Tokatlı amatör fotoğrafçı Emin Coruş, çektiği fotoğrafla Fransa’daki yarışmada 750.000 fotoğraf arasından 2. oldu.
• Emre Coruş’a vize verilmediği için törene gidemedi.
• Fransa'dan kargolanan ödülü ise gümrük takıldı ve imha edildi.
"Yetkililere plaket olduğunu anlattım ama teslim edilmedi ve imha edildi."
9 yıl 2 aylık hapisten döndüğüm gecenin sabahında
78 yaşındaki babamı götürdüler
Kalktığımda gitmiş
Sabah polislerle giderken "Gültekin'i uyandırmayın çocuk daha yeni geldi" demiş
Cinnet kapıda nöbet tutuyor
Bir çürük beden eve atılırken
yaşlı ve masum başka bir beden alınıyor.
Fiili olarak meslekte yeniyim. İlk avukatlar günüm.
Müdafi olarak girdiğim ilk sorgu için adliyede zar zor bir cübbe bulabilmiştim :) heyecandan cübbedeki yırtığı 10 saat filan sonra farkettim.
Böyle onurlu, güzel, saygın bir mesleğim olduğu için mutluyum. Kendimi çok şanslı hissediyorum ki hayatıma iki meslek sığdırabildiğim için 🙏🏻umarım ki bu heyecanım hiç sönmez. 🤲🏻
Seni seviyorum sevgili mesleğim günümüz kutlu olsun :) 🧿🎉🌸💕 #5NisanAvukatlarGünü
Bazen diyorum ite kopuğa cevap verme Hakan.
Bazen de diyorum ki cevap vermesen köyün değnekçisi yok sanacaklar.
Benim vatanperverligimin zekatı dahi etmeyecek şürakâ mal bulmuş Mağribi gibi ismime sarılıyor maalesef.
Siz kimsin ki benim ismimi milli takım tarihinden silecek?
Siz kimsin ki benim ülkeme sevdamı tartacak.
Yok klikmiş, yok büyüklerime sormuşmuşum...
Laf ebeliği yapanlara;
Bitsin bu hasret nidalarının stadyumlarda söylendiği günlerdeki siyasete girişimi ve söylemlerimi günün şartlarıyla tartacaksın..
Ama niyet ve hamur bozuk olunca vicdan maya tutmuyor tabi.
Mevcut sistemin yanında hizalanmak zorunda bırakıldığı bir ortamda , buna uygun hareket etmeye çalışırken ismimi kullanmayın demek zor biliyorum ve diyorum ki; kullanın ve “akarken doldurun”!
Kullanan , kullanabilen dostlar vefalılar sizlere de teşekkürler,
İyi ki varsınız …
ÇAĞLARI DELEN SES: BEDİÜZZAMAN
Bugün… 23 MART
Bir ömrü çileyle yoğrulmuş, sürgünlerle sınanmış, zindanlarda sabırla derinleşmiş bir hakikat yolcusu ÜSTAD BEDİÜZZAMANIN aramızdan ayrılışının yıl dönümü…
O, rahatın değil ızdırabın;
sükûnetin değil fırtınanın içinde yürüdü.
Bir şehirden diğerine sürgün edildi,
yalnız bırakıldı,
anlaşılmadı…
Ama hiçbir zaman davasından, iman hizmetinden ve ümmete olan merhametinden geri durmadı.
Zira onun hayatı,
bir insanın değil, bir davanın omuzlanışıydı.
Öyle ki; ümmetin imanını selâmette görse,
cehennemin alevleri içinde yanmaya razı olacak kadar derin bir fedakârlığın sahibiydi…
Ve o çileli ömürden süzülen bir ses, bugün hâlâ bize hitap ediyor:
“Aziz, sıddık kardeşlerim…”
Bu zamanın en büyük yarası yeis…
En büyük ihtiyacı ise birbirine omuz olmaktır.
Çünkü bu dünyada, bilhassa böyle çetin zamanlarda;
en tesirli çare,
birbirine teselli olmak,
birbirinin kalbine ferahlık üflemek,
kardeşinin hüznünü kendi yüreğinde taşımaktır.
Hakikî uhuvvet kırılmaz…
Hakikî kardeşlik darılmaz…
Tarafgirlik, gücenmek ve ayrılık bu yolda yer bulamaz.
Zira o,
bizim için yalnız istirahatini değil,
şerefini değil,
gerekirse ruhunu bile sevinçle feda etmeye hazır bir adanmışlığın sahibiydi.
Bugün…
Geride bıraktığı Risalelerle binlerce kalbe iman nefesi üfleyen o büyük mirasın gölgesinde dururken,
bize düşen şey bellidir:
Kırmamak…
Dağıtmamak…
Soğutmamak…
Aksine, bir kalbi daha ısıtabilmek…
Rabbim kalplerimizi te’lif buyursun…
Aramızda hakiki kardeşliği tesis eylesin…
Üstadımızın ve ahirete irtihal eden tüm hizmet erlerinin ruhları için Fatihalarınızı esirgemeyelim…
Az önce ofisime tanışmak için bir karı-koca geldi.
Beyefendi ihraç edilince, iki tarafında ne aileleri ne tanıdıkları destek olmamış ama onlar yılmamış mücadele etmişler.
Beyefendi üniversite sınavı ile Tıp fakültesini kazanıp, eşi ve çocuklarından uzak bir ilde hastane acillerinde, camide kalarak fakülteyi bitirmiş ve doktor olmuş.
Heyecanla dinledim hikayelerini.
Tam uğurlarken hanımefendinin “kan kardeşliği değil seçilmiş kardeşlikmiş gerçek olan biz sizin kardeşiz” demesine gözyaşlarımı tutamadım.
Ne kıymetli kardeşlerim varmış 🙏🏼 İyi ki 🙏🏼💐
Galatasaray'ın eski başkanı Burak Elmas:
"Hakan Şükür'ü çok iyi tanıyorum. Yöneticiliğini de yaptım. Görüşlerimiz farklı olabilir fakat Galatasaray'a sahada çok büyük hizmet ettiğini ve çok iyi bir Galatasaraylı olduğunu biliyorum"
#HakanŞükürKraldır 👑
Bir kamu kurumunda görev yapan bir bölge müdürünün makam aracı o gün şu rotayı izledi:
07.45 – Müdürün kızı evinden alındı, çalıştığı şirkete bırakıldı.
08.50 – Müdür lojmandan alındı, kuruma geçiş sağlandı.
10.30 – Müdürün oğlu lojmandan alınarak havuza götürüldü.
12.00 – Oğul havuzdan alınıp yeniden lojmana bırakıldı.
12.20 – Müdürün eşi tarafından verilen üç küçük halı yıkamaya teslim edildi.
13.15 – Müdürün anne ve babası hastaneye götürüldü.
15.00 – Anne ve baba hastaneden alınıp lojmana bırakıldı.
16.30 – Anne ve babaya ait ilaçlar eczaneden temin edilerek lojmana ulaştırıldı.
17.00 – Müdür kurumdan alındı, arkadaşlarıyla buluşacağı restorana bırakıldı.
22.30 – Müdür evine bırakıldı.
23.40 – Araca yakıt alındı ve araç kuruma park edildi.
Kamuoyunda “söz olur” hassasiyetini gözeten Bölge Müdürü, makam aracının akşam saatlerinde kurum otoparkında bırakılması yönünde talimat vermektedir.
Ayşem benim, canım kardeşim.
O'nun da yaşı 40'a ulaştı ama hâlâ o kadar masum ki, bebek gibi resmen.
Bebek gibi ama her yönden öyle nerdeyse.
Yani bakım, ilgi yönüyle de...
Annem çok zorlanıyor ve Ayşe hep "Babam gelşin, Babam gelşin diyor.
Ayşe üzülmesin
#AliÜnalEvineDönsün
Babam 10 senedir hasta, doğuştan özürlü olan, Babama çok ama çok düşkün olan, Babamsiz adeta nefes alamayan kızından, kız kardeşimden ayrı.
Onu çok özlüyor.
Kız kardeşim de Babamı çok özlüyor.
Çok geç olmadan #AliUnalEvineDonsun
Ahmet Turan Alkan’ın edebiyatı, kırılganlığı ve yaşadığı zulüm üzerinden Türkçe, hafıza ve ölüm temasını anlatan bir anma yazısı. https://t.co/pvX8UnFx9C
Asker bir babanın peşinde İstanbul'dan Antep'e; Sarıkamış'tan Kırklareli'ne göçmüş durmuş. Endonezya ve Almanya son durakları. Yapay zeka dil analistliğinden sonra şimdi çoçuklarla okuma-yazma atelyesi yapıyor. Buket Güney, Apolitik Konuşma'da👇
https://t.co/RPZGogEU84
2015 ve 2016 İşid’in ülke içindeki en çok kan döktüğü yıllardı. İyice gerilen ortam, 15 Temmuz’dan sonra aniden süt liman olmuştu.
Videoda izlediğiniz İşid’in 2015 Diyarbakır saldırısı. Azmettirici oldukları gerekçesiyle yakalanan sanıklar, tıpkı Atatürk havalimanı saldırganları gibi, 15 Temmuz’dan sonra serbest bırakıldı.
İbrahim el Bakraoui serbest bırakılmasının ardından Brüksel havalimanı saldırısını düzenledi.
Kaçma şüphesi yok diye bırakılan Burhan Gök ise sırra kadem bastı.
İzmit'te yürek burkan bir olay: 17 yaşındaki lise öğrencisi A.Y., ısrarlı takip ve şantajla hayatı kabusa dönen bir genç kız. Kızını bu korkunç tacizden korumak isteyen baba H.Y., çaresizlik içinde okul bahçesinde silahlı şantajcı 18 yaşındaki U.C.A.'yı tabancayla rehin alıyor. 18 yaşındaki genç okul gibi kutsal bir alana silahla gelebilmiş!
Polis müdahalesiyle baba etkisiz hale getirildi, ikisi de gözaltına alındı.
Ama asıl sorum şu: Gençler nereye sürükleniyor?
Bir aşağılık nasıl olur da 17 yaşındaki bir kızı okulda şantajla bir şeyler yaptırabiliyor?
Bu tür ısrarlı takip ve şantaj vakaları neden önlenemiyor?
Bir baba neden kendi adaletini aramak zorunda kalıyor ve çocuklar böylesi travmatik bir sahne ile karşı karşıya kalıyor?
Okul güvenliği, taciz yasaları ve caydırıcı cezalar için acilen bir şeyler yapılmalı – yoksa daha kaç aile bu çaresizliğe sürüklenecek ve çocuklar böylesi travmatik bir görüntü ile yaralanacak?