DEHB denilen şey bu. Yok, süperfokus yok; işte beni böyle güçlü yapan zırvalar da değil bu. Sese tahammül edememek, sınırı ihlal edince aniden çıldırmak. Normal hayatta şu adamın naif ve saygılı bir adam olduğuna adım kadar eminim.
Ayağınız ıslansın. En fazla hasta olursunuz, cırcır olursunuz, karnınız vs ağrır. Ama ölmezsiniz. Suyun içinde elektrik olabilir. Çarpar, ölürsünüz. Sığ sular için konuşuyorum. Akımdan korunursunuz. Ayakkabınızı asla çıkarmayın!
Duanın gücü.. Kün feyekûn (Ol der ve olur)
Bu hikayeyi daha önce bende duymuştum benide çok etkiledi dinlerken hatta ağladım..Allah herkesin yardımcı olsun
Gazali’nin insan nasıl kaybeder kitabında
Şöyle bir cümle geçer;
Teslim olunca her şey değişir
Zorlamayınca akar
Beklemeyince gelir
Kabul edince iyileşir
Bazı şeyler ne kadar zorlanırsa zorlansın
Zamanı gelmeden gerçekleşmez sürekli mücadele etmek her ayrıntıyı denetlemeye çalışmak ve sonuçlara takılı kalmak insanı çok yorar
Menü de Mantı yazan yemek var ya o kelimenim tam anlamıyla MANTI arkadaşlar. Tek bir mantı. Hatta THE MANTI. Sonuçta Mantı(lar) yazmadığı için itiraz da edemedim. Kahrolsun Fine Dining gerçekten.
tarih boyunca tek bir yaylacı bile şu banka oturup iki nefes alayım dememiştir. salah bile orda bank görse sürerdi arabasını daha yukarı. siz şehir için başka şeyler düşünün yaylaların çimenine taşına deresine dokunmayın.
Çok gereksiz, uygunsuz ve hatta kitsch olmuş korkarım ki. İşgüzarlığın lüzumu yok. Adam sanırım bir daha gitmez oraya. Bu kadar mı anlam okumaktan uzaksınız?