Proje okulları atamalarında herkesin cevabını beklediği soru çok açık:
Atanan neye göre atandı?
Atanamayan neye göre atanamadı?
Normu olduğu halde açılmayan okullarda o normlar kime saklanıyor ?
Peki, bu yıl görevine devam ettirilmeyen proje okulu öğretmenlerinin, bir önceki atamada sahip oldukları hangi yeterlilik bugün eksik görüldü?
Ölçüt nedir, değerlendirme kriteri nedir? Şeffaflıktan uzak, gerekçesi açıklanmayan hiçbir atama süreci eğitim camiasının vicdanını rahatlatamaz. Eğitimde güvenin yolu; liyakatten, objektiflikten ve hesap verebilirlikten geçer. Bu sorular yanıt bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Bir pervasızlık, bir aymazlık bir iş bilmezlik örneği Kocaeli- Körfez ilçesinde Yarımca Anadolu Lisesinde bir müdür yardımcısı.
Daha altı gün önce doğum yapmış psikolojik danışman arkadaşı sistem üzerinden alınabilecek evraklar için "sen gelip vereceksin" diye öğretmeni tutanak tutmakla tehdit ediyor. Öğretmen temsilcimizle okula gidiyor. Müdür yardımcısının hadsiz tavırları, okul müdürünün işbilmezliği ile sessiz kalması yüzünden yeni doğum yapmış öğretmenimiz orada sinir krizi geçiriyor.
İnsanlıktan nasibinizi almadınız mı? İstediğiniz evrakları sistem üzerinden alabiliyorsunuz, hadi alınmıyor diyelim. Doğum yapalı daha bir hafta olmamış kadın öğretmeni okula getirtip üzerine bir de hadsizlik yapmak nedir?
Okul müdürü, iş bilmiyorsan bırak git, müdür yardımcın gözünün önünde hadsizlik yapacak, öğretmenin sinir krizi geçirecek sen de öylece izledin mi?
Bu yaşanan açıkça mobbingtir, yönetim krizidir. Okulun Müdürü ve müdür yardımcısı tüm yaşananlardan sorumludur.
Bu işin peşini bırakmayacağız. Bizzat takip edeceğim. Kocaeli Şubemiz hukuki desteği sağlayacak gerekli işlemleri başlatacağız. Okul yönetimleri kimsenin egosunu tatmin yeri değildir. Yaşananlar gösterdi ki bu işi bilmiyorsunuz, yapamıyorsunuz, üstelik eziyet de ediyorsunuz.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@kocaelivaliligi@valiilhamiaktas@memkocaeli@emrullahaydin25@Krfz_Kymkmligi@ugurkalkar@KorfezIlceMem@SergulenKurt
Maaşınız eridi rahatsız olmadınız, üye olmaya devam ettiniz.
Ek ders ve diğer ödenekler kuş kadar kaldı, üye olmaya devam ettiniz.
Kurumlarda baskı altına alındınız, üye olmaya devam ettiniz.
Mesleki itibar bitirildi, üye olmaya devam ettiniz...
Peki... Dün söylenen "100 yıllık narkoz" sözünü nasıl hazmediyorsunuz?
Son günlerde bir sendika genel başkanının, sendikamız Eğitim Gücü Sen’i ilgilendiren bazı konularda açıklama ve paylaşımlar yaptığı görülmektedir.
Öncelikle ifade etmek isteriz ki; sendikamızı hedef alan, iç işleyişimize yönelik değerlendirme ve yönlendirme içeren bu yaklaşımı doğru ve yapıcı bulmuyoruz. Her kurumun kendi kurumsal sınırları ve sorumluluk alanı vardır. Sendikamızla ilgili konuların muhatabı da doğrudan doğruya sendikamızın yetkili organlarıdır.
Eğitim Gücü Sen; meselelerini analiz edecek bilgiye, yönetecek iradeye ve çözecek kurumsal kapasiteye sahiptir. Açılmış davaların seyri ve sendikamıza olası etkileri, Genel Merkezimiz tarafından titizlikle değerlendirilmekte ve süreç sağduyu ile yürütülmektedir.
Bu tür tartışmalardan kimsenin kendisine pay çıkarmasına gerek yoktur. Sendikal mücadele ciddiyet ister; polemik değil, çözüm üretme sorumluluğu gerektirir.
Eğitim Gücü Sen, dün olduğu gibi bugün de kendi yol haritasını kendi belirleyecek güçtedir. Bu süreci de daha da güçlenerek geride bırakacağına inancımız tamdır. Eğitim emekçilerinin haklarını geliştirmek, çalışma barışını korumak ve mesleki itibarı yükseltmek temel önceliğimizdir.
Kurumların sağlıklı işlemesi için herkesin kendi sorumluluk alanına odaklanması en doğru yaklaşımdır.