Genelde kaybederiz ama, her dalda finalde oluruz. Her dalda her sene zirve mücadelesi vermek gezegende tek kulübe nasip olan birşey. Bu yüzden her takım bizi yenmek için oynar. Büyüklük budur.Teşekkürler #Fenerbahçe
Yensen de yenilsen de
⚽️🏀🏐🏓🥊🏊♀️🚣♂️🏆🥇🥈
👏💪💙💛
Fenerbahçe'nin büyüklüğü sadece kupalarla, şampiyonluklarla ölçülemez. Fenerbahçe halkın takımıdır. 12 yıldır şampiyon olamamasına rağmen gördüğü ilgi bunun en büyük kanıtı. Böylesini başka hiçbir kulüpte göremezsiniz.
Timur Soykan, komedyen Deniz Göktaş’ın son gösterisini yorumladı, 20 yıl önceyle kıyasladı:
• Deniz Göktaş genç bir komedyen ve Ölü Deniz isimli bir gösterisi var.
• Ve sahnede de gördüğünüz gibi kelle koltukta bir gösteri sergiliyor.
• Böyle onun maketi şeklinde kellesi koltuğa konulmuş.
• Ve gerçekten de kelle koltuk.
• Şimdi aslında gösteriyi izleyenlerin hepsinin ortak yorumu şu;
• Deniz için endişelenmek.
• “Aman Deniz’in başına bir şey gelmesin.”
• Deniz çünkü siyasi mizah yapıyor.
• Ve bununla ilgili sosyal medyada sürekli paylaşımlar yapılıyor.
Gösteriyi izlediğinizde Tayyip Erdoğan’la ilgili espriler var. Akın Gürlek’le ilgili espriler var.
İnce, çok ince dokundurmalar ve mizahi… Yani siyasi mizah, tam olması gerektiği gibi.
• İmamoğlu da var.
• Aklınıza gelecek bütün siyasi iklimi cesur esprilerle sahneliyor Deniz Göktaş.
• Ben de endişelendim Deniz için.
• Dedim ki biz ne olduk böyle?
• Yani niye bu kadar kelle koltuktayız?
• Bir insan bir siyasetçi hakkında espri yapamayacaksa orada demokrasinin D’sinden bahsedilebilir mi?
• 20 yıl öncesinde bunlar çok çok normal şeylerdi. Olacak O Kadar vardı.
• Siyasetçilerle ilgili çizilen karikatürleri hatırlıyorum.
• Şimdi o karikatürleri Tayyip Erdoğan için çizdiğinizi düşünseniz, gözünüzü anında Silivri’de açarsınız.
• Özgür fikirlerimizden bir anlamıyla yarattıkları korku iklimiyle, baskıyla nasıl beynimizin içinde kafesler yarattıklarını görüyoruz.
• Şimdi aslında Deniz de bununla eğleniyor.
• Bununla alay ediyor bir anlamıyla.
• Ve bunu göze alıyor.
• Biz onun için endişeleniyoruz ama o kelleyi koltuğa almış, öyle onu sergiliyor.
• Ve aslında bunun bir suç olmadığını, bunun çok da normal olduğunu çok mütevazı bir şekilde, hassas ve ince bir şekilde anlatıyor.
• Ama dediğim gibi toplumda bir kaygı var.
• Eskiden çok normal olabilecek ama günümüz Türkiye’sinde, Deniz için de endişelenmemize neden olabilecek espriler.
• Şimdi merakla bekliyoruz değil mi?
• Yani Deniz’e bir şey olacak mı, olmayacak mı?
• Siyaset kurumu bunu nasıl karşılayacak?
• Bu konuda harekete geçecekler mi? Bunu bekliyor ülke.
• Maalesef ülke bu halde.
• Kafamızın içindeki kafesler çok dar maalesef.
• Oysa dediğim gibi bunlar çok normal.
• Hiçbir suç işlemeyen bir komedyen için, hele böyle bir dönemde bir komedyen için inanılmaz malzeme bulunan bir yer siyaset.
• Ve siyasi mizah her zaman çok etkilidir ve çok güzeldir.
• Bunu da söylemek lazım.
• Ama şimdi düşünün yaşadıklarımıza bakıyoruz ve Deniz için de biraz ondan endişeleniyoruz değil mi?
• Fikrini söyleyen, düşüncesini söyleyen gözünü hapiste açıyor.
"Şüphesiz böyle bir duvarın hakkından gelmeye gücüm yetmezse boşu boşuna yırtınacak değilim, ama karşımda gücümün yetmediği bir taş duvar var diye büsbütün boyun eğmeye de razı olamam."
/ Dostoyevski/ Yeraltından Notlar /
Türkiye ne kadar hukuk devleti ise,
TFF de, o kadar özerktir.
Bu rezil sonuçlara şaşıranlara şaşırıyorum.
Açarım biramı, normal bir saatte yayınlanan Almanya Fildişi maçını izlerim.
Futbola değil, Çavuşesku dönemi futboluna karşıyız.🖖🍻
BİR İNSAN NEDEN GÜNLERCE ÇALIŞIR?
Aykut Hoca'yı yakından tanımayanlar doğal olarak bilmez.
Onunla yapılan bir sohbet, lezzetli bir sofraya oturmak gibidir. Kalkmak istemezsiniz. Her cümlesi yeni bir pencere açar.
Futboldan konuşurken hayata gelir, hayattan konuşurken insana dokunur. Sohbet bittiğinde sadece vakit geçirmiş olmazsınız; zihninizde yeni düşüncelerle, yeni bakış açılarıyla ayrılırsınız.
Güzel bir mayıs sabahıydı.
Yanımızda Prof. Dr. Erinç Yeldan da vardı. Hava güzeldi, İstanbul bütün cömertliğiyle bizi davet ediyordu.
"Haydi şu güzel günü Boğaz'da devam ettirelim" dedim.
Birçoğumuzun tereddütsüz kabul edeceği bir teklifti.
Ama Aykut Hoca gülümsedi ve kısa bir cevap verdi:
"Yardımcılarımla toplantı yapmam gerekiyor."
Gelemedi.
O gün gelmedi, sonraki günlerde de gelemedi.
Çünkü çalışıyordu.
Sonra haftalar geçti. Takvimler ilerledi. Bir daha buluşamadık. Sürekli toplantılar, sürekli hazırlıklar, sürekli değerlendirmeler...
Dışarıdan bakıldığında insanlar sadece sonucu görürler. Fakat sonuç dediğimiz şey, çoğu zaman kimsenin görmediği fedakârlıkların birikimidir.
Düşünün...
Saatlerce notlar alıyorsunuz.
Planlar yapıyorsunuz.
Eksikleri tespit ediyorsunuz.
Uyku saatlerinizden, özel hayatınızdan, sevdiklerinizle geçireceğiniz zamandan vazgeçiyorsunuz.
Neden?
Çünkü omzunuzda bir sorumluluk hissediyorsunuz.
16 Haziran'a kadar süren o yoğun çalışma temposunun ardından kısa bir nefes almak için eşiyle birlikte iki günlüğüne Fethiye'ye gitti.
Belki de önünde uzun ve yorucu bir kamp dönemi olduğunu düşünüyordu.
Sonrasında yaşananları ise artık herkes biliyor.
İşte bu yüzden bugün geriye dönüp baktığımda aklıma hep aynı soru geliyor:
Bir insan neden günlerce, haftalarca, aylarca bu kadar çalışır?
Şöhret için mi?
Para için mi?
Takdir görmek için mi?
Yoksa inandığı bir işi hakkıyla yapmak için mi?
Cevap herkesin vicdanında saklı.
İsmail Kartal başımızın tacıdır, canımızdır ama Aykut Kocaman bir başkadır.
Aykut Kocaman’ı çok ama çok severiz ama Fenerbahçe’yi daha çok severiz.
Fenerbahçe’nin başarılı olması için İsmail Kartal’a herkesten çok destek vereceğiz.
Allah öyle bir dönem verdi ki
📍Ne sevinecek Eurovision var
📍Ne coşacak dünya kupası
📍Ne harcayacak para
📍Ne işe yarar pasaport
📍Ne de gidecek ülke
Hırsızlar, şeyhler ve orospular dışında hiç kimsenin memnun olmadığı bir dönem.
Farzedelim Aykut Kocaman hoca oldu şampiyon olamadık, sezon sonu Aziz Yıldırım’ın da Aykut Hocanın da Fenerbahçe defteri sonsuza dek kapanır. Olağan genel kurulda başka biri başkan seçilir konu kapanır gider. Sorun ne? Aziz-Aykut ikilisinin başarılı olmasından mı korkuyorsunuz?
150 yıl önce İrlanda'ya bir gemi tahıl gönderdik= ay yıldızlı futbol takımı kurdular
İngilizlerin takımını premier lige çıkardık= ay yıldızlı dövme yaptılar
300 yıl önce safevilerden kaçan kürtleri doğu anadolu'ya yerleştirdik, onlara medeniyeti öğrettik= terör örgütü kurdular