Üniversite hastanesinde dahiliye asistanı olarak onkoloji polikliniği yapıyordum. Kitle ile hastanın bana gelmesi ve benim ilk kemoterapiyi vermem arasindaki süre 5-6 ayı buluyordu.
Kitle saptanıldı
BT randevu 1,5 ay sonra, raporlanması 1 ay,
sonuçla pole gelmesi 15 gün
Konseye çıkması 1 hafta,
Konsey sonucu ile bx istenilmesi ve yapılması 15-30 gün
Patolojinin çıkması 30-40 gün
Tekrar sonuç değerlendirme hocaya sorma 15 gün
Ve mutlu son İlk kemoterapiyi alması...
Bu süreçte tedavi uygulayamadan vefat eden yada metastatik hale gelen binlerce hasta oldu.
Paraları olsaydı hoca muayenesinde hızlı tetkik, hemen bx ve patolojinin hızlanması ile 15-20 günde tedavi olabilirlerdi.
Paran varsa yaşarsın yoksa sürünürsün...
Ç***** Meslek Lisesinde yaşanan REZİLLİK. İzlerken kendinizi zor tutacaksınız.. Öğretmenlik mesleğinin düştüğü konuma bakın.. Meslektaşımız adına çok talihsiz anlar... 'Öğretmen orda kırmızılı çocuğu kolundan itse ihraç edilirdi.' ÖĞRETMEN ALEYHİNE VİDEOLAR BOY BOY PAYLAŞILIYOR. LÜTFEN 'PAYLAŞIP YAYILMASINI SAĞLAYIN.
Alman devleti gerçekten çok zeki. Ülkede tüm barınaklar en fazla aynı anda 15bin köpek konuk edebiliyor. Ancak yıllık 100bin üzerinde köpek girişi oluyor.
Şimdi bu köpeklere ne oluyor diye sorarsan, cevap yok. Çünkü barınaklar ötanazi verisi tutmuyor. Yasal zorunluluk yok.
Yasaya göre saldırgan, hasta ve yaşlı köpeklere ötanazi yapılıyor. Kırsalda ise avcıların köpekleri vurma yetkisi var. Bizim ileri zekalılarda bak Almanya itlaf yapmadan sorunu halletmiş diyor. Çünkü veri yok.
Sonra Alman dernekler burada sokaktaki köpeklere tırlarca yem gönderiyor. Toplanan köpekler için Türk hükümetini acımasız olmakla suçluyor. Tam 5. kol faaliyeti.
İnşallah bizim devletimizde veri falan tutmadan bu işi halletmek gibi yol izler. Öbür türlü barınak planı çalışmaz. @mustafaciftcitr@RTErdogan@tcbestepe@mustafaciftcitr@OsmanMesten16
Ömer'in 300 koyunu var. Her yıl zarar etse bile beyanname verip vergi veriyor.
Berzan'ın 300 köpeği var. Her yıl bağışlar belediye destekleri milyonlar götürmesine rağmen hiç vergi vermiyor.
Ömer eve traktör ile dönüyor, Berzan eve 4x4 ile dönüyor.
#TürkiyedeHayvancılık
‼️Antalya’da hırsızlık ihbarı üzerine bir garaja giden polis ekipleri, içeride kalacak yeri olmadığını belirten bir anne ile 5 aylık bebeğini bulmuş…
Biz; milyar liralar ile sayısız lüks barınaklar yapıyoruz, milyar liralar ile başıboş köpeklere bakıyoruz yurdum annesi 5 aylık bebeğiyle kalacak yeri olmadığı için birinin garajına sığınıyor…
Köpekler; çoluğumuzdan, çocuğumuzdan, geleceğimizden önemli…
Ne diyeyim…
Bir yanda köpekler için servet dökülüyor, diğer yanda anneler bebekleri ile başkalarının garajına sığınıyor…
@RTErdogan , @RTEdijital
Tokatlı amatör fotoğrafçı Emin Coruş, çektiği fotoğrafla Fransa’daki yarışmada 750.000 fotoğraf arasından 2. oldu.
• Emre Coruş’a vize verilmediği için törene gidemedi.
• Fransa'dan kargolanan ödülü ise gümrük takıldı ve imha edildi.
"Yetkililere plaket olduğunu anlattım ama teslim edilmedi ve imha edildi."
Şanlıurfa…
Okula gitmeye çalışan çocuklar…
Başıboş köpek sürüsü saldırısı nedeniyle gidemiyorlar…
Saldıran başıboş köpek sürüsünü görüyor musunuz!!!
Korku filmi gibi…
Şimdi o saldırgan sürü halindeki başıboş köpekleri minnoş minnoş canlı, partilerine zarar gelmeden toplamaya çalışacaklar (çalışırlarsa)…
Oysa bu iki evladı yakalamış olsalardı sonucu hepimiz biliyoruz…
Sokaklarda çocuk avlayan vahşi sırtlan sürüleri gibi köpek sürüleri olduğunu kabul etmiyorlar…
Halen iki kiloluk süs köpeği muamelesi yapıyorlar…
Anlayın artık, bunlar vahşi, bakımı israf, istilacı bir tür…
Evcilmiş, çocuk avlayıp yiyen hayvan evcil olur mu yahu…
Birgün anlayacaklar ama kaç çoçuk canı bunun için feda edilecek bilmiyorum…
Sokaklarınızdaki köpeklerin sırtlandan farkı yok…
@RTErdogan
Avukat @aslihan_ercan:
"Çocuklar avlanıyor, yeniyor, ölüyor ya! Biz bunun neyini tartışıyoruz?
Köpeklerin bir kuzudan, kurbağadan veya fareden bir farkı yok. Bunun tersini bize 20 yıl boyunca empoze etmişler.
Sokaklarda garibanın çocuğunu öldüren köpek olmasına izin veremeyiz"
Okulun erken saatler yerine sabah 10:00’da başlaması, ergenlerin biyolojisine çok daha uygun ve önemli faydalar sağlıyor.
▶ Okul başlangıcı 10:00’a kaydırıldığında öğrenci hastalıkları %50’den fazla azaldı.
▶ Okullar eski saate (08:50) döndüğünde hastalık oranları %30 arttı.
▶ Akademik başarıda da net iyileşme oldu.
Neden?
Ergenler melatonin hormonunu daha geç salgılıyor → sabah erken kalkmak onlara “kalıcı jet-lag” yaşatıyor.
Daha geç başlangıçla daha fazla uyuyor, daha dinç oluyor ve hem sağlığı hem notları iyileşiyor.
💥Bu düşük maliyetli değişiklik, öğrencilerin hem fiziksel sağlığını hem akademik performansını bilimsel olarak destekliyor. https://t.co/AWc1ERPaC1
Bir hastane düşünün.
Tek bir cildiye uzmanı olsun.
Sonra bir hasta gelsin.
Doktor hanıma verip veriştirsin:
“Cilt lezyonlarım iyileşmedi!
Doğru atış yapmıyorsun!
Beceremiyorsun hiçbir şeyi!
Seni sürdüreceğim!
Uğraşacağım seninle!”
Bunları söylüyor doktor hanıma.
Doktor hanım ise:
“Yaptığım tedaviden memnun değilseniz ya da bana güvenmiyorsanız, bir daha gelmezsiniz; başka bir hekime gidersiniz.” diyor.
Hastanın cevabı:
“Bu hastane benim! Sen kim oluyorsun? Ben geleceğim, sen bakacaksın!”
Doktor hanım, o kalabalık poliklinik yükünde baş edemeyince yönetime çıkıyor.
Hasta da arkasından gidiyor.
Bu kez, durumu nezaketle anlatmaya çalışan başhekim yardımcısına sözleriyle saldırıyor.
Bu arada hasta, 70 yaşında bir kadın.
İnanmak zor ama…
Bugün cildiye uzmanı istifasını vermek için geldi.
Aslında istifaya neden olan tek bir olay değil.
Bu, sadece taşan son damla…
Artık cildiyemiz yok…
Canını emanet ediyorsunuz ancak üstünüzde bomba var!
Bir vatandaş güvenip sıfır kilometre Opel araç alıyor. Parasını veriyor, markaya güveniyor, “yeni araç sorunsuz olur” diye düşünüyor. Ailesini o araca bindiriyor, sevdiklerini emanet ediyor. Ama bir anda sunroof patlıyor!
Araçtan inerken, hiçbir darbe yok, hiçbir dış etken yok… Kapıyı kapattığı anda sunroof patlıyor. Evet, bildiğin patlıyor. Cam paramparça oluyor.
Peki ya bu olay 100 km hızla giderken olsaydı?
O cam sürücünün yüzüne patlasaydı? Arka koltukta oturan çocuğun üstüne yağmur gibi cam yağsaydı? Sürücü refleksle direksiyonu kırsa, araç savrulsa, zincirleme kazaya sebep olsa?
Sıfır diye satılan bir araç. Üretim hatası mı, malzeme kalitesizliği mi, yoksa kontrol eksikliği mi? Sebebi ne olursa olsun sonuç aynı: İnsan hayatı riske atılıyor.
Tekirdağ’da ildeki tek Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanının Randevusuz bakmadığı için burnu kırılmış.
Türkiye'de Çocuk Allerji & İmmünoloji Uzmanı olmak için gerekenler;
12 Yıl boyunca ülkenin en başarılı öğrencilerinden olmak, sabah akşam ders çalışıp sürekli takdirlerle, onur belgeleriyle, üstün başarı belgeleriyle eve dönmek. Girilen tüm sınavlarda şehrinde derece öğrencisi olmak.
Üniversite sınavında ilk %1 lik dilimde olmak. Minimum 3 sene gece gündüz, yazları bile insan sınırlarının ötesinde her ay sınava girerek ders çalışmak. Sonraki 2 sene çoğu kişinin derslerde başarılı olsa bile görmeye tahammül edemeyeceği vakalara tanıklık etmek, yine aynı şekilde üstün çalışma temposunu devam ettirmek... Son sene aklınıza gelebilecek hastanenin en alt seviyesinden en üst seviyesine kadar tüm işleri gece gündüz yapmak(buna hemşire, ebe, sekreter işleri de dahil)...
Mezun olunca 1.5 sene ülkenin en ücra köşelerinde Doktorluk yapmak (Mecburi hizmet)... Bu süre içinde erkekseniz Kuzey Irak/Suriye'de susuz elektriksiz ortamda 2 ay görevlendirmeye gitmek...
Sonra Dünya'nın en zor 2. sınavı olan TUS 'a girip başarılı olmak ve herkesin kabul edeceği üzere Türkiye'nin en zor branşlarından biri olan Pediatri(Çocuk Uzmanı) kazanmak... Ardından minimum 4 sene asistanlık yapmak...
Asistanlığın bitişinden sonra tekrar doğuda ücra bir şehirde darp edilme korkusuyla, davalık olma korkusuyla günde yüzlerce hasta bakmak üzere 1.5 yıl Doktorluk yapmak (Mecburi hizmet)...
Sonra tekrar sınava hazırlanmak.. Ardından Tıpta Yan Dal Uzmanlığı sınavında başarılı olup Çocuk allerji immunoloji asistanlığına hak kazanmak...
3 sene de bu bölümde geceniz gündüzünüz olmadan çalışmak ve ardından 3. kez mecburi hizmete 1 sene gitmek... Sonra batıda istediğiniz şehirde boşluk açılmasını ve başkasının o istediğiniz boşluğa yerleşmemesini umarak beklemek...
Tam istediğiniz bir lokalizasyonda Doktorluğa başladıktan sonra ise her gün ülkenin 30 milyon çocuğunun kapıdan gerekli gereksiz dalıp her kaşıntısını sizin kadar spesifikleşmiş birine sorması ülkenin kaynaklarının ve zamanının israfı olacağı için randevu sistemi kurulmuş olmasına rağmen; hatta bunu da anlamayacakları düşünüldüğü için bölümünüzün randevuları sadece pediatristin yeşil alan açmasına bağlanmış olmasına rağmen;
1. basamakta değil, 2. basamakta değil, ülkede belki sayısı 2 elin parmakları kadar olan bir bölümün Doktoruna sırf kendi kafasındaki belirlediği saçma sapan bir aciliyet kavramı yüzünden ÜLKENİN PAMUĞA SARILMASI GEREKEN DOKTORUNUN BURNU KIRILIYOR!
BUNU YAPAN YARATIK VATANA İHANETTEN YARGILANMALIDIR. Buna engel olmayanlar görevden istifa ettirilmelidir. Ülkede Aciliyet, "Vatandaş acil olduğunu düşünüyorsa, Acildir" tanımlaması üzerine kurulduğu için Doktorlar meslekten soğudu. Bu ülkede Uzman olabilecek, Yan dal yapabilecek kapasitesi olan hiçbir Doktorun devlette çalışmaması gerekiyor. Vatandaş ne de olsa kendi kendine Aciliyet belirlemiş; kanserini de Acilde çözsün, boğaz ağrısını da acilde çözsün...
Sadece bu gönderiye gelecek yorumları takip edin, hala şu durumu savunacak; bak Doktorlar da böyle böyle yaptı diyen troller olacak. Asla ama Asla beyinlerini kullanmıyorlar. Daha saldırdığı Doktordan Türkiye'de kaç tane var, kaç senede yetişiyor bu Doktor diye düşünmüyor. Aynı yaratık gidip sanayideki ustaya saldıramaz. Bu yaratıkları sadece korku ile durdurabilirsin. Bunlara medeniyet işlemez. Doktora saldıranları el altından halledeceksin, bak bakalım bir daha o kapıdan destursuz girebiliyor mu?
Sanayide dayak yeme korkusu olunca sesi çıkmıyor, sanayide adama Doktorun 10 katı para çekiyorlar gık çıkmıyor. Doktor aynı parayı istese yoğun bakımlık oluyor. Doktor randevuyla hasta bakıyor diye Doktora saldırıyor. Siz hiç araç muayene randevu tarihi yüzünden sanayide saldırı gördünüz mü?
İnsan hayatı vırt zırt diyecek beyinsizler yazmasın. Yandal Doktorunun hayatı herkesten kıymetli benim gözümde, üstelik Çocuk Yan Dalı. Hiç kimse bu yaratık gibiler yüzünden Pediatri tercih etmiyor!
tanıdım en iyi ing öğretmenlerinden biri olan arkadaşım,sürekli elindeki boş pet şişeyi kıvırıp duran ve dikkat dağıtan deliyi defalarca uyarmasına rağmen dinlemeyince ve elinden alıp çöpe atınca veli tarafından cimere şikayet edilmişti...böyle devam veliler
Doktorları kamuda çalışmak istemedikleri için veya hasta bakarken güleryüzlü olmadıkları için eleştirenlere soruyorum;
Diyelim çok başarılı bir Doktor oldunuz. Gecenizi gündüzünüze kattınız ve artık alanınızda yetkin birisiniz. Seçenekleriniz şunlar;
-> Ayda 20.000 Dolar maaş, müthiş saygı ve bilimsel olarak kendinizi geliştirmek için sınırsız imkan (ABD)
-> Ayda oldukça dolgun maaş, rahat bir çalışma ortamı, şiddet görme olasılığınız yok ve her türlü olanağa erişim imkanı, kolay tatil (Avrupa)
-> Yüksek miktarda maaş, çalıştığın kadar gelir, hitap ettiğin kesim biraz daha toplum standartlarının üstü (Özel sektör / Türkiye)
-> Ortalama maaş, hiçbir güvenliğin yok, sınırsız hasta yükü, uğraştığın insanlar kapıyı kırarcasına içeri giriyor. Her gün kavga gürültü, kaos (Kamu sektörü/ Türkiye)
Hangisini seçersiniz? Bakın tamamen önünüzde bu seçenekler var. Suçladığınız Doktorların gözünden siz seçim yapın, eğer kaosu seçiyorsanız biz hatalıyız.
Yapay Zekaya ülkelere göre UZMAN DOKTORLARIN Rahatlık ve Maaşının; Türkiyedeki UZMAN DOKTORA GÖRE HESAPLANMASINI istedim.
Verdiği cevap;
TÜRKİYE'DE UZMAN DOKTOR RAHATLIK VE MAAŞ = X BİRİM;
ABD = 9 X
İSVİÇRE = 5 X
KANADA = 6 X
ALMANYA = 4 X
İSVEÇ/FİNLANDİYA = 4 X
İNGİLTERE = 3 X
FRANSA = 3 X
AVUSTURYA = 4.5 X
AVUSTRALYA = 7.5 X
YENİ ZELANDA = 5.5 X
İSPANYA = 2.75 X
İTALYA = 2.25 X
PORTEKİZ = 2 X
RUSYA = 1.5 X
Sıkışık trafikte ilerlerken park halindeki bir aracın stop lambasına çarpan vatandaş, sonrasında başına gelenleri sosyal medyadan paylaşıp uyarılarda bulundu:
Sıkışık trafikte manevra yaparken park etmiş bir arabanın stok lambasını kırdım. Sahibi anlayışlı bir kadındı, olur böyle şeyler dedi, tutanak tuttuk sigorta bilgilerini verdim, anlaştık.
3 ay sonra bir icra zarfı geldi. Arabasından 7 gün mahrum kaldığı için icra yoluyla 10 BİN TL istiyordu. Uğraşmadan ödemeye karar verdim. 10 bin lira ile İcra Müdürlüğü'ne gittim. Masraf ve faizle 15 bin ödemem gerekiyormuş.
Para çekip geleyim dediğim görevli, "alacaklının haberi var mı, ödemeden önce onu bir ara istersen" dedi. Tutanaktaki numaradan kendisini aradım. Böyle bir şeyden haberi bile yoktu. Benim arabamın tamiri bir saat bile sürmedi ve bundan haberinin olmadığını söyledi.
Bir avukat vardı ama sadece sigorta parasını filan halledecekti dedi. Avukatı arayıp icrayı iptal ettireceğini söyledi. Ben de bu arada icrayı durdurmak için borcum yoktur ve yetkisiz icra dairesi diye dilekçe verdim. Dilekçe verince icra otomatik olarak duruyormuş.
Vatandaş UYAP'tan her gün takip ediyorum, kadın gerçekten borcum yoktur diye dilekçe vermiş ve icra böylece iptal olmuş. Sonradan öğrendim ki, araba sahibinin haberi olmadan bu şekilde icra başlatıyorlarmış.
Eğer ödemiş olsaydım doğrudan avukatın IBAN numarasına para yatacağı için alacaklı görünen insanların hiçbir zaman bundan haberi olmuyormuş, para onlara gitmiyormuş.
50 yasındayım 19 seneden beri bana el olmuş bir kadına 1.5 yıllık evlilik için alnımın terini #süresiznafaka denilen tmk 175 aracılıgıyla paylasmak zorundayım..
Ya niye veriyorsun verme diyemezsin
Bordon varsa icradan küçük bir dikdörtgen şeklindeki kağıtla anında keserler..
Bordron yoksa işin yoksa savcılık talimatıyla direk tazyik hapsiyle3 aya kadar ( o para odenmeden çıkamazsın) hapis yatarsın.. Yine odemezsen tekrar hapis ...
Büyük afetlerde mesela en son ki depremde tüm icralar durduruldu . #süresiznafaka hariç göçük altında kalsan bile calıs öde dediler
Pandemide herkes eve kapansa bile tüm icralar durduruldu ancak bu #süresiznafaka yine ödenmek zorundaydı .
Siz yurtdısına çıksanız bile yine sizi bulur bu #süresiznafaka
Yoğun bakımda öldünüz öldünüz
Ölmediniz devam Ölene kadar .
Bu yasa yani tmk 175 dunyanın en büyük zulümüdür.
Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yoktur.
Bir süresi vardır en azından. Ödenir biter.
Kendi Çocuğuna bile en fazla 24 sene ödersin ama bu #süresiznafaka nın sonu sen Ölene kadardır. Kadın evlenmezse tabi..
Kadın evlenirse #süresiznafaka kalkar
Ama erkek evlense bile bu nafaka yine kalkmaz..
Ben artık bu nafaka dan kurtulamayacagımı düsunenlerdenim.
Hayattan bıktım artık
Hergün acaba tekrar ne zaman nafaka arttırma davası acılacak diye stresle sıkıntıyla depresyona girdim..
Bu yasanında kalkacagına inanmıyorum.. Malesef mezarda kurtulacagız bu illetten öyle görünüyor cunkü...
🚨 SON DAKİKA | Başıboş köpek terörüne kaç kişiyi daha kurban vereceğiz?
Afyonkarahisar’da başıboş köpekler tarafından parçalanmış halde bir ceset bulundu.
Bulunan cesedin, kayıp olarak aranan 81 yaşındaki Alzheimer hastası E.A.’ya ait olduğu değerlendiriliyor.
Olay, Hoca Ahmetyesevi Mahallesi Aksu Deresi yakınlarında meydana geldi. Çevrede yaşayan vatandaşlar, bölgede yoğun şekilde dolaşan köpek sürüsünü ve havlama seslerini fark ederek durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.
Polis ekipleri bölgede geniş güvenlik önlemi alırken, kesin kimlik tespiti ve ölüm nedeninin belirlenmesi için cenaze otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
@afyonbelediyesi@burcukoksal03@AliYerlikaya
Artık yürek dayanmıyor. İnanılır gibi değil.
Şurada bile bir köpeğin bir çocuğa saldırmasına tepki verdiğimizde tepki üstüne tepki, rest üstüne rest görüyoruz.
Allahım nasıl bir yere düştük biz!