Ben de Sayın Genel Başkanım Özgür Özel'i destekliyorum çünkü partinin geleceğinin değişim, yenilenme ve mücadeleyle mümkün olduğuna inanıyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'na emekleri için teşekkür ederim ancak 13 seçim kaybeden bir anlayışın yeniden partinin başına gelmesini doğru bulmuyorum. Bugün ihtiyacımız olan şey geçmişe dönmek değil, iktidar yolunda daha güçlü yürümektir. Ben iradesini delegeden ve örgütten alan, seçilmiş Genel Başkanım Özgür Özel'in yanında duruyorum. AKP'nin müdahaleleriyle değil, partililerin iradesiyle belirlenen liderliğin arkasındayım.
Gecenin bir yarısı; sokakta yardım diye haykıran bir kadının vurulduğu haberini okuyoruz. Bir başka haberde bir kadının yüzüne asit atıldığını, bir diğerinde yaşam hakkının paramparça edildiğini…
Çocuklar, kadınlar, hayvanlar birer birer bu şiddetin içinde yok oluyor. Takvimler 2026’yı gösteriyor ama biz hâlâ çaresizlikle nefes almaya çalışıyoruz. Sessiz kaldıkça karanlık büyüyor.
Ülkede son iki gün içinde bir kadına kezzaplı saldırı düzenlenmiş, bir kadın sokak ortasında öldürülmüş, bir kadının başı koparılmış cesedi çöpte bulunmuştur.
Yaşananlar kabul edilemez.
Bir şehri yönetme yetkisini, gönül verdiği partinin ilkeleri ve halkın güveniyle alan bir kişinin, bu güveni yok sayarak bambaşka bir siyasi yola yönelmesi…
Buna “siyaset” denilebilir belki ama “halk iradesine saygı” denmez.
Üstelik bu geçiş, halkın asla onaylamadığı, geçmişte en sert şekilde eleştirilen bir partiye olursa, oylar emanet değil, emanete ihanettir.
Siyasette yol değiştirilebilir ama ilkeler değişirse geriye ne kalır ki?
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel hakkında başlatılan soruşturma, sadece bir kişiye değil; halkın iradesine, demokrasiye ve özgür düşünceye yönelmiş bir adımdır.
Bizler, gücünü halktan alan, Cumhuriyetin temel değerlerine yürekten bağlı, adalet ve eşitlik mücadelesini kararlılıkla sürdüren bir liderin yanındayız.
Bu yolda bir adım geri atmadan, birlikte, omuz omuza yürüyeceğiz.
Sayın Genel Başkanımızın arkasındayız.
#ÖzgürÖzelYalnızDeğildir #CumhuriyetinYolunda #OmuzOmuza
Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde, teröristlerin daha önce hastane olarak kullandığı tespit edilen bir mağarada yürütülen arama-tarama faaliyeti sırasında metan gazına maruz kalan 19 Mehmetçiğimizden 5’i ne yazık ki şehit olmuştur.
Yüreğimiz yanıyor, derin bir üzüntü içindeyiz...
Milletimizin başı sağ olsun 🇹🇷
Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyoruz.
Kahraman evlatlarımıza minnettarız.
Bir katilin elini kolunu sallayarak gezdiği, barışçıl protesto yapan öğrencilerin demir parmaklıklar ardına atıldığı bir düzene adalet denebilir mi?
Adalet değil, zulüm bu!
Susmayacağız, alışmayacağız!
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e yönelik gerçekleştirilen saldırıyı büyük bir üzüntü ve öfkeyle öğrenmiş bulunmaktayım.
Demokrasiye, barışa ve halk iradesine kasteden bu çirkin saldırıyı en sert şekilde kınıyorum. Sayın Genel Başkanımız, halkın sevgisini ve güvenini kazanmış, ilkeli duruşuyla toplumun her kesiminde saygı uyandırmış bir liderdir. Onun gösterdiği yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.
Şiddetle sindirilemeyeceğimizi, tehditlerle geri adım atmayacağımızı herkesin bilmesini isterim. Bu saldırı, bizi bir araya getirecek ve mücadele azmimizi daha da güçlendirecektir.
Sayın Özgür Özel’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, her koşulda yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum.
10 yıldır Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olarak görev yapıyorum. Bu sürede hep “Bu vatanın evlatları” dedim; polisin de, askerin de hakkını savunmayı onurum bildim.
Polis intiharlarını, mobbingi, angaryayı, fazla mesaileri, maaş promosyonlarını defalarca gündeme taşıdım.
Sendikal haklarınız için mücadele ettim.
İnsan onuruna yaraşır bir çalışma hayatınız olsun diye gece gündüz çabaladım.
Size hep “kardeşim” diye seslendim.
Çünkü sizinle aramda bir bağ, bir vicdan ortaklığı vardı.
Mecliste de, genel merkezde de sizin sesiniz olmaya gayret ettim.
Ama bugün, susturulmak istenen vicdanın, ezilmek istenen hukukun sesi olma zorunluluğuyla konuşuyorum.
Ve belki de ilk kez…
Tüm polis teşkilatına “kardeşim” diyemiyorum.
Çünkü o kardeşlik hukukunu bozanlar oldu.
Kafasına diz çöktüğünüz genç sizin kardeşinizdi.
Yüzüne gaz sıktığınız çocuk bu ülkenin geleceğiydi.
“Emir aldım” diyerek vicdanınızı susturamazsınız.
Ama bir gerçeği de göz ardı edemem:
Bu ülkede en çok intihar eden meslek grubu polisler…
Ağır bir stresin altındasınız.
Düzensiz mesailer, ekonomik kaygılar, amir baskısı, iktidarın otoriter yükü… Hepsi omuzlarınıza bindirilmiş.
Ve çoğunuz bu mesleği, işsizliğin soğuk yüzünden kaçmak için seçtiniz.
Bugün görev başında olan binlerce polis, kendi çocuğu huzurla uyuyabilsin diye, başka çocukların güvenliği için nöbet tutuyor.
Bu tabloyu görmeden, birkaç kişinin hukuk dışı davranışını tüm teşkilata mal etmek ne adil olur ne de vicdani.
Sevgili gençler…
Özgürlük ve adalet talebiyle sokaklara çıkan pırıl pırıl genç kardeşlerim…
Karşınızdaki polis sizin düşmanınız değil.
O da sizin gibi bu ülkenin evladı, dar gelirli ailelerin çocuğu — bunu her zaman gözetin.
Ama şunu unutmayın:
Sizler bu ülkenin vicdanısınız, umudusunuz.
Korkuya karşı cesareti, baskıya karşı onuru temsil ediyorsunuz.
Kalbinizde bir kin yok; sadece özgürlük hayali var.
Ve bu hayal, bir gün hepimizi özgürleştirecek.
Benim oğlum da sizin yaşınızda…
Ve ben bir baba olarak biliyorum:
Her gaz fişeği, her cop darbesi sadece bir genci değil, bir annenin yüreğini, bir babanın umudunu da hedef alıyor.
Polis kardeşim…
Senin annen de “evladım sağ salim dönsün” diye dua ediyor.
Ama bugün bir başka annenin evladı senin copunun altında çırpınıyor.
Bir öğrencinin parmağını kırmak, gözünü gazla yakmak görev değil; bu, vicdanın sarsılmasıdır.
Genç kardeşim…
Senin haykırışını duyuyoruz.
Sen adalet istiyorsun, özgürlük istiyorsun.
Ve bunu barışçıl yollarla talep ettiğin sürece sonuna kadar haklısın.
Senin mücadelen sadece bugünü değil, yarının daha adil bir Türkiye’sini inşa edecek.
Buradan İçişleri Bakanı’na ve Emniyet Müdürlerine sesleniyorum:
Verdiğiniz her hukuksuz talimatın, göz yumduğunuz her orantısız müdahalenin hesabını bugün olmasa da yarın, bağımsız yargı önünde mutlaka vereceksiniz.
Hiçbir makam, hiçbir unvan sizi bu sorumluluktan kurtaramaz.
Bu ülkenin çocuklarına şiddetle boyun eğdireceğinizi sanıyorsanız, büyük bir yanılgı içindesiniz.
Anayasa’yı çiğneyen, hukuku ayaklar altına alan emirlerin altında imzası olan herkes, günü geldiğinde adalet önünde hesap verecektir.
Unutmayın: iktidarın gücü hukuk kuralları ile sınırlıdır ve hukukun hafızası da sonsuzdur.
Ve o gün geldiğinde, ne bir kalkan sizi korur, ne de ardına sığındığınız emir zinciri.
Polis de, öğrenci de…
Atatürk’ün “Benim bütün ümidim gençliktedir” dediği gençliktir.
Birbirinize düşman değil, omuz omuza yürüyen kardeşler olmanız gerekir.
Çünkü zulümle yükselen her duvar, bir gün hepimizin üstüne yıkılır.
Ya bugün vicdanla durursunuz…
Ya da yarın tarih sizi ‘zalim’ diye yazar.
Tercih sizin.
Hukuksuzlukta sınır tanımayanlar,
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettirdi. Ama diploması olmayanların diploma iptal ettiği bir ülkede yaşıyoruz!
Bu karar, ne hukuka ne de milletin vicdanına sığar. Bunu yapanları unutmayacağız! Allah, düşmanı bile mert olanlardan çıkarsın…
Ne yargı oyunları ne de talimatla alınan kararlar, bizim adalet mücadelemizi durduramaz!
Sandık gelecek, millet hesap soracak!
Kurtuluş yok tek başına!
Ya hep beraber, ya hiç birimiz!
📢 İzmir, ayağa kalktı!
Boşvermeyin, rehavete kapılmayın, gözünüzü dört açın! Ayağa kalkın, başka Türkiye yok!
İktidar yürüyüşünü İzmir’den başlattık!
Cumhurbaşkanı aday adayımız Ekrem İmamoğlu’nu İzmir’e yakışır bir coşkuyla karşıladık. Salona sığmayan, duvarları aşan binlerce Cumhuriyet Halk Partili, içeride ve dışarıda tek yürek olduk! Ekrem Başkan’ımızın cesareti, kararlılığı ve halkın gücüne olan inancı hepimize umut verdi. Birlikte başaracağız, halkın iktidarını kuracağız!
CHP başaracak! Türkiye kazanacak!
Ve Türkiye ÇOK GÜZEL OLACAK!
Bu muhteşem gün için Cumhuriyet Halk Partisi İzmir ailesine, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler!
🎥👇 İşte o tarihi buluşmanın coşkusu!
Son günlerde partimize yönelik ortaya atılan asılsız iddialar ve karalama kampanyaları, Cumhuriyet Halk Partisi’nin halk nezdindeki güvenilirliğini sarsmaya yönelik bilinçli bir girişimdir. Partimizin demokratik yapısını ve kurultay sürecini hedef alan bu tür etik dışı yöntemleri kabul etmemiz mümkün değildir.
Bizler, bu partinin neferleri olarak, kişisel çıkarlarını her şeyin önünde tutanların CHP’ye zarar vermesine asla izin vermeyeceğiz. Hukuki süreçler başlatılacak, gerekli adımlar atılacak ve gerçekler en kısa sürede gün yüzüne çıkacaktır. Asıl meselemiz, ülkemiz için adalet, demokrasi ve eşitlik mücadelesine devam etmektir.
Bu süreçten daha da güçlenerek çıkacağımıza inanıyoruz. Çünkü biz, halk için, hak için, adalet için varız.
Değişim için yola çıktık ve bu yolda engellerle karşılaşsak da kararlılıkla ilerliyoruz. Partimizde ve ülkemizde değişimi istemeyenler, dönüşümün önünü kesmeye çalışıyor. Ancak biz, her şeye rağmen başaracağız. Yerelde kazandık, genelde de kazanacağız! #DeğişimKazandırır
Beş Teğmen Hakkında İhraç Kararı: Kabul Edilemez!
Son dönemde yaşanan gelişmeler kapsamında beş teğmen hakkında ihraç kararı alınmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin temel değerlerine ve Atatürk’ün gösterdiği yola bağlı genç subayların hukuksuz şekilde mesleklerinden uzaklaştırılması, kabul edilemez bir durumdur.
Bizler, Cumhuriyet’in ve Türk ordusunun temel taşlarını oluşturan hukuk, adalet ve Atatürk ilke ve inkılaplarından asla taviz vermeyeceğiz. Bu tür uygulamaları şiddetle kınıyor, haklı mücadelelerinde mağdur edilen vatansever subayların yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.
Ne mutlu Türküm diyene!
“Gazeteciler Barış Pehlivan, Seda Selek ve Serhan Asker’in gözaltına alınması, basın özgürlüğüne ve demokrasinin temel ilkelerine yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor. Düşüncelerin, kalemlerin ve gazetecilerin susturulmaya çalışıldığı bir ortamda adalet ve özgürlükten söz etmek mümkün değildir.”
Halkın iradesiyle seçilmiş bir belediye başkanının gözaltına alınması, hukukun üstünlüğü ve demokrasimizin temel değerleri açısından ciddi endişe vericidir. Yerel yönetimler, halkın oylarıyla görev almış ve kamu yararına hizmet eden kurumlardır. Bu tür uygulamalar, demokratik değerlere zarar vermekte ve seçilmiş temsilcileri itibarsızlaştırmayı amaçlayan bir girişim olarak görülmektedir.
Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat’ın yanındayız ve hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Adaletin ve demokrasinin korunması, hepimizin ortak sorumluluğudur.
İller Bankasındaki payımızın Maliye Bakanlığınca hukuki dayanaktan yoksun biçimde kesilmesi, ödeme programımızı öngörülemeyen şekilde değiştirmiştir.
Bu durum, iştirakimiz 32 şirketten 3’ünde 7 Ocak’ta yapılması gereken ücret ödemelerinin üç iş günü ertelenmesine yol açmıştır. 29 şirketimizde çalışma arkadaşlarımızın birikmiş ikramiye, aile yardımı ve diğer hakları ile Aralık ayı ücretlerine ilişkin 7 Ocak’taki ödemelerinin yapılması talimatı bankalara verilmiştir.
Diğer 3 şirketteki çalışanlarımızın, eksik yatırılan 7 Ocak ücretleri takip eden üç iş günü içerisinde ödenecektir. Merkezi hükümetin hukuki dayanaktan yoksun kesintisinden vazgeçeceğini umuyor; diğer taraftan, merkezi idarenin bu davranışına bağlı kalmadan bütçemizi ve ödeme programımızı hazır hâlde tutacağımızı halkımızın bilgisine sunarız.
Bizler bu süreci İzmir halkı ile birlikte dayanışma içinde atlatacağız; ne hizmetleri aksatacağız, ne de halkımızın hakkını savunmaktan geri duracağız.
Bir kişinin günde üç öğün beslenmesi, yılda bir kez tatil yapması, kışın üşümemesi, yazın terlememesi, zaman zaman bir arkadaşıyla çay ya da kahve içmesi, ihtiyaç duyduğu giysileri alabilmesi ve mutfağında yemek pişirebilmesi lüks değil, insanca yaşamın gereklilikleridir. Tasarruf ile sefaleti birbirine karıştırmamalıyız.
Selçuk ilçesinde evde elektrik sobasından çıkan yangında dumandan zehirlenen beş evladımızı kaybettiğimizi büyük bir acıyla öğrendik. Yüreğimizi yakan bu olayda hayatını kaybeden çocuklarımıza Allahtan rahmet, kederli ailesine sabır diliyorum.
İzmir’imizin başı sağolsun 🙏🏻
Sedef CEM
Buca Belediyesi Meclis Üyesi
İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi