Ankara, dünyayı hamle hamle çözüyor.
Fransa'dan bir analiz..
"Ukrayna'ya insansız hava araçları, Rusya'ya petrol satan bir adam var. Aynı zamanda NATO üyesi ve Putin'in dostu. Aynı zamanda İsveç'in NATO üyeliğini aylarca engelledi ve Washington ile F-16 savaş uçakları için müzakere etti. Aynı zamanda adı Recep Tayyip Erdoğan ve 2026'da en yetenekli jeopolitik stratejist olabilir. Bunu nasıl başarıyor?
Cevap tek bir kelimede yatıyor: vazgeçilmezlik.
Erdoğan, az sayıda liderin anladığı bir şeyi kavramış durumda. Güç, taraf seçmekten gelmez. Her iki taraf için de o kadar faydalı olmaktan gelir ki, hiçbir taraf sizi kaybetmeyi göze alamaz.
Türkiye, Boğazları kontrol ediyor. Türk izni olmadan hiçbir askeri gemi Karadeniz'e girip çıkamaz.
Ukrayna'nın işgalinden bu yana Erdoğan, bu gücü sürekli bir kaldıraç olarak kullandı. Her zaman önce engelliyor, sonra müzakere ediyor. Batı, Erdoğan'a kızgın, ama onsuz yapamaz. Rusya, Erdoğan'dan çekiniyor, ama o da onsuz yapamaz.
İşte Erdoğan'ın dehası bu. O, Batı'nın müttefiki değil, Rusya'nın müttefiki değil, Türkiye'nin müttefiki. Ve bu her şeyi değiştiriyor. Giderek çok kutuplu hale gelen bir dünyada, daha kaç tane Erdoğan göreceğiz?
Küresel jeopolitiğin geleceği, dünyanın satranç tahtası olan Ankara'nın elinde olabilir; Ankara, dünyayı hamle hamle çözüyor."
(Çeviri YZ iledir.)
Trump'ın sosyal medya hesabından NATO'yu hedef alan sert sözlerine, kısa süre önce Ulusal Güvenlik Direktörlüğü görevinden istifa eden Joe Kent'ten çarpıcı bir cevap geldi. Kent, ABD'nin NATO'dan ayrılma planının arkasında yatan asıl nedenin; Suriye'de yaşanacak olası bir "Türkiye-İsrail çatışmasında" Washington'un NATO müttefiki Türkiye'ye karşı rahatça İsrail'in yanında yer alabilmesini sağlamak olduğunu iddia etti
https://t.co/Mq5kuGdojE
ABD, İran'ı bombalarken Çin neden susuyor ?
Çoğu kişi aynı soruyu soruyor.
"Çin neden sessiz? Enerji ortağı bombalanıyor. Ticaret yolu yıkılıyor. Neden tepki vermiyor?"
Cevap o kadar basit ki çoğu analist kaçırıyor.
Düşmanın kendi kendini yok ederken araya girmezsin.
Anlatıyorum...
Herkes "ABD ve İsrail İran'ı vurdu" diyor.
Ama İran ne yaptı?
Lütfen dikkatli okuyun.
Birincisi: Hürmüz Boğazı.
Dünya petrol arzının %20'si bu boğazdan geçiyor. Her gün milyonlarca varil. Dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından birisi.
İran kapattı.
Donanmayla değil. Savaş gemisiyle değil. Ucuz drone'larla.
İran tek bir savaş gemisi kullanmadan dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından birini kapattı. Körfez ülkeleri ekonomik olarak çok ağır yara aldı.
İkincisi: Körfez ülkelerini vurdu.
Kuveyt hedef alındı. Irak hedef alındı. Suudi Arabistan hedef alındı. BAE hedef alındı.
Rakamları açıklayayım.
Sadece BAE'ye: 189 balistik füze 941 drone saldırısı düzenlendi.
Bu ülkeler onlarca yıldır Amerika'dan silah aldı. Trilyonlarca dolar harcadı. Patriot sistemleri. THAAD sistemleri. "Dünyanın en gelişmiş hava savunması" dediler.
Ne oldu?
BAE savunma sistemi 189 balistik füzeden sadece 3'ünü düşürdü. 941 drone'dan sadece 121'ini engelledi.
Milyarlarca dolarlık savunma sistemi boş boş baktı.
35 bin dolarlık drone'lar şehrin ortasına düştü.
Ve tüm dünya asıl meseleyi gördü.
35 bin dolarlık drone'u düşürmek için 1.4 milyon dolarlık füze atıyorsun.
Bu rakamı tekrar okuyun. 35 bin dolara karşı 1.4 milyon dolar.
Bunu şöyle düşünün.
Evinize her gün taş atıyorlar. Her taş 1 lira. Siz her taşa 40 liralık mermi harcıyorsunuz. Ama evinizin bazı camlarına taş isabet ediyor. Bazı camları kırıyor. Televizyonunuzu parçalıyor.
Bu savaş sürdürülebilir değil. Ve İran bunu biliyor.
Herkes "Çin hiçbir şey yapmıyor" diyor.
Yanlış.
İran'ın füzeleri Amerikan GPS'i yerine Çin uydularıyla hedef buluyor. Körfez ülkelerindeki kritik hedefler ABD üsleri, veri merkezleri, üretim tesisleri hepsi Çin uydusu ile bulunuyor.
Savaştan önce ne oldu?
Rusya, Çin ve İran Hürmüz Boğazı'nda ortak deniz tatbikatı yaptı.
Çin ringe çıkmadı. Ama rakibi antrenmanda kendisi hazırladı.
Navigasyonu verdi. Teknolojiyi sağladı. Tatbikatla koordinasyonu yaptı.
Sonra kenara çekildi ve izlemeye başladı.
Şimdi Körfez ülkelerinin gözünden bakın.
Onlarca yıldır Amerika'dan silah aldın. Trilyonlarca dolar harcadın. "Güvendesiniz" dediler.
İran 35 bin dolarlık drone'larla havalimanını vurdu. Otelini vurdu. Limanını vurdu.
Ve sonra Amerika sana dönüp ne dedi?
"ABD tahvili almaya devam edin."
Sonuç?
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar masaya oturdu. ABD ile imzaladıkları kontrat maddelerini inceliyorlar. Yatırım taahhütlerini iptal etmeyi tartışıyorlar. Mevcut varlıklarını satmayı değerlendiriyorlar.
Bu ülkeler birkaç ay önce ABD'ye 2 trilyon doların üzerinde yatırım taahhüdü vermişti.
Şimdi çıkışı tartışıyorlar.
Bunu Çin yapmadı. ABD kendi elleriyle yaptı.
ABD müttefiklerinin tamamını sadece kendi çıkarları için savaşın içerisine soktu. Sattığı silahlar müttefiklerini koruyamadı. Sonra aynı müttefiklere "bize yatırım yapın" dedi.
Matematik artık çalışmıyor. Matematik çalışmayı bırakınca sadakat de kaybolur.
Herkes Amerika'ya bakarken Çin son 10 yılda sessizce neler yaptı?
2023'te Suudi Arabistan Çin'e yuan ile petrol satmaya başladı. Bu tek başına bir ay boyunca manşet olmalıydı. Olmadı.
BRICS genişledi. Suudi Arabistan, BAE ve İran 3 enerji devi aynı blokta toplandı.
Çin SWIFT'e alternatif olarak CIPS'i kurdu. Batı dışı ülkeler artık dolar kullanmadan ticaret yapabiliyor.
Bu hamlelerin hepsi İran'a tek bir bomba düşmeden önce yapıldı.
En sessiz ama en yıkıcı hamlelerden birisi.
Çin kesintisiz şekilde ABD tahvili satıyor.
Çin'in ABD tahvil stoğu zirvede 1.3 trilyon dolardı. Kasım 2025 itibarıyla 682 milyar dolara düştü. 2008'den bu yana en düşük seviye.
Peki o parayla ne alıyor?
Altın.
Şimdi Çin'in asıl hamlesine gelelim.
Afrika. Dünyanın en genç kıtası. 2050'de nüfusu 2.5 milyar olacağı tahmin ediliyor.
Çin 20 yıl önce anladı: Kim Afrika'nın altyapısını inşa ederse 21. yüzyılın sahibi olur.
ABD ne yaptı?
Irak ve Afganistan'da 4 trilyon dolar harcadı. Yıktı. Bombaladı. Sonra çekildi. Geriye kaos bıraktı.
Aynı dönemde Çin ne yaptı?
49 Afrika ülkesine 182 milyar dolar altyapı yatırımı yaptı.
-Kenya'da demiryolu inşa etti.
-Etiyopya'da baraj kurdu.
-Cibuti'de liman açtı.
-Nijerya'da 20 milyar dolarlık petrol ve gaz tesisi kuruyor.
-Kongo'da 10 milyar dolarlık hidroelektrik santral inşa ediyor.
-Namibya'da Afrika'nın en büyük güneş enerjisi santralini kurdu.
-Ruanda'da teknoloji merkezi açtı.
-Kıta genelinde Huawei altyapısıyla telekomünikasyon ağı ördü.
2025'te Afrika-Çin ticaret hacmi 348 milyar dolara ulaştı.
Bunu nasıl yaptı?
Tek kurşun atmadan. Tek rejim değiştirmeden. Tek yaptırım uygulamadan. Tek demokrasi dersi vermeden.
ABD 4 trilyon dolarla yıktı. Çin 182 milyar dolarla inşa etti.
Daha azıyla daha fazlasını kazandı.
Şimdi kendinize sorun: 2040'da 2.5 milyar Afrikalı hangi ülkenin telefonunu kullanacak? Hangi ülkenin ağında internet kullanacak? Hangi ülkenin demiryolunda taşımacılık yapacak?
Cevabı Çin verdi. Altyapıyı kuran kuralı koyar.
Napolyon demiş ki: "Düşmanın hata yaparken asla araya girme."
Xi Jinping bunu 50 yıllık bir doktrine çevirdi.
Çin savaşmıyor. İnşa ediyor.
Çin tehdit etmiyor. Kontrat imzalıyor.
Çin bağırmıyor. Susuyor.
Ve her geçen gün Amerika'nın kendi elleriyle yıktığı ittifakları sessizce devralıyor. Avrupa Çin'e yönelmeye başladı. Körfez ülkeleri Çin'e yönelmeye başladı. NATO içerisinde çatlak oluşmaya başladı.
Amerika her savaşla trilyonlar harcıyor. Cephaneliğini tüketiyor. Enerji piyasalarını karıştırıyor. Sattığı silahların işe yaramadığını kanıtlıyor. Körfez ortaklarını kaybediyor. Tüm Dünya'yı Pekin'in 20 yılda kurduğu sisteme doğru itiyor.
Herkes soruyor: "Çin neden sessiz?"
Çünkü sessizlik stratejinin ta kendisi.
Ve şu an süreç Pekin'in beklediğinden bile hızlı işliyor.
Görüntüler Aralık 1972'de kaydedilmiş...
Rothschild hanedanı Paris yakınlarındaki tarihi şatosunda satanist ritüellerle dolu bir balo veriyor.
Şato o geceye özel dekore edilmiş. Duvarlarda ters yazılar, salonlarda çıplak kadın heykelleri, yemek masalarında parçalanmış plastik bebekler, çiğ ölü balıklar, tüylü tabaklar, yeşil ekmekler, kırık aynalar, örümcek ağları gibi korku filmlerini andıran bir dekor hazırlanmış .
Dünya jet sosyetesinden 300 kadar davetli satanist figürlerle donatılmış kostümler giymiş.
Katılımcılar arasında, Audrey Hepburn, Brigitte Bardot, Yves Saint-Laurent, kraliyet üyeleri ve Avrupa elitleri yer alıyordu.
Salvador Dali’den esinlenen sürreal temalı baloda normal olan tek bir şey bile yok!
Ancak bu anormallikler toplumlarda normal karşılanıyor hatta hayranlık duyuluyor, moda kabul ediliyordu.
Bakınız : Eyes Wide Shut filmi.
Bu Kabbalist Yahudi Siyonist aileler, küresel pastayı kendi aralarında paylaşmış, herkes kendi alanında kendi imparatorluğunu kurmuştu.
Aralarındaki küresel paylaşım şöyleydi;
Avrupa merkezli Rothschild ailesi; uluslararası bankacılık ve finansdan sorumluydu. Ülkeleri savaşa sokar borçlandırır yasal tefecilik yaparlardı. Avrupa iç savaşlarında, Osmanlı’nın zayıflatılıp parçalanmasında ve İsrail’in kurulmasında bu ailenin etkileri tarihsel vakadır.
Not: Çocuk sapığı Epstein’in bu aile üyeleri ile yakınlığı son yayınlanan belgelerde açıkça görülüyor. Hatta Epstein, bir mailinde aileyi temsil edecek kadar yakın olduğunu yazıyordu.
ABD merkezli Rockefeller ailesi; küresel petrol, ilaç ve derin siyaset onların işiydi. Pentagon, CİA gibi devlet kurumları ve BM, DSÖ gibi küresel kurumları yönetmek onlara bırakılmıştı.
Not: Bu ailenin de çocuk sapığı Epstein ile yakın ilişkileri belgelerde açıkça görülüyor.
Astor ailesi; küresel ticaret, emlak ve otelcilik onlara bırakılmıştı.
DuPont ailesi; Kimya endüstrisi, gıda, tohum- tarım ve askeri teknoloji onların oyun alanıydı.
Freeman’lar, Onassis’ler vs liste uzayıp gidiyor.
Dünyayı yöneten bir avuç kabbalist Siyonist aile söylemleri hep komplo teorisi denilerek basitleştirildi, geçiştirildi.
Ancak Epstein lağımından çıkan belgeler, komplo denilen hemen her şeyin gerçek olduğunu gözler önüne serdi.
Örneğin, dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisinin yıllar önce planlandığı belgelerde yer alıyordu.
Hitler’in bir Yahudi Siyonist proje ürünü olduğuna dair yazışmalar yine bu belgeler arasından çıktı.
Epstein, Adolf Hitler'in, çok yoksul olduğu dönemde Guttman, Epstein ve Rothschild aileleri tarafından finanse edilen evsizler ve muhtaç insanların kaldığı bir barınakta yaşadığını öne sürüyor.
Sözün özü, dünyayı yöneten küreselci Kabbalist güçler her gün biraz daha görünür olmaya ve tartışılmaya başladı.
Ancak asıl ifşaatlar henüz yapılmadı. Günü geldiğinde bu ailelerin altındaki halı çekilecek, bütün kirli çamaşırlar, pedofili pislikleri, kanlı satanist ayinler tek tek ifşa edilecek. Görünen o ki, o günler çok uzak değil.
Her konuda twit atan sanat sepet tayfa, Oğuzan Uğur, gibiler falan bu çok önemli meselede neden suskun? Epstein belgelerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgesel hamleleri ve İsrail ile iyi ilişkileri olanları temizlediğine dair yazılar ortaya çıktı. Bu konu twit atılmaya değer değil mi? "Erdoğan, Türk ordusunda İsrail ile tarihsel olarak iyi ilişkiler içinde olanları temizliyor."
“İsrail'in durumu çok kötü.. Erdoğan; diplomatik açıdan beceriksiz Netanyahu yönetiminden (sadece Bibi'den değil,daha çok koalisyonundan) gerçekten tiksiniyor... Türkiye'de ve Orta Doğu'nun geri kalanında oldukça iyi bir iş çıkardı.
Türkiye'nin İsrail'i ve Kıbrıs'ın petrol ve doğalgaz sahalarını taciz etmek için yaptığı son derece agresif deniz manevraları da sinir bozucu. İsrail ajanlarının Türkler’e daha fazla endişe verecek şekilde Kürtleri desteklemek için çalıştıkları muhtemeldir.”
Sormak lazım hiç mi twit değeri yok bu olayın?
Çıplak ayakla, yırtık kıyafetlerle panik halinde feryat figan konuşan kadın Meksikalı bir model.
Görüntü 3 Ağustos 2009’da çekilmiş.
21 yaşındaki model Gabriela Rico Jiménez lüks bir otelin önünde feryat ediyor.
- “İnsan yiyorlar!”
- “İnsan eti kokusu geliyor!”
- “Bilmiyordum, özgürlüğümü istiyorum!”
Genç kadın, Küresel elitleri , insan kaçırmakla, cinayetle, (şeytani) ritüellerle katliam yapmakla suçluyor.
Kısa sürede Polis gelip onu gözaltına alıp götürüyor.
Yerel medyada genç kadın, uyuşturucu etkisi altında konuşan psikopat olarak tanıtılıyor.
O geceden sonra Gabriela Rico Jiménez tamamen ortadan kayboluyor ve bir daha da haber alınamıyor.
Hiçbir hastane kaydında adı çıkmıyor, resmi soruşturma raporları gözaltı belgeleri yok ediliyor.
Aile kızları hakkında hiç bir açıklama yapmıyor.
Kısaca o günden sonra genç modelin hakkında hiç bir iz bulunamıyor.
İddia şu, genç kız elitlerin katıldığı gizli bir partiye katıldı ve orada gördüğü vahşeti otel dışına çıkıp haykırdı. Ve bunun bedelini hayatıyla ödedi.
Aradan 17 yıl geçti, genç modelin unutulan feryadı Epstein dosyasının açıklamasıyla yeniden gündem oldu.
Dün yayınlanan gizli belgeler, Epstein adasında sadece küçük kızlara cinsel işkence edilmediği, bazı şeytani ritüellerle cinayetler işlendiği yönünde.
Bir kurbanın ifadesine göre;
Eski ABD başkanı George H.W. Bush'un bir erkek kurbana tecavüz ettiği ve aynı kurbanın ayaklarının kılıçla kesildiği, bir ritüel kurban etme işlemine tabi tutulduğu iddia ediliyor.
Mağdur, bir yatta bir çocuğun parçalanıp bağırsaklarının dışarı çekildiğine tanık olduğunu söylüyor.
Yatın içindeki insanların bağırsak atıklarını yediğini söylüyor.
Söylemesi ifade etmesi bile korkunç bu iddialar ABD yargısı tarafından soruşturulmadı, dosyaların üzeri kapatıldı.
Açıklanan bu vahşet dolu olayların buz dağının küçük bir kısmı olduğu ortada.
ABD Adalet bakanlığı geri kalan belgelerin yayınlanmayacağını duyurdu.
Ancak asıl önemli belgelerin ve görüntülerin Epstein tarafından bağlı olduğu MOSSAD’a ulaştırıldığını tahmin etmek zor değil.
Siyonist çete bu şantaj belgeleriyle ABD devletinin ipini elinde tutuyor.
ABD devlet yöneticilerinin ve kongre üyelerinin İsrail’in kuklası gibi davranmasının nedenlerini işte bu şantaj dosyalarında aramak gerek!
✏️ Maduro neden madara oldu?
Venezüella devlet başkanının 3 saat gibi kısa bir sürede ABD tarafından DEA ajanları ile sıradan bir uyuşturucu kaçakçısı gibi aşağılanarak ele geçirilmesi dünyayı şok etmiş durumda.
Baştan belirtmek gerekir ki, ABD emperyalist ve zorbadır, Trump sonrası bunu süslü ambalajlara sarma gereği bile durmamaktadır.
Diğer yandan meseleyi ABD'nin haydutluğu veya uluslararası hukuk bakımından değerlendirmek, hamasi söylemlerle "haydut ABD" sloganları atmak acı gerçeği değiştirmemektedir:
🔸 Maduro için orduyu bırakın, yakın korumaları bile tek kurşun atmadı.
İşlerin bir ulus için nasıl bu kadar aşağılayıcı bir noktaya geldiğini anlamak için Güney Amerika ülkelerinin durumunu iyi analiz etmek gerekiyor.
Adım adım...
1. Yıllarca süren ekonomik krizler toplumsal ahlakı çürüttü. Rüşvet hızla yayıldı ve iş yapmanın doğal bir yolu haline geldi.
2. Rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmış devlet görevlileri suça karşı mücadele yerine, suçluları daha da güçlendiren bir sistemin parçası oldu. "Ülkeyi sen mi kurtaracaksın" ile başlayan değişim, "ben parama bakarım" noktasına evrildi.
3. Adalet ve asayiş sistemi bozuldu. Devlet toplumsal adaleti sağlamaktan aciz olduğu için, eli silahlı suç örgütleri adalet ve asayişi devraldı. İnsanlar anlaşmazlık konularını mahkemeler yerine mafya liderleri ile çözme yoluna alıştı.
4. Mafya liderleri ön plana çıktı. Devletin yapamadığı sosyal yardımları mafya liderleri yapmaya başladı. Bu durum onların gücünü ve otoritesini tüm topluma yaydı. İnsanlar onları korkudan titreten mafya liderlerinin "hayır" işleri yapmasını ezilmişliklerinin telafisi olarak görmeye başladı. Onları kutsallaştırıp doğal liderleri haline getirdiler.
5. Siyasiler iş başına gelebilmek için suç örgütlerinin desteğine muhtaç hale geldi. Meşruiyetin yolu halka korku salan mafya liderlerinden icazet almak haline geldi. Seçimler göstermelik ve sonucu önceden belli merasimlere dönüştü.
6. Halkın sesi kesildi. Fikirler konuşulamaz, tartışılamaz hale geldi. Aksi halde polisin tutuklaması değil, acımasız mafya kurşunu gelirdi.
7. İnsanların devlete inancı ve bağı yok oldu. Rüşvet, yolsuzluk, uyuşturucu ve kaçakçılıktan ibaret bir sistemde sıradan bir devlet görevlisinin tek düşüncesi eve ekmek götürmek ve ölmemek haline geldi.
▶️ SONUÇ: Venezüella ordusundaki hiç kimse, ülkesi için ölmeyi göze almadı. Uğruna yemin ettikleri bayrağın onlar için hiçbir önemi kalmamıştı.
İşlerin bu noktaya gelmesini ABD ambargoları sonucu dibe vuran ekonomiye bağlayanlar olacaktır. Bazıları "içerideki hainler" tezine de sığınabilir. Maduro'nun petrolleri millileştirmesinin onun sonunu getirdiği de iddia edilebilir.
Ancak;
🔴 Hiçbiri bir ulusun devlet başkanı için tek kurşun atmayışını açıklayacak bahaneler değildir.
Önümüzde adım adım çürüyen bir toplumun ibretlik hali durmaktadır ve bundan sonra Venezüella halkı için işler muhtemelen daha kötüye gidecektir.