Michael von und zu Liechtenstein (Prens Michael)
Lihtenştayn hanedan ailesinin üyesi. Babası Prens Heinrich von Liechtenstein, annesi Avusturya Arşidüşesi Elisabeth. Anne tarafından, Avusturya-Macaristan'ın son imparatoru Karl I'in torunu.
Yani Habsburg hanedanının doğrudan devamı.
GIS'i 2011'de kurdu.
Şirketin kendi tanımı dikkat çekici: GIS kendini gazetecilik veya medya olarak değil, "istihbarat" sağlayıcısı olarak tanımlıyor; raporlarının nicel araştırmaya veya açık kaynak bilgisine değil, uzmanlarının birikimine dayandığını açıkça söylüyor.
Nato toplantısı yorumlarını yazmış:
"Ankara'daki NATO zirvesi, sessiz bir başarıyla sonuçlandı ve Avrupa'nın Türkiye'nin askeri gücüne olan artan bağımlılığını ve yenilenen transatlantik bağını gözler önüne serdi.
Sonuç, transatlantik ittifaka yönelik yenilenmiş bir takdiri ve Türkiye'nin NATO içindeki kritik rolünün ve Orta Doğu'daki istikrar sağlayıcı gücünün kabulünü yansıttı."
https://t.co/rv0EVsDXQa
BREAKING: Harvard University facility are voting today on a proposal to reign in grade inflation.
The new rule would cap A grades to roughly no more than 20% of the class. Last year, more than 60% of grades at Harvard were an A, double the rate in 2006.
Şirketlerin denklemi bellidir.
-Şirketin amacı kar etmektir
-Çalışanın işlevi şirketin kar etmesine yardımcı olmaktır
-Şirketin kar etmesine yardımcı olduğu için şirket çalışana maddi bir karşılık verir
Eğer kurum size romantizm vadediyorsa
bu ancak bir şeyleri örtmek içindir
Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.
Çin'in Amerika'yı geçmesi değil, Batı'nın düşüş trendinde giderken Çin'in eksponansiyel bir artış göstermesi asıl mesele.
Kafa kafaya bir yarış yok. Bir devin doğuşunu bir devin düşüşünü izliyoruz.
@sengpt Teknoloji trendlerinden yola çıkarak operasyon ve platformları kategorize ediyorsunuz. Nükleer tesisler "ai" ile vurulmadı. Ki başarısı son derece tartışmalı olan bir operasyonu sembolize bir örnek olarak vermek biraz ironik
Nükleer, kuantum ve ai bütünün ayrı parçaları
"Getir, yemeksepeti, peak..." yerine Türkiye'de Palantir çıkması kör atış bir temenni. Basitçe, olsaydı da tutmazdı...
Dünün modasını bugün takip etmenin manası yok. Bölge ve ülkenin "yarın" neye ihtiyacı olacağını, "bugün" neyi inşa edebileceğini düşünmeliyiz
adamlar açıkça atom çağı bitti ai devri başladı diyorlar.
iran'da uranyum tesislerinin ai ile bombalanıp yerin dibine gömülmesiyle opus'un aynı dönemde yüzeye çıkması da ayrı bir sembolizm katıyor olaya.
keşke bizden onlarca trendyol, yemeksepeti, hepsiburada, sahibinden, getir, martı vs tarzı girişim çıkacağına 1 tane palantir çıksaydı.
savunma sanayi alanındaki "derin" yazılım eksikliğine acil bir şeyler yapılmalı.
Palantir manifesto is the plan of the Western techno-fascism. The superiority of the white race based on the technology. No sacredness, no socialism of old historic fascism. This time pure capitalist, profane, materialist. Anglo. Posthumanist.
@Dromercay Türkiye’yi ısrarla gömebildiğimiz kadar gömüyoruz ancak ne ABD ne Avrupa ülkeleri cennet değil. Kahire’ye bile büyük merkez binaları diken “Multinational” şirketler için Türkiye yeterince gelinebilir bir yer
🔴Çinli üreticiler, T-14 Armata tanktan F-117 Nighthawk’a kadar birçok askeri hedef maketini yaklaşık 2 bin dolara satışa sunuyor.
Satıcılar, maketleri müşterinin isteğine göre özelleştirebiliyor.
Bu tahkimat tipi Hitler’in kişisel talimatı ve takibi ile Berlin, Hamburg ve Viyana’daki bölgelere yapılıyor. Daha büyüklerinin yapılmasına niyetlenilse de o projeler gerçeğe dönmüyor
O kadar sağlam yapılmış ki, savaş sonrasında yıkmakta zorlanıyorlar Hamburg ‘daki otel oluyor
Türkiye'nin SAFE savunma programına katılım mektubu AB Konseyi'nin gündemine bile alınmadı.
Japonya ve Kanada bile dahil edildi.
Fallon'un yazdıkları önemli. Lütfen okuyunuz.
Avrupa kurumlarının Türkiye'ye yaklaşımının arka planını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Ankara ile stratejik ortaklıktan söz eden Avrupa'nın, konu somut iş birliğine geldiğinde nasıl bir tutum aldığı bu örnekte açıkça görülüyor.
Theresa Fallon şöyle yazmış:
"Brüksel’de kısa süre önce Chatham House kuralı altında düzenlenen kapalı bir toplantıya katıldım. Toplantıdan, AB kurumlarının Türkiye’ye yaklaşımındaki kibir ve/veya tam bir beceriksizlik düzeyi karşısında oldukça şaşkın ayrıldım. Türkiye'nin bir NATO üyesi olduğunu akılda tutmak gerekiyor.
Türk yetkililer, Avrupa için Güvenlik Eylemi (SAFE) programına katılmak istediklerini belirten bir mektubu AB Konseyi’ne iletti.
SAFE, 2025'te kabul edilen ve AB üyesi devletlerin savunma sanayii yatırımlarını, tedarikini ve üretim kapasitesini hızla artırmaları için 150 milyar avroya kadar kredi sağlayan bir AB finansal aracıdır. Program aynı zamanda Ukrayna, Kanada ve Japonya'ya da genişletildi. Ancak Türkiye'nin mektubu değerlendirilmek üzere AB Konseyi’ne dahi sunulmadı.
Bu durumun yarattığı öfke, hayal kırıklığı ve olası sonuçlar, AB’nin jeopolitik bir güç olma iddiasının ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor."
-----------------
Chatham House kuralı: Konuşulanların paylaşılabildiği ama konuşmacının açıklanmadığı kapalı toplantı formatı.
@HBT_Dergi@say_cem Yüksek teknolojide artık “yok” değiliz. Hocamız yanlış yerden, yanlış yere, yanlış şekilde bakıyor. Sanayi ve farklı sektörler ile temasını arttırması belki de sonraki yazısı ve neyin “eksik” olduğunu anlaması için verimli olacaktır.