Kayıtsız Kalamayacağım Bir Konu!
24.Dönemden bu yana Aydın Milletvekili seçilen, yaklaşık 16 yıldır TBMM’de, Adalet ve Anayasa Komisyonu başta olmak üzere görev yapmış Parlamento Üyesine;
Belediyelere yapılan şafak operasyonlarını ve gözaltı kararlarını bir hukukçu olarak doğru bulmadığınızı belirterek, “Telefonla çağrıldığında davete kim icabet etmedi?” sözleriyle bu usulleri sert biçimde eleştirdiniz.
Uyguladığı yöntemler nedeniyle de dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nı, yani şimdiki Adalet Bakanı'nı, çeşitli ithamlarla eleştirerek TBMM’de yemin törenini gerçekleştirmemesi için de çaba sarf ettiniz.
Yeni yasama döneminde Adalet Bakanı Mecliste konuşması sırasında, “EYYY Aydın Milletvekili, aylardır soruşturma yöntemlerine ve şahsıma yönelik eleştirilerde bulundun. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Kuşadası Belediyesi soruşturması kapsamında Ağustos ayının ilk günlerinde hakkında gözaltı kararı bulunan çocukların hâlâ yurt dışında. Oysa her vatandaş soruşturulabilir, yargılanabilir diyordun? Öyleyse neden gelip yargı mercileri önünde hesap vermiyorlar, hakkında gözaltı kararına uymayan bir kişinin, telefonla yapılacak davete uyacağını nasıl ileri sürebilirsin?” diye sorarsa ne cevap vereceksiniz?
“Yurt dışına daha önce planladıkları programları nedeniyle çıktılar.” açıklamasının somut dayanaklarını göremiyoruz.
Silivri'ye beni ziyarete geldiğinizde, “Bu dönemler böyle, önemli kişiler bedel öder, sabırlı olun, tarih sizi altın harflerle yazacak. Bu operasyonlar siyasi, kendini üzme.” demiştiniz. Benim bakış açım öyle değil çünkü kendimden eminim, kimseden haksız kazanç edinmedim. Şahsıma görüşte ifade ettiğiniz iç açıcı, cesaret verici, umutlandırıcı, sabır artırıcı, kulağa hoş gelen cümlelerin tümünü hakkında gözaltı kararı verilen çocuklarınıza hızlıca iletmeniz ve gereğini yapmaları için size buradan sesleniyorum.
Deniz Göktaş da ( dini değerler üzerinden yaptığı esprileri tasvip etmesem de) yurt dışındaydı, programını yarıda kesip saatler içinde geldi. Canım kardeşim BULUT, 1 yılı aşkın süredir tutuklu, ameliyat olması gerektiği halde 70 kişilik bir koğuşta süreci bekliyor. Ben ise gözaltı kararını öğrendiğimde Ankara’dan Düzce’ye, mitinge doğru yoldaydım. 5-6 saat içinde, evime dahi uğramadan Vatan Emniyet’e giderek teslim oldum.
Yapılan şafak operasyonlarını, gözaltı kararlarını, hatta tutuklu yargılamaları ben de doğru bulmuyorum. Kardeşim BULUT ve ben 1 yıl boyunca iddianamenin yolunu gözledik, Yüce Mahkemenin huzurunda ifademizi verdik, beklemeye devam ediyoruz.
Biz bunları söyleriz, söylemeye de hakkımız var. Çünkü bir telefon kadar Devletimizin yargı organlarına ve tüm kurumlarına yakınız, hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok.
Aziz milletimiz yıllarca size oy verdi. Önerim, hakkında gözaltı kararı verilen yakınlarınıza söyleyin gelsin. Gelsin ki bu uygulamaların son bulması için tarihte yer edinmiş TV’lerdeki söylemleriniz eylem birlikteliğine erişsin. Yoksa Devletimizin aldığı kararları sadece biz saygıyla karşılarken siz üzerimizden siyaset yapmış olursunuz.
Soruşturmalar kapsamında hakkında şüpheli sıfatıyla gözaltı kararı verilmiş olan (zorunlu sebepler, sağlık hariç) ve firari konumuna gelmiş kişilerin yakınlarına selam veren, mesafe koymayan, devlete hesap vermemeyi normal karşılayanlar benden uzak dursun. Doğru; kişilere, makamlara ve partilere göre değişmez. Doğrudan asla vazgeçmeyeceğim. Cezaevinde sabırla bekleyen, yargı organlarının almış olduğu kararlara uyan tüm tutuklulara ve ailelerine ise sonsuz sevgilerimi yolluyorum.
Sanık sandalyesinde oturmak, tutuklu olarak aynı salonda yargılanmak bizim gibi sabıkası tertemiz iki kardeş, annemiz ve babamız için kuşkusuz çok ağır olsa da yargının vereceği kararı sabırla bekliyoruz.
Yasalarımız çerçevesinde, usul ve esaslara uygun olarak yargı organlarımızca verilecek her karara saygım sonsuz, adalete olan güvenim tamdır. Her kararı doğru bulmak zorunda değiliz ancak hukuk devletinde yargı kararlarına uymak hepimizin sorumluluğudur.
Düzgün şekilde sormuşsunuz, ben de aynı şekilde cevap vereyim @nacnuzu
Ben TGRT çıkmadım, onlarca defa çağrılmama rağmen. Ha çıkıp da istediğim gibi herşeyi konuşsam, birileri sokağa çıkamaz.
Ben yıllardır halk tv çıkmıyorum yanılıyorsunuz. Orası sadece bugün değil geçmişte de CHP içindeki aynı kliğin aparatı idi. Yine öyle.
Evet Halk tv'nin malum bir yapı tarafından fonlandığını da yeni duydum, ama sahibi yurt dışında kaçak olup, ülkede ulusal siyasete müdahele edip yayın yaptırılan dünyada başka bir tane tv kanalı yok. Çünkü bu kanal gizli AKP işbirlikçisi, o yüzden izin veriliyor.
Erdoğan'ın istediği kişiyi aday yapmak üzere o kişiyi parlatıyor. Sabahtan akşama kadar yalan yazılıp çiziliyor. Her akşam beni konuşup cevap hakkı bile kullandırılmayan basın ahlakı bile olmayan bir medya mafyası orası.
Benim çizgimde, rotamda, ideolojimde zerre sapma yok. Rüzgara göre dönen fırıldaklardan değilim.
Mecliste bekleyen 3 fezlekem, AKP li bakan ve belediyeler ile ilgili açıklamalarımdan, biri de yeni geldi.
Benim yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, ahlaksızlık, uyuşturucu kullanımı gibi bir fezlekem yok.
Eğer arınma gerekçemiz boş idi ise, yeni kurulan partide hakkında iddia olan arkadaşlara neden PM, MYK ve YDK görevi verilmedi. Ya da şöyle soralım, madem bu isimlerden siz de imtina ediyordunuz, neden partiyi bölüp gittiniz.
İki sebebi var; birincisi orada iddialar o kişiler ile sınırlı değil. Tepeden aşağı bir ahtapot ağı gibi. İkincisi de, CHP ellerinden alınınca yeni bir parti lazımdı, mahkeme kapılarında siperlik.
Bu partiyi 2 yıldır Silivri kapısına ve saray kapısına mahkum ettiler.
İçerdeki hırsızlık, yolsuzluk gibi siyaset dışı iddialara CHP'yi siper yaptı. Dışarıdaki de hakkındaki iddialara ve Kurultayda yenilen nanelere karşıı partiyi Erdoğan'a ipotek etmeye kalktı.
Boşa mı ayağa kalktı, mesir macunu ile yumuşanıldı, arka kapı diplomasileri, Bülent Arınçlar, Efkanlar, Numanlar...
Başka bir butlan kararı var mı diyorsun. Evet var. MHP örneği var.
Ayrıca butlanda suçlu arıyorsanız, butlana sebep olanlara söyleyin, butlancı onlar. Zaten resmi kayyım başvurusu yapan kayyımcı da onlar.
Ne yani bu yol geçer bir yol olup da her Kurultayda parti daha fazla para verenin elinde mi kalacaktı.
CHP kimsenin malı değil, kimse için burada değiliz.
Burası ne Mustafa'nın ne de Kemal'in. Burası Mustafa Kemal'in, ve de öyle kalacak...
@bhr_hazan Eleştiri bile bir saygı çerçevesinde olur. Ne kadar seviyesiz bir üslubunuz var. Sayın Genel Başkanım @kilicdarogluk nun adını ağzına alırken ağzını çalkala.
@m_cemilkilic Hiç ilgisi yok. Cahil ve yancı olduğu için ( nefret) ağır bir söylem. Sevmiyoruz. Biz o deyişlerle büyüdük. Bir kelimesini kendi yazmadığı deyişlerimizle bize laf söylüyor @sabahatakkiraz Bizler, cahille sohbeti kestik.