İlber Ortaylı: "İlkokul önlüğümün renklerinden beri Beşiktaş’ı tutarım. Hatırlarım, 100. yılında Beşiktaş şampiyon olduğunda, Ortaköy’de denk geldiğim taraftarla birlikte 2 kilometrelik Beşiktaş bayrağını taşımıştım."
Seni çok özleyeceğiz İlber Ortaylı...
Artık Akplilerde kabul etti...
İslama en büyük zararı ne Kemalistler,ne koministler,ne ateistler ne de sosyalistler verdi.
En büyük zararı siyasal İslamcılar verdi.
Güveni,itimatı,itibarı,sevgiyi,saygıyı,barışı,ahlakı,adaleti darmadağın ettiler.
#EkonomiDertEmekliPert
2022 • İranlı kadınların Atatürk heykeli önünde toplandığı protestoda, İranlı bir kadın şu konuşmayı yaptı: “Atatürk, iblisleri önceden gördü ve size haklarınızı verdi.”
Teşekkürler Atatürk!
❌ Yurt dışı alışverişi yok
❌ Alım gücü yok
❌ Uber yok
❌ Paypal yok
❌ Booking yok
❌ Discord yok
❌ Roblox yok
❌ Starlink yok
❌ Wattpad yok
❌ Amazon Global yok
❌ Apple pay yok
❌ Google Pay yok
❌ Samsung Wallet yok
❌ Sony yok
❌ Pringles yok
❌ Vize randevusu yok
❌ Apple maps street wiew yok
❌ Spotify listeleri yok
❌ Yeterli et tüketimi yok
❌ Kiraz yok
❌ Erik yok
❌ Geri dönüşüm sistemi yok
❌ Gap year yok
❌ Gönüllü askerlik yok
❌ Kaliteli operatör yok
❌ ��zgür yurt dışı alışverişi yok
❌ Yangın uçağı yok
❌ Dışarıdan telefon getirme izni yok
❌ Bireysel silahlanma yok
❌ Sahipli köpeklerde ağızlık yok
❌ Deprem planı yok
❌ Denetim yok
❌ Tarafsız medya yok
❌ Sağlıklı gıdalar yok
❌ Özgür kürtaj hakkı yok
❌ Trafik kuralları yok
❌ Özgür konser yok
❌ Özgür festival yok
❌ Fikir özgürlüğü yok
❌ Güvenli sokaklar yok
❌ Yeşil alan yok
❌ Ekonomik özgürlük yok
❌ Temiz çevre yok
❌ Bisiklet yolu yok
❌ Bilim yok
❌ Felsefe yok
❌ Sansürsüz TV sanat yok
❌ Sansürsüz sinema yok
❌ Yeterli protein erişimi yok
❌ Yaya önceliği yok
❌ Hukuk yok
❌ Adalet yok
❌ Eğitim yok
❌ Eşit yurttaşlık hakkı yok
❌ Hilesiz seçim yok
❌ Halk iradesi yok
❌ Yaz saati yok
❌ Kaliteli sanat yok
❌ Alım gücü yok
❌ Tarım yok
❌ Şehir planlaması yok
❌ Estetik yok
❌ Airbnb yok
❌ Öğrenciye ev yok
❌ Liyakat yok
❌ Muhalif CB Adayı yok
��� Girişimciye destek yok
❌ Hızlı internet yok
❌ Basın özgürlüğü yok
❌ Yaşama umudu yok
❌ 5G yok
❌ Musluktan içilebilir su yok
❌ Porno siteleri yok
❌ Yeterli demiryolu hattı yok
❌ İfade özgürlüğü yok
❌ LGBT hakları yok
❌ Nike'tan online alışveriş yok
❌ Ucuz ulaşım yok
❌ Yüksek oranlı bahis yok
❌ Legal esrar kullanımı yok
❌ İçki içme özgürlüğü yok
❌ Sınır güvenliği yok
❌ Özgürlük yok
❌ Emeğin karşılığı yok
❌ Neşe yok
❌ Huzur yok
❌ Can güvenliği yok
❌ Mal güvenliği yok
❌ Saygı yok
❌ Sevgi yok
❌ Medeniyet yok
❌ Demokrasi yok
❌ Gelecek yok
- Distaste
30 Ağustos, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının düşmanı tümüyle bozguna uğrattıkları kurtuluş savaşının artık son adımıdır. Savaş, İzmir'in kurtarılmasıyla 9 Eylül'de biter.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bir kez daha hayranlıkla (Nazım Hikmet / Kuvayı Milliye Destanından):
Sonra.
Sonra, düşman ordusu kuvayı külliyesini ihata ettik
Aslıhanlar civarında
30 Ağustosa kadar.
Sonra.
Sonra, 30 Ağustosta düşman kuvayı külliyesi imha ve esir olundu.
Esirler arasında General Trikopis :
Alaturka sopa yemiş bir temiz
ve sırmaları kopuk frenk uşağı…
Yaralı bir düşman ölüs��ne takıldı Nurettin Eşfak’ın ayağı.
Nurettin dedi ki : ‘Teselyalı Çoban Mihail,’
Nurettin dedi ki : ‘Seni biz değil,
buraya gönderenler öldürdü seni…’
Sonra.
Sonra, 31 Ağustos günü
ordularımız İzmir’e doğru yürürken
serseri bir kurşunla vurulan
Deli Erzurumluydu.
Devrildi.
Kürek kemikleri altında toprağı duydu.
Baktı yukarı,
baktı karşıya.
Gözler hayretle yandılar :
önünde, sırtüstü, yan yana yatan postalları
her seferkinden kocamandılar.
Ve bu postallar daha bir hayli zaman
üzerlerinden atlayıp geçen arkadaşların arkasından
seyredip güneşli gökyüzünü
ihtiyar bir muhacir karısını düşündüler.
Sonra…
Sonra, sarsılıp ayrıldılar birbirlerinden
ve Deli Erzurumlu ölürken kederinden
yüzlerini toprağa döndüler…
Solda, ilerdeydi Ali Onbaşı.
Kan içindeydi yüzü gözü.
Bir süvari takımı geçti yanından dörtnala.
Kaçanı kovalamıyordu yalnız
ulaşmak da istiyordu bir yerlere
ve sadece kahretmiyor
yaratıyordu da.
Ve kılıçların,
nalların,
ellerin
ve gözlerin pırıltısı
art arda çakan aydınlık bir bütündü.
Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü
ve şu türküyü duydu :
‘Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim…
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…’
Sonra.
Sonra, 9 Eylülde İzmir’e girdik
ve Kayserili bir nefer
yanan şehrin kızıltısı içinden gelip
öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya,
Güneyden Kuzeye,
Doğudan Batıya,
Türk halkıyla beraber
seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz’i.
Ve biz de burada bitirdik destanımızı.
Biliyoruz ki layığınca olmadı bu kitap,
Türk halkı bağışlasın bizi,
onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
cahil,
hakim
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
kitabımızda yalnız onların maceraları vardır…