@cnnturk Ismail Dukel ekonomi dedigi anda susturuyorsunuz.Nufus artsin istiyorsaniz ekonomiyi duzeltmelisiniz!Ilkokula giden bir cocuga gunluk 200 tl vermezsen karnini doyuramiyor artik! Bir tost bir meyve suyu olmus 150 tl, o da devlet okullari kantininde.
Biz gerçekten hayatta kalma mücadelesinden sağ çıkan bir nesil olabiliriz.80-90lar tayfası yani.
Z kuşağı mesela öyle değil. Proje çocuk gibi laboratuvar titizliğiyle büyütülüyorlar. Bunlara bakınca bizler daha ziyade doğal ortamına salınmış belgesel hayvanı gibi hayatta kaldık diyebiliriz. Ben çocukken telefon yoktu, hiçbir şey yoktu. Akşam ezanina kadar nerdeyiz kimse ilgilenmiyordu. Bizim coğrafi konum, Allah'a ve mahalle bakkalına emanetti. Akşam ezanı okunmadan evde ol yeterdi yani. Şimdiki çocuk parkta iki saniye gözden kaybolsa mahalleye komando taburu çağrılıyor. Aksam eve vardığında kafandaki yariktan beynin gözükmüyor ise bu ailemiz için gayet makul bir durumdu. Bir de üstünü kirletme yeter. Öyle otomatik çamaşır makinesi falan yok çünkü . Terliği yersin. Sokakta düşsek dizimiz kanasa ya tükürük ya limon kolonyası. Mahallede kanayan dizle bir tur atıyorsun, bitti gitti . Bir yerimiz kırılsa kırık çıkıkçı teyze var. Kadın iki omuz atıyor, kolunu mukavvaya sarıyor. Tamam. Ortopedist de kim yahu? Bizim neslin kemikleri bile hep şans eseri kaynamış olabilir. Hani bazen yağmur yağınca omzunuz sızlar ya mukavvadan kaynaklanıyor olabilir. Ama emin değilim tabi. Canim sıkıldı, psikolojim bozuldu falan yok öyle bir şey. De bakim annene canım sıkılıyor. Senin canını bir sıkarım diye başlıyor cümleye. Psikolojim bozuldu diye bir şey zaten yok. İçine cin kaçmıştır. Cinci bir teyzenin tükürüklü pis nefesiyle muhatap olmamak için de halıdaki ya da perdedeki desenleri sayacaksn mecbur. Bu sayede Gauss gbi bir şey olmuştum aq. Ama şimdiki nesil, tostun içindeki kaşarın inceliğine bozulup benim sinirlarim ihlal edildi. Varolusum örselendi diye saati 6 bine terapiye gidiyor . Lan biz misafirliğe gittiğimiz evde, yer yatağında 8 kuzen yan yana kafamız birinin ayağına gelecek şekilde tetris gibi dizilerek büyüdük. Kim gece kime sarılmış, kim kimin yüzüne osurmuş belli değildi. Sabah uyandığımızda hayatta kaldığımız için birbirimizi tebrik etmemiz gerekiyordu aslında. Kahvaltıda da ne bulursan o. Şimdiki çocuklar guler yüzlü pankek falan yiyorlar kahvaltida. Biz güler yüzlü insanı bile bayramdan bayrama görürdük.
El bebek gül bebek büyütülmedik. Şımartılmadık. Dönemin tüm aksilikleri, imkansızlıkları içinde bazen sokakta, bazen yan odada ne bileyim bazen de akraba oturmalarinda yer yer unutulan ama büyümek zorunda kalan çocuklardik biz.
Kemal Sayar’ın çok anlamlı bir cümlesine rastladım; "Yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır. Hatta, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır." #6subat2023
Ailede en çok bunalan kişi anne veya baba değil, ailenin en büyük evladıdır. Tüm ilk doğan insanlara sesleniyorum; cebiniz hiç kurumasın, huzur sizi bırakmasın.
Kendini doğurmuş insanlara bayılıyorum. Maddi manevi içinde bulunduğu koşulları aşan, aileden ya da başka destekler olmadan kendini var eden, sadece kendine minnet duyan, ahlak duygusunu hiç yitirmeyen, yıpranmışlığının kıymetini bilen insanlar. İkinci kez doğabilmek çok değerli
maskeli depresyon çok yorucudur. çalışırsınız, şakalaşırsınız, ailenizle ilgilenirsiniz ancak zihinsel olarak çökkünsünüz, bi boşluk hissi vardır ve bunu pek kimse bilmez.