peşimden ayrılmıyor, kucağımda uyuyor, gözlerimin içine bakıyor.
Biliyorum ki zaman geçtikçe ayrılık onun için çok daha zor olacak.
Bu yüzden daha fazla alışmadan, daha fazla umut bağlamadan
Mochi’yi bir an önce gerçek ailesine kavuşturmak istiyorum.
Çünkü bu çocuk ikinci kez kalbinin kırılmasını hak etmiyor.
Lütfen gören herkes paylaşsın,
onu yuvasına birlikte ulaştıralım. 🤍
Yer: İstanbul
Türk tiyatrosunun duayeni, ülkemizin aydınlık yüzü büyük değer Haldun Dormen’i kaybettik. Ülkemizin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin.
#HaldunDormen 😪