Bir evin hikâyesi, bir imza kadar basit değildir. Ardında yılların emeği var. Bu emeğin geleceği için Meclis’te güçlü bir düzenleme şart. #YapıKayıtMecliseGelsin#YuvaYıkmanınVebaliVar
❗Yapı Kayıt Belgesi ve imar mevzuatından kaynaklanan sorunlar; kırsal dönüşüm, eksik düzenlemeler ve bürokratik gecikmeler nedeniyle geniş kitleleri doğrudan etkileyen bir barınma ve mülkiyet krizine dönüşmüştür. Sürecin temel boyutları şu şekildedir:
📍Devlete Güven ve Tek Taraflı Belge İptalleri: 2018 İmar Barışı sürecinde vatandaşlar başvuru yapmış, harçlarını yatırarak devlet kurumlarınca düzenlenen Yapı Kayıt Belgelerini almıştır. Ancak sonraki süreçte yapılan geriye dönük incelemelerle yüz binlerce belge tek taraflı iptal edilmiş; hak sahipleri hukuki güvencesizlikle baş başa bırakılmıştır.
📍Yönetmeliğin 2 Yıl Gecikmesi ve Hukuki Belirsizlik: Yasa 2018'de yürürlüğe girmesine rağmen, uygulama kriterlerini ve denetim esaslarını belirleyen alt düzenlemeler yaklaşık 2 yıl sonra yayımlanmıştır. Hukukta geriye yürümezlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olarak, sonradan getirilen kriterler geriye dönük uygulanmış ve belgelerin iptaline dayanak yapılmıştır.
📍 Büyükşehir Yasası (6360 Sayılı Kanun) ve Kırsal Kilitlenme: Köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle birlikte kırsal alanlar merkez ilçe statüsüne sokulmuştur. Köyün ihtiyaçlarına uygun geleneksel yapılar, ahırlar ve samanlıklar bir gecede "kaçak yapı" konumuna düşmüş; köylünün ruhsat alabileceği kırsal imar planları ise yerel yönetimler tarafından hazırlanmamıştır.
📍 Şehirlerde ve Kırsalda İmar Planı Boşluğu: Hem kent çeperlerinde hem de kırsal mahallelerde belediyeler ve idareler imar planlarını tamamlamamıştır. Ruhsat almanın teknik ve fiili olarak mümkün olmadığı bu alanlarda barınma ihtiyacını karşılayan vatandaş, idari boşluğun faturasını yıkım kararlarıyla ödemektedir.
📍 20 Yıllık Yapılara Gelen Yıkım ve Para Cezaları: Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen veya başvuramayan 15–20 yıllık, vergisi ödenen, numaratajı verilmiş binalara dahi yıkım tebligatları, astronomik idari para cezaları ve TCK 184 (İmar kirliliğine neden olma) kapsamında hapis istemli davalar açılmaktadır.
📍 Temel Aboneliklerin (Elektrik, Su, Doğalgaz) Engellenmesi: Ruhsat veya geçerli yapı belgesi bulunmadığı gerekçesiyle hanelere en temel insani hak olan su, elektrik ve kapısının önünden geçen doğalgaz abonelikleri verilmemektedir. Bu durum aileleri ve çocukları kış ortasında altyapısız ve sağlıksız koşullara mahkûm etmektedir.
📍 Mülkiyet ve Hisseli Tapu Çıkmazı: Kırsalda miras yoluyla intikal eden hisseli parseller ve ifraz kısıtlamaları nedeniyle vatandaş kendi tapulu toprağında tek başına yasal inşaat izni alamamaktadır. Mülkiyet hakları ile imar kanunları arasındaki bu uyuşmazlık çözümsüzlüğü derinleştirmektedir.
📍 Pandemi Süreci ve Hobi Bahçesi Mağduriyeti: Salgın döneminde nefes almak, gıda üretmek veya güvenli bir alan oluşturmak amacıyla toprağa yönelen dar gelirli aileler, küçük kulübe ve konteynerleri nedeniyle büyük arazi rantçılarıyla aynı kefeye konulmuş; ayrım yapılmaksızın yıkımlarla karşılaşmıştır.
📍Anayasa Mahkemesi Kararları ve Orantılılık İlkesi: Anayasa Mahkemesi'nin mülkiyet hakkı, orantılılık ve ölçülülük ilkelerine ilişkin kararlarına rağmen, idari uygulamalarda alternatif çözümler (ıslah, planlama, harç iadesi veya kayıt altına alma) yerine doğrudan yıkım ve cezalandırma yoluna gidilmektedir.
📍Meclis Zemininde Kalıcı Yasa İhtiyacı: Sorun münferit davalarla veya mahkemelerin iş yüküyle çözülemeyecek boyuta ulaşmıştır. Milyonlarca vatandaşı ilgilendiren bu kilitlenmenin tek çözümü; TBMM tarafından sahanın gerçeklerini, kırsal mimariyi ve sosyal adaleti gözeten kapsamlı bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesidir.
#YapıKayıtMecliseGelsin
#YuvaYıkmanınVebaliVar
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı’nın ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak, yıllardır çözüm bekleyen imar, ruhsat, yapı kayıt, kırsal yerleşim ve mülkiyet kaynaklı sorunların yeni yasama döneminde yeniden ele alınmasını talep ediyoruz.
Bizim talebimiz; kuralsızlık, denetimsizlik veya koşulsuz bir imar affı değildir.
Talebimiz;
Denetimli, adil, deprem güvenliğini esas alan, vatandaşın mülkiyet ve barınma hakkını gözeten yeni bir yapı kayıt ve imar düzenlemesidir.
1. SORUN: Mevcut yapı stokunun önemli bir bölümü hukuki statü açısından sorunludur
Türkiye’de yıllar içerisinde farklı nedenlerle ruhsatsız, ruhsatına aykırı veya mevcut imar mevzuatıyla uyumsuz yapıların oluştuğu bilinmektedir.
2018 yılında 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. madde kapsamında Yapı Kayıt Belgesi uygulamasıyla milyonlarca yapı ve bağımsız bölüm için bir kayıt mekanizması oluşturulmuştur.
Ancak bu uygulama, bütün sorunları kalıcı biçimde çözememiştir.
Yapı Kayıt Belgesi bulunan veya geçmişte başvuru sürecine dahil olan birçok vatandaş bugün hâlâ;
tapu ve cins değişikliği,
ruhsat ve iskân,
yapı güvenliği,
belediye işlemleri,
elektrik, su ve doğal gaz abonelikleri,
yapı kayıt belgesinin iptali,
yık��m kararları,
para cezaları,
TCK 184 kapsamında yürütülen süreçler
gibi farklı hukuki ve idari sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir.
Bu durum yalnızca bir imar meselesi değildir.
Barınma, mülkiyet, ekonomik kayıp, aile düzeni ve sosyal huzur açısından da sonuçlar doğuran bir sorundur.
2. SORUN: Deprem gerçeği ile mevcut imar sorunları birlikte ele alınmalıdır
6 Şubat depremleri başta olmak üzere ülkemizde yaşanan depremler, yapı güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Bu nedenle yeni bir düzenlemenin temelinde yalnızca “kayıt altına alma” yaklaşımı bulunmamalıdır.
Önce yapı güvenliği tespit edilmeli, sonra hukuki statü belirlenmelidir.
Güvenli olduğu teknik olarak tespit edilen yapıların kayıt altına alınması ve yasal statüye kavuşturulması;
riskli yapıların ise güçlendirme veya kentsel dönüşüm sürecine alınması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu nedenle önerimiz:
“Önce denetim, sonra düzeltme; mümkün değilse güçlendirme veya dönüşüm.”
Yıkım, tek başına çözüm olarak görülmemelidir.
Güvenli yapı korunmalı, riskli yapı güvenli hâle getirilmeli, hukuki sorun ise çözüme kavuşturulmalıdır.
3. TALEPLERİMİZ
TALEP 1 – Yeni bir Yapı Kayıt Düzenlemesi hazırlanmalıdır
Geçmiş uygulamadan yararlanamamış veya çeşitli nedenlerle sürecini tamamlayamamış yapılar için;
yapı güvenliği,
mülkiyet durumu,
yapı yaşı,
kullanım amacı,
imar planı durumu,
çevre ve şehircilik kriterleri
dikkate alınarak yeni ve kontrollü bir kayıt mekanizması oluşturulmalıdır.
Bu düzenleme koşulsuz bir af değil, teknik inceleme ve denetim esaslı bir kayıt sistemi olmalıdır.
TALEP 2 – Yapı Kayıt Belgesi bulunan yapıların hukuki statüsü netleştirilmelidir
Yapı Kayıt Belgesi bulunan vatandaşların hangi işlemleri hangi şartlarla gerçekleştirebileceği açık ve yeknesak biçimde belirlenmelidir.
Özellikle;
Yapı Kayıt Belgesi → teknik inceleme → bina güvenlik değerlendirmesi → tapu/ruhsat işlemleri → kalıcı hukuki statü
şeklinde uygulanabilir bir sistem oluşturulmalıdır.
Vatandaş aynı belgeyle farklı kurumlarda farklı uygulamalarla karşılaşmamalıdır.
TALEP 3 – Yıkım süreçleri teknik inceleme tamamlanmadan sonuçlandırılmamalıdır
Bir yapının yalnızca imar mevzuatına aykırılığı nedeniyle doğrudan yıkım sürecine götürülmesi yerine;
yapı güvenliği incelenmeli,
risk durumu belirlenmeli,
giderilebilir aykırılıklar için süre verilmeli,
güçlendirme mümkünse güçlendirme yapılmalı, dönüşüm mümkünse dönüşüm sağlanmalı, teknik olarak güvenli hâle getirilemeyen yapılar için gerekli işlem uygulanmalıdır. Yıkım son seçenek olmalıdır.
#YapıKayıtMecliseGelsin
#YuvaYıkmanınVebaliVar
Gariban bir esnafın IBAN'ına üç kuruş gelse izlemeye alıyorsunuz.
✓Fon yöneticilerinin milyarlık hareketlerine neden bir yıldır sessiz kaldınız?
✓Neden milletin soyulmasına izin verdiniz?
Yapı Kayıt konusunda yıllardır devam eden hukuki belirsizliklerin ve vatandaş mağduriyetlerinin kalıcı bir çözüme kavuşturulmasını istiyoruz.
👉TBMM, Ekim ayında Yapı Kayıt konusunu gündemine almalıdır.
#EkimdeYapıKayıt#YıkımaHayır
Yapı Kayıt Mağduriyetinin giderilmesi için Milletvekillerimize çağrımızdır:
👉Sorunu Meclis gündemine taşıyın, çözüm için gerekli yasal düzenlemenin önünü açın
#EkimdeYapıKayıt#YıkımaHayır
@selcukozdag Sn.Yetkililer,Kendi arazisindeki küçük barınak ve kümesler için makul şartlarda kayıt imkânı sağlanmalı.Çözüm bekleyen 8 milyon vatandaş var.
#EkimdeYapıKayıt#YuvamızıYıkma