😱"ed-Devletü't-Türkiyye"😱
🔴Mardin'e Kürdistan Demeden Önce Bir Tarih Kitabını Açmak Gerekir.
Bugün bazı siyasetçiler Mardin ve çevresini "Kürdistan toprağı" olarak tanımlıyor.
Peki tarihe dönüp basit bir soru soralım:
Yavuz Sultan Selim bölgeye gelmeden önce Mardin hangi devletin idaresindeydi?
Tarihî kayıtlara baktığımızda Mardin'in son 1000 yıllık tarihinde sırasıyla:
Selçuklu etkisi (Türk)
Artuklu (Türk)
Karakoyunlu (Türkmen)
Akkoyunlu (Türkmen)
Memlük (kaynaklarda "Devletü't-Türkiyye")
Safevî (Türkçe şiir yazan Şah İsmail)
Osmanlı (Türk)
Daha da ilginç olanı, Memlük tarihçileri bu devleti eserlerinde sık sık "ed-Devletü't-Türkiyye" yani "Türk Devleti" olarak anmışlardır.
Mardin, Urfa, Ayıntab ve çevresi uzun yıllar boyunca Kahire merkezli bu devletin sınırları içerisinde,
Yani resmi kayıtlarda "Türkiye Devleti" olarak geçen Memlüklülerin parçasıydı.
Yani bugün "Kürdistan toprağı" denilen bölge, Yavuz Sultan Selim'den önce de bağımsız bir Kürt devletinin değil, dönemin kaynaklarında "Türk Devleti" olarak anılan Memlük Devleti'nin parçasıydı.
Dahası, Mardin'in Memlük hâkimiyetinde olduğu dönemde resmî yazışma dili Arapçaydı, askerî elitin önemli bölümü Türk kökenliydi ve devlet kaynaklarında kullanılan siyasal kimlik "Devletü't-Türkiyye" idi.
Bu nedenle tarihî kayıtlar bize şunu gösteriyor:
Mardin'in geçmişinde Memlükler vardır, Artuklular vardır, Akkoyunlular vardır, Osmanlılar vardır.
Fakat uzun süre boyunca Mardin'i yöneten ve uluslararası kaynaklarda tanınan bağımsız bir "Kürdistan Devleti" bulunmamaktadır.
Bu nedenle tarihî tartışma yapılacaksa sloganlarla değil, dönemin belgeleriyle yapılmalıdır.
Önce şu soruya cevap verilmelidir:
Mardin'in bağlı olduğu devletler Türktü ve onlardan biri olan Memlüklüler kendisine ne diyordu?
Kaynakların verdiği cevap açıktır:
"ed-Devletü't-Türkiyye."
BANKALARDAKİ HAYAT SİGORTALARINI İPTAL ETME YÖNTEMLERİ (BANKA ŞEKLİNDE DETAYLANDIRDIM)
Kaydedin lazım olacaktır!
✅️ AKBANK: İnternet bankacılığından sigortalarım menüsü üzerinden veya AGESA sigorta aranıp kolayca iptal edilebiliyor.
✅️ GARANTİ: Mobilden sigortalara girin yapılan sigortayı seçin en altta cayma talebi var burdan iptal edebilirsiniz.
✅️ ZİRAAT,VAKIFBANK VE HALKBANK:
Türkiye Sigorta tarafından yapılıyor, sigortanın Müşteri hizmetlerini arayıp hayat sigortası iptal edebilirsiniz.
✅️ ENPARA: Uygulama üzerinden canlı destekle görüşüp iptal edebilirsiniz.
✅️ YAPI KREDİ: Mobil bankacılıktan sigorta poliçelerim sonra sağ üst köşede poliçe iptali şeklinde yapabilirsiniz.
✅️ ING: Şube veya Müşteri hizmetleri üzerinden iptal edebilirsiniz.
✅️ QNB: CİGNA Sigorta Müşteri hizmetlerini arayarak iptal edebilirsiniz.
✅️ TEB ve CEPTETEB: Müşteri hizmetlerini arayıp iptal edebilirsiniz.
✅️ İŞBANKASI: Mobil bankacılıktan sigortaya tıklayın , en aşağıda poliçe iptale tıklayın, kredili bağlantılı hayat sigortasını seçip iptal edebilirsiniz.
❌️ ON DİJİTAL, FİBABANK,GETİR FİNANS,COLENDİBANK hayat sigorta iadesi olursa faiz oranının yükseleceğini söylüyor.
Beğenip rt yaparak yayılmasına yardımcı olabilirsiniz
Ayrıca hayat Sigortasını iptal etmek risk içerir, başınıza birsey geldiği zaman kredinin yükü ailenize kalır bilginize.
(Reklam ve işbirliği degildir)
@bankadabiradam Beklenen enflasyon yıl sonu %30 2027 sonu %27, erken seçim geliyor. Öncesi bir parasal genişleme sonrası enflasyon ve koalisyon vb. tekrar seçim devalüasyon felan. Ev ihtiyacım varsa çekebildigim kadar kredi ile alırım. yapılandıma olursa şansıma olmazsa alış fiyatından kazanır
KAMUOYUNA VE DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIMIZA;
TSK’nın temel direği, ordumuzun şerefli ve fedakâr mensupları olan astsubaylarımızın, görev yaptıkları kışlalarda “üst” konumunda olanlar tarafından şiddete, hakarete ve tehdide maruz kalması asla kabul edilemez bir durumdur. Bugün, ordumuzun disiplin anlayışıyla asla bağdaşmayan, insan onurunu hiçe sayan bir olayı ve ardından yaşanan hukuksuzlukları kamuoyuyla paylaşmak zorundayım.
Doğu bölgemizdeki bir tugayımızda, araç çalıştırdığı gerekçesiyle bir astsubay üstçavuş meslektaşımız, tugay komutanı tarafından "geri zekalı", "aptal" gibi çirkin ifadelerle hakarete uğramış, boğazı sıkılmış ve tokatlanmıştır.
Üstelik bu olay, kamera kayıtlarıyla sabittir ve meslektaşımız aldığı darp raporuyla bu durumu belgelemiştir.
Sormak isteriz: Kışlalarımızda astsubaylarımızı koruması gereken komutanlık makamı, ne zamandan beri şiddetin merkezi haline gelmiştir?
İşin daha da vahim olan kısmı, meslektaşımızın hak arama yoluna girmesiyle başlayan sindirme sürecidir.
Meslektaşımız, olayı yargıya taşıyacağını ifade edince, tugay komutanı tarafından "sen savcıya gidersen, ben de seni başsavcılığa şikayet ederim" diyerek tehdit edilmiştir. Ardından, bir kolordu komutanı ve bir tugay komutanının beraberce başsavcılığa gitmesi, hukuk mekanizmasının üzerinde bir baskı unsuru oluşturulmak istendiği izlenimini vermektedir.
Daha da ibretlik olanı ise, meslektaşımızın bu durumu bir avukatla paylaşmasını "ketum davranmamak" olarak nitelendirip, avukata vekalet verdiği için ceza kesilmesidir. Kendi hakkını savunması için avukatıyla görüşen bir askeri, "yetkisiz kişiyle görüştü" diyerek cezalandırmaya kalkmak, hukukun evrensel ilkelerine ve akla aykırıdır.
Bir avukat, nasıl "yetkisiz kişi" olarak görülür? Bu zihniyet, astsubayın adalete erişimini engelleme çabasıdır.
Milli Savunma Bakanlığı, kamera kayıtları ortadayken darp konusunda soruşturma izni vermiş olsa da, hakaret ve tehdit gibi en az darp kadar ağır olan suçlar için "yeterli delil yok" bahanesiyle soruşturma izni vermemiştir.
Askeri Ceza Kanunu ve TCK hükümleri açıkken, general statüsündeki bir komutanın bu eylemlerinin soruşturulmasının önünün kesilmesini kabul etmiyoruz.
**TEMAD olarak altını çiziyoruz:**
* **Adalet, hiyerarşi ile sınırlı değildir.** Hiçbir makam ve mevki, astsubaylarımıza şiddet uygulama veya onları tehdit etme hakkını vermez.
* **Hakkını arayan astsubayımıza ceza vermek, baskıcı bir yöntemdir ve derhal bu yanlıştan dönülmelidir.**
Danıştay’ın, bu hukuksuzluğa "dur" diyeceğine ve hakaret/tehdit suçlarının da yargı önüne taşınmasının önünü açacağına inancımız tamdır.
Bizler, ordumuzun disiplinini ve hiyerarşisini en iyi bilen, hayatını bu disipline adamış insanlarız. Ancak disiplin, hiçbir zaman bir astın darp edilmesi, aşağılanması ve hak arama hürriyetinin elinden alınması değildir.
Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Meslektaşlarımızın sahipsiz olmadığını, hukuk önünde haklarını sonuna kadar savunacağımızı tüm kamuoyunun bilgisine sunarım.
Cahit KOCA
TEMAD Genel Başkanı
@tcsavunma@TBMMGenelKurulu@Akparti@herkesicinCHP@MHP_Bilgi@iyiparti@RTErdogan@tcbestepe@iletisim@adalet_bakanlik@dbdevletbahceli@eczozgurozel@kilicdarogluk@MDervisogluTR@TSKGnkur@turkarakuvetler@anadoluajansi@ankahabera@ihacomtr@trthaber@ntv@Haberturk@nowhaber@nowtvturkiye@szctelevizyonu@gazetesozcu@nefesgazete@halktvcomtr@Haber7
Sizce bu Astsubaya ne olmuştur?
Bir Tugay Düşünün
Sabah Mesai başlamış. Tugay Karargahı yanında bir birlik garajında bir Astsubay, vazifesi gereği bir araç çalıştırıyor. Gürültüye sinirlenen Tugay Komutanı Çıkıyor ve Astsubaya tekme tokat dalmak ve boğazını sıkmak suretiyle Müessir fiil suçu işliyor.
Yetmiyor sürüyle hakaret edip tehditler savuruyor... Allah'tan garajda kameralar var ve Astsubay görüntüleri muhafaza altına alıyor. Sonra neler mi olmuş?
Müyesser Yıldız'ın bugün tarihli yazısını lütfen okuyun...
https://t.co/vLbhQZdxaF
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin stratejik insan kaynağının belkemiğini oluşturan astsubay istihdamı, 20 Nisan 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan kanun değişikliği taslağıyla köklü bir dönüşüm riskiyle yüz yüze gelmiştir. Söz konusu taslak; temin kaynağının yalnızca sözleşmeli erlerle sınırlandırılmasını, eğitim şartının ortaöğretim seviyesine indirilmesini, sınavsız kıdem temelli geçiş sisteminin benimsenmesini ve uzman erbaş statüsünün kaldırılmasının teklif edilmesini , geriye gidiş niteliğinde ve kurumsal yapıya zarar verecek bir düzenleme olarak değerlendirilmiştir.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlandığı belirtilen personel sistemi değişikliğine ilişkin taslak çalışma üzerine, 27 Nisan 2026 tarihinde Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) ve Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Derneği (TEMUD) başkanları bir araya gelerek kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirmiştir.
Yapılan toplantıda söz konusu taslağın;
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin personel yapısını doğrudan etkileyecek nitelikte olduğu,
Astsubay ve uzman erbaş statülerini ilgilendiren kritik düzenlemeler içerdiği,
Sahadaki tecrübe, liyakat ve kurumsal denge açısından önemli sonuçlar doğurabileceği hususları detaylı şekilde ele alınmıştır.
Bu nedenle;
1. Eğitim Seviyesinin Düşürülmesi Kurumsal Niteliği Zayıflatır
Günümüz harp ortamı; ileri teknoloji, karmaşık sistemler ve yüksek bilgi birikimi gerektirmektedir. Astsubayların eğitim seviyesinin düşürülmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin nitelikli insan gücü yapısını zayıflatacak, görev etkinliğini ve operasyonel kabiliyeti olumsuz etkileyecektir.
2. Liyakat ve Kariyer Sistemine Aykırıdır
Ön lisans mezuniyeti, astsubaylık mesleğinin gerektirdiği teknik yeterlilik ve analitik düşünme kabiliyetinin temel göstergelerinden biridir. Bu standardın düşürülmesi, liyakat esasını zedeleyecek ve mesleğin saygınlığına zarar verecektir.
3. Kurumsal Hafıza ve Dengeyi Bozar
Astsubaylık mesleği, yıllar içinde oluşmuş birikim, disiplin ve eğitim standardı üzerine inşa edilmiştir. Bu standardın geriye götürülmesi, TSK içerisindeki dengeyi bozacak ve uzun vadede telafisi güç sonuçlar doğuracaktır.
4. Uluslararası Standartlara Aykırıdır
NATO ve modern askeri sistemlerde astsubayların eğitim seviyesi sürekli yükseltilirken, bu yönde bir gerileme öngörülmesi çağdaş askeri anlayışla bağdaşmamaktadır.
SONUÇ OLARAK;
Astsubaylar ve uzman erbaşlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birbirini tamamlayan iki temel unsurudur. Bu yapının güçlendirilmesi gerekirken, eğitim standartlarının düşürülmesi suretiyle zayıflatılması kabul edilemez.
Buradan açıkça ifade ediyoruz ki;
TEMAD ‘2026 Astsubay Çalıştayında da tartışılıp Eğitim Seviyesinin Lisans seviyesine çıkarılması sonucuna ulaşılmışken ,Astsubay eğitim standardının düşürülmesine yönelik her türlü girişimin karşısındayız.
Liyakat, eğitim ve kurumsal kaliteyi esas alan bir personel sisteminin savunucusuyuz.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünün, nitelikli personelden geçtiği gerçeğini hatırlatıyoruz.
TEMAD olarak;
27 Nisan 2026 tarihinde konunun muhataplarına ilk ağızdan böyle bir düzenlemeyi kabul etmediğimiz ve sonuna kadar karşısında olacağımız iletilmiştir.
Camiamızın hak ve kazanımlarını korumak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal yapısını güçlendirmek adına bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Başkanlığı
@tcbestepe@tcsavunma@TSKGnkur@TC_icisleri@jandarma@sahilguvkom@TEMUD_2024@Akparti@herkesicinCHP@MHP_Bilgi@iyiparti
Gençlik “nereye gidiyor?” değil, biz neyi gözden kaçırıyoruz?
Sorun gençlerde değil;
📍ailede başlar
📍okulda şekillenir
📍toplum ve medyada büyür
Çocuklar sonuçtur, sebep değil.
Anlayış+sınır = sağlıklı gelişim.
Disiplin bazen zorlanmaktır.
Ve o zorlanma, gelişimin ta kendisidir
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
@insaatdoktoru Geçen hafta Halkbank 2.49 olan konut kredisi bu hafta 2.74
Ziraat bankasında 60 ayda artış var. Ayrıca 1.20 kredi oranı müteahhit ve parası olana yarıyor.
⚠️ ‘Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu’nda evlatlarını kaybeden mağdur aileler dinlendi:
• Bir benim evladıma, bir de katiline bakın; ‘gerekirse bir gençlik daha yakarız’ diyor. Hangisi çocuk? Hangisi temiz?
• Kardeşim 15 yaşında, 30 bıçak darbesiyle öldürüldü. Aldığı onca bıçak darbesine rağmen elleri parçalanana kadar kendini savunmaya çalışmış.
• Atlas o gün evden çıkarken bir şey olacağını hissetmiştim. (Sözcü)
@yatirimci Görüşlerinize katılıyorum. Sistemin iflas etmesi vb durumda kendinizi ve ailenizi fiziksel olarak korumak amacıyla gerekli spor yetkinliklerine ve teçhizatlarına da sahip olunması gerektiğini değerlendiriyorum.
Son ABD/İsrail ile İran savaşı gösterdi ki :
1- İslâm devletleri birleşemez
2- Kendi kendine yeten savunma sanayiiniz olmazsa, kimse size çıkarı olmadan destek vermez
3- Müslümanız diyenlerin gerçek Müslüman olmadıkları ve siyonizm savunucusu oldukları
4- Ortaçağdan kalma mezhepler arası düşmanlığın devam ettiği ve Müslümanların akıllanmadığı
5- Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere güvenilemeyeceği
6- İçinizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer alacağı
7- Ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağı
8- Birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğu
9- Liyakatli insanların yönetiminde ancak düşmana karşı başarı kazanılabileceği
10- Dua ile düşmanla baş edilemeyeceği
11- Ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla olduğu
12- Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba inanan Şiileri, milyonlarca müslümanı katleden, soykırım yapan siyonistlerden ve Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük.
Aslında biz bu maddelerdeki durumları, Millî Mücadeleyi verirken de görmüştük. Belli ki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, geçmişten ders almamışız. Ders almadığımız ve bu konuda yeterli eğitimi vermediğimiz için maalesef tarih tekerrür ediyor.
@1001Kredi@bankadabiradam ilan sitelerine emlakçılar tarafından ilan verilebilmesi için yetkilendirme zorunlu sanki yetki vermezseniz maliye sizi yakalayamaz gibi bir hissiyat vermişsiniz. Maliye yapay zeka ile çok gelismis bir sistem kurdu KACAMAZSİNİZ
🔥 Hedefte 3 Ülke Var: Rusya, İran ve Türkiye!
Trump'ın Papazı Hagee’ye göre Tanrı’nın gelecekteki planı: "Destansı Öfke Operasyonu"
Ona göre yaşanacaklar tam bir felaket senaryosu:
1️⃣ Büyük Deprem: Türkiye, Rusya ve İran ordularının 1/3'ü yerin altına girecek! 🌋📉
2️⃣ Gökten Yağacak Felaket: Depremden sağ kurtulanların üzerine gökten taş ve dolu yağacak. ⛈️🪨
3️⃣ İlahi Koruma: "İsrail'i yok etmeye çalışanları Tanrı durduracak."
⚔️ "Tanrı, silahlarını Türkler ve Ruslar için hazırda tutuyor!" 🛡️
Dünya siyaseti mi, yoksa teolojik bir savaş hazırlığı mı?
Hagee’nin bu sözleri çok konuşulacak!
#JohnHagee #Kehanet #Türkiye #Rusya #İran #İsrail #SonDakika
21 Mart… Gündüz ile gecenin eşitlendiği, doğanın yeniden nefes aldığı kadim eşik.
Bugün Bahar Ekinoksu. Aynı zamanda Nevruz Bayramı.
Yarından itibaren aydınlık, karanlıktan uzun sürmeye başlıyor.
Bugün güneş hiçbir sapma göstermeden doğuşta gerçek doğudan (090) doğdu; akşam ise gerçek batıdan (270) batacak.
Dilerim doğanın bu mertliği insanlığa örnek olur.
Türk dünyasında asırlardır “yeniden doğuşun”, dirilişin ve umudun simgesi olan bu gün; Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan büyük kültür zincirimizin de en canlı baklalarından biridir.
Aynı şekilde bugün ABD ve İsrail’in acımasız barbarlığına karşı büyük bir direniş sergileyen İran halkı için de kökleri binlerce yıl öncesine dayanan Nevruz, sadece baharın başlangıcı değil, hayatın, bereketin ve yenilenmenin bayramıdır.
Bugün, toprağın uyanışını, doğanın dirilişini ve insanın içindeki umudu aynı gökyüzü altında, aynı güneşin birlikteliği ile kutluyoruz.
Bu vesileyle başta aziz milletimiz olmak üzere, Türk dünyasının ve İran halkının Nevruz Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.
X'te Atatürkçü hesapların baskıdan nasıl kurtulacağını bilmiyorum.
Ama etkili olmak tabandan başlar. Atatürkçü olup sık paylaşım yapan az takipçili hesaplar takip edilip, güçlendirilmedikçe çok etkili ve organize olamayız.