Kayyum yazarlarsa
kabul etmem dedim
Kılıçdaroğlu karar yazılırken pazarlık mı yaptı?
Kararı önceden bilmiyordum dedi. Ardından da “Kayyum yazarlarsa görevi kabul etmem dedim” diyor.
@ilgazsenem@baristerkoglu@aslikurtuluss
Barış: Meclis'te fezlekeler var. Özel'in ceza davası gibi.Dokunulmazlık gündeme gelirse milletvekillerini nasıl yönlendirirsiniz?
Benimle ilgili öyle bir iddia olursa ben dokunulmazlığın kaldırılmasını isterim
Barış: Bunu son yaptığınızda Demirtaş tutuklandı
KK: Evet
Senem: Pişman mısınız?
KK: Hayır
Demirtaş siyaseten tutuklu. Bir insanı düşüncesinden dolayı tutuklayamazsınız.
O zaman sorarlar adama: Demirtaş'ın siyaseten tutuklanacağını bile bile niye dokunulmazlığın kaldırılmasına "evet" dedin?
Türkiye’nin saygın iletişim uzmanı Prof. Dr. Haluk Şahin yazdı;
"TELEVİZYONA ÇIKSIN,
DAHA DA BATSIN!"
Bu akşam Sözcü TVde mülakata çıkacak olan mutlak butlancı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum.
50 küsur yıllık iletişim hocası olarak iki noktaya değinmek isterim:
1) Son haftalarda gündemin göbeğinde olan bir siyasal figürü ekranda sorgulamak haberciliğin ve demokrasinin gereğidir. Sözcü’nün yaptığı doğrudur ve yerindedir.
2) Sosyal psikoloji ve bilişsel araştırmalar gösteriyor ki, derinden tepki duyulan ve hatta nefret edilen bir siyasal figür sıcağı sıcağına böyle bir şey yapmakla tepkileri ve nefreti daha da arttırır.
Yeni nefret malzemelerini karşısındakilere altın tepsi içinde sunmuş olur.
Kısacası, yapacağı, bilime aykırı ve akla ziyan bir hamledir!
Meğer ki, erken kurultay tarihini ve istifasını açıklamış olsun! Yoksa daha da batar!
Kılıçdaroğlu: İdianameleri okudum dersem yalan söylemiş olurum. Komisyon kurduk o komisyon inceleyecek. Benim bütün iddianameleri okuma şansım yok.
O zaman sorarlar adama: Okumadan neye dayanarak suçlu ilan ettiniz insanları?
⚠️Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel, ‘Kürt sorunu benim’ diyen Ahmet Türk’ün siyasi geçmişini ve devasa servetini sıraladı:
‘Bu bir mağduriyet hikâyesi değil, ayrıcalık hikâyesidir!’
•Kendisi ta 1972'den beri çeşitli partilerden (DP, CHP, SHP, HDP) yıllarca milletvekiliģi yapmış (32 yıl)! Üstüne belediye başkanlığı! [Hangi yetenekle, hangi öğrenimle diye sormaya gerek bile duymuyorum!]
•Kardeşi Abdurrahim de 12 Eylül öncesi Adalet Partisinden m.vekili olmuş! (Ne güzel değil mi?)
•Dedesi, 1915'te Ermenilerin mallarına çökmüş!
Onlardan gasp ettikleri ve Kasr-ı Kanco ismi verdikleri şatoda yaşayıp, onlardan ele geçirdikleri topraklarda, pekçok köyün sahibi olarak feodalitenin zirvesine yerleşmiş!
•Zenginliğin hepsi orada değil haliyle, Çeşme'de de bir malikanesi pardon yazlığı var!
•Derik'teki şatosunda, Mart 1980'de, kendisi milletvekili iken, saklanmakta olan o zamanki ismi ile APOculara(PKK) yapılan operasyonda kurulan tuzakla 1'i Yüzbaşı 3 askerimiz şehit oldu!
Bugüne gelirsek;
•Yavuz Selim sonrası İran/Zagros'lardan geldikleri bu coğrafyadan arsızca Kürdistan diye bahseden bu bölücü şahıs, şimdi kimliğini beğenmediği ülkenin her zenginliğinden, her olanaģından en azından benden daha fazla, yararlanmış!
•Pek milliyetçi adı lazım değil bir liderin bile övgülerine mazhar olmuş!
•İddialara göre, Suriye sınırındaki duvarın yapım ihalesinin alt yüklenicilerinden biri bunun yeğenlerinin şirketi imiş!
•Vesselam ne verirseniz verin, daha fazlasını isteyecek arsız ve Türk devletine emperyalist devletlerin desteğiyle meydan okuyan, meydanı boş gördüğü için pervasız, bu ve bunun gibiler yüzünden ülkeye yazık olacak!
•Ama daha çok zarar gören de, meclisin %65'ini (Edirne'de bile bir milletvekili Kurmanç [Kürt], düşünün!), işadamlarının %60'dan fazlasını oluşturan Kurmanç kardeşlerimize olacak!
ÇÜNKÜ;
Bu tür arsız, doyumsuz, kışkırtıcı ırkçı etnikçilik, onları(Kürtleri) hiç de kendinden farklı görmeyen ortalama Türk insanında artan bir tepkiye sebep oluyor!
İçten içe tehlikeli bir karşıtlık birikiyor!
Şimdiden söyleyeyim!
Evinde
💰26 kilogram altın
💲1 milyon 320 bin dolar
💶121 bin Euro
bulunan, rüşvet ve yolsuzluk suçlamasıyla tutuklu bulunan eski DHMİ Daire Başkanı Mehmet Cemil Acar tahliye edildi. (İsmail Arı)
Tuncay Sonel'in Tunceli valiliği döneminde şüpheli asker ölümleri nasıl yaşandı?
Munzur Nehrinde boğulun ve 44 gün sonra cansız bedeni bulunan Astsubay Yılmaz Güneş Soruşturması neden şüpheli görülmedi?
2018 yılında operasyonda pusu faaliyeti görevinde bulunan JÖH timleri Ekim ayında neden hipotermi geçirdi?
Ekim 2018 yılında 2 asker donarak şehit olurken hangi ihmaller yaşandı?
Hipotermi geçiren JÖH timleri neden 1 gün boyunca arazinde bulunamadı?
Donma tehlikesi geçiren JÖH timlerinin ortaya çıkan görüntüleri nasıl çekildi?
her iki olay ile ilgili soruşturmaların üzerini kimler neden kapattı?
Canlı yayınımız sat 22.15'te bekleriz...
https://t.co/xiBEi3AlnY
DOKTOR GİT!!!
🤔 🤔 🤔 🤔
Prof. Alper Demirbaş…
Organ nakli profesörü.
Geçen hafta şu tweeti attı.
“58 yaşında organ nakli cerrahisi profesörüyüm. Yaptığım işi yapabilmek için tam 19 yıl eğitim aldım. Hala gece gündüz çalışıyorum. Cumhurbaşkanı’nın dünkü beyanından sonra ABD’den gelen iki teklifi ciddiye alarak görüşmelere başladım. Maruzatım budur.”
★★★
Amerika’dan adlığı tekliflerden birinde küçük bir sorun vardı.
Amerikalılar Alper Hoca’nın yaptığı ameliyat sayısına inanamamışlar.
6000 böbrek nakli.
Yüzde 99 başarı.
Karaciğer nakilleri hariç…
Bir doktor nasıl yapar diye hayrete düştüler.
Bu sayı doğru mu diye ameliyat notlarını istediler.
İngilizce’ye çevirttirip bir daha kontrol ettiler.
★★★
Erdoğan “giderseniz gidin” demişti.
Alper Hoca valizini hazırlıyor.
Gidecek.
★★★
Bir ülke, yetişmiş insan gücüne bu kadar hoyrat olur mu?
Bir ülke parlak beyinlerine… Yüksek eğitimli insanına… Bilim adamına bu kadar acımasız yaklaşır mı?
Hadi çekip gittiler diyelim… Onlar giderse yerine ne koyacaksınız?
Yetişmiş kadronuz hazır mı?
Yurt dışından gelmek isteyenler dediğiniz kim?
Suriye’den Afganistan’dan gelen genç asistanlar mı?
Onlarla mı dolduracağız boşluğu…
Hangi tecrübeleri hangi eğitimleriyle bizi ileriye taşıyacaklar?
Hangi makaleleri uluslararası kabul görecek?
★★★
Dünya’da Tıp denince lider ülke Amerika’dır.
Peki ya ardından?
Almanya ve biz geliriz.
Evet… Şaka değil… Ne İngiltere, ne Fransa, ne Rusya…
Klinik deneyim olarak Türk hekimleri dünyada en fazla tercih edilen doktorlardır.
Plastik cerrahide… Organ naklinde… Göz ameliyatlarında… Türkiye’ye akın akın hasta gelmesinin sebebi sağlam bir tıp ekolüne dayanmış olmamızdır.
Almanlarla aynı ekole aitiz.
(O yüzden Türkiye’deki çalışma koşullarından bunalan doktorlarımız başka ülkeye değil Almanya’ya gidiyor. Almanca öğrenmeleri yeterli. Aynı çalışma metoduyla direk göreve başlayabiliyorlar.)
★★★
Peki Alman ekolünü nasıl transfer ettik.
Tıpkı bugünlerdeki gibi…
Savaş korkusunun yayıldığı günlerde…
Atatürk Nazi Almanya’sında sıkışmış dahi profesörleri Türkiye’ye davet etti.
Onlar da geldiler.
★★★
Wilhem Leipmann.
Dünya’da Jinekolojiyi ana dal olarak kuran doktor oydu.
Aynı zamanda ünlü fizikçi Einstein’in da yakın arkadaşıydı.
Hamile kadınların doğum öncesinde muhakkak egzersiz yapmaları gerektiği tezini öne sürmüştü. 1920’lerde oldukça devrimci sayılan bu tezin yanı sıra kadın hastalıkları ve doğum konusunda pek çok yeniliğe imza attı.
1933’de geldiği İstanbul’da 6 yıl çalışabildi.
Ardında bir Jinekoloji anabilim dalı ve yüzlerce iyi yetişmiş öğrenci bırakarak 1939’da İstanbul’da öldü.
Türk mezarlığına gömüldü.
★★★
Dr. Alfred Erich Frank…
Bugün her hastalığa yakalandığımızda ağzımıza leblebi gibi attığımız antibiyotikler var ya…
Hah… İşte o ilaç sınıfını ilk keşfeden bilim insanı Dr. Frank idi.
1933’de Hitler Almanya’sında sıkışmıştı.
Atatürk’ün davetiyle Türkiye’ye kaçtı.
İstanbul’a geldiğinde bizim Dahiliye branşımız mevcuttu ama Dr. Frank ile tam bir değişim fırtınası yaşandı.
Cenazesi devlet töreniyle kaldırıldı.
Vasiyeti üzerine Aşiyan mezarlığına gömüldü.
İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki talebeleri mezar taşına şunu yazdırdılar.
“Huzur içinde uyu! Türk tıbbı sana minnettardır.”
★★★
Dr. Frank’ın bir asistan hakkı vardı.
O İstanbul Tıp Fakültesi’ne şöyle bir teklifte bulundu.
“Tek maaşı ikiye bölün. Ben iki asistan getirteceğim.”
Dr. Steinitz ve Dr.Bruck…
Bu iki genç doktor da hocalarının izinden giderek Dünya bilimine inanılmaz katkılar yaptılar.
Mesela Dr. Steinitz Türkiye’de ilk kez konserve kan nakli alt yapısını kurdu. Yani bugünkü kan bankasının ilk temellerini attı.
Dr. Bruck ise İstanbul Tıp Fakültesi’ne tahlillerin yapılacağı ‘İç Hastalıkları Klinik Labortuvarını’ hayata geçirdi.
Kısıtlı maaşlarıyla tutumlu bir hayat yaşadılar. Sadece bilim yapmayı düşündüler.
Yıllar sonra Dr. Steinitz İsrail’e göç etti. Orada Dünyada ilk yapay böbrek naklini gerçekleştirerek tarihe geçti.
★★★
Peki ya cerrahi?
Dr. Rudolf Nissen…
Pnömonektomi yani akciğerin bir bütün olarak çıkarılması ameliyatını dünyada yapan ilk kişiydi.
O da Atatürk’ün davetiyle İstanbul Tıp Fakültesi’ne gelmişti.
Modern manada ilk anestezi aygıtını Türkiye’ye Prof. Nissen getirdi.
Onlarca yeni teknik geliştirdi.
Reflü hastalığında yapılan ameliyatın adı halen onun adıyla anılıyor.
“Nissen ameliyatı”
Nissen Hoca yüzlerce Türk öğrenci yetiştirdi.
★★★
Pediatri’ye geçelim mi?
Dr. Albert Eckstein…!
Türkiye’nin dört bir köşesinde bir dizi klinik kurarak çocuk hastalıklarının tedavisine çok önemli katkılarda bulundu.
Karısı ise Türkiye gelen “göçmen şifacıların” içinde kamu sağlığıyla en fazla ilgili olandı.
Dr. Erna Eckstein…
Bayan Eckstein istatistik toplamak için ülkenin dört bir yanını karış karış gezdi. Özellikle Anadolu’daki köyleri tek tek taradı.
Hangi bölgede hangi çocuk hastalığı çok görülüyor? Sebepleri neler…? Tek tek araştırdı, onlarca bilimsel makale kaleme aldı.
Mesela beslenme bozukluğu olan çocuklarda görülen Noma hastalığının kökü bu karı koca sayesinde kazındı.
★★★
Dr. İgersheimer…
Belki İstanbul Göz Kliniği’ni o kurmadı… Ama çok başka yerlere taşıdı.
İlk kornea ameliyatını Türkiye’de o yaptı.
Yıl. 1935.
★★★
Diş Hekimliği’nde Prof. Dr. Kantorowicz… Kardiyoloji’de Prof. Dr. Hellmann… Dermatoloji’de Prof. Dr. Marchionini… Patoloji’de Prof. Dr. Schwartz….
Daha saymayayım.
★★★
Mesele…. Kendi parlak beyinlerini koruyup, tıbba öncülük eden yabancı bilim insanlarını ülkemize getirebilmektir.
Yoksa… Göz bebeğimiz Türk doktorlarımızı kovalayıp, Suriye’den Afganistan’dan hayata tutunmaya çalışan genç asistan almak başarı değildir.
★★★
Sonra…
Aradan 15-20 yıl geçtiğinde…
Bilimsel makale liginde küme üstüne küme düşünce…
Clevland da fellik fellik doktor aramaya başlayınca…
Ağlamayalım…
Dış güçler, mış güçler diye…
★★★
Gürkan Hacır
Haziran 2022
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına delilli, belgeli ihbarda bulunuyorum ve soruyorum!
Bu araç tahsisi yasal mı? ⬇️
Plaka: 34 BGC 830
Marka: Volkswagen Passat
Motor no: DFG478828
Şase no: WVWZZZ3CZJE156024
Tahsis başlangıç: 14.05.2018
Tahsis bitiş: 06.03.2019
Tahsis süresi: 295 gün
Tahsisi yapan: AKP dönemi İBB
Tahsis yapılan: AKP İstanbul İl Başkanlığı
Yasadışı tahsise ait aracın;
🔴Plaka
🔴Marka
🔴Model
🔴Tahsis tarihi
🔴Teslim tarihi
🔴Aracı teslim edenin
🔴Aracı teslim alanın
Bilgilerini gösteren resmi belgeyi paylaşıyorum.
Hatta motor ve şase numaralarını da paylaşıyorum.
Daha başka hangi delili sunayım?
Siyasi partiler kanununa göre;
Bu araç tahsisi, açık ve net yasa dışıdır❗️
Tümüyle kamu zararıdır❗️
Derhal gereğini yapınız!
İşte delil⬇️
@gurseltekin34@AlatHakan Troll dediklerin chp seçmeni hepsı ben bildim bileli partidesiniz iyi veya kotü çalıştınız bırakın gençlere yerinizi eski kadrolar değişsin