🇹🇷Türkiye'nin yıllık enflasyonu %32,27'ye yükseldi.
Rusya – Ukrayna savaşı 4 yıl, 2 ay ve 10 gündür devam ediyor.
➡️Savaştaki Rusya'da 🇷🇺yıllık enflasyon % 5.90
➡️Savaştaki Ukrayna’da 🇺🇦 yıllık enflasyon %7.90
Yani külahıma anlat bütün o bahaneleri…
TÜİK açıkladı:
Nisan ayı enflasyonu 4,18
Yıllık enflasyon 32,37
(İTO’ya göre 36,83 ENAG’a göre 55,38)
Savaşan ülkelerden yüksek rakamlar; gıda enflasyonu düşmeden enflasyon düşmez!
Mehmet Şimşek sebep, enflasyon sonuç!
Bugün açıklanan enflasyon ekonomik programın iflas ettiğinin açıkça ilanıdır.
Göreve geldiklerinde yüzde 38 olan yıllık enflasyon vatandaşın fakirleşmesi, reel sektörün erimesi ve ekonomik adaletsizliğin artması gibi ödenen ağır bedellere rağmen üç yılda ancak yüzde 32'ye indi.
İran Savaşı'nın ekonomiye verdiği ağır hasar kendini hissettirmeye yeni başladı. Ekonomi yönetimi ise değişen koşullara rağmen faizi tek silah görme ısrarını sürdürüyor.
Üzülerek ve tedirginlikle söylüyorum, Türkiye'nin önümüzdeki aylarda enflasyondan daha büyük ve tahrip edici ekonomik sorunları olacak.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, vergi sisteminin sadeleştirilmesi ve kurumlar vergisi oranının yüzde 15 olarak uygulanmasını önerdi.
Bu çağrıyı önemsiyorum, kapsamlı vergi reformuna ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Çünkü.
3 yıllık ekonomi politikasının omurgasını oluşturan vergi uygulaması, iktisadi ve sosyal dengeleri sarsan bir tazyike dönüşmüştür.
3 yıldır süren vergi tazyiki tahsilat artışını sağlasa da sürdürülebilir değildir.
Vergi oranları veya tahsilat baskısındaki ek artış, 3 yılın sonunda artık gelir arttırıcı değil, ekonomik faaliyetleri daraltıcı etki oluşturma riski taşımaktadır.
Ufukta sandığın gözüktüğü son düzlükte, sosyo-ekonomik sorunları giderici veya tahribatı telafi edici esnek mali/vergi politikalarına geçilmesi, bu yılın ıskalanması durumunda seçime yakın tarihte yapılacak iyileştirmelerin beklenen faydayı sağlayamayacağı ortadadır.
Özetle.
Hem piyasaların hem toplumun rahatlamaya ihtiyacı var.
Ve gecikmeden.
AKP’li Şamil Tayyar: “Toplum bunalımda, ortalık yangın yeri.
Artık vergiyi değil, refahı tabana yaymalı. Vakit geldi, geçiyor.
Bir de ufukta sandık var.”
3 sene oldu Sn.Mehmet Şimşek!
Ne enflasyon düştü, ne mazeretleriniz bitti!
Düşen tek şey halkın alım gücü ve yaşam kalitesi!
Elbette tek sorumlu siz değilsiniz. Hatalarınızı alkışlayanlar da sorumlu!
Elbette siyaset işinizi zorlaştırıyor ama bedeli sadece halka ödetiyorsunuz!
Savcı Sayan’dan Mehmet Şimşek’e:
“Yıllardır ‘yarın düzelecek’ deniyor ama enflasyon düşmedi, hayat pahalılığı bitmedi. Küçük esnaf ezilirken büyük borçlulara neden aynı yaptırım yok? Sabır taştı; artık çözüm ve adalet zamanı.”
Nisan ayı enflasyonu yüzde 4,18 olarak açıklandı.
Böylece yıllık enflasyon, yüzde 32,37 oldu.
Savaşın petrol ve doğalgaz üzerinden tetiklediği fiyat artışı kaçınılmazdı.
Ancak, mevcut enflasyon tablosu, son 3 yılın ürünü ve savaşın son iki aydaki olumsuz etkisinin payı toplam içinde çok düşüktür.
Aksini düşünsek bile sonuçta ülkeler her türlü şoklara karşı tedbirlidir, oyun planını bu risklere göre yeniden kurgular.
Dinamikler değiştiği halde eski oyun planında ısrar ederseniz, yarı yolda kalırsınız.
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran demişti ya, İran savaşından sonra enflasyonla mücadele programına ara verilmesi gerekir.
Doğrudur, her yeni veri, bu öngörüyü teyit ediyor.
3 yıllık sıkılaştırma politikası olmaz, toplum bunalımda, ortalık yangın yeri.
Artık vergiyi değil refahı tabana yaymalı, vakit geldi, geçiyor.
Bir de ufukta sandık var.
Sayın Mehmet Şimşek,
Nisan ayı enflasyon rakamları açıklandı.
Aylık 4,18; yıllık 32,37!
Bunu savaşla, gazla, petrolle izah etmek imkansız. Zira, yıllardır savaşan ülkelerde bile böyle bir enflasyon yok.
3 yıldır uyguladığınız program da 13 yıldır iktidarınız tarafından uygulanan program da başarısız oldu, çöktü.
Ya bu programı; enflasyonla mücadele adı altında dayatılan ‘sıkı para politikasını’ bırakın ya da bu işi tamamen bırakın, Türkiye nefes alsın.
Enflasyonla faiz arasındaki sebep sonuç ilişkisini de bir yana bırakın, ekonomik krizle hatalı ekonomik tercihleriniz arasındaki sebep sonuç ilişkisine odaklanın.
İmtiyazlı holdinglerden sildiğiniz, varlık barışı aldatmacasıyla vazgeçtiğiniz trilyonlarca liralık vergileri toplamak için küçük esnafın, KOBİ’lerin gırtlağını sıkmayı bırakın.
Vergileri tabana değil, tavana yayın.
Tabandaki milyonlarca insanımıza refahtan pay aktarın.
Bir kez daha söylüyorum; yorgun Ak Parti iktidarı sebep enflasyon sonuçtur!
Ne desek boş…
Sandık gelsin, siz gidin.
🔴 SAYIN MEHMET ŞİMŞEK BAKANIM,
Göreve geldiğiniz günden bu yana aynı cümleyi duyuyoruz:
“Bugün değilse yarın düzelecek.”
Ama o yarın bir türlü gelmedi.
Aradan yıllar geçti. Enflasyon düşmedi, hayat pahalılığı azalmadı, esnaf nefes alamadı.
Hep “tünelin ucunda ışık göründü” diyorsunuz ama ne kadar uzun bir tüneldir ki sizin gördüğünüz o ışığı milletimiz bir türlü göremedi, göremiyor…
Aksine, vatandaş her geçen gün biraz daha yoksullaştı, biraz daha umutsuzlaştı.
Çarşıda, pazarda, sokakta insanların yüzüne bakın; umut değil, kaygı görürsünüz.
Esnafın kasasına memur oturtup bir günkü hasılatı ortalama kabul ederek vergi yazmak adalet midir?
10.000 TL, hatta 1.000 TL borcu olanın hesabına haciz koymak; trafik cezası yüzünden insanın arabasını bağlamak Allah’tan reva mıdır?
Arabasını bağladığınız için çoluk çocuğuyla yolda kalan insanların vebali kimin omzundadır?
Ama milyarlarca lira vergi borcu olanlara neden aynı kararlılığı göstermiyorsunuz?
Neden küçük esnafın ensesindesiniz de büyük borç sahiplerinin kapısına gitmiyorsunuz?
Sayın Berat Albayrak döneminde döviz bir lira oynadığında kıyamet koparanlar bugün neden suskun?
O günlerde algı operasyonu yapanlar, bugün yaşanan gerçek sıkıntıyı neden görmezden geliyor?
Size neden kimse hesap sormuyor?
Her şey elinizde deniyor. Yetki sizde. İmkân sizde. Ama sonuç yok.
Her gün “yarın düşecek, yarın düzelecek” diyerek bu millet üç yıldır enflasyonun düşmesini sabırla bekliyor.
Artık sabır taştı.
Eğer bu işi bilmiyorsanız, bırakın.
Biliyorsanız, bu zulüm niye?
Siz ekonomist misiniz, finansçı mı?
Ekonomist olsaydınız; kıt imkânlarla milletin refahını artırmanın yollarını arardınız.
Üretimi güçlendirir, esnafı ayağa kaldırır, dar gelirliden değil israftan tasarruf ederdiniz.
Yoksa finansçı mantığıyla mı hareket ediyorsunuz?
Havada uçan kelebekten, yerdeki ottan nasıl vergi alınır hesabı mı yapıyorsunuz?
Bu anlayış ne Türkiye’nin ruhuna uyuyor, ne bu milletin vicdanına, ne de inancına.
Her gün telefonlarımız çalıyor:
“1.000 TL için aracım bağlandı” diyenler,
“Vergi borcundan hesabıma bloke kondu” diyenler,
“Evime icra geldi” diye ağlayanlar…
Bu ülkenin insanı düşman değil.
Milletimiz vergi vermekten kaçmaz; yeter ki adalet görsün.
Yeter ki yük adil dağıtılsın.
Yeter ki küçük ezilirken büyük korunmasın.
Türk halkı sizden şeffaf bir hesap bekliyor.
Neyi, neden yaptığınızı açıkça anlatmanızı istiyor.
Fedakârlık isteniyorsa, bu fedakârlık herkesten eşit istenmeli.
Sayın Bakanım,
Sayın Cumhurbaşkanımız size güvenerek bu görevi verdi.
Ekonomiyi toparlamanız, millete nefes olmanız için sizi bu makama getirdi.
Ama bugün gelinen noktada, uygulanan politikalar en büyük zararı bizzat sayın Cumhurbaşkanımıza vermektedir.
Çünkü sahadaki tablo ile anlatılanlar örtüşmemekte, bunun siyasi bedelini milletin gözünde sayın cumhurbaşkanımız ödemektedir.
Bu gidişat sadece ekonomiyi değil, güveni de zedeliyor.
Unutmayın; ekonomi rakamlardan ibaret değildir, güvenle ayakta durur.
Artık “yarın” değil…
Bugün konuşma zamanı.
Bugün çözüm zamanı.
Bugün adalet zamanı.