Kaynağını buldum, haber çok iyi!
1. Atık tesislerinin aslında hiç denetlenmediğini,
2. Kirletmenin 2 Mil. TL'ye satılabilir olduğunu,
3. Belediyenin bile atıksuyu arıtmadan doğaya saldığını öğrendim.
Bunlar akıl almaz şeyler!
Tam bir #İklimiDeğiştirmeBakanlığı değil mi?
Antalya'da "İmza işin var" denilerek polis merkezine çağrılan 47 yaşındaki Ali Süslü, 10 gün kesinleşmiş hapis cezası olduğu gerekçesiyle tutuklanıp cezaevine gönderildi. 9'uncu günde cezaevi psikoloğunun T.C. kimlik numarasını kontrol edip, isim benzerliği olduğunun ortaya çıkmasıyla Süslü'nün masumiyeti anlaşıldı. 10'uncu günün sonunda tahliye edilen Süslü, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu.
Konyaaltı ilçesinde emlak sektöründe çalışan Ali Süslü'yü 26 Temmuz günü telefonla arayan polis memuru, ‘Bir imza işiniz var, polis merkezine gelin’ diyerek kendisini davet etti.
Kısa süre önce göbek fıtığı ameliyatı olan ve istirahatte olan Süslü, polis merkezine gitti. Burada gözaltına alınan Süslü, adliyeye sevk edildi. Suçunun ne olduğunu öğrenemeyen Süslü, 10 günlük kesinleşmiş hapis cezası olduğu gerekçesiyle Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi.
Süslü'nün neden cezaevine girdiği yönündeki sorusuna da 'Bilmiyoruz' karşılığı verildi. Cezaevinde zor günler geçiren Süslü, ameliyatlı olduğu için pansumanını koğuştakiler yaptı ve iki kez ambulansla hastanenin acil servisine götürüldü. Süslü, defalarca suçsuz olduğunu ve bir yanlışlık yapıldığını söylemesine rağmen kimseyi inandıramadı.
Gerçek, cezaevindeki 9'uncu günde ortaya çıktı. Psikolog ile rutin görüşmeye çıkarılan Süslü, suçunun ne olduğunu bilmediğini söyledi.
Bilgisayarından kayıtları inceleyen psikolog, tutuklu Ali Süslü ile hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan Ali Süslü'nün isimlerinin aynı, T.C. kimlik numaralarının farklı olduğunu fark etti.
Aranan hükümlünün de Süslü gibi Adana doğumlu olduğu ancak adreslerinin uyuşmadığı anlaşıldı.
İddiaya göre; yapılan hatanın anlaşılması üzerine Süslü'ye 'Özür dileriz, bir hata oldu' denildi. Gerçeğin ortaya çıkması ile tahliye olmak isteyen Süslü'ye 10 günlük cezayı tamamlaması gerektiği söylenerek, ertesi gün tahliye edildi.
Süslü, cezaevine girmesinin ardından hakkındaki iddialar nedeniyle işini de kaybetti. Psikolojisi bozulan Süslü, avukatı Abdullah İlkkahraman aracılığıyla ilgililer hakkında ‘Görevi kötüye kullanma’, ‘Görevi ihmal’ ve ‘Hürriyeti tahdit’ suçlarından suç duyurusunda bulundu.
Ne olduğunu anlayamadan kendini bir anda cezaevinde bulduğunu söyleyen Süslü, "Polis memuru beni aradı ve ‘Bir imza işiniz var. Lütfen karakola gelin’ dedi. Ameliyatlı olduğum halde oraya gittim. Suçumun ne olduğunu sordum. İçeriğini göremediği için ‘Mahkemeye çıkacaksın’ dedi. Beni de oradan adliyeye götürdüler ve nezarete koydular. Orada tekrar ‘Yeni ameliyat oldum, beni neden tutuyorsunuz, suçum nedir?’ diye sorduğumda ‘Sen kendi suçunu bilmiyor musun?’ denildi. Sonrasında ‘Savcıya çıkabilir miyim?’ diye sordum. Onlar da 'Kesinleşmiş cezan olduğu için savcıya çıkamazsın. Bu cezayı yatacaksın' dediler. Beni L Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürdüler ve 10 gün boyunca tutuklu kaldım" dedi.
Yaşadıklarına inanamadığını ve çok üzgün olduğunu belirten Süslü, "9’uncu günde psikoloğa çıkacağımı söylediler. Psikolog bana sorular sordu ve ‘Suçunuz zaten belli’ dedi. Ben de ‘Suçumun ne olduğunu hala bilmiyorum’ dedim. Psikolog da bilgisayarı açtığında Ali Süslü evet, isim benim, fakat T.C. kimlik numaraları aynı değil. Gülmeye başladılar. ‘9 gün yattım beni bırakın’ dedim. Bana ‘Özür dileriz seni bırakamayız ve bir hata oldu, bunun için de özür dileriz’ dediler. Beni 1 gün sonra tahliye ettiler" diye konuştu.
Kimin yerine cezaevine girdiğini merak ettiğini ancak kendisini bulamadığını söyleyen Süslü, "Maalesef 3 ay önce sabah 05.30’da evime polisler gelip, bir yandan zili çalıp bir yandan kapıyı kıracakmış gibi vurdular. Uykulu halde kapıyı açtığımda polisler direkt beni yere yatırıp telefonuma, bilgisayarıma el koydular. Telefonumu ve bilgisayarımı incelemeye başladılar. Tutanaklar tutulurken en son her şey bittiğinde T.C. kimlik numaramı yazdıklarında fark ettiler ki bu ben değilim. Tekrar ‘Pardon, özür dileriz’ deyip evimi terk ettiler" diye konuştu.
Şehrin göbeğinde, içtiği meyve suyunun kutusunu, yediği simidin çöpünü arabadan atmakta hiçbir sakınca görmüyor.
Bu şehir hepimizin. Çöpünüzü arabanızın camından değil, çöp kutusuna atmayı öğrenin.
İdam şart yada bunlara karşı büyük cezalar gelmesi lazım artık
Samsun Atakum'da kırtasiye dükkanına giren 6 kişi, kasadaki B.D.’yi darbetti.
Bizi takip etmeyi unutmayın lütfen
Maalesef bunu da duyduk ‼️
Biliyorduk da, onlar söyleyince çok acı geliyor...
Amerikan Kongre Üyesi Jeo Wilson, bakın ne demiş!
"Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki ortak savunma anlaşmasının hayata geçirilmesindeki başarı Başkan Trump'a aittir"
▪️Du-yu-yor mu-su-nuz ⁉️
Washington Anlaşması ‼️
Geçen bir devlet dairesine işim düştü. 12.00-13.30 arası uzun öğle arası yapıyordur bunlar diye 14'te gittim, yine kimse yoktu.
Yan odadakiler "birazdan gelirler" dedi, 1 saat kimse gelmedi. En sonunda insaf edip başka odadan biri geldi aldı evrağı, biz veririz dediler.
Demem o ki devlet kadrolarının yarısı çalışmıyor zaten, diğer yarısı da çalışmak istemiyor, işi iteleyebiliyorsa başkasına iteliyor, iteleyemiyorsa elinin ucuyla mecbur yapıyor bir şeyler.
*Hakkıyla çalışan azınlık müstesna.
Adam denizde. Adam diyor ki, başıboş bir can salı var burada. Telefondaki görevli diyor ki, orası hangi mahalle. Deniz üstünde mahalle mi var? Mahalle ne ya?
Sahil Güvenlik'i arıyor, onlar da diyor ki, Kıyı Emniyeti arayın.
Aga, bu bir can salı. Başı boş. İçinde bir şeyler var, ama kimse yok. Birincisi, seyir güvenliğini tehdit ediyor. İkincisi, adli bir durum olabilir, zira kimse spor olsun diye can salı açıp denize salmaz.
Ama 112 ve sonraki bilimum kurumların hiçbiri inisiyatif veya sorumluluk alıp da, durun biz hallederiz, demiyor vatandaşa.
Devlet nedir arkadaşlar? Ne işe yarar?
Bülbül efendi, yakıştı mı şimdi bu?
Bak ne buldum!
“Fistan giyenlerle” ortak imza atmaya utanmıyorsun ama bir kadına masaya yumruğunu vura vura racon kesiyorsun!
Bu fistanlıların elabaşına Önder güzellemesi yapan Bahçeli’ye de racon kesseydin ya!
Hayatınız hikaye be Bülbül..
Sayın Süleyman Soylu!
“Meclis'e gelirler belki silah bırakacaklarını söylerler. Neyi bırakacaklar? 86 tane terörist kalmış zaten Türkiye'de. Adım atamıyorlar zaten, neyi bırakacaklar?"
Bu sözleri söylerken mi millete yalan söylüyordunuz yoksa şimdi mi?
Ajet @AJET_TR tam bir rezalet. Ulusal bir marka nasıl bu hale gelebilir.
Gece 00.20 uçağıyla Ankara’dan Gaziantep’e bileti olan kızım, valizini veriyor, biniş kartını alıyor, uçağa biniş kapısına geliyor, uçağa binecek iken sizi yarın geceki uçağa aldık diyorlar.
Gerekçe yok. Açıklama yapan yok. O zaman valizim nerede? Valizimi verin. Valiziniz de yok. Gidin valiz kayıp bankosuna sorun. O bankoya gidiyor. Bizde yok, nerede olduğunu bilmiyoruz. Form doldurun. Biz size mail atacağız diyorlar ve bu saate kadar geri dönüş yapan yok. Valiz hala ortada yok. Gece saat 02.30 ‘a kadar havaalanında bekletiyorlar. O saatte bir genç kız nasıl şehre dönecek, nerede kalacak? Uluslararası taşımacılık kurallarını çiğneyerek yolcuyu gerekçesiz ortada bırakıyorlar.
Neden elinde biniş kartı olan biri gerekçesiz bir gün sonraya erteleniyor.
Bu kadar keyfilik ve sorumsuzluk biraz fazla artık.
Birileri çıkıp ya gerekçeyi açıklasın ya da son dakika birilerine bileti sattıklarını kabul edip hesap versinler.
Bir devlet kurumu nasıl bu kadar sorumsuz olabilir.
Bu Suudi Konsoloslukta kendi adamını yakan kişi değil mi, Yanındaki Pakistalı da, İmran han ABD'yi eleştirdiği için darbe yapıp, İmza hanı hapse atan ona işkence edenlerin getirdikleri biri değil mi? Biz kimlerle bir aaraya geliyoruz ve bu kadro ile kimi kime karşı koruyacağız. Evet burada Murisn,in katlili Sisi eksik. Bu ittifakın sekreteryasını da Dahlan yapsaydı ne iyi olurdu. Sahi bu gidiş nereye?
Zavallı Saruhan, Seni başkan yaptırmayacağız dedi diye Saray’ın 10 yıldır içeride çürüttüğü Demirtaş’ın hesabını AKP den soramayınca Yeni P ye çemkirmiş. KK’nın haltı olduğu halde hem de. Demirtaş, bu aftan yararlanacak mı Saruhan? Yoksa sattınız mı? Doğrudan cevap ver.
Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’nde dışarıdan getirilen 4 muzlu süt, işletmeden satın alınmadığı hâlde adisyona eklendi.
♦️Takipçi şikâyeti:
“Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’ne Amerika’dan gelen misafirlerimle birlikte gittik. Toplam 5 yetişkin ve 5 çocuktan oluşan iki aileydik.
Yanımızdaki 2 ve 3,5 yaşındaki iki çocuğun ellerinde, Avrupa Yakası’ndan yaklaşık 1 saat önce satın aldığımız ve büyük ölçüde tüketilmiş iki adet muzlu süt bulunuyordu.
Bir süre sonra işletme çalışanları masamıza gelerek dışarıdan içecek getirmenin yasak olduğunu ve çocukların ellerindeki sütlerin kaldırılması gerektiğini söylediler.
Çocukların elinden sütlerini almanın doğru olmayacağını belirterek, işletmenin ticari gelirine zarar vermemek adına çocuklar da dâhil olmak üzere masadaki herkes için birer içecek sipariş edeceğimizi ve ücretini ödeyeceğimizi söyledik.
Nitekim işletmeden toplam 9 adet içecek ve çeşitli atıştırmalıklar sipariş ettik.
Buna rağmen işletme sorumlusu masamıza gelerek, ‘Bu sütleri kaldırın ya da masanıza iki adet sütü adisyona ekleyeceğim.’ dedi.
Ben de bebek arabasında diğer çocuklar için duran aynı sütten iki adet daha olduğunu söyleyerek, uygulamanın mantıksızlığını ifade etmek amacıyla ‘O hâlde onları da yazın.’ dedim.
Yaklaşık 20-30 dakika sonra hesabı istediğimizde, işletmeden satın almadığımız hâlde çocukların yanında bulunan toplam 4 adet muzlu sütün adisyona eklendiğini gördük.
Bunun nedenini sorduğumda işletme sorumlusu, bunun işletmenin kuralı olduğunu ve dışarıdan yiyecek veya içecekle girişe izin verilmediğini söyledi.
Bunların 2 ve 3,5 yaşındaki çocuklara ait olduğunu söylediğimde ise, ‘Çocuk dedikleriniz 3-5 yaşında, büyük sayılırlar. Çocuk da olsa elinde bir şeyle işletmeye giremez.’ cevabını verdi.
Bu uygulamanın hukuka aykırı olduğunu düşündüğümü ve durumu CİMER ile Ticaret Bakanlığı’na bildireceğimi söylemem üzerine tavrı değişti.
Bu kez, ‘Aslında içmediğiniz şeyleri yazmayacaktık. Ama bebek arabasında da iki tane daha süt var, onları da yazın diyen sizdiniz. Biz de sizin isteğiniz üzerine yazdık.’ dedi.
Oysa sütleri adisyona ekleme fikrini ilk olarak işletme tarafı ortaya atmış ve bunu bize bir seçenek olarak sunmuştu.
İşletmeden ayrıldıktan sonra çevredeki bazı esnaflarla görüştüğümüzde, benzer durumların daha önce de yaşandığını söylediler.
İşletmede yaklaşık 30 dakika kaldık. Ödediğimiz adisyon ile çocukların ellerinde bulunan sütlere ait fotoğraflar da elimizde mevcut.
Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’nde gerekli denetimlerin yapılmasını, işletmeden satın alınmayan ve özellikle küçük çocukların yanında bulunan ürünlerin adisyona ücretli olarak eklenmesi uygulamasının incelenmesini ve yaşanan durumla ilgili açıklama yapılmasını talep ediyorum.”
Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’na
HDP’ye zeytin dalı uzatacak kadar küçülmüşsün!
Bil ki hiçbir namuslu ülküdaşım PKK ile yan yana gelemez aynı hizada bulunamaz
Balıkesir Erdek sahiline giden bir vatandaş, karşılaştığı manzarayı paylaştı:
“Bakın belediye ne güzel, halk plajına şemsiyeler koymuş.
Ancak burada yaşayan bazı insanlar, sandalyelerini ve masalarını şemsiyelere zincirleyip burayı resmen tapulamışlar.”