Kim sansür uygularsa uygulansın siz Gazze meselesine kayıtsız kalmayın...
Bu zulmü Duyurun...
Gazze'de evleri yıkılan insanlar "yağmurdan korunmak" için naylon poşetlerin altında bekliyorlar...
Bu vebal Dünyadaki tüm Müslümanların üzerindedir...
Allah şahit, abartısız söylüyorum,
Topçu bombardımanı, savaş uçakları ve gerçekten korkutucu seslerle dolu, dehşet verici bir geceydi.
Gazze'deki durum felaket. Bizden bahsedelim...
🔴 Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Uygur Türkü Gülbahar Celilova:
“Terörist olduğumu yazan bir kağıda imza atmamı istediler, atmak istemediğimi söyledim.
'Atmazsan 14 yıl hapis cezası vereceğiz' dediler.
İmza atmadığım için koğuşa alındım. Koğuştaki kadınların ellerinde ve ayaklarında 5’er kiloluk kelepçeler vardı.
Bize iğne yaptılar. Kadınlar bu iğne sonucu adetten kesildi.
Çin Devleti’ni öven şarkılar söylersek yemek alabileceğimizi söylediler.
Yataklarımız demirdendi, yorganımız yoktu.
Tüm dünyadaki Müslüman kardeşlerimizden yardım istiyoruz.
Biz terörist değiliz. Asıl terörist Çin Devleti’dir.”
🔴 #SONDAKİKA
İstanbul Sefaköy’de ikamet eden Uygur Türkü Akide İsmail, 29 Eylül sabahı, sabah namazından önce emniyet birimleri tarafından gözaltına alındı.
Aksu doğumlu ve uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan Akide İsmail’in iki çocuğu bulunuyor.
Ailesi, gözaltı sürecinin açıklığa kavuşturulmasını ve Akide İsmail’in çocuklarıyla yeniden bir araya gelmesini talep ediyor.
Ailenin çağrısının duyurulması için paylaşılması rica olunur.
Via ; Uygur_report
Suriyelinin Arapça tabelasına 'İstila var!' diye zıplayan Ümit Özdağ ve şarjlı ışıldak tayfa, Antalya Mahmutlar'ın Rusça tabelalarına gelince üç maymun!
Dertleri öz Türkçe sevdası falan değil, aleni İslam düşmanlığı!
GÜVENİ YİTİRMEK, GELECEĞİ YİTİRMEKTİR:
"ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR"
Rivayete göre bir gün Peygamber Efendimiz, Medine pazarında dolaşırken buğday satıcısının tezgahı dikkatini çeker. Tezgaha yaklaşır ve elini buğday yığınının içine daldırır. Yığının alt kısmının ıslak olduğunu görünce parmakları ıslanır. Bunun üzerine satıcıya dönerek o tarihi uyarıda bulunur:
“- Bizi aldatan bizden değildir!”
Aldatmak, çağrışımı itibarıyla son derece yüz kızartıcı bir davranıştır, değil mi? Oysa bize rehber olması gereken bu peygamber uyarısındaki hassasiyet, hayatımızın ve kurumsal kültürümüzün vazgeçilmez temel prensibi olmalıdır.
Aldatmanın en kötüsü, bilinenin aksine, insanların size olan güvenini istismar etmektir. Bir yöneticinin maiyetindeki çalışanları; bir siyasetçinin kendisine verilen yönetim imkanlarını kişisel itibarı ve kazancı için kullanması da açıkça bir aldatma değil midir?
İşine hile katan kim olursa olsun günün sonunda yaptığı eylem, sözün başında dile getirdiğimiz peygamber uyarısını yok sayan bir aldatma eyleminin suçlusudur. Sıradan bir insanın işlediği küçük bir suç en ağır yaptırımlarla karşılanırken; milletin sırtından haksız rant sağlayanların, devasa fonlarla zahmetsiz kazanç kovalayanların ve mali disiplin adına dar gelirliye yüklenip haksız kazanca göz yumanların yaptığı da açık bir aldatma ve aldanmadır.
Memurun kazancına vergi ile ortak olan sözüm ona mali disiplin, fonzâdelerin ve rantçıların yıllara sari devşirdiği haksız kazanca şaşı mı bakmaktadır?
Eskiden "fon" denince akla ihtiyaç sahibine el uzatan "Fakir Fukara Fonu" gelirdi. Şimdilerde ise tamahkarlığın ve emeksiz kazancı rant kapısına dönüştüren, toplumsal dokumuzu içten içe çürüten adresleri akla getirmektedir.
Elbette bu tabloda arz ve talep birbirinin suç ortağıdır. Zahmetsiz rahmet, emeksiz kazanç kovalayan toplumsal zaaflarımız da bu sistemi beslemektedir. Suçu sadece sistemde arama kolaycılığı mazeretin arkasına saklanmak yerine, önce kendi kapımızın önünü kirleten yozlaşmadan başlamalıyız.
Yeniden güvenin ve huzurun hakim olduğu bir toplum inşa etmek istiyorsak, “Adalet mülkün temelidir!” ilkesini lafta bırakmayacak bir irade ile hayatın merkezine adaleti hakkaniyeti koymak zorundayız. Haksız kazançla, hileyle ve güven istismarıyla mücadele, amasız ve fakatsız yürütülmelidir.
Çünkü biliyoruz ki, güvenin sarsıldığı bir toplumda sadece adalet değil, insanlığımız da kaybolur. Temiz bir toplum ve helal bir gelecek için değişime önce kendi bahçemizden başlamalıyız.
Eee başörtüsü sorunu çözülerek hata mı yapıldı ya da bir başörtülü suç işlerse bütün başörtülüler mi sorumlu?
Senin kuracağın bağlantıya ayrı, argümanına ayrı, zeka seviyene ayrı limon sıkayım. Bıyıklı biri suç işlerse sorumlu sensin Yavuz.