Dijital videolarımızı analog filmlere dönüştürebilmemiz için geliştirilmiş çok güçlü bir simülasyon uygulaması: @Dehancer_film
https://t.co/R9riXeLpu7
➡️ Dehancer Satın Al: https://t.co/46knsFAGKc
💥 %10 İNDİRİM İÇİN KUPON KODU 👉🏻 SKND
#nostaljikrenkler#analogfilm#reklam
2026 yılında en iyi performansa sahip giriş seviyesi kameraları konuşuyoruz. Eğer 2026 yılında kamera almayı düşünüyorsan, hazırladığım bu rehber niteliğindeki video tam sana göre!
https://t.co/e0n7owDGMi
#kamera#fotoğraf#vlog#video#inceleme
Akıcı içerikler çekebilmek için harika bir ürün olan @Fortinge1 MIA XL teleprompterı inceliyoruz. Ürünün detaylı incelemesine YouTube kanalımdan ulaşabilirsiniz.
🔗 Fortinge MIA XL: https://t.co/mmdwMGPdkv
💥 %10 İNDİRİM İÇİN KUPON KODU 👉🏻 SEKANDE
#inceleme#reklam
Brezilya hükümeti, İsra*il’le olan tüm diplomatik ilişkilerini askıya alarak “Gelen hiç bir tepki umurumuzda değil. İsrail soykırımcıdır” açıklaması yaptı.
Uykudaki müslümanlardan aynı cesareti bekliyoruz !
#GazzeStarving
İRAN-PAKİSTAN SAVAŞI.
İRAN-AFGANİSTAN SAVAŞI.
HİNDİSTAN-PAKİSTAN SAVAŞI.
İRAN KORKUNÇ BİR ŞEY DENİYOR.
İSRAİL İÇİN, ABD İÇİN..
TÜRKİYE, IRAK VE SURİYE'DE DİKKATLİ OLMALI!
BU İŞ ÇOK CİDDİ!
1- İran’ın Pakistan’a füze saldırısı tam bir şımarıklık ve gözüdönmüşlük örneği. “Beluci teröristler var” iddiası tam bir komedi. Varsa Pakistan’la ortak güvenlik operasyonu yapsaydı. Bu mümkündü.
2- Ama iş öyle değil. İran silahlanmada belli bir olgunluğa erişti. Kendini süper güç sanıyor. ABD ve İsrail’i örnek alıyor. Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Lübnan’da güç oldu. Her şeyi yaparım havasına girdi. Komşularını küçümsemeye, gözdağı vereye başladı.
3- Pakistan İsrail’i tanımıyor. Gazze konusunda çok duyarlı, çok net Filistin halkının yanında. İran bu saldırı ile İsrail’in elini rahatlattı. ABD’nin elini rahatlattı. Gazze’den çok uzağında, Güney Asya’da cephe açtı. Dikkatleri Gazze'den uzaklaştırdı.
4- İran’ın öfkesi Pakistan’ın Karabağ Savaşı’nda Türkiye ve Azerbaycan’la birlikte hareket etmesidir. Bunun intikamını alıyor. Bu savaşta İran Kafkasya denkleminde çıkarılmış ve hiçbir şey yapamamıştı.
5- Ayrıca Hindistan’la danışıklı dövüş var burada. İran ve Hindistan Ermenistan’ı destekliyor ve hızla silahlandırıyor. Hindistan işgali altındaki Keşmir’de Pakistan’ı zor durumda bırakmak, Hindistan’ı rahatlatmak için Batı’dan Pakistan’a cephe açtı. Bu iş büyürse Hindistan Pakistan’a karşı iyice saldırganlaşacaktır. Hatta savaşa bile başlayabilir. Yani İran Batı’dan Hindistan Doğu’dan Pakistan’ı saldırıyor şuan.
6- Hindistan İsrail’in Asya’daki en güçlü ortağı. Yıllardır nükleer ve kimyasal silah sektöründe birlikte çalışıyorlar. İki ülke ordusu Keşmir’de birlikte hareket ediyor. Keşmirli Müslümanlara karşı Hindistan ordusuna İsrailli askeri uzmanlar liderlik ediyor. Ve Hindistan dünyanın yeni İslamofobi merkezi oldu.
7- Öyle görünüyor ki İran; İsrail ve Hindistan için Pakistan’ı cezalandırıyor. Bu tam bir tetikçilik. Eskiden ABD ve İsrail terör örgütlerini kullanırdı. Şimdi İran’ı örgüt yerine cepheye sürüyorlar. İran, Müslüman olmayan hiçbir toplumla savaşmadı. Ve bizi yine yanıltmadı. Yine bir Müslüman ülkeye saldırdı.
8- Dün Füze saldırısı oldu. Bugün Pakistan sınırında, İran Belucistan’ında sınırındaki Devrim Muhafızları komutanı öldürüldü.
9- Pakistan Kava Kuvvetleri alarmda. Her iki ülkenin uçakları da sınırda devriye geziyor. Her an bir misilleme gelebilir. İran’la sınırlar kapatıldı. İki ülke de sınıra askeri sevkıyat yapıyor. Çok ciddi bir kriz patlayabilir.
10- Tahran yönetimi bu saldırı ile Pakistan’ı tam anlamıyla aşağıladı. Gururunu kırdı, küçük düşürdü. Pakistan’ın bunun altında kalmaya niyeti yok. Kalırsa Pakistan halkı ciddi reaksiyon gösterir.
11- Eğer İran-Pakistan çatışması çıkarsa, Hindistan’da Pakistan’a saldıracaktır, kesin. Ayrıca; İran-Pakistan savaşı çıkarsa İran-Afganistan savaşı da çıkacaktır, kesin. Ve bu savaş, Basra Körfezi’nden Keşmir’e kadar yayılacaktır.
12- Buradan da görünüyor ki, İran’ın derdi terör değil. Korkunç bir senaryo uyguluyor. Batı adına Güney Asya’da büyük savaşlar tezgahlıyor.
13- Türkiye ve Azerbaycan İran’a karşı tetikte olmalı. Bugünlerde; Kafksaya’da Azerbaycan’a, Irak ve Suriye’de Türkiye’ye ciddi bir saldırı olabilir. Bölgedeki güvenlik birimlerimiz alarm düzeyinde olmalı. Her an bir şeyler olabilir.
Çünkü ne yapacağı belli olmayan bir ülke var ortada. Çılgınca sağa-sola saldıran bir ülke. İsrail Doğu Akdeniz’de ne yapıyorsa İran da Güney Asya’da onu yapıyor şuan.
SACVAŞI SINIRIMIZA TAŞYAN KİM?
9 ASKERİMİZİ ŞEHİT EDEN KİM?
BİR SONRAKİ ADIMLARI PLANLAYAN KİM?
Bu maddelere dikkat!
1- İsrail’in Gazze soykırımı ile coğrafyamızda, Türkiye’yi de içine alan yepyeni bir dönem başladı.
2- Artık Gazze’den Yemen’e, Irak ve Suriye’nin kuzeyinden Kızıldeniz’e, Suriye ve Irak’ın kuzeyine kadar her yer savaş alanı. Doğu Akdeniz ve Basra Körfezi de bu savaş haritasına göre her an patlayabilir. Bu dairede hiçbir olay, çatışma münferit değildir.
3- Kızıldeniz; ABD, İsrail ve İngiltere için yeni bir işgal alanı olarak öne çıkarıldı. Bu üç ülke şuan, coğrafyamızdaki bütün haritalarla oynuyor. Her ülkeyi ve sınırı, her deniz geçişini ve körfezi tartışmalı, çatışmalı hale getirmeye çalışıyor. Bu; Irak ve Afganistan işgallerinden sonra “yeni bir durum”dur.
4- Sadece Yemen değil, Suudi Arabistan (Mekke-Medine), Mısır’ın Sina Yarımadası, karşı kıyıdaki Sudan, Cibuti, Somali’nin kuzey kesimi bir anda bölgesel savaşın, projenin sıcak cephelerine dönebilir.
5- Sina’dan Yemen’e, Akdeniz’den Bab-ul Mendeb Boğazı’na bütün kıyı şeridi cepheye dönüştürülüyor. Bu hem Afrika’yı hem Ortadoğu’yu vuracak çok kapsamlı bir plan gibi duruyor.
6- Irak işgalinden bu yana, ABD ve İngiltere’ye her türlü desteği veren, İsrail’i koruyan S. Arabistan ilk kez bütün çatışmaların ortasında kaldı. Eğer buradan bir çıkış yolu bulamazsa, Kızıldeniz-Bara Körfezi arasındaki büyük bölgesel çatışma bu sefer S. Arabistan’ı yakabilir. S. Arabistan “tavizlerle ayakta kalma” döneminin sonuna gelmiş görünüyor.
7- 30 yıl sonra savaşlar bölgemizden çekilip Avrupa’nın Doğu sınırına taşınmıştı. Ukrayna savaşı bununu ilk adımıydı. Baltık Denizi’nden Ege’ye, Doğu Avrupa ülkeleri, Batı’yı (Avrupa ve ABD’yi) korumak için cepheye sürülecekti.
8- Ukrayna’dan önce savaş aslında Baltık’ta çıkacaktı. İngiltere savaşı Karadeniz’e iteledi, ABD ve İngiltere Ukrayna’yı cepheye sürdü. Ama Ukrayna yetmeseydi Romanya, Polonya ve Bulgaristan da savaşa sürülecekti.
9- Türkiye’nin net ve kararlı tutumu Karadeniz’i savaş alanı olmaktan şimdilik kurtardı. ABD ve İngiltere’nin asıl amacı Karadeniz’di ve Türk-Rus savaşıydı.
10- Suriye üzerinden, FETÖ eliyle bunu bir kez denediler. Başaramadılar. Karadeniz’de ikinci kez deneyeceklerdi. Ankara ve Moskova Batı’nın bu hesabının iki ülkeyi de mahvedeceği bilinciyle son derece dikkatli davrandı.
11- Ama şimdi; İsrail üzerinden savaşlar yeniden bizim coğrafyaya taşındı. (Tabi bu, Rusya için büyük bir nefes aralığı oluşturdu. Bu da ciddi bir tartışma konusudur.) Peki bu neden oldu?
12- Soğuk Savaş’ın bitmesinden hemen sonra Batı’nın iki seçeneği vardı. Ya İslam dünyası ile birlikte hareket edip yeni dünya düzenini kuracaklar ya da İslam dünyasını geleceğin dünya düzeninden tasfiye edeceklerdi. İsrail’in yoğun provokasyonları Batı’yı tuzağa düşürdü. İslam’la savaşı terci ettiler.
13- Irak ve Afganistan işgal edildi. Bir çok ülke bombalandı, bir çok ülkede iç savaş çıkarıldı. ABD, İsrail ve Avrupa, bir çok ülkede terör örgütleri kurdu. Varolan terör örgütlerini yönetti, büyüttü. Her ülkeye doğrudan ya da dolaylı olarak saldırdı. Bu da bize 11 Eylül saldırılarını yeniden düşündürtüyor.
14- Gazze soykırımı ve savaşların yeniden Müslüman coğrafyaya taşınmasıyla İsrail, otuz yıl sonra ikinci kez Batı’yı provoke ediyordu. Eğer Gazze ile bunu başaramasaydı ABD veya Avrupa’da çok büyük provokasyonlar, komplolar yapacak, Batı’yı İslam üzerinde yeniden sürecekti.
15- Türkiye’nin Gazze soykırımındaki tutumu, Karadeniz savaşını engellemesi, coğrafya ölçekli öne çıkışı, bölge ülkelerine bir çıkış yolu göstermesi onu asıl büyük hedef haline getirdi.
16- Gezi terörü ve mezhep kışkırtması, 17-25 Aralık müdahalesi, 15 Temmuz’da doğrudan dışarıdan ve içeriden saldırı bu amaçla, “Türkiye’yi durdurmak” ve yeniden Batı eksenine bağımlı hale getirmek için planlanıp uygulandı. Bunu yaparken de FETÖ gibi CIA ve Mossad’in içerideki istihbarat ağı kullanıldı.
17- Başarısız oldular. Ama devam ettiler. Suriye ve Irak’ın kuzeyinden vurdular. Kafkaslardan Türkiye’nin Orta Asya kapısını kapatmaya çalıştılar. Dedeağaç ve Ege adalarında cepheler, askeri üsler kurdular, yığınak yaptılar. Türkiye, Doğu’dan, Güney’den ve Batı’dan kuşatılıyordu.
18- Karabağ savaşı ile Doğu Kapısı açık tutuldu. Fırat Kalkanı ve Zeytindalı operasyonları ile Güney kapısı açık tutuldu (Ama o iş henüz tamamlanmadı). Karadeniz savaşı çıkarılamadığı için Kuzey’den kuşatma başarısız oldu.
19- Son bir ayda, Irak’ın kuzeyinden yapılan PKK saldırıları ABD, İsrail ve İngiltere kaynaklıdır ve bu büyük hesabın parçasıdır. Asla ve asla münferit terör saldırısı değildir. PKK kullanılmıştır ama hedef ve istihbarat bu ülkeler tarafından verilmiştir.
20- Bu yüzden; Irak’ın kuzeyinde, özellikle de Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG varlığı “Türkiye ile Savaş”ın ana cephelerinden biridir. Asla bir “terör sorunu” değildir. “Terörle mücadele” aklına saplanıp kalmak Türkiye’yi körleştirecek, çok büyük bir hataya sürükleyecektir.
21- 9 askerimizin şehit edilmesinden sonra yeniden başlatılan hava saldırılarının mahiyeti de bunu göstermektedir. Sadece terör unsurları değil, lojistik kaynakları, ekonomik kaynakları, iletişim ve alt yapılar vurulmaktadır. Bu da “Uzun soluklu” bir planın ilk aşamaları gibi görünmektedir.
22- Türkiye, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde, İran sınırından İskenderun’a, Doğu Akdeniz’e kadar, bütün o kuşağı “kalıcı” olarak güven altına almak zorundadır. Bunu yapmazsa Anadolu asla güvende olmayacaktır. Bu yüzen hava saldırıları ile sınırlı kalmak, yaşadığımız saldırıların defalarca tekrarlanmasına imkan verecektir.
23- Türkiye, sözünü ettiğimiz o kuşakta “kalıcı” olarak yerleşemezse, ABD-İsrail saldırılarına engel olamayacaktır. Bugün terör üzerinden vuranlar, o cepheler olgunlaştıktan sonra Anadolu’ya doğrudan saldıracaklardır. Bu haliyle ABD ve İsrail’in Türkiye ile savaşı artık tanımlanmış, netleşmiştir.
24- Türkiye, “ölümcül kararlar” almak zorunda kalabilir. Bu ihtimali şimdiden düşünmek ve hazırlık yapmak şarttır. Bunu yaparken “içerideki cephe” çok çetin bir mücadele yürütecek, Türkiye’nin bütün enerjisini tüketmeye çalışacaktır.
25- Eğer Güney’den yaklaşan tehdidi göğüsleyeceksek, öncelikle içerideki cepheyi, terör unsurlarını, ABD-İsrail unsurlarını tasfiye etmek şarttır. Çünkü dışarıdaki bir hesaplaşmada en ağır darbeyi bunlar içeriden vuracaktır. Bu haliyle FETÖ gibi roller üslenen benzeri yapılar son derece aktiftir ve bunlar apaçık ortadadır.
26- Siyasetin, ifade özgürlüğünün, demokrasinin gölgesine ve koruma alanlarına sığınmış yapıların, partilerin, örgütlerin, “siyasi teröristler”in Türkiye ile örtülü ve açık savaşına bir son vermek, ülkemizin 21. Yüzyıl yürüyüşünün ilk şartıdır.
27- Terörün kaynağını Suriye ve Irak’ın kuzeyinde kuruturken Türkiye içinde de kurutmamız şarttır. O da sadece dar anlamda terörle mücadele değildir. Terörün içerideki kaynağı, ülkemizi içeriden vuranların tamamıdır. Bu bir “İç İşgalci” cephedir.
https://t.co/s5NEqDeMvn
Hollanda Devlet Demir Yollarında mühendis ve üst düzey profesyonel yönetici olarak emekli olmuş yaşlı bir komşum J.V.N bana:
"Hitler'in sadece Yahudileri katlettiği büyük yalandır. Zaten Yahudiler önceden Rusya, ABD ve Britanya'ya gitmişti bile. Ben Yahudi değildim. Annem ve babamı Hitler'in ordusu katletti. Ben ve iki küçük kardeşim Nazi kampında kalıyorduk. Hitler kendi ideolojisine karşı olan herkesi öldürüyordu. Yahudiler sonsuza dek kullanacakları ve çok kârlı bir mağduriyet kartı edindi ve onu acımasızca da kullanıyorlar" demişti.
Devamla:
"Dünya'da savaş, terör, kaos ve ekonomik kriz yoktur; #İsrail ve #Yahudiler vardır" demişti.
Gelinen noktada müteveffa komşumun dediklerinin tamamı doğrulandı.
Mısırlı Âlim Muhammed Mutevelli eş-Şa’ravi şöyle der:
Ben San Francisco’da iken bir müsteşrik (Doğubilimci) bana sordu:
- Sizin Kuran’ınızda bulunan şeylerin tamamı doğru mu?
Cevap verdim:
- Kesinlikle evet.
Tekrar sordu:
- O halde Allah niçin kâfirlerin müminlere galip gelmesine imkan veriyor?
(Hâlbuki Kuran diyor ki: “Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
Dedim ki:
- Çünkü bizler müslümanız, mümin değiliz de ondan.
- Müminlerle Müslümanlar arasındaki fark nedir?
Şeyh Şa’ravi şöyle cevap verdi:
- Günümüzde Müslümanlar namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadet cinsinden bütün sembollerini yerine getiriyorlar fakat onlar tam bir sıkıntı ve yokluk içindedirler!!
İlmi, iktisadi, sosyal ve askeri sıkıntılar… vs.
Bu yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir?
Kuran’da geçen bir ayette şöyle denilir:
“Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14).
Bana sordu: O halde onlar niçin sıkıntı ve yokluk içindedirler?
- Bunu Kur’an-ı Kerim açıklıyor.
Çünkü Müslümanlar müminler merhalesine yükselemediler. Şunları iyi düşün:
Onlar gerçek mümin olsalardı Allah onlara mutlaka yardım ederdi.
Bunun delili Allah’ın şu ayetidir:
“Biz müminler yardım etmeyi üzerimize borç kıldık” (Rum 47).
Eğer mümin olsalardı diğer ümmetler ve halklar arasında daha önemli ve saygın bir konumda olurlardı.
Bunun delili Allah Teala’nın şu ayetidir:
“Gevşemeyin/yılgınlık göstermeyi ve üzüntüye kapılmayın. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.”
Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ diğer milletlerin onların üzerinde herhangi bir hakimiyet kurmalarına izin vermezdi.
Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ diğer milletlerin onların üzerinde herhangi bir hakimiyet kurmalarına izin vermezdi.
Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Muhakkak ki Allah müminlerle beraberdir.” (Enfal:19).
Fakat onlar Müslümanlık aşamasında kaldılar, müminlik aşamasına yükselemediler.
Allah Teala buyuruyor ki:
“Onların çoğu mümin değildirler.”
O halde müminler kimlerdir?
Buna da Kur’an-ı Kerim şöyle cevap veriyor:
Onlar:
“Günahlarından uzaklaşan tövbekârlar, ibadetlerine devam eden âbidler, Allah’a hamd edenler,
lezzetlerden uzaklaşarak oruç tutan zahitler, rükû ve secdeleriyle Rablerine boyun eğenler, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyenler ve Allah’ın belirlediği sınırları aşmayanlardır.” (Tevbe 112)
Yani Allah Teâlâ zaferi galibiyeti, hâkimiyeti ve yüksek bir durumda bulunmayı müminlere vaat etmiştir, Müslümanlara değil.
Boykot büyük bir duruştur. Evet, kararlı ve sürdürülebilir olursa büyük bir güçtür. Fakat artık sadece Starbucks özelinde paylaşımlar görüyorum. Sanki sadece o marka sıkıntılıymış gibi. Diğerleri neden konuşulmuyor, unutuluyor, unutturuluyor? Buraya dikkat etmek lazım.