.
Midyat Hatırası
Bazı hekim dostlar, iyi niyetle ama biraz da şaşkınlıkla sorarlar: “Bütün gün bunları mı dinliyorsunuz? Kaynanam şunu dedi, eşim bunu yaptı, çocuk böyle davrandı…” Onlara ne cevap vereceğimi bazen bilemem. Çünkü insanın hayatı, dışarıdan bakıldığında önemsiz görünen bu ayrıntıların toplamıdır.
Bir spor kanalının yıllar önce kullandığı bir sloganı hatırlarım: “Maçları seyretmeden seyretmiş gibi olacaksınız.” Ne tuhaf bir vaat. Aslında söyledikleri şuydu: Oyunu görmenize gerek yok, insanların oyun hakkında konuştuklarını dinlemeniz yeterli. Çünkü insan, olup bitenden çok, olup biten hakkında anlattıklarıyla yaşar.
Belki de psikoterapi tam da burada başlar. Mikroskobun altında hücreyi, tomografinin içinde organı arayan meslektaşlarımızın bazen gözden kaçırdığı şey budur:
İnsan, kendi dedikodusundan yapılmıştır.
Hayat dediğimiz şey, büyük olaylardan çok, o olayların çevresinde örülen küçük anlatılardan oluşur. Bir bakışın, yarım kalmış bir cümlenin, yıllardır unutulmamış bir sözün dedikodusundan…
Psikoterapistler hastalıkları değil, insanların kendi hikâyeleri hakkında söyledikleri şeyleri dinler. Çünkü çoğu zaman insanın kaderi, başına gelenlerde değil; başına gelenleri nasıl anlattığında gizlidir.
Ve belki de insan, bir başkasının ağzında dolaşan, sonra kendi içine yerleşen uzun bir dedikodudur. Başka bir deyişle insan, biraz başkalarının anlattığı, biraz da kendi kendine anlattığı bir söylentiden ibarettir.
En komik olanlar, dedikoduyu çoktan geride bıraktığını düşünen rasyonalistlerdir. Oysa onlar da yalnızca dedikodularını Latince terimlerle anlatırlar. İnsan aklının en büyük başarısı, hikâyelerini gerçek sanabilmesidir. En büyük trajedisi ise buna inanmasıdır.
Yıllardır aynı filmi izliyoruz. Mevcut yönetimin verdiği sözlerden eser yok; plansızlık, şişirilmiş kadrolar ve sahada ruhsuz bir görüntü var. Sabır kalmadı. Bu camia ne kör ne saf. Buna rağmen hâlâ bu transfer döneminin neden doğru değerlendirilmediğini ve sahadaki birçok futbolcunun neden isteksiz oynadığını sorguluyoruz.
Beşiktaş armasının bir ağırlığı vardır. O ağırlığı bilmeyen, sahaya yansıtmayan kimse Beşiktaş’ı temsil edemez. Mücadele eksikliği ve ruhsuzluk Beşiktaş’ın kaderi değildir.
TFF’si, MHK’si, masa başı oyunları, renkli medyası… Hepsini görüyoruz. Beşiktaş’ın önüne nasıl set çekilmeye çalışıldığını da biliyoruz.
Her seçim dönemi ortaya çıkıp perde arkasında ayakçılık yapanları da, sonra “biz tarafsızız” maskesi takanları da çok iyi tanıyoruz. Hangi yönetim gelirse gelsin kapalı kapılar ardında pazarlık yapan, koltuk hesabı güden, adamcılığı marifet sanan bu zihniyet Beşiktaş’a yabancıdır.
Beşiktaş, çıkar gruplarının ve kişisel hesapların kulübü değildir. Beşiktaş; şerefiyle oynayanların, bedel ödeyenlerin ve tribünde alın teri dökenlerin kulübüdür. Su akar yolunu bulur ama Beşiktaş’ta o yol kulislerden değil, tribünden geçer.
Başkanlık seçimlerinde bir tarafın borazanlığını yapıp işler değişince “biz tarafsızız” pozlarına girenlere açıkça söylüyoruz: Bu tribün hafızası güçlüdür. Kim nerede durdu, kim kime çalıştı, kim Beşiktaş’ı kimlere peşkeş çekmeye kalktı, hepsi not edilmiştir.
Yüreğiniz yetiyorsa buyrun, tribün burada. Gelin yüzümüze söyleyin. Kapalı kapılar ardında değil, açık açık konuşun. Son defa uyarıyoruz: Beşiktaş’ta son kararı ne kulisler verir, ne masa başı hesapları…
Beşiktaş’ın sahibinin taraftarı olduğunu herkes hatırlasın.
Cumartesi İnönü’de görüşürüz.
İstanbul'da yaşayan her bireyin yaşam bilgisi ve yurttaş olma bilgisi ya Galataport gibi tüketim ve gözetim alanlarında şekillenecek ya da Mahir Polat'ın savunduğu gibi toplumsal eşitlik fikri ile kamusallaşacak. Galataport'ta bisiklete binmek bile yasak, ya kazıklanacak ya da ayakta dikilip gideceksiniz. Gazhane, Feshane, Bulgur Palas, İskeleler, Silolar bunların hepsi "üstünde kapalı bir çatısı olan para harcamadan vakit geçirilecek mekanlar". Kısacık zamanda bu mekanlar İstanbul'a dair yaşam bilgimizi, yurttaş olma bilgimizi değiştirdi. Başkalarına ihtimam göstermek için böyle bir yaşam bilgisine ihtiyacımız var.
#MahirPolatSerbestBırakılsın
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
1) Hiçbir büyük takımın tribünü, liderden 20 puan gerideyken böyle olmaz, bu gerçekle herkes yüzleşsin:)
2) Beşiktaş iletişime büyük bir alkış. Çok iyi fikir, çok iyi şarkı seçimi, çok iyi atmosfer.
3) Büyük Beşiktaşlı Ferdi Özbeğen'e rahmet, saygı ve sevgi..
Özel okula aklı başında kimse "çocuğum farklı olsun", "çok özel" diye para ödemiyor, saçma sapan bir saptama olmuş aşağıdaki. Okulların çoğunluğu İmam Hatip yapılmış, zorunlu hale getirilmiş adeta. MEB tarikatlarla onlarca anlaşma imzalamış, bir partinin kerameti kendinden menkul gençlik örgütü okullara sokulmuş, devlet okulunun müdürünün partizan bir kişi olmayacağının bir garantisi yok; din dersi ilkokula zorunlu kılınmış-reddedip çocuğunuza aldırmamak neredeyse imkansız. Aşağıdaki fahiş fiyatlara karşı önlem alması gereken yaptırım uygulaması gereken bakan, tarikat peşinde geziyor. Burada eleştirilmesi gereken DEVLET, eğitimi, sağlığı özelleştirmeyi bir marifet gibi savunan bundan rant yaratan devlet yönetimi.
Türkler alışverişte:
Paypal engelini aş
Üst tarife posta ücretini öde
30€ sınırını geçme
Bir ay içinde 5. siparişi verme
Pakette 5ten fazla parça olmasın
Gümrüğe takılma
Gümrüğe tabii olmasa da gümrük vergisi ödemeye hazır ol
PTT paketi dağıtıma çıkarmadan geri yollasın.
SON😵
10 yaşında ya var ya yoğum... Su çiçeği, kızamık, kabakulak, zatürre, kronik kulak enfeksiyonu vs ne hastalık varsa geçirmişim ! Çelimsizim, kafatası boşluğunda da, kaslarımda da mücadele fikri yok daha ! Pis ortamlarda büyüyoruz ! Birgün kanlı ishal da oldum...Tabi 10 yaşındayım ama her sabah altıma işiyorum... Karabasan basmıyor; bildiğiniz korkudan işiyoruz... Sabah yer döşeğinin kokusu ile uyanır anam... Usanırdı garibim;kafaya bir tas vurur sonra hamam sobası suyuyla yuğardı bizi... Neyse kanlı ishalle beraber ateşlendim... Sayıklıyorum ateşten ! Anam o kadar söylendi ki pedere "çocuk ateşler içinde yatıyor, havale geçirecek, hadi doktora götürelim" diye... Sonunda zopayı yedi ve "pintilik" beni doktora götürdü... Acile gittik, tahlil falan filan geç çıkıyor... Muayene olduk doktor kanlı akıntıyı gördü... Kokuyu aldı... Pintiliğe tıbbi bişeyler söyledi... Sonra iğne yaptılar... Hemşire hanım bu çok zayıf neresine yapacam penisilini dedi ama buldu bir yolunu yaptı. Ateşim düştü, kanlı ishal miktarı azalarak bir hafta on gün daha sürdü tabi... Sayısını hatırlamıyorum ama 20'den fazla penisilin yazdı doktor. Hergün o çelimsiz, kanlı ishalin verdiği düşkün halimle 3-4 km yol yürüyüp iğne yapmaya gittim... Anam döşüyle kızıyor durmadan "Bak yapmadan gelme, bakmaz sana bu, altına ede ede bir yerde ölür kalırsın" diye... Korkudan yaptırdım hepsini... Pinti pederin korkusu değil anamın yanlız kalma korkusundan işte... Neyse asıl kırılma noktam şu idi;Doktor ilk gün beni muayene ederken "Bu çocuk çok çelimsiz; biraz et yedirin, balık yumurta yedirin gelişsin" dedi... O zaman demiri B12'yi bilen yok ki ! Verimsiz ahmak evlerin çocuğuyuz biz ! Es kaza bir cemre yaşatır bizi ki; ne olduğunu hala bilmeyiz...
*** Demem o ki; fakirlik fukaralık o derece içselleşti ki insanlara, ilaçları kalıcı deva aracı olarak sunuyorlar ! Tarımda sulama birliğinden birine bişeyler ısmarladı mı suyu bire beş dağıtıp acımasızca israf edenler, gıda güvenliğini sağlayamayanlar, dağı taşı zeytini inciri yemişi talan edenler, fezadan düşmeyen enflasyonun kıyısındaki torpilsiz insanları astronomik et fiyatları yüzünden demirsiz vitaminsiz bırakanlar, üç tarafı dipsiz mavi coğrafyada balığı lüks tüketim aracı yapanlar İLACı herşeyin devası gibi cümle arasında sunuyorlar... Ama bunu bilsinler; ekonomik refah olmadığı sürece TIP yarımdır...